Kübra Bolat

Kübra Bolat
Puan vermedi·232 syf.··
2023 63. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2023 22:20
Bu bir aşk kitabı değil, macera değil, gerilim, bilim kurgu, tarihi kurgu hiç değil. William Stoner gibi oldukça sıradan bir adamın durağan hayatını konu edinen biraz kalp kırıklığı ile bezeli belki çok az ucundan bir bildungsroman. Stoner ziraat okumak için gittiği fakültenin ikinci yılında İngiliz edebiyatına olan tutkusunu fark ederek o alana yönelen ve üniversitede öğretim görevlisi olarak yaşamına devam eden baş karakter. Stoner’in biyografisine vakıf olurken onun aşka, akademiye, edebiyata, savaşa dair düşüncelerini de öğreniyoruz ve kimi yerde üzülüyoruz karaktere kimi yerde biraz kavga ediyoruz ama bunun bile çok üstünde duramıyoruz, Stoner de durmuyor çünkü. Yazarın hem bu kadar olağan hem de böylesine etkileyici ve akıcı anlatımı sizi alıp götürüyor ve yazardan izler taşıdığını düşündüğüm William Stoner hafızamda yer edeceğe benziyor. Herkese olmasa da durağan okumalardan hoşlanan okurlara tavsiye edebilirim bu sadeliğiyle görkemi yakalayan usta işi romanı. #stoner #johnwilliams #modernamerikanedebiyatı @yky_yayinlari #kitapönerisi #kitapyorumu
StonerJohn Williams · Yapı Kredi Yayınları · 20201,283 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·163 syf.··
2023 58. kitabı
Huzursuz edici! Şizofren bir babanın kafasından doğan bir kız Anna, tıpkı Athena gibi ki romanda mitolojik göndermeler var. Ama barındırdığı fantazya bu kadar, sonrasında babası gibi ruhsal rahatsızlığı olan kızın kafasının içinde yaşananları okuyoruz. Kitabın başında yazar tanıtımında Linda Boström, babası gibi bipolar teşhisi bulunmasına atıf yapılarak “okurların boşlukları dolduracağına güvenerek”yazdığını belirtmiş. Gerçekten kitapta, özellikle ikinci bölümde o boşluklu zihni çok net görüyorsunuz ve bir miktar huzurunuz kaçıyor. İskandinav edebiyatının soğuk anlatımıyla beraber okuduklarınız rahatınızı kaçırabilir. “Sonsuzluk. Bu kelimeden daha korkunç bir şey var mıydı? Ölebilmek. Hayattan, ölümün mümkün olduğu o büyük, o sessiz odaya geçebilmek. Kalbin son vuruşunu duymak. Bu özgürlük benden esirgeniyordu. Niçin? Çünkü ben Athena’ydım.” #lindaboströmknausgård #heliosfelaketi #iskandinavedebiyatı
Helios FelaketiLinda Boström Knausgaard · Kıraathane Yayınevi · 2020105 okunma
Puan vermedi·131 syf.··
2023 57. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2023 13:19
“Siz Viviane Elisabeth Fauville’siniz, evlilik soyadınız Hermant. Kırk iki yaşındasınız ve 23 Ağustos’ta ilk ve dolayısıyla tek olacak çocuğunuzu dünyaya getirdiniz. … Kocanız Julien Antonie Hermant 30 Eylül’de iki yıl sürmüş bir evlilik azabına son verdi. Viviane dedi, sözde mühendislik bürosundan geç vakit döndüğünde, Viviane seni terk ediyorum. … 15 Ekim’de taşındınız, bir dadı buldunuz. 16 Kasım’da, yani dün, psikanalistinizi öldürdünüz.” Spoiler değil, daha ilk bölümlerde böyle açılıyor roman. Sonrası keşmekeş Paris sokakları ve Viviane’in dağınık zihninde buluyorsunuz kendinizi. Deliliğe sürüklenen bu kadının davranışlarını takip ederken sizin de dağılıyor dikkatiniz çünkü yazar birinci anlatıcıdan birden üçüncü çoğula sonra ikinci tekile geçiyor ve o karışıklığı hem üslupla hem yarattığı kaotik ortamla öyle güzel veriyor ki “ben bu yazarı neden daha evvel keşfetmedim?” diye hayıflanıyorsunuz. Şunu belirtmeliyim ki dil ne kadar sade ve olay akışlı bir roman olsa da çoğul anlatıcı okumayı zorlaştıran bir etken ve özellikle klasik metinlerden hoşlanan kişileri biraz yorabilir. Bilinç akışına kendinizi kaptırıp gidiyorken bir de Viviane’in kişilik bölünmesi ile bir berraklaşıp bir silinen anılarla dedektif gibi iz sürüyorsunuz. Yazarın ilk romanı olmasına rağmen ustalıklı bir dili var. Psikanalizin halay başı durduğu bir kara roman bu ve sonunda sizi bir sürü soru bekliyor: Viviane Elisabeth Fauville gerçekte kim? İhanete uğrayıp terk edilen çaresiz bir anne mi? Deliliğe sürüklenip cinayet işleyen bir katil mi? @bizimbuyukchallengeimiz Madde 4: Kapağı mor olan bir kitap. #juliadeck #vivianeelisabethfauville #çağdaşfransızedebiyatı
Viviane Elisabeth FauvilleJulia Deck · Norgunk Yayıncılık · 201663 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2023 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2023 13:48
Lisede felsefe derslerinde hep uyurdum. Öyle bir uyuma da değil felsefede uyuyup din kültüründe uyanmaktan bahsediyorum. Ama o yarı uyur/uyanık halimle bile “Varoluş özden önce gelir” cümlesiyle kalın çerçeve gözlükleriyle hatırladığım sevimsiz bir feylesoftu benim için Sartre. Okumaya başlamadan evvel bitmek bilmeyen cümleler ve felsefi monologlar eşliğinde varoluşçuluğu sorgulayacağız şimdi derken çok başka bir kitap buldum elimde. Akıl Çağı aslında varoluşçuluktan sıyrılmış bir metin değil hatta romandaki tüm karakterlerin varoluşsal sancılarını okuyoruz bir yerde. Matheiu’nun -ki kendisi Sartre prototipi- özgürlüğünden taviz vermez görünen ilkesel tutumu, Marcelle’in -tıpkı de Beauvoir gibi- gururlu güçlü kadın duruşu, Daniel, İviç, Sarah ve daha birçok karakterle değinilen aşk ilişkileri, intihar girişimleri, kürtaj, hamilelikle birlikte felsefi arka planda siyonizm ve komünizm tartışmalarının yapıldığı bir metin bu. Hikaye Matheiu’nun yedi yıldır görüştüğü ve evlilik, çocuk gibi bağlayıcı unsurları yok saydıkları bir ilişki içinde olduğu Marcelle’in hamilelik haberi ile başlıyor denilebilir. Marcelle’in hamileliği Matheiu’nun özgürlüğüne atılmış bir bomba gibidir ve bu çocuktan ivedi kurtulması gereklidir. Ama herkes onun gibi düşünmez. “Sen ki her zaman özgür olmayı istersin, işte karşına özgür olduğunu kanıtlamana yarayacak bir fırsat çıktı.” Matheiu anlayamamıştı. “Evet,” dedi Daniel. “Marcelle’le evlenmen yeter.” Gün sonunda karakterlerin Epikurosçu anlayışıyla kendi akıl çağlarına ulaşmaları ne denli mümkün görmek için seriye devam etmek gerek. Bir de bilinmeli ki bu kitap 1939’da tam da Alman ordularının Çekoslavakya’ya girmelerine az bir süre kalan bir dönemde geçen iki günü konu alıyor. Siyasi arka planla birlikte Fransız entelijansiyaya dair girift
Akıl ÇağıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 20192,653 okunma
8/10
·160 syf.··
2023 52. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2023 17:10
“Yük trenlerinin boş gelip arpa, buğday ve yulafla dolu döndüğü zamanlardı. Derken kuraklık geldi ve yaylalar kuruyup çürüyene dek soldu. Tahıl yetiştirmeye son verildi ve demiryolu şirketleri vagonları ayırdı ya da arazinin üstünde kullanım dışı bıraktı. İstasyon kapandı, şef daha batıda bir göreve tayin edildi. Bir seneye kalmadan ailelerden yarısından fazlası göç etmişti. Derin kuyuları olan ve tahıldan biraz para biriktirmiş olan pek az aile direndi, ne kuyusu ne parası olanlarsa kurak toprakların yeni kanunlarıyla baş başa kaldı. Onun ailesinin de ne kuyusu ne parası vardı ama orada kalmışlardı.” Evden kaçan bir oğlan çocuğu, kahya ve adamları tarafından takip ediliyor. Terk edilmiş tarlalar ve tek bir ağacın olmadığı arazide çocuk gündüzleri kuyularda saklanıp geceleri açıkta kaçmaya devam ederken yaşlı bir çobana rastlayınca çoban ona keçi sütü sağmayı ve doğada nasıl hayatta kalacağını öğretiyor. Ama kahya çocuğun peşini kolay bırakacağa benzemiyor. Kitapta isimler, yer, zaman belirtilmiyor. Kurak bir arazide kahya, çocuk, çoban, kuyular, keçiler ve köpek var. Açıkta, kıyamet profili çizen soluksuz bir distopya. Atmosferin bir an olsun durağanlaşmadığı, soluk soluğa okunan ve okurken şiddet dolu bu dünyada güven inşasının ne denli zor olduğunu ve zulmü tüm katmanlarıyla aktaran, düzene bir kez daha isyan ettiren bir yapıt. Yazarın ilk romanı olan Açıkta, yayımlandığı yıl Madrid Kitapçılar Birliğince yılın kitabı seçilip 2016 Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü ve English PEN ödülünü de kazanmış. Kitabı büyük bir zevkle ve yerimde hop oturup kalkarak okudum. Mutlaka tavsiye ederim. #açıkta #jesúscarrasco #intemperie @delidolukitap #çağdaşispanyoledebiyatı #çağdaşdünyaedebiyatı
AçıktaJesus Carrasco · DeliDolu · 201457 okunma