N.

Puan vermedi·382 syf.··
2021 1. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2021 22:07
Şimdi enişte benim aklımda harika bir iş planı var. Kaybolan çoraplarımızı alevle imha etme makinesi kuracaz. Sen dobloyu satacaksın, teyzem altınları bozacak, babam da kredi çekecek. Bakma öyle bön bön ayol. Bu iş tutacak. Senin yeğenlerini de işe alcaz korkma. Liyakat nişanesi bi iş bu. Ebemgiller falan hep komplecenek yani. Çorapları kaybolanlar dolaplarında niye saklayıp dursun yıllarca anam. Bu fikir var ya daha önce elon musk ın aklına gelseydi uzayda kurardı bunu. Ama senin bakışlar hiç iç açıcı değil. Az güvensene sen bana. Ellerimizle işleyeceğiz, kalbimize kenetlenecek ilmek ilmek diyom ya.. enişteeee.. Ah ulan halit ayarcı. Bi sen gelsen konuşsan eniştemlen. Nasıl parlak bir fikir olduğunu söylesen. Bana inanmıyor. Ne gerek varmış teki kaybolan çoraplar için koca bir müessese kurmaya. Vizyonsuz şekerim bunlar. Bunların topunun içi geçmiş. Yeni fikirlere nasılda kapalılar. Kaç kişi ekmek yiyecek buradan. Hayır bi şey değil milleti ekmeğinden ediyolar. Neymiş efendim olmayan ekmekten olunur muymuş. Olunur efendim, millet aç aç.. nireye zıçacahh bu millet.. iş gerek, para gerek, herkes doktor mühendis kadrolarına giremez ya. Bazısına da çorap imha etmek gerek hayatta. Kapasite meselesi efendim. Kaldı ki bizim müessesemizin de bir kapasitesi olacak. Kontenjan dedikleri şey yanisi. Bütçelemesi bilem hazır yav.. İlk memuru atadıktan sonra gerisi kolay şirketin başına genel kurmay başbakanı orgeneral cumhurbaşkanını atayacaz sonra bütçe açık verince o ilk atadığımız küçük memuru işten çıkartacaz. Devir iktisat devri malum..Maksat krallar yaşasın, ekmek bulamayan pasta yesin Cumhuriyeti kurabilmek. Tabi, hep kalkınmanın diğer adı bunlar. Ama bunların gerçekleşebilmesi için ilk önce inanç, istikrar, irade, ısrar gerek efenim.. ama nerde kaz kafalı bunların hepsi..
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
Reklam
Puan vermedi·184 syf.··
2020 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2020 19:31
Aziz dostum, yoksulluk Size söyleyeceklerimi açık bir mektup olarak kaleme alıyorum değerli dostum. Çünkü karşıma ne zaman çıksanız, ben her seferinde sizin gücünüz ile güçsüz kalıyorum. Ve siz, beni yine buldunuz. Bilirsiniz kıymetli dostum “açlık” ile beni derinden sarsmıştınız, “yaşamak” ile gözlerimi yaşartmıştınız, “jack london” ile bir çamaşırhaneci köşesinde suratıma haykırmıştınız. Ve ruhum, her seferinde omuzlarına yüklediklerinizin altında biraz daha kamburlaşmıştı. Evet, bunları size yazma zamanı geldi kıymetli dostum. Çünkü bu sefer bende uyandırdığınız şey bir duygudan çok daha öte. Bana yaptığınız şey çok korkunç dostum. Siz, siz gerçekten ayıplanası bir sefaletsiniz. -spoiler- Ah dostum benim, neden bu kadar hırslı ve ihtiraslısınız ki? Her seferinde dostum, ama her seferinde hiç ıskalamıyorsunuz. Pokrovski’nin son defa camdan bakışında, Makar Alekseyeviç’in kopan düğmesinde, Gorşkov’un sessizce göçüp gitmesinde hiç ıskalamadan, her seferinde daha da kötüleşebiliyorsunuz. Sınırınız yok. Her seferinde daha da acımasızlaşabiliyorsunuz. Ah dostum, peki hiç mi aklınıza gelmiyor acaba yoktan eksiltmekten bir an olsun vazgeçmek ve sadece bir kere de vardan eksiltmek? Neden hiç zenginin çizme koleksiyonundan bir tane daha azaltmıyorsunuz da, hep fakirin tek çizmesinde bir delik daha açıyorsunuz? Hayır dostum, yaptıklarınız bazı insanların canına mal oluyor ve siz bunu bile bile korkunç oyununuza devam ediyorsunuz. Bu sizin için basit, eğlenceli, üstünde durmaya değmez bir oyun olsa bile, insanların onuruna iliştiğinizde sizin suratınıza haykırmak istiyorum dostum. Buna hakkınız yok. Anlamıyorsunuz değil mi? Bir çocuğun ölümüne sebep olan taşkın hareketlerinizi övenlerin hepsinin birer yalancı, birer sahtekar, birer insan müsveddesi olduğunu anlamıyorsunuz
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma
Puan vermedi·188 syf.··
2020 18. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2020 17:51
Tek kişilik dev kadro!.. Günlerden bir gündür. Yazarlardan Dostoyevski’dir. Kahramanlardan Yakov Petroviç’dir. Okuyuculardan benim’dir. Ben olan ben. Ötekini karıştırma dur şimdi. A! Ama bi dakika kitaplardan da Öteki’dir. Doğru ya, o zaman kahramanlardan da Yakov Petroviçtir. Ama bunu demiştim sanki. Neyse fazla Yakov Petroviç göz çıkartmaz. Kimdir bu Yakov Petroviç. Kendi halinde 9. dereceden bir memur. Ya öteki olan? O da kendi halinde 9. dereceden memur olan ikinci Yakov Petroviç’tir. Ama hangisi Yakov Petroviç’in kendisidir. Freud’a selam olsun! Yakov Petroviç olan Yakov Petroviç, bizim idimizdir, öteki Yakov Petroviç ise süperegomuzdur. E, haliyle bizde basbayağı Yakov Petroviç’in egosuyuzdur. Sürekli çatışma halindedir Yakov Petroviç ve ikinci Yakov Petroviç. İkinci olan Yakov Petroviç çevresi tarafından hep taktir görür, alkışlanır. Çünkü kompliman dolu tavırları, yaltaklanan hareketleri ile hep toplum onayı bekler. Yakov Petroviç ise maskesizdir, ilkellik dolu davranışları, iletişimden yoksun kalışları ve kafasına estiği gibi çıkışlarıyla tam anlamıyla id’in basit davranış kalıplarıyla hareket eder. Bu yüzden toplum arasında yer edinemez kendine. Biz ise okuyucu olarak, yani nam-ı diğer ego olarak iki Yakov Petroviç arasında denge sağlarız, ikisini birleştirmeye, uzlaştırmaya çalışırız sürekli olarak. Gel gör ki, ikisinin bir araya gelmesi artık imkansızdır. Neden mi? Çünkü her ne kadar id-ego-süperego üçgeninde kitaba kendimizi ego olarak yerleştirsek de, Yakov Petroviç kişilik bölünmesinde bizi çarpar, ikiye böler sonra kendinden çıkarır ve tüm maskelerinden arınır. Ta daa.. öteki, artık Yakov Petroviç değildir ama Yakov Petroviç’in tam da kendisidir. Al bi de burdan yak.. Kimdir bu öteki peki? Bizim iki adım ilerimizde, bir adım gerimizde olan bizden
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,5bin okunma
Puan vermedi·187 syf.··
2020 17. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2020 19:03
Ah şu insan.. Kitapta bir insanın kumarbaz oluşunu okuyoruz. Yavaş yavaş olmuyor her şey, bir anda olup bitiyor. Ama Aleksey İvanoviç daha hiç kumara bulaşmamışken, büyükanneyi kumar masasında oynarken izlediğinde anlıyor bir kumarbaz olduğunu. “Ben de bir kumarbazdım; bunu o anda kesin olarak hissettim. Ellerim, bacaklarım titriyor, beynim zonkluyordu.” Peki Aleksey İvanoviç’in bu yitimi ne ifade ediyor? Kumar sadece masada mı oynanır? Hayır. Kumar, insanın kendi kendine söylediği yalanlardan, kendini hapsettiği sınırlardan sadece birisi. “Rulet olmazsa, ona benzer bir şey olur. İstisnalar çok nadir.” İnsan, tüm kusurlarıyla, noksanlarıyla, unuttuklarıyla, yarım kalmışlıklarıyla, hep kaybettikleriyle, eksik kaldıklarıyla iki ayağının üzerinde bir kafasıyla gövdesine dikili insan.. Ah şu insan, ne kadar kaybetmeye mahkum. Kendinden eksilmeye ne kadar meraklı, bir yerlere tutunmaya ne kadar hevesli. Kendinden eksiltip, kendinde yitip, kendini bitirip ne de çok var olmak ister dışarda. Kendinden ırakta. Bir yerlere tutuşturulmuş, bir kıyıya iliştirilmiş, bir varlığın içinde, bir kayıp olarak da olsa, ah olmak, bağlanmak, tutunmak görevidir adeta.. Ah şu insan, tutunacak bir şey buldu mu şu hayatta daha hiç bırakmaz, yapışır yakasına. Kendini, artık bağımlı olduğu kadar büyük, bağımlı olduğu kadar gerçek, bağımlı olduğu kadar var eder hayalinde. Ah şu insan yakasına yapıştığı bir hayali yaşatmaz da, o hayalin içinde yaşar, dudak tiryakisi bir hayat anlayışıyla. Yaşamı tüm gerçekliğiyle içine çekmez de kafasının sınırlarına çekilir, sınırlarının içinde yaşar gider. Yiter gider işte.. Ah şu insan, kendi kafasında kendine sınırlar biçer, o sınırlara bağlanır, onlara zincirler kendini. Ah şu insan, kendinden kurtulup içine tıkılabileceği bir yer bulsun, ister bir
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,6bin okunma
Puan vermedi·218 syf.··
2020 16. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2020 13:07
Fakat güzel delirelim!.. Ecinniler gibi dehşet bir kitaptan sonra biraz yavan kaldı bu kitap açıkçası. Birisi roman, birisi öykü tabiki ikisini aynı kulvarda mukayese edemem ama ecinnilerden önce okusaydım daha çok severdim muhakkak. Ama yine de Dostoyevski ağlatmış. Kitapta Beyaz geceler’in peşi sıra 4 öykü daha var. Öykü kitabında bile karakter sayılabilecek nitelikte kişiler okuyoruz. Beyaz geceler öyküsü güzeldi. Yufka yürekli’yi de en az onun kadar sevdim. Dostoyevski okurken, kişiler depresif ruh halleriyle bodoslama giriyorlar, histerik tepkileriyle mevcut gerilimi daha da arttırarak nirvanaya ulaştırıyorlar ve altın vuruşlarını yapıp sessizce sahneden ayrılıyorlar ve sen elindeki sayfalara bakakalıyorsun ya işte bu atmosfere bayılıyorum. Romanlarıyla kalbimi fetheden Dosto’m, öykü kitabıyla, “kendi kalem değil mi bi daha feth ettim” diyerek kalbimi yine kazanıyor. Keza öykü okumayı çok sevmeyen birisi olarak bu öykü kitabında hafiften ağzıma roman tadı çalındığı için de ayrıca çok mutlu oldum. Biraz zweig okuyormuş gibi de hissettim accık ucundan, daha ne olsundu.. Karantina günlerinde Dostoyevski ile yoluma devam edeceğim, bakalım bunun sonu nereye varacak bende çok merak ediyorum. İşin sonunda ben de bir Dostoyevski karakterine mi dönüşeceğim yoksa? Dosto, Dosto’m wait for me.. daha girilecek buhranlarımız, yitirilecek akıllarımız var.. delireceksek de güzel delirelim, Dostoyevski kalitesinde delirelim..hadi bakalım herkese iyi delirmeler..
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,3bin okunma
Reklam