1000Kitap Logosu
Ömer K
Ömer K
Ömer K
TAKİP ET
Ömer K
@omrkrs
Yaşamak lazım!
Hayat bana güzelmiş!
Ege Üniversitesi
Kayseri
521 okur puanı
25 Eki 2019 tarihinde katıldı.
273
Kitap
28
İnceleme
379
Alıntı
23
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Ömer K
Ana'yı inceledi.
267 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
Pearl S. Buck kimdir? Amerikanın, Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan ilk kadın yazarıdır kendileri. 1892 doğumlu yazar daha 4 aylıkken misyoner olan anne ve babasıyla Çin'e gitmiş ve 17 yaşına kadar Çin'de yaşamıştır. Ömrünün büyük bir kısmını Çin'de geçiren yazarın kitapları, Çin'deki yaşamı konu alıyor. Kitabı kimin yazdığını bilmeden okumuş olsaydım derdimki herhalde bu kitabı Cengiz Aytmatov yazmış ve bir Kazak anasının hikayesini anlatmış olmalı ya da, daha önce okumadığım bir Türk klasiği olmalı diye düşünürdüm... Bunu laf olsun diye söylemiyorum hakikaten sanki, 1900'lü ilk yılların çin köylülerini değilde, Türk köylülerini anlatmış. Hatta içimden dedimki bu kadını Türkiye'ye getirip Çin diye yutturmuş olmasınlar... :) Kitabın konusunu, ana ve yoksulluk olarak özetleyebilirim. Başta kocasıyla imtihan olan ana'nın 3 küçük çocuğuyla giriştiği yaşam mücadelesini , sonrasında çocuklarıyla olan imtihanını anlatıyor. Kitaptaki ana karakteri bende, tam bir anadolu kadınını, anadolu gelini, anadolunun o diğergam, fedakar analarını anımsattı... Keyif alarak, sıkılmadan okudum. Dili sade ve akıcı, kitapta hiç isim kullanılmamış , ana büyük oğul, küçük oğul, kocakarı gibi sıfatlar kullanılmış. Kitap, okumaya başlar başlamaz sizi içine alıyor ve eski bir film tadında kendisini okutturuyor... Pek az kişi okumuş diye önyargılı davranmayın, aldığı puanın hakkını veren güzel bir kitap... Okumanızı tavsiye ederim...
Ana
9.0/10
· 537 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
49
Ömer K
Şeytan Yemini'yi inceledi.
694 syf.
·
4 günde
·
9/10 puan
Kızıl Nehirler, Kurtlar İmparatorluğu, Leyleklerin Uçuşu ve Sisle Gelen Yolcu'nun ardından 5. Grange kitabı Şeytan Yemini'nide keyif alarak okudum... Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi normal bir polisiye romanı değil, iliklerinize kadar gerilimi hissedeceğiniz bir kitap. Şeytan, aslında kitabın başkarakteri, ismini bolca okuyacaksınız. Satanistlerin sadece kedi kesmediğini, vahşice cinayetler işlediklerini ayrıntılı bir şekilde öğrenmiş oluyorsunuz. Cinayet masası polisi Mathieu, gözü kara bir polis. Cinayetleri çözmeye çalışırken yasadışı yollara başvurmaktan çekinmiyor. Birde çok sigara içiyor, sigarayı bırakmış olmasaydım, Mathieu her sigara yaktığında bende yakardım kesin... Kitabın çoğunluğunu gece okudum, gece okuduğumdan mıdır nedir, okurken çıt sesine hassasiyetim arttı... Çok gerildiğim garanti, şeytanın varlığına inanan biri olarakta biraz korktum evet. Öldüğüm zaman vücudumun, böcekler ve kurtlar tarafından nasıl yenileceğini hep düşünürüm ve ürperirim. Kitapta bu konuda baya baya detaylı işlendiği için acaba yakılmak daha mı iyi olur diye düşünmedim değil.. :) Sıradışı konusu ve Grange kalitesi ile Şeytan Yemini, okunmasını tavsiye ettiğim kitaplardan...
Şeytan Yemini
8.6/10
· 4.649 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
84
Ömer K
Dayak Birincisi'yi inceledi.
174 syf.
·
2 günde
·
8/10 puan
Kara mizah hakikaten yazılması zor bir tür, bir adım ilerisi hakaret yada saygısızlık olabilir, tepki çekebilir, bu yüzden öyle kolayca her önüne gelenin yazabileceği bir tür değildir... Ayrıca cesaret ister ki; siyaseti işin içine katmadan neyin mizahını yapacaksınız... Muzaffer İzgü'nün, Dayak Birincisi kitabı da, Kara mizah türünde yazılmış başarılı bir kitap. Kitap, kısa öykülerden oluşuyor. Birkaç öyküde yarışmalarda derece almış. Yazıldığı dönemin yönetimine, adalet sistemine, kolluk kuvvetlerine, türk toplumunun bazı alışkanlıklarına mizahi bir eleştiri getirilmiş. Okurken kahkaha atmasamda çoğu öyküde gülümsedim. Kara mizah sevdiğiniz bir tür ise okumanızı tavsiye ederim...
Dayak Birincisi
7.7/10
· 242 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
44
Ömer K
Kinyas ve Kayra'yı inceledi.
531 syf.
·
4 günde
·
9/10 puan
Hakan Günday, Freud yaşasaydı, bu adamı kesinlikle incelerdi... Bilinç altının karanlığını, sansürsüz olarak resmeden adam... Belki tarzını sevmeyenler vardır, Aşırı argo kelimeler kullanması, karakterlerin uç noktalarda kötü olması bazı okuyucuları olumsuz eleştirilere yöneltebilir... Ama bilinçaltı tercümanı olan bi adamdan size çicek böcek anlatmasını beklemek de ne bileyim... Kinyas ve Kayra'dan bir alıntı paylaşmak istiyorum, neden Hakan Günday diğer popüler yazarlar gibi değil? "Eğer bir önemi olsaydı gittiğim yerlerin, tanıştığım insanların, yaptığım uzun konuşmaların, hepsini teker teker dökerdim önümdeki kâğıtlara. Farkım kalmazdı Balzac’tan. Hiçbir farkım kalmazdı Céline’den. Ağır bir dille yazılmış, özenle seçilmiş sıfatlarla dolu tasvirler kaplardı bu sayfaları. Ölümlerini gördüğüm insanların dudaklarının kalınlığından, üzerlerindeki paçavraların dokumasına kadar her ayrıntıyı anlatırdım. Ama ben doğanın bana emrettiğini yapıyor ve unutuyorum. Bütün fazlalıkları unutuyorum. Şekilleri hatırlamıyor ve önemsemiyorum. Tek önemsediğim ve yazmaya değer bulduğum, olayların mantığı. Başka bir şey öğrenmedim ben hayattan." Kitaba başlamadan önce nedense, Kinyas'ın erkek, Kayra'nın kız olduğunu sanmıştım, hatta bir aşk hikayesi olduğunu düşünmüştüm, ama alakası bile yokmuş... Kinyas ile Kayra, bütün değerlerden, ahlaktan, kanun ve toplumsal kurallardan kendilerini muaf tutarak yaşayan iki psikopat, manyak, ruh hastası, sapık... Zevk için yaşıyorlar. Bilinçaltlarındaki id'nin denetimsiz olarak hegemonyası altına girmişler. Öldürüyorlar, tecavüz ediyorlar, çalıyorlar, uyuşturucu satıyorlar ve bunları yemek yemek, tuvalete gitmek gibi doğal birşeymiş gibi yapıyorlar... 8 yıl boyunca bu yolda gittikten sonra hayatlarında bir amaç ediniyorlar. Sonrası daha ilginç hale geliyor... Kitapta olaylardan çok, bu insanların, hayata, felsefeye, olaylara, sisteme bakışı ve kendi içleriyle konuşmaları ön plana çıkıyor... Yine tamda burda kitaptan bir alıntı daha eklemek istiyorum. "İnsanoğlunun çekebileceği acı ve yapabileceği tiksinti veren davranışlarının sınırını saptamak için yapılan bir deney. Belki de bu yazılanlar da yapılan deneyin raporudur..." Kendini çok iyi tanıdığını iddia eden varsa kitabı okuduktan sonra kendine birdaha sorsun!
Kinyas ve Kayra
8.7/10
· 16bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
91
Ömer K
Gözlerini Sımsıkı Kapat'ı inceledi.
566 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
Yıllar önce John Verdon'un Aklından bir sayı tut kitabını okumuştum. Kitapla ilgili aklımda hiçbirşey kalmamış, tek hatırladığım şey akıcı ve güzel bir kitap olduğuydu... Gözlerini Sımsıkı Kapat kitabınıda bu hüsnüzanla okudum, çok şükür beni yanıltmadı... Ben her ne kadar Nevzat komserin üstüne dedektif tanımasamda, Ahmet ümit polisiyesinin tadını, yabancı polisiye kitaplarlarında bulamasamda, yabancı polisiye dalında en iyi kitaplardan biri diyebilirim bu kitap için... Emekli polis dedektifi Dave Gurney, üstünden 4 ay geçmiş ve yerel polisin hiç bir yol katedemediği esranrengiz cinayeti ortaya çıkarmak için kollari sıvıyor ama altından neler çıkıyor neler... Kitabın en ilginç yanı, yazar bize katilin kim olduğunu göz kırparak belli ediyor ama heyacanı düşürmek yerine tam tersi, olay nasıl olupta bu adama bağlanacak diye merak dürtüsünü artırarak ilerliyor... Belkide yazarın bir taktiği onu bilemiyorum... Karşınızdaki insanın güvenini kazanma ve etkili sorgulama teknikleri konusunda kısa bir seminerde almış oluyorsunuz... Okuyan pişman olmaz...
Gözlerini Sımsıkı Kapat
8.5/10
· 10,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
34
Ömer K
Pastoral Senfoni'yi inceledi.
95 syf.
·
1 günde
·
9/10 puan
Nobel ödüllü yazar Andre Gide'nin okuduğum ilk kitabı olan Pastoral Senfoni, yazarın diğer eserlerinide okuyacağımı garanti altına aldı diyebilirim... Hindistan yapımı Black(2005) filmini izlemeyen varsa, bu kitabı okumadan önce izlemesini tavsiye ederim... Filmde, hem görmeyen hem duymayan, hiç bir eğitim alamadığı için yabanileşen bir kız çocuğuna, öğrenmeyi öğreten, azimli bir öğretmenin hikayesi vardı. Böyle bir eğitimin zorluğu hakkında empati yapabileceğiniz güzel bir film... Hikayemize gelirsek; idealist bir köy papazı, bir başka köye cenazeye gidiyor ve gittiği evde kimsesiz kalmış görme engelli bir kız buluyor. İlginç olan, bu kız, işitme engelli olan teyzesinin yanında büyüdüğü için, konuşmayı bilmiyor, en basit öğrenmelerden dahi mahrum kalıyor. Papaz, kızı evine getiriyor ve kendini, kızın eğitimine adıyor... O günden sonra, ailenin, papazın ve kızın hayatındaki değişiklikler trajik hale geliyor... Göremeyen bir insana, renklerin açıklığını, koyuluğunu nasıl anlatabilirsiniz ki, bunu anlatmak için müzikten faydalanabileceğiniz hiç aklınızın ucundan geçermi? Ve iletişim kurmak için bir kelime dahi bilmeyen bir görme engelliye, onunla iletişim kurmak istediğinizi nasıl anlatabilirsiniz? Tüm engelleri aşıp, bu insana, ihtiyacı olan herşeyi öğretmenin zorluğunu biraz düşünün lütfen... Daha iyi ifade edemediğim için kitabın arka kapağından bir alıntı yapmak istedim. "Pastoral Senfoni, otobiyografik özellikler taşıyan, görülen ve görülmek istenen dünya arasında kalmış, okurun zihninde yeni anlamlar kazanacak bir ruh okuması." İyiki okumuşum diyebileceğiniz bir kitap...
Pastoral Senfoni
8.0/10
· 2.114 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
67