Rüyalarım… Varlıklarıyla beni rahatsız ediyorlar, çünkü ziyaretime gelmeye başladıklarından bu yana gecem gündüzüme, hakikat hayale karışmış vaziyette. Bedenim uykuyla buluşur buluşmaz onlar da geçmişin anısından, hatıranın tortusundan, hayalin buğusundan, buldukları bütün ince çatlaklardan sinsice süzülerek aklımın karanlığına doluşuyorlar. Öyle ağır, öyle sıkıntılı bir hal yüklüyorlar ki bana, sabahı zor ediyorum. Yokluklaryla beni rahatsız ediyorlar, çünkü gece boyu aklımı ve ruhumu ne kadar yorarlarsa yorsunlar, ertesi gün onları hatırlamıyor, sadece verdikleri müthiş sıkıntının ağırlığını duyuyorum. Böylece gecelerim yetmezmiş gibi, gündüzlerimi de zehrediyorlar.
Bu cahil halk tapıyor onlara," diye de sözünü bitirdi Murtaza. "Bu irtica, bu hurafeler ruhuna işlemiş bu koyun sürüsü halkın. Daha, daha bin yıl ister bu cahil halkı bu hurafelerden kurtarmak için. Onlar da halkı istismar ediyorlar, soyuyorlar sömürüyorlar, bir horozu, bir tek keçisi, koyunu olan da çekiyor onları seve seve götürüyor ocağa bağışlıyor.
Çocuklarını sevebilirdin, severdin elbette, onlar için fedakârlık yapar, gerekirse kendinden ödün verirdin ama bu, onları kendi yaşamından üstün tutman gerektiği anlamına gelmezdi. İsteyip istememekle ilgili bir mesele değildi, yapamazdın işte.
Benim için sözcükler çok önemli, kitapları kurmak için kullandığım tuğlalar onlar, hayat çok zor olduğunda sözcükler sayesinde hayata karşı siper alabiliriz.
Müferridlik yapan çeşitli kişilere değinilmiştir. Bunlar çoğunlukla yolsuzluk vakalarını araştırmak üzere taşraya gönderilirlerdi. En çarpıcı örnekler, Timur ve Şahruh'un H.806-7'de (M.1404) Herat'a gönderdiği, Fahreddin Ahmed Tusi'yle Ahmed b. Şeyh Hasan'ın durumlarıdır. Bunlar Herat eşrafından zorla çok büyük miktarlarda para topladılar, çeşitli kâtipleri işkenceyle öldürttüler ve bir o kadarını da Moğolistan'a sürgüne gönderdiler.