• BAKIŞ "ACISI"

    Onların bakış "acısına" göre;

    "Yoksul" değil "Dar Gelirli"
    "İşkence" değil "Fiziksel Baskı"
    "Yolsuzluk" değil "Yasadışı Servet Edinme"
    "Ölüm" değil "Fiziksel Kayıp"
    "Küfür" değil "Sözlü Taciz"
    "Cinayet" değil "İş Kazası"

    Birileri bizi kandırıyor. Öyleymiş gibi sandırıyor. Kötü olan ise biz bu oyuna inanıyoruz. Sanmaya devam ediyoruz. Bazen bu oyuna bizde katılıyoruz.

    Eduardo Galeano'nun "Tersine Dünya Okulu"ndaki eserinde şöyle bir bölüm var;
    “Cardona Köyü'ndeki komşularının bakış açısına göre, yaz kış aynı elbiseyle dolaşan Toto Zaugg müthiş bir insandı:
    -"Toto asla soğuk almaz." diyorlardı.
    Toto bir şey demiyordu.
    Soğuk alıyordu. Alamadığı şey paltoydu.”

    Öyleymiş gibi sandırma oyununa destek vermeye uyumlu hale getiriliyoruz.

    Umberto Eco şöyle diyordu;

    “21. yüzyıl insanının en büyük yanılgısı, faşizmin tekrar Nazi üniformasıyla geleceğini sanmasıdır.”

    Sanmamalıyız. Faşizm takunyanın üstünde de takkenin altında da gelebilir. Üniforma giymek zorunda degildir faşizm. Zoot Suit içindede gelebilir. "Bakış Acısı" oyununa gelip "Sanmamalıyız."
    Bekir Yıldız
  • Galeona aşkına. Tepetaklak,Tersine dunya okulu, Aynalar. Hepsi orada, mağara duvarlarına ve tavanlarına çizilmiş halde duruyor. Bizonlar, geyikler, ayılar... kadınların ve erkeklerin yaşı yok. Binlerce yıl önce doğdular ama birisi onlara her baktığında yeniden doğuyorlar/ Aynalar
  • Görevliler, görevini yapmaz.
    Politikacılar, konuşur ama hiçbir şey söylemezler.
    Seçmenler, oy kullanır ama seçemezler.
    Bilgilendirme medyası bilgilendirmez.
    Okullar cahillik öğretir.
    Yargıçlar, kurbanları cezalandırır.
    Ordular, kendi vatandaşlarıyla savaşır.
    Polisler, suç işlemekten, suçla savaşmaya zaman bulamaz.
    Kârlar özelleştirilirken iflaslar kamulaştırılır.
    Para, insandan özgürdür.
    İnsanlar nesnelerin hizmetindedir.

    Eduardo GALEANO
    (Tepetaklak-Tersine Dünya Okulu)
  • 705 syf.
    Böylesi sağlam bir esere çokça inceleme yazıldı bu platformda. Enine boyuna her şeyi incelendi, anlatıldı. ‘Suç ve Ceza’yı okuduktan sonra inceleme yapmayanı dövüyorlar’ dediler, ben de bir şeyler karalamak istedim. Biraz uzunca olacak, okuyana şimdiden sabırlar diliyorum.

    Kendi kendime sorup durmuştum. Eee Tolga, Suç ve Ceza’yı okumanın vakti gelmedi mi? diye. Birkaç defa niyetlendiysem de hep erteledim, zamanı değil vakti var dedim. Açıkcası gözüm korkmuştu diyebilirim. Birçok okur için böyle tuğla gibi kitaplar biraz göz korkutur, bi çekiniriz başlayıp okumaya. Bu eser her ne kadar tuğla gibi görünüp gözümüzü korkutsa da okumaya başlayınca sayfalar akıyor resmen. Hiçbir sayfasında sıkıldığımı hatırlamıyorum.

    Ve evet, bugün itibariyle bitirdim Dünya Edebiyatının kült eserlerinden biri olan Suç ve Ceza’yı. Şunu söyleyebilirim ki sürekli ertelediğim için de pişman olmadım değil hani.

    Evet geçelim incelemeye.

    Romanda en ön planda olan iki karakter; Raskolnikov, Razumihim.

    Rodion Romanoviç Raskolnikov Kimdir?

    Dostoyevski’nin bu romanda yarattığı Raskolnikov, çelişkili bir tiptir. Bir yanıyla özverili ve de idealist bir genç olan Raskolnikov bunun yanında karakteristik yapısı olarak; melankolik, ateşli, gururlu, soğukkanlı, yüzü hiç gülmeyen ve temiz yürekli birisidir. Kararlarında hep bir tutarsızlık söz konusudur. Yakasını bırakmayan sıtma hastalığının pençesindedir Raskolnikov. Hukuk öğrencisi olan ve sonrasında maddi durumun el vermeyişinden dolayı okulu bırakmak zorunda kalmıştır.

    Razumihim? Imm.. Bu da kim?

    Razumihim adı ‘’razum-akıl’’ kökünden türemektedir. Akıl evet, öyle akıllı bir karakter yaratmış ki Dostoyevski, sanki de Raskolnikov daha fazla yanlışlar yapmasın diye yanına koymuş. Sıkı dostturlar Razum ve Raskol. Soylu aileden gelme, üniversite öğrencisi olan Razumihim, Raskolnikov’u sürekli dizginleyen ve de destek olan, akıllıca davranışlarda bulunan bir karakterdir. Bana göre Suç ve Ceza romanında yabana atılmaması gereken karakterdir.

    Kitabı Konuşalım Biraz

    Dostoyevski, bu romanda başkahramanımız aracılığıyla kişi-toplum ilişkileri sorununu kendine özgü biçimde kağıda aktarmıştır. Bir hiç olmak, ses çıkarmadan boyun eğmek, her şeye sürekli katlanmak istemeyen, tam tersine bütün varlığıyla toplumsal eşitsizliğe başkaldırışı savunmuştur.
    Dönemin düşünürü ve eleştirmeni Belinski ‘bu çocuk(Dostoyevski) Gogol’u geride bırakacak’ demiş ve nitekim öyle de olmuştur, bana göre tabi.
    Dostoyevski bu romanını zor zamanlarında yazmış. Maddi olarak bitikken ve fakirlik çektiği Çağdaş Rusya dönemlerinde, sırf para kazanabilmek için kaleme almış Suç ve Ceza’yı. Romanda da sıkça fakirlikten söz edilir ve hissettirir.

    ‘İyi ki fakirlik çektin de bize böyle sağlam eser bıraktın’ desem çok mu acımasızca olur acaba bilemedim.

    Velhasıl kelâm 13 günde bitirdiğim bu eserin bana kattıkları var. Niyetiniz varsa eğer okumaya fazla ertelemeyin derim. Güzel ve keyifli okumalar.

    https://i.hizliresim.com/MVEmvQ.jpg
  • “Cardona Köyü’ndeki komşularının bakış açısına göre, yaz kış aynı elbiseyle dolaşan Toto Zaugg müthiş bir insandı: Toto asla soğuk almaz, diyorlardı. Toto bir şey demiyordu. Soğuk alıyordu. Alamadığı şey paltoydu.”
    Eduarda Galeano (Tepetaklak-Tersine Dünya Okulu)
  • D. 1884 ( İstanbul)
    Ö. 9 Ocak 1964 ( İstanbul)

    (Doğum yılı bazı kayıtlarda 1882 diye gecmekte)

    Babası ll.Abdülhamit devrinde Padişah hazinesi kâtipliği, Yanya ve Bursa da Reji müdürlüğü yapan Mehmet Edip bey, Annesi Fatma Berifem hanımdır. Annesini kücük yaşta kaybeden Halide Edip Amerikan kolejinde eğitim almış ve bir jurnal ( II. Abdülhamit öneminde jurnalciler tarafından, devlet ve özellikle saray aleyhinde çalıştığı ileri sürülenler için saraya verilen soruşturma yazısı) nedeni ile okuldan uzaklaştırılan Halide Edip II. Abdülhamit 'in bu kararını 1897 de yaptığı bir kitap çevirisi ile tersine döndürmüş ve aynı okulda eğitimine devam etmiştir. ingilizce ve fransızca tahsil eden yazar, bu liseden lisans derecesi ile mezun olan ilk müslüman kadın olmuştur.

    Halide Edip ilk evliliğini matematik öğretmeni Salih Zeki bey ile yapmis bu evlilikten Ayetullah, Hasan Hikmetullah ve Japon Rus savasinda bati uygarliginin bir parçası olan Japon deniz kuvvetleri komutani Amiral Togo Heihachiro nun ismini verdigi Togo isminde ki son çocuguyla birlikte üç oglu olmuştur. Çok küçük yaşta yaptığı bu evlilik, eşinin ikinci bir hanım isteği ile 1910 yılında sona ermiştir.

    İyi derecede yabancı dil bilen yazar, ünlü İngiliz matematikcilerinin yaşam öykülerini, Sherlock Holmes, Emile Zola, Shakespear e yöneldi ve Hamlet gibi eserlerin çevirilerini yaptı.

    2. Meşrutiyet sonrasında yazım hayatına başlayan Halide Edip kadın hakları ile ilgili yazılar yayınlamaya başladı. O dönemde Salih Zeki bey ile evli olan Halide Edip yazılarında Halide Salih adını kullanıyordu. Gazetede yayınlanan ilk yazısı Teyfik Fikret yönetimindeki Tanin de cıktı. Muhafazakar kedimden ağır eleştiri alan Halide Edip 31Mart ayaklanması sonrasında aldığı ölüm tehditleri nedeni ile iki oğlunu daalarak Mısır a gitti.
    Oradan Ingiltere ye geçerek kadın hakları konusundaki yazıları nedeniyle kendisini tanıyan Ingiliz gazeteci Isabelle Fry nın evinde konuk oldu. O dönemde ingiltere ye gidişi Bertrand Russell gibi fikir adamlarıyla tanışmasına vesile olmuş 1909 da istanbul a geri döndü ve siyasi içerikli yazılarını yayınlamaya devam etti.

    HEYYULA ve RAIK in ANNESI adlı romanları basıldı. Bu arada kız öğretmen okullarında öğretmenlik ve müfettişlik görevlerin de bulundu. İleride yazacağı SİNEKLİ BAKKAL adlı ünlü romanı bu görevler sebebiyle İstanbul un arka mahallelerini tanıması sayesinde ortaya çıktı. Eşinden boşandığı dönemde SEVIYYE TALİP romanını yayımladı.

    1. Dünya Savaşı yıllarında Kız mektepleri Umumi müfettişliği görevini sürdüren Halide Edip , Arap eyaletlerine giderek iki kız okulu ve bir yetimhane açmış ve bu dönemde aile doktorları Adnan Adıvar ile nikâhlamıştır. 1918 yılında işgal sonrası Istanbula geri dönen Yazar bu dönemde MOR SALKIMLI EV kitabını kaleme almıştır

    Darülfünun da Batı edebiyatı okutan Halide Edip aynı zamanda Türk Ocaklarında çalışmalarına devam etti. Milli Mücadele yıllarında Amerikan mandası fikrini benimseyen ve bu fikri Sivas kongresi hazırlıkları sırasında Mustafa Kemal e sunan Halide Edip red cevabı almış, Mandaterlige karşı olduklarını belirten Mustafa Kemal 'in bu sözlerini yıllar sonra "Mustafa Kemal Paşa haklıymış!" sözleriyle tasdiklemis oldu.

    İzmir i yunanlilarin işgal etmesi üzerine bir çok mitinge katılan Halide Edip. İngilizlerin İstanbul u işgal etmesi dolayısıyla hakkında idam kararı çıkarılan ilk ısimler arasında eşi ile birlikte yer aldı. İdam kararı öncesi Ankara ya yola çıkan Halide Edip ve eşi Anadolu Haber Ajans inin kurulmasının onayı ardından burada görev aldi. Mustafa Kemal 'in yabancı gazetelerle görüşmesini sağlamak, Hakimiyet i milliye gazetesine yardımcı olmak ve Mustafa Kemal 'in yazı işleriyle ilgilenmek onun görevleriydi.

    Orduda aktif görevde yapan Halide Edip Sakarya savaşı sırasın da onbaşı oldu. Yunan lıların halka verdiği tahribatı incelemek ve raporlamakla görevli olan Tetkik i Mezalim Komisyonunda görevlendirildi VURUN KAHPEYE adlı romanının konusu bu dönemde çıkmıştır.

    ☆TÜRK'ÜN ATEŞLE IMTIHANI
    ☆ATEŞTEN GÖMLEK
    ☆KALP AĞRISI
    ☆ZEYNONUN OĞLU Adlı romanında Kurtuluş savaşının değişik yönlerini gerçekci biçimde dile getirebilmesini savaştaki deneyimlerine borçludur.

    Savaş boyunca cephe de görev yapan yazar Dumlu Pınar meydan muharebesi nden sonra ordu ile İzmir e geçtiği dönemde yolda yürüyüş esnasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savastaki yararliliklarindan ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.

    Halide Edip Cumhuriyetin ilanından sonra Akşam Vakit ve Ikdam gazetelerinde yazdı. Eşi Adnan Adıvar ile Terakki Perver Cumhuriyet fıkrasının kuruluşunda yer aldı. Terakki Perver fıkrası kapatılıp yerine tek partili döneme gecilince, Mustafa Kemal Atatürk ile fikir ayrılığı yaşayan Halide Edip ve eşi Türkiye den ayrılıp 14 yıl boyunca 4 yılını Ingiltere de 10 yılını Fransa da gecirdi. 1939 yılında İstanbul a döndü 1940 da İstanbul Üniversitesi nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi 10 yıl kursu başkanlığı yaptı. Shakespeare hakkında verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı.

    1950 de Demokrat Parti listesinden Izmır milet vekili olarak TBMM ne girdi ve baģimsiz olarak görev yaptı. 5 Ocak 1954 günü Cumhuriyet gazetesinde siyasi Vedaname başlıklı bir yazı yayımladı ve görevden ayrıldı. 1955 de eşini kaybetti.

    1964 yılı Istanbul da böbrek yetmezliği sonucu hayata veda etti.

    ☆ROMANLARI

    Heyula (1909)
    Raik in Annesi
    Seviyye Talip (1910)
    Handan (1912)
    Son Eseri (1913)
    Yeni Turan
    Mev ud Hüküm ( 1918)
    Ateşten Gömlek (1923)
    Vurun Kahpeye (1923)
    Kalp Ağrısı (1924)
    Zeyno nun Oğlu (1928)
    Sinekli Bakkal (1936)
    Yolpalas Cinayeti (1937)
    Tatarcık (1939)
    Sonsuz Panayır (1946)
    Döner Ayna (1954)
    Alike Hanım Sokağı (1958)
    Kerim Ustanın Oğlu (1958)
    Sevda Sokağı komedyası (1959)
    Çaresiz (1961)
    Hayat parçaları (1963)

    ☆HİKÂYELER

    Harap Mabetler (1911)
    Daga Çıkan Kurt ( 1922)
    İzmir den Bursa ya (1963)
    Kubbeden Kalan Hoş Sevda (1974)

    ☆ANI

    Türk'ün Ateşle imtihanı ( 1962)
    Mor Salkımlı Ev (1963)

    ☆ OYUNLAR

    Kenan Çobanları (1916)
    Maske ve Ruh (1945)

    ● SİNEKLİ BAKKAL

    "Kimse kimsenin olamaz. Eşya bile bizim değil. Mülkiyet insan içinde, eşya içinde olmamalı. Sevdiğimiz her eşya esasen bizimdir. Kalbimizin içindedir. Ona o kadar sahibiz ki dünyanın orduları onu oradan koparıp atamaz."

    "Ben bu değişi duymuştum ya: sabırla körük helva olur, dut yaprağı atlas........"

    "Sevgi ölçülerinin ne çirkinlik ne de güzellikle alakası vardır"

    "Benliğe kök salan gönül bağlarını kim tarif edebilir ?"

    (ALINTI)
    ( Bağzı kayıtlarda Ayetullah ve Hasan Hikmetullah Togo adında iki bağzılarında ise beş çocuğu olduğu yazmakta)
  • Yasalar ya da imparatorlar adına işlendi diye soygun daha az soygun değildir.