Gündüz Vassaf

Gündüz Vassaf

Yazar
8.5/10
1.199 Kişi
·
3.584
Okunma
·
454
Beğeni
·
12,9bin
Gösterim
Adı:
Gündüz Vassaf
Unvan:
Türk Yazar ve Psikolog
Doğum:
Amerika Birleşik Devletleri, 1946
Liseyi İstanbul Robert Koleji'nde tamamladıktan sonra 1968'de George Washington Üniversitesi'nde psikoloji eğitimi gördü. 1977'de Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden doktorasını alan Vassaf, uzun bir süre Ankara Üniversitesi Mediko-Sosyal Merkezi'nde öğrencilere psikolojik danışmanlık yaptı. Uluslararası Psikologlar Konseyi yönetim kurulu üyeliğinde bulunan Gündüz Vassaf, 12 Eylül askeri darbesinden sonra öğretim üyeliği yaptığı Boğaziçi Üniversitesi'nden istifa etti.

O tarihten sonra Kassel, Bremen ve Marburg Üniversitelerinde öğretim üyeliği, Kanada'da McGill Üniversitesi Center for Developing Area Studies'te konuk akademisyen, Amsterdam'da Averoes Stichting'de klinik psikolog, Viyana'da Institut für Höhere Studien 'de konuk araştırmacı olarak bulundu.

Yazar, psikoloji alanındaki eserlerinden çok, tarihe farklı bir bakış açısıyla yaklaştığı çalışmalarıyla tanınmaktadır. Halen Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. İnsan, tarih, sosyoloji, popüler kültür konularında her Pazar yayınlanan "Gerçek Orada Bir Yerde" adlı programda Murat Belge ve Şerif Mardin ile birlikte yer aldı.
''Yeryüzünde yaşayabileceğimiz bir sürü yer olduğu halde o kadar sıkışıp kaldık ki, ne zaman yürüyüp ne zaman duracağımızı gösteren ışıklara muhtacız.”
''Birbirimizi anlayamayacağımız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın , iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. Ayrıca çok fazla konuşuyoruz. Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz. Oysa sessizlikte, sezinlediğimiz ama tanımadığımız dürtülerin, özgürlüğün ve gelişigüzelliğin son noktası saklıdır.''
"Tarih boyunca neredeyse akla gelebilecek her konuda bölünüp taraf olduk birbirimize karşı. …ve tarih boyunca bu süregelen kapışmalar sonucu bugün her zamankinden daha çok insan öldürülüyor, her zamankinden daha çok insan intihar ediyor, her zamankinden daha çok insan aç.
Tek becerebildiğimiz, yarattığımız cehennemde daha çok yaşasın diye insan ömrünü uzatabilmiş olmamız. "
277 syf.
·2 günde·8/10
“Cehenneme Övgü- Gündelik Hayatta Totalitarizm” ya da İngilizce ismiyle “Kendilerimizin Tutsakları” 22 yıllık bir kitap. Hayatım boyunca bir çok defalar gerek alıntılarıyla, gerek adı, gerek alıntıları gerekse övgüleriyle karşılaştım Gündüz Vassaf’ın bu eseriyle. Okumak ama bu döneme denk geldi.

Gündüz Vassaf’ın hayatı zaten yazarın künyesinde yazıyor. Boğaziçi Üniversitesinde öğretim üyesiyken 12 Eylül’den sonra istifa ederek ülkeden ayrılmış bir Psikolog yazarımız. Ve kitabın isminden de anlaşılabileceği üzere bolca totalitarizm eleştirisi var bu kitapta. Ama bildiğimiz tanımın dışında çıkarak ufkumuzu biraz aralamaya çalışıyor totalitarizm konusunda Vassaf.

Kitabın adı Cehenneme Övgü, bir nevi John Milton’un Kayıp Cennet’i gibi bir şey bekleyebiliriz belki şeytanı öven. Ya da “sizinle cennette olmaktansa cehennemde yanarım daha iyi” türünde son zamanlarda bolca kullanılan-aslında akıldan geçirilen- bir düşünceyle uyumlu olabilir bu kitap belki. Ama bu kitabın sadece ilgi çekmesi için konulmuş ismi aslında, evet cennet cehennem karşılatırması da var kitapta diğer birçok şeyin yanında. Ama yazarın asıl amacı daha önce hiç düşünmediğimiz konularda zihni açarak, tehlikeli (?) düşünceleri genç dimağlara nüfuz ettirmek.

Gündelik hayatımızda totalitarizm 19 ayrı konu üzerinden hayatımızdaki somut ve soyut totalist öğeleri inceliyor -sorular soruyor aslında. Sonda da bir yarım sayfada yapmamız gerekeni söylüyor. İsterseniz bu on dokuz konuya kısa kısa bakalım

İlk bölüm zaten kitabın bunca yıldır hala bir başucu kitabı olarak tanımlanmasına yol açan kısım belki de. Alıntıların büyük bir kısmı buradan geliyor. Ha bu arada kitabın tam anlamıyla bir alıntı membaı olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Gündüz Vassaf burada, o mükemmel üslubuyla, Geceyi totaliter gündüzün karşısına koyarak içimizdeki bir şeyleri tetikliyor. Evet işte bu diyoruz. Zalimin zulmü varsa, sevenin de gecesi var.

Sonra cehenneme övgü başlıyor. Kiliseden örneklerle cennetin – ya da dünyada cennetin- totaliter düzenin aracı olduğunu yönetme araçlarından birisi olduğunu, cehennemin ise özgürlük ve yaratıcılığın simgesi olduğunu söylüyor kısaca Vassaf.

Üçüncü bölümde kelimelerin etrafımıza kurduğu demir parmaklıkları anlatıyor yazar. Yalnız burada ilk bölümde Geceye ait olduğunu söylediği, “Seni Seviyorum” cümlesinin totalitarizmin başka bir aracı olduğunu anlatırken biraz kafamızı bulanıklaştırıyor.

Delilerden en iyi anlayanlardan birisi olarak 20.yüzyılın delilerinin de artık özgür olmadığını söylüyor dördüncü bölümde de. Nerde o eski deliler kıvamına geliyoruz biraz. Psikiyatrinin gücü gözümüze sokuluyor bu bölümde de.

19 bölüm epey uzun olacak böyle, hızlanıyorum biraz müsaadenizle. Evlerimiz, kutu gibi , odaların isimleri bile bize bir şeyler dayatmak için. Ya kahramanlar, gerçekten ihtiyacımız var mı özgür bir toplumda kahramanlığa. Bilgi her yerde, üzerimize püskürtülen, gerçek olup olmadığını bile anlayamadığımız bu selden de kurtulmalı mıyız ki? Ya cinsiyet, seks- her dönemde günahların en büyüklerinden, ayrımcılıkları körükleyen, insanları vahşete iten bu kimlikler totaliterlerin oyuncakları değil midir?

Seçimler var bir de, abarttığımız bir başka gerçek. Seçmeme hakkımız yok mu bizim, diğer seçeneği dışlamama hakkı . Biz ve onlar olarak ayırmama hakkı insanları. Seçmek özgürlük mü gerçekten?

Hainler var bir de, dönekler, cehennemin en dibindekiler. Cervantes’e göre iğrenç insanlar. Peki Cervantes’in kendisi hiç ihanet etmemiş taraf değiştirmemi mi? Ya bi bir nevi hain değil miyiz?

Ölümü yadsımamız mı lazım, içselleştirmemiz mi? Sanatı inkâr edebilir miyiz, yoksa totaliter bir oyuncak mı sanat da, mükemmellik esas mı sanat için? Anlaşmazlıklar, uyumsuzluklar totalitarizmin düşmanı mı? Başka bir bakıştan gerçekten hoşlanmıyor mu bizi hizaya getirmek isteyenler?

Ya hedef, amaç, bunun için yapılan her şey, tüm planlarımız – tüm çabalarımız, o da mı totalitarizme hizmet ediyor? Çevremizdeki her şey gibi düğmelerle kumanda edilecek miyiz ilerde biz de? Peki şu anda öyle olmadığına emin miyiz? Fotoğraf çekmek de bizi totalitarizme mi taşıyor? Ya insan kibri, insan aklı, insan aklının kibri? Homo Sapiens olmak otomatik olarak totaliter olmak mı demek? Evrimimiz bunu mu gerektiriyor? Peki ya çocuk yapmak, böyle bir dünyaya çocuk getirmek mi, getirmemek mi daha özgür bir düşünce?

Ortalara doğru bir parça didaktikleşen – ama kesinlikle sıkıcı olmayan- yazarın kalemi kitabın sonlarında o ilk sayfaların bizi saran havasına bürünüyor tekrar. Zaman (Anı yakalamaya çalışmayıp anı yaşamak, anın içinde kaybolmak) ve Aşk (Aşkta totalitarizm) bölümleri de su gibi akıyor.

Kitapta sorulan bunca soruya, ortaya çıkan sorunlara Baudaliere’in dizeleriyle karşılık veriyor son olarak yazar. Spoiler elbette, ama isteyen bakabilir:) (#11454543)

Kitap bu kadar, bilindik şeyler, yeni şeyler, ufuk açıcı şeyler, zorlama şeyler, gereksiz şeyler, mucize şeyler, bazı şeyler… kitaptan ne alacağı okura bağlı. Kesinlikle göz ardı edilebilecek bir kitap değil. Eskide kalmış da diyemeyiz, öyle bir toplumda yaşıyoruz ki insanlar Odysseia’da bile bir şeyler bulabiliyor günümüzle bağdaşabilecek. Gündelik hayatımızla ilgili farklı bir bakış arayanlar ya da Gündüz Vassaf’ın yetkin anlatımını ve mükemmel tespitlerini merak eden herkes okuyabilir bu kitabı.
277 syf.
·10 günde·7/10
Bu kitabı üçüncü kez okudum. İlkgençlik yılları için çok zihin açıcı bir eser olduğunu söyleyebilirim. Çok boyutlu, fazlaca konuya değinen önemli bir kitap. Bence kendine "okur yazar" diyen herkesin okuması gereken, sizi başka şeyleri araştırmaya da yönlendirecek bir giriş niteliğinde.
277 syf.
·2 günde
Totaliter: demokratik hakların ve özgürlüklerin tümüyle baskı altında tutulduğu, siyasal erkin bir elde toplandığı, teröre, baskıya ve zulme dayalı (devlet yönetimi).
Totalitarizm: Bütüncüllük.

Aslında şunu en başta belirtmeliyim: İnceleme yazmayı becerebilenlerden değilim. Fakat bu kitabı bir kişiye de olsa okutmaya yarayacaksa, bir kişi de olsa görüp merak edecekse amacıma ulaşmış olacağım.

"Bir de hangi sayfasından başlarsan başla, okuyabileceğin romanlar vardır. İlk okumadan sonra eline alırsın ve herhangi bir sayfasını açıp okumaya başlarsın. Sonra da istediğin yerde bırakırsın. Eğer o okuduğun birkaç sayfa sana bir şeyler düşündürdüyse roman iyidir." (Hakan Günday, Piç)

Cehenneme Övgü bir roman değil evet ama yine ve yeniden her hangi bir sayfayı açtığınızda en sonuna kadar okuma isteği uyandıran bir kitap. Ben Gündüz Vassaf'ın bu eseriyle tanışalı 24 saat bile olmadı. Bir forum sitesinde sadece şu alıntıyı gördüğüm için okumaya karar vermiştim: "Yaşam, gecenin konusudur." Bu üç kelimelik alıntı yüreğimden bir yerleri ele geçirmiş ve ısrarla bu kitabı bir an önce okumam gerektiğini söylüyordu, ki önümde en kısa sürede bitirmem gereken iki kitap olmasına rağmen.

Daha ilk sayfada karşıma "GECEYE ÖVGÜ" bölümü çıktı. "Gece, düzen güçleri uykudadır." cümlesiyle başlıyor bu bölüm. Okudukça kendi içimde dile getiremediğim ne varsa Vassaf gözüme gözüme sokuyor. Her cümleden sonra bir süre tavana bakıp düşünüyorum. "Yaşam, gecenin konusudur. " cümlesiyle ilk bölümü bitirdiğimde neden bu kitabın içimde bir yerleri yakaladığı açıklık kazanıyor.

Daha ilk bölümün etkisini üzerimden atmamışken "ÖZGÜRLÜK CEHENNEMDİR" bölümüne geldim ve beni nelerin beklediğini tahmin bile edemeden okumaya devam ettim. Okuduğum her cümlenin altını çizmekten, aslında pdf olarak okuduğum için not düşmekten, kolum ağrıdı ve bu incelemeyi yazmaya karar verdim.

Gereğinden fazla uzadığının farkındayım. Yavaştan bitiriyorum. Eğer buraya kadar okuduysan incelemeyi, bir an önce bu kitabı pdf olarak indir ve okumaya başla. Dil olarak bir cümle de bile "acaba burada ne demek istiyor?" demeyeceksin. Gece, Özgürlük, Sanat, Seçimler, Kahramanlar ve hatta Cinsiyetler üzerine söyleyecekleri var Vassaf'ın.

Son olarak "Kahramanlar" bölümünde içten içe rahatsız olduğum cümleleri oldu elbet. Ama şu da var ki, haklı olduğunu biliyordum yazarın. Bu bölüme geldiğinizde ne demek istediğimi zaten anlayacaksınız.

Okuduğum onlarca kitap içinde Kafka'nın o meşhur aforizmasını kendi adıma söyleyebileceğim ender kitaplardan biri oldu kısaca:
"Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?"

Sevgi ve kitapla yaşayın.
277 syf.
·Beğendi·10/10
Ödül sistemini genel anlamda oldum olası sevmemişimdir. Kendimi sinefil olarak bile nitelendirebilecek iken oscar törenlerinden cüzzamlı gibi kaçarım, çok kurgusal ve amaçlıdır. Ödül (hatta adaylar bile) iyi olandan çok sistemi parlatanın olur, gücün haklılığına güzelleme yapılır genelde. Yapım şirketlerinin PR çalışması ölçü olarak daha belirleyicidir. Aynı toplum mühendisliğinin bir parçası olarak bazı nobel edebiyat ödülleri gibidir. Güçlünün "sahte" haklılığına kanıt yapılan "gerçek" harçtır, çimentodur. Artık egemenin sözel organıdır, ağzıdır o ödüller. Bu kitapta ödül sisteminin anti versiyonu gibidir.

Genelin normalleştirdiği kavramların sorgulanması gerektiğini, sizin çoğu seçiminizin adınıza çok önceden yapıldığını, sadece önünüze konan kısıtlı (ve zararsız) alternatiflerden seçim yapıyor olduğunuz yanılsamasına düşmemeniz gerektiğini anlatır. Gerçeklerle (doğrularla değil kasıt) yüzleşmenin keyifsiz mutluluğunu yaşatır. Monte edildiğiniz sistemden ne kadar koparılamaz durumda iseniz o kadar rahatsız olacağınız ve başarısız bulacağınız bir kitapla karşı karşıyasınız.

Gündüze karşı geceyi savunur, cennete karşı cehennemi anlatır. Uslu ama sahte çocuklar haline getirilmeye izin vermeyin der. Sorgulayan, yaramaz ama gerçek çocuklar olun der. Kısaca yaratılan sahte cennetlere inat "Cehenneme Övgü"dür.
160 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Tarih Nedir? "Tarihi tanımadan tarihçi­yi tanıyın" Çünkü tarihçiyi tanımak geçmişimize hangi aynaların tutulduğuna bakmak demek insanlık tarihinin kısa bir özeti olarak yazılmış bir kitap tarihimizde hatırladıklarımız ne yazık ki savaşlar, katliamlar ve zulümler neden tarih kitaplarında kendimize nasıl kıydığımız yok
Kitabın en temel amacı geleceğin tarihçileri bizi nasıl anlatacak ya da geçmişteki tarihçiler o dönemi bize nasıl anlattı Tarihte yeni kimlikler oluştukça, kimliklere uygun tarihler uyduruluyor. Neden tarih kitaplarında savaşlar ön plan da barışlar değil neden savaş başlatanlarin isimleri bizim için önemli barış imzalayanlarin isimleri ön plan da değil  Eric Hobsbawm, "Haşhaş tohumu nasıl afyon müptelası­nın hammaddesiyse, milliyetçi, köktenci ideolojilerin oluş­masında tarih aynı işlevi görür," der ve ilave eder: "lstedik­lerini tarihi kaynaklarda bulamazlarsa U Y D U R U R L A R ." Tarihi kendi kimliğimize göre uyarlamamiz gerektiğini vurgulayan bir kitap


Keyifli okumalar.. :)
251 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar 1k okuyucuları
Psikolog yazar olan Gündüz Vassaf'ı bir tv programında konuşmasını beğendikten sonra kitap listeme ekledim .Okuyanlar ilk" Cehenneme Övgü "kitabı ile başlaması gerektiğini söylediler lakin ben ilk bunu almıştım. Kitaba gelecek olursak kapitalizmin arka sokaklarını anlatıyor. Kitap 90'lı yıllarda yazıldığı için birçok kavrama uzak kaldım. Kapitalist sisteme içimize o kadar işlemiş ki bu sistemi görmez olmuşuz. Sistem hemen hemen her alanda kendini gösteriyor. Dinden ,futboldan ,eğlence sisteminden ,cinsel kimlik arayışına kadar .Reklâmları izlerken bir daha masumca bakamıyacaksınız .Birçok yerinde yok artık dedirtti.Açıkçası dünyanın karanlık yüzünü bu kitapta mizahi eleştiri çerçevesinde birkez daha gördük. Sadece eksik olarak bu kavramlar sonrası bizim bunlar ile nasıl savaşmamız gerektiğiydi ya da bu sisteme nasıl dur diyeceğimizdi .Bu kitap bana bilmek iyi mi oldu dedirtti .Gerçi sistemin de isteği bilmeden bu dünyanın hortumuna çekilmek. Uyanın ve bilgi ile kalın.
337 syf.
Gündüz Vassaf, bence her Türk okurunun okuması gerken, özellikle günümüzde ve tarih boyunca yönetimlerin ve halkların içinde bulundukları durumların nedenlerini güzel örneklerle bize sunan değerli bir yazar. Bu kitabında da bunu çok güzel ifade etmiş. Biz kimiz, Batı kim, Doğu kim? Neden bu haldeyiz, nereye gidiyoruz sorularına yanıt bulabileceğiniz enfes bir kitap. Gündeme dair merakı olanlar için okunması tavsiye edilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gündüz Vassaf
Unvan:
Türk Yazar ve Psikolog
Doğum:
Amerika Birleşik Devletleri, 1946
Liseyi İstanbul Robert Koleji'nde tamamladıktan sonra 1968'de George Washington Üniversitesi'nde psikoloji eğitimi gördü. 1977'de Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden doktorasını alan Vassaf, uzun bir süre Ankara Üniversitesi Mediko-Sosyal Merkezi'nde öğrencilere psikolojik danışmanlık yaptı. Uluslararası Psikologlar Konseyi yönetim kurulu üyeliğinde bulunan Gündüz Vassaf, 12 Eylül askeri darbesinden sonra öğretim üyeliği yaptığı Boğaziçi Üniversitesi'nden istifa etti.

O tarihten sonra Kassel, Bremen ve Marburg Üniversitelerinde öğretim üyeliği, Kanada'da McGill Üniversitesi Center for Developing Area Studies'te konuk akademisyen, Amsterdam'da Averoes Stichting'de klinik psikolog, Viyana'da Institut für Höhere Studien 'de konuk araştırmacı olarak bulundu.

Yazar, psikoloji alanındaki eserlerinden çok, tarihe farklı bir bakış açısıyla yaklaştığı çalışmalarıyla tanınmaktadır. Halen Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. İnsan, tarih, sosyoloji, popüler kültür konularında her Pazar yayınlanan "Gerçek Orada Bir Yerde" adlı programda Murat Belge ve Şerif Mardin ile birlikte yer aldı.

Yazar istatistikleri

  • 454 okur beğendi.
  • 3.584 okur okudu.
  • 168 okur okuyor.
  • 3.057 okur okuyacak.
  • 76 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları