Hasan İzzettin Dinamo

Hasan İzzettin Dinamo

Yazar
9.2/10
47 Kişi
·
135
Okunma
·
21
Beğeni
·
2.023
Gösterim
Adı:
Hasan İzzettin Dinamo
Unvan:
Yazar
Doğum:
Akçaabat, Trabzon, 1909
Ölüm:
İstanbul, 20 Haziran 1989
Hasan İzzettin Dinamo (d. 1909, Akçaabat, Trabzon - ö. 20 Haziran 1989), Türk yazar.
Ailesiyle önce İstanbul'a sonra Samsun'a yerleşti. Babası I. Dünya Savaşı'nda öldü. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeki eğitimini tamamlayamadan ayrılan yazar, geçimini çeviriler yaparak ve özel ders vererek sağladı.
Dinamo, gençliğinde bireysel şiirler yazsa da Nazım Hikmet'in şiirleriyle tanışınca kendine toplumcu bir çizgi çizdi. Nazım'ın yanında, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve A. Kadir gibi şairlerle birlikte çalıştı. yedi ciltlik Kutsal İsyan ve Savaş ve Açlar gibi önemli romanlara imza atmıştır. 1977 yılında, "Kutsal Barış" adlı romanıyla, Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanmıştır. Genellikle savaş dönemini anlatan romanlarının yanında şiir kitapları ve bir de öykü kitabı bulunmaktadır. İlk şiirlerinde Rıza Tevfik , Yusuf Ziya, Orhan Seyfi'nin etkileri görülür. Servet-i Fünûn dergisinde hece vezniyle şiirler yazmıştır. Aruz ölçüsünü kullanmış olsada yeniden heceye dönmüştür. Hapiste sayısız şiirler, romanlar, destanlar yazmıştır. Deniz Feneri, Kutsal İsyan, Savaş Ve Açlar adlı kitapları önemlidir.
Kim için ölüyoruz Allah aşkına? Şehirde yığınlarla rahat yaşayan, yiyip içen insan var. Yalnız biz mi kurbanlık koyunuz? Kimse tavuğunu bile bize kurban etmezken biz dağ gibi babamızı, ağabeyimizi onlara kurban ettik. Annemiz de, kardeşlerimiz de onlara kurban gitti."
Devrilen kara bir toprak keseğini kaldırıp ay ışığında gözden geçirecek dudaklarina götürdü. Seslice öperek şöyle dedi:"Hey seni yaradana kurban olayum.Cennetin tohumları sende değilse nerdedur? Seni francala somunu gibi iştahla dişleyeceğum geleyi.Şu sırada gül gibi kokayisun burnuma. Kurtarırsan Temel Çavuş'un uşaklarını açlıktan,ölümden sen kuratarcaksun.Goreceksun,ben seni nasıl gelinler gibi süsleyip guzellestireceğum.Haydi,uşaklar,toprak bizum dilimizden anlayi.Onunla iyi anlasacağuz.Basın bellerinize,devin oni tahan helvası gibi açluğumuzun önüne. "
Hasan İzzettin Dinamo
Sayfa 62 - Tekin yayinevi
Savaşı herhangi bir mecnun yapabilir. Ancak, devlet adamının işi savaş yapmak değil, savaşı sonuca götürmektir.
Hasan İzzettin Dinamo
Sayfa 304 - Tekin Yayınevi
Temel Çavuş, bunlara bakarak; "Ne yaşanası dünya" diye düşündü, "yalnız yiyecek bir lokma ekmeği olsa da şu güzel şeyleri seyretmeye vakit bulsa!"
Hasan İzzettin Dinamo
Sayfa 36 - Tekin Yayınevi
Denebilir ki, hiçbir şeyi gereksemiyoruz, ancak bir tek şeyi gereksiyoruz: Çalışkan olmak. Sosyal hastalıklarımızı incelersek asıl olarak bundan başka, bundan önemli bir hastalık bulamayız. Hastalık, budur. O halde ilk iş bu hastalığı kökünden iyileştirmektir. Ulusu çalışkan yapmaktır. Zenginlik ve onun doğal sonucu olan rahatlık ve mutluluk, yalnız ve ancak çalışkanların hakkıdır.
Hasan İzzettin Dinamo
Sayfa 443 - Tekin Yayınevi
Bazı romanlar oluyor, okurken de bitirdikten sonra da uzun süre etkisinden kurtulamıyorsunuz. Günlük hayatınıza devam ederken aklınıza bir anda o romandan birileri ya da bir sahne gelebiliyor. Bu tür romanlar ya genelde gerçek olaylardan alınmış ya da otobiyografik çizgiler taşıyan şeyler oluyor. İşte o romanlardan birisini yeni bitirdim ben; Hasan İzzettin Dinamo’nun Savaş ve Açlar’ı…

Son zamanlarda konusu Samsun’da geçen romanları okuyordum. Savaş ve Açlar’ı ise birkaç ay öncesine kadar hiç duymamıştım. Bu benim ayıbım olsun çünkü nasıl olmuş da bu yaşıma kadar okumamış hatta duymamışım böyle bir romanı? Üstelik devamı da varmış; Öksüz Musa.

Hasan İzzettin Dinamo, sosyalist kesimde bilinen bir isimmiş. Hayata veda edeli epey olmuş. Trabzonlu bir ailenin çocuğu ve daha bebekken önce İstanbul’a, oradan da 3-4 yaşlarındayken Samsun’a gelmişler. Babası Yemen Çöllerinde yedi yıl harp edip, hayatta kalan nadir askerlerden birisiymiş. Ancak Cihan Harbi başlayınca önce Karadeniz’deki pek çok erkek gibi babasını ardından da 15 yaşındaki ağabeyini cepheye almışlar. Onların gidecekleri yer Sarıkamış Cephesi olmuş. Hasan İzzettin Dinamo, henüz 5-6 yaşlarındayken anası ve kardeşleriyle Samsun’da yokluk ve açlık içinde kalakalmış.

Şimdi ‘Hasan İzzettin’ yerine ‘Musa’ ismini koyun oraya. Çünkü roman ana konusu ve olaylarıyla neredeyse tamamen gerçek. Romanı başarılı kılan ama okuyucuyu çok daha derinden etkileyen şey de tam bu işte; gerçek olması! Hatta maalesef gerçek olması…

Konu ve gidişatla ilgili çok fazla ipucu vermek istemiyorum. Çünkü biliyorum zor ama isterim ki her Samsunlu, her Karadenizli, her Türk vatandaşı bu romanı okusun. Evet, yazarın dünya görüşü, hayata bakışı, inançları ya da inançsızlığı… Bunlara katılıp katılmamak herkesin kendi tercihidir lakin anlatılanları yabana atmamak lazım. Üstelik bazı şeyleri yaşamadan hüküm vermek kolay olsa gerek; ben savaşı yaşamanın getirdiği karamsarlığı ve inanç kaybını Cengiz Dağcı’nın romanlarından iyi biliyorum. Savaş ve Açlar ise bana en çok Cengiz Aytmatov’un Toprak Ana’sını hatırlattı. İki roman hüzünleri ve hadiseleriyle epeyce benzeşiyor. Bu doğal çünkü savaşın milleti, dini, ülkesi yok; büyük bir acı ve yıkım demek. Savaşın tarumar ettiği şeylerin başında ise ahlak ve merhamet geliyor.

Biz savaş denince genelde gidenlerin hikayelerine odaklanıyoruz. Ancak bir de kalanlar var. Cephe gerisindeki acıların cephedekilerden aşağı kalır bir yanı olmadığını bu romanda iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Kitabın adı bütün romana sinmiş durumda; savaş ve açlar.

Yıllar süren kıtlık günlerinde açılığın ne büyük bir felakete dönüştüğünü görüyorsunuz. Kitabı birkaç gün içinde okudum ve bazı zamanlar karnım açtı. Anlamaya çalıştım. Pazar yerine çıktım, tezgahlardaki sebzelere, meyvelere farklı gözle baktım; evdeki çocuklarıma, karşımdaki tepelere…

Sonuçta romanın geçtiği şehirdeyim ben de. Roman biter bitmez şimdi bir tarafında kocaman bir AVM’nin yükseldiği Mert Irmağına indim. Köprüden o sulara baktım. Salhanenin nerede olduğunu, Reji binasını kestirmeye çalıştım. Musa’nın denize girdiği alan şurası olmalı; Tatar barakaları burada olmalı diye farklı bir gözle baktım şehre. Daruleytam ise bugünkü Sosyal Bilimler Lisesi alanındaymış.

Romandaki anlatım çok başarılı. Kalın bir kitap olmasına rağmen yormadan okutuyor kendisini. Trajedi dolu bir roman. Tasvirler, gelişmeler yerli yerinde. Fakirliği, açılığı, sefaleti, haksızlığı, kalleşliği ziyadesiyle duyabiliyorsunuz.

Bugünkü rahatımız ve refah seviyemiz göz önüne alındığında insanın inanamayacağı şeylerle karşılaşıyorsunuz. Kuduz, pislik, fakirlik, açlık, garibanlık, yokluk, hastalık… Köpek pisliği toplamaktan tutun da deniz suyundan tuz çıkarmaya kadar hemen her şey. Ve açlıktan ölen çocuklar; şehit eşi ya da çocuğu olmalarına rağmen yüzüne bakılmayanlar, kötü yola düşürülenler… Kırım göçmenleri, Kafkas göçmenleri, Balkan göçmenleri ve Doğu Karadeniz göçmenleri, Ermeni ve Rumlar… Elbette Her dönemin yüz karaları olan savaş fırsatçıları ve elbette gemilerini yüzdürenler. Bedel ödeyenler. Şehitlerin kim için şehit olduğunu sorgulamak zorunda kalıyorsunuz. Bir ailenin merkezde olduğu, deruni acılar barındıran bir romanla karşılaşıyorsunuz.

Hasıl-ı kelam, bu roman beni derinden etkiledi. Milletlerin tarihlerinin kişisel tarihlerle ilişkili olduğunu unutmamak lazım. Ve hayat ‘1914-18 yılları arasında Birinci Dünya Savaşını yaşadık’ cümlesi kadar basit ve kolay değil asla…
Hasan İzzettin Dinamo ile tanışmam "Savaş ve Açlar" ile olmuştu.Yaşar kemal'in sınıf ve dava arkadaşı olmasının yanı sıra yine onun kendi ifadeleri ile o "su katılmamıs devrimci bir kahraman ve edebiyatımızın da büyük ustalarindan biriydi."
Ama maalesef bir çok okur halen onu tanımıyor şaheser niteligindeki savaş ve açlar'ın varlığından habersiz.
Savaş ve açlar, Öksüz Musa ve açlık birbirinin devamı niteliğinde. Musa'nın yani Hasan İzzettin Dinamo'nun yaşamından kesitleri, yaşamın ona sunduğu tüm acıları okuyucuya büyük bir duygu seliyle geçiriyor.
Ağlaya ağlaya bitirdiğim tekrar tekrar okuduğum savaş ve açlarda Musa'yı Samsun'da bir yetim evinde bırakmıştık.Bu kitapta macera kaldıği yerden devam ediyor.
Birinci dünya savaşı sonrası ülkenin ve ülkemiz insanının içinde bulunduğu içler acısı durumu Musa'nın şahsında iliklerinize kadar yaşayacak ve hisli bir kalp taşıyorsanız yemeden içmeden kesileceksiniz.
Savaş ve açlar bir kaç arkadasımızın da yoğun gayreti ve emeği ile stoklarda tükendi.Yeniden basımı için yayın evi ve ailesiyle görüştükleri haberini büyük bir mutlulukla aldım.
Bu kitaplar edebiyatımızın yere göğe sığmaz değerleridir.
Tek kusuru heyomola yayınevinin özensizliği ve basım hataları.Onu da görmezden gelin, dunya klasiklerinde bile bir sürü basım ve imla hatasına rastlıyoruz.
Tam anlamıyla vurucu, insanı iliklerinden sarsan bir roman. İlk defa Hasan İzzettin Dinamo okudum ve iyi ki okudum. Neden toplumcu gerçekçilerin tü kaka diye gösterilmeye çalışıldığını daha iyi idrak ettim. Çünkü bu romanı okuyan bir insanın aynı kalabileceğini düşünmüyorum. İnsanın içinde bir yerlerde çok derin duygularını etkiliyor. Pek çok kişinin okumak isteyeceğini, okuma yürekliliğini gösterebileceğini de sanmıyorum bu yüzden.
Açlığın, sefaletin, savaşın ve yaşama kavgasının bu denli iyi anlatıldığı bir başka esere rastlamadım. Yazık ki baskısı kolay bulunmuyor. Sahaflardan edinilebilir. İyi okurların gözünden kaçmasını istemem. Bugün "sanat" adı altında yapılan laf ebeliğinin çok ötesinde, pek çok şeyi sorgulatan, çok boyutlu değerlendirilebilecek bir eser.
Çokları Knut Hamsun'un "Açlık" isimli baş yapıtı ile karıştırıyor, görünce. Açıkçası ben onu okumadım dolayısı ile bir karşılaştırma yapamam. Zaten böyle bir şeye gerekte yok.. Ama bu "açlık" başka açlık. Bu bizim hikayemiz, bizden bir hikaye. Daha önce de ifade ettiğim üzere "Savaş ve açlar" ile başlayan macera "öksüz Musa" ve ardından "açlık" ile sürüyor. Sırada "Musa'nın gecekondusu var"...
"Açlık" yine tüylerinizi diken diken edecek. 'Bu kadar olmaz' diyeceğiniz her şeyin bu kadar da olur olduğunu göreceksiniz. Boğazınıza yerleşip kalan bir düğüm sonuna kadar size arkadaşlık edecek.
Açlık 'ta artık ergenlik çağını aşmış delikanlı bir Musa var ve artık cinsel temalara da
fazlasıyla dokunulmuş. Ama esas beni vuran yazarın hayatının bu bölümünü de olanca saflığı ve gerçekliği ile okura aktarması. Bu gerçekten cesaret isteyen bir husus. Herkesin gönlünde yokluklar içinde taht kuran Musa'nın bir anda gözden gönülden düşme riski az bir risk değil. Ama göreceksiniz bu Hasan İzzettin Dinamo'nun umurunda değil. Çünkü onun amacı bir dönemi, bir hayatı olanca berraklığı ile bize aktarmak ve bunu en iyi şekilde yapmış.
Ve bence bu üç hatta daha okumadan Musa'nın gecekondusuyla beraber 4 eser ama ille de "Savaş ve açlar" orta eğitimden itibaren müfredata koyulup ders olarak işlenmeli. İnanıyorum bu eserlerle büyüyen neslin ayakları yere basacak ve hayata daha dirençli olacaktır. Maalesef ülkemizde bunun mümkün olmadığını bilerek bunu sadece bir fantezi olarak ifade ettim.
Ama siz anneler, babalar, ablalar, ağabeyler, teyzeler, halalar vs; ama en önemlisi de çok değerli öğretmenler bunu siz yapabilir siz onları teşvik edebilirsiniz. İnanın çok önemli, inanın çok hayati...
Bir aile büyüğünün önerisiyle başladık bu esere, biraz da önyargı vardı okumadan evvel ama okunur güzel bir tarih-araştırma kitabıydı. Kitabın bu cilti Ulusal Kurtuluş Savaşımızdan sonraki zamanı yani ülkemizin gelişimini ele alıyor. Kitabın adından da anlaşabileceği kadarıyla her işin savaşla halledilemeyeceğini genel olarak anlatılıyor. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün savaştan sonra da düşünce anlayışlarını, savaştan sonra da ne zorluklarla bu ülkeyi kalkındırdığını görmüş oldum. Tabi sadece Atatürk değil tüm vatansever insanları da ele alıyor bu eser. Ancak öylesine okumalık bir kitap değil. Gerçekten değerli.

Şahsen bazı hususlar dışında beğendim eseri. Ancak bazı aralarda ben sıkıldım diyebilirim (İnsanın tarihe ilgisiyle orantılı). Gerçekten merak ediyorsanız güzel bir kaynak olacaktır. (Tabi sahaflarda bulabilirseniz =)) 8/10
Saygılar.
Kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar deniz,yosun ve toprak kokusu alabileceğiniz bir eser.Yeni basımını bulması zor olabilir bulsanız bile biraz masraflı olabilir ama PDF veya EPUB formatında,cihazlarınıza indirerek okuyabilirsiniz.Kitabın içindeki her şiir sizi denize biraz daha yaklaştıracak.
Masmavi şiirlerle kalın. :)


Kitabı almak için: https://www.nadirkitap.com/...mo-kitap9495827.html


İndirmek için: https://turuz.com/...an+I.Dinamo-1937-80s
Ardı arkası kesilmez sarsıntılar ve depresyonlarla bitirdim romanı.Çevirdiğim her sayfa bir kara delik gibi beni yutup bilmediğim bir zamanın bilmediğim bir sahiline fırlatıp durdu.Bir solukta okudum diyebilmeyi çok isterdim ama okurken soluk alıp almadığımı bile hatırlamıyorum.

Kuru asker tayınının,bir avuç mısır ununun büyük lüks olduğu bir dönemde döşeme tahtalarının yakacak olması,tiksintiyle baktığımız kuzu koyun bağırsaklarının kuduz köpeklerin ağzından kapışılması, bugün tasavvurlarımızın çok ötesinde.Ölümün nefesi ensede bir yaşam.Aslında tam olarak yaşam da denmez, yaşamaya çalışmak daha doğru olur.

Bu kitap üçüncü öğününden sonra göbeğini kaşıyarak sırt üstü devrilip geğire geğire televizyon seyredenler,ne giyeceğine ne yiyeceğine karar veremeyenlerin hayata dair tüm ezberlerini alt üst edecek.Tabi ki nasipleri varsa…
Bu kitabı yıllar önce okumuştum arkadaşımın tavsiyesi ile ve üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen aklımdan çıkmayan, düşündükçe hala irkildiğim konusu ile beni kitabın sayfalarına esir etmiştir.
Ne zaman bir kitapçıya uğrasam raflarda gözlerimin aradığı, kitaplığımda yerini almasını istediğim muhteşem kitap...
Daha önceleri sekiz cilt altında toplanan Kutsal İsyan, şimdi beş ciltte indirilmiş lakin sayfalar arttırılmıştır.
Sitemizde her bir cilt ayrı bir kitap olarak algılanmış, oysa ki Milli Kurtuluş Savaşının Gerçek hikayesi (kitabın bir diğer adı da bu) bir bütün olarak ele alınan bir ulusun gerçek kahramanlık hikayesini ayrıştıramayız, bir bütün olarak yorumlamak gereğini inanıyorum . Bu düşüncelerle kısaca böyle yorumlama zaruri yetini hissettim.
Ayrıca bu kitabın devamı olan Kutsal Barışı ( Ulusal Kurtuluş Savaşı Sonrasının Gerçek hikayesi)ını da bu bütünden koparamayız sanıyorum. Kutsal barışta dört ciltte derlenmiştir.
Toplam dokuz ciltlik bu eserin yaklaşık 5500 sayfasını bir romanı okur gibi değil, Orkestra şefliğini Mustafa Kemal ATATÜRK ümüzün yaptığı, Ulusumuzun sahneye koyup, Ordumuzun ve milletimizin oynadığı bir senfoniyi dinler gibi takip etmeliyiz. Çünkü yazarın kendi tabiri ile bu bir "kütle romanı" dır.
1.nci Cilt Birinci Dünya Savaşı Bitmiştir, O gün ülkeyi yönetip bizi maceraya sürükleyen yönetim ( ittihat Terakki) başta Talat ve Enver Paşaların ülkeyi terk edişi, kaçışları ile başlar.
Tüm ciltler boyunca, muazzam bir kronolojik sıralama ile kurtuluş savaşın her evresi, detay ve belgeleri ile bütün gerçekliği ile ortaya konuluyor.
5. ci cilt in sonun da Ordunun İzmir'e girişi ile nihayetleniyor. Dikkatle ve sabırla okunması gerekir.
Kutsal Barış Mudanya Mütarekesinden Ulu Önderimizin vefatı on kasım 1938 e dek dönemin her bir ince detayına kadar incelenerek gitmekte.
Yazar daha sonra kitabında eksik bıraktığı bir hususu bir nevi özür babında itiraf ediyor O da şu:" Kara Fatma ya yer ayıramadım" diyor.
Bir gün bana bir yetki tanınmış olsa bu eseri liselerde, üniversitelerde zorunlu tutardım.
Şahsi görüşüm olarak üç kitap kütüphanemizde yan yana değilse bir eksiğimiz var demektir.
1. NUTUK
2. TEK ADAM
3. KUTSAL İSYAN- KUTSAL BARIŞ.
Bu eserler için, Yüce ulusumuzun kahramanlık hikayesine, bize bu günlere bahşeden tüm kahramanlara duyduğum
saygımdan dolayı alıntı da bulunmayacağım.
Herkese bol kitaplı günler, dileğimle...
Öksüz Musa ise yine Dinamo’ya ait ve Savaş ve Açlar’ın devamı niteliğinde. Burada ise ilk kitapta Samsun Darül Eytam’ında bıraktığımız Musa’nın hikayesi devam ediyor. 1919’a kadarki süre anlatılırken, o tarihten itibaren İstanbul yolcusudur artık.

Yazarın biyografisi

Adı:
Hasan İzzettin Dinamo
Unvan:
Yazar
Doğum:
Akçaabat, Trabzon, 1909
Ölüm:
İstanbul, 20 Haziran 1989
Hasan İzzettin Dinamo (d. 1909, Akçaabat, Trabzon - ö. 20 Haziran 1989), Türk yazar.
Ailesiyle önce İstanbul'a sonra Samsun'a yerleşti. Babası I. Dünya Savaşı'nda öldü. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeki eğitimini tamamlayamadan ayrılan yazar, geçimini çeviriler yaparak ve özel ders vererek sağladı.
Dinamo, gençliğinde bireysel şiirler yazsa da Nazım Hikmet'in şiirleriyle tanışınca kendine toplumcu bir çizgi çizdi. Nazım'ın yanında, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve A. Kadir gibi şairlerle birlikte çalıştı. yedi ciltlik Kutsal İsyan ve Savaş ve Açlar gibi önemli romanlara imza atmıştır. 1977 yılında, "Kutsal Barış" adlı romanıyla, Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanmıştır. Genellikle savaş dönemini anlatan romanlarının yanında şiir kitapları ve bir de öykü kitabı bulunmaktadır. İlk şiirlerinde Rıza Tevfik , Yusuf Ziya, Orhan Seyfi'nin etkileri görülür. Servet-i Fünûn dergisinde hece vezniyle şiirler yazmıştır. Aruz ölçüsünü kullanmış olsada yeniden heceye dönmüştür. Hapiste sayısız şiirler, romanlar, destanlar yazmıştır. Deniz Feneri, Kutsal İsyan, Savaş Ve Açlar adlı kitapları önemlidir.

Yazar istatistikleri

  • 21 okur beğendi.
  • 135 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 172 okur okuyacak.