Çin'deki cumhuriyetin kurucusu Sun Yatsen'in Şarki Türkistan hakkında yaptığı planını Çin'den özel olarak edindiğimiz bilgilere göre beyan edip bu planın hayata geçirilmemesinin nedenlerini anlatacağız. Plan şu şekildedir:
1. Çin'den her yol ve yöntem ile Türkistan'a çok sayıda göçmen getirip bütün vilayetlere yerleştirmek.
2. Bütün Şarki Türkistanlı çocukları Çin okullarına alıp onları Çince ter-biyeyle yetiştirmek. Bütün millî okul ve medreseleri hükümetin eline alıp Çin okuluna dönüştürmek ve Şarki Türkistan'daki bütün vakıflara hükümet tarafından el koyup Çince okullarının masraflarını buradan karşılamak.
3. Daha önce olduğu gibi resmî dil ve yazışmaların Çince olmasının yanı sıra eğitim dili ve kitapların da tamamen Çince olması.
4. Cumhuriyet yönetimine uygun Şarki Türkistan'ın bütün vilayetlerinden birer milletvekilinin Çin Parlamentosuna gönderilmesi ve Urumçi'de bir vilayet meclisi kurulup her hâkimlikten bir temsilcinin o meclis için seçilmesi ve bu her iki meclis için seçilen vekillerin Çince okuryazar olması şarttır.
Görülüyor ki bu planda Şarki Türkistan halkının hukuku ve menfaatine riayet etmenin hiçbir emaresi yoktur. Belki de bu plandan açıkça ortaya çıkan amaç, Şarki [573] Türkistan halkını her yol ve yöntemle Çinlileştirmek ve bu memleketi daimî bir Çin sömürgesi veya gerçek bir Çin vilayeti haline getirmekten başka bir şey değildir.
Şarki Türkistan TarihiMehmet Emin Buğra
Yılmaz Özdil bugünkü youtube programında, Milattan Önce (Kısaltmayı bilinçli olarak kullanmadım) 375'li yıllarda Platon (Eflatun) 'un yazdığı Devlet kitabındaki Mağara Alegorisi ile bugüne ışık tutuyor:
*
''Toplumların gerçeklere nasıl direnç gösterebileceğini sembolize ediyor. Farkındalık, bu toprakların lânetidir.! Gerçeklerin farkında olanlar ve herkes farkında olsun diye çırpınanlar, uğraşanlar mutlaka dışlanır. Hakarete uğrar ve hattâ suçlanır.!''
*
youtube.com/watch?v=Yz5lYTm...
*
Yılmaz Özdil'i dinledikten sonra yüreğimden dökülenleri de ekleyeyim:
*
O mağarada yaşamamak için, ailemden başlayarak herkese baş kaldırdım. Defalarca yanlışa düştüm, defalarca yanlışın içinden kendi çabamla çıktım. İslamcıları, azınlıkları, onlara paravan olan sosyalistleri, komünistleri tanıdım. Ve bunların ortak özelliği Atatürk'e ve Türk Milliyetçiliğine karşı olmaktı. Yaşadığımız Türkiye şartlarında, bahsettiğiniz sosyal medya mağarasında hangi grubu izlediysem, sonuç aynıydı.
Geldiğim nokta: İnsanın Vatan'ı varsa, evi var demektir. O evin içinde aynı dil ve kültürle yaşadığı soydaşları varsa yalnız değil demektir. Ve bize bunu veren Atatürk'e düşman olmak için, evsiz barksız vatansız olmak gerekir. Başka açıklaması yok.
*
Çok zaman kaybettiğimi düşünerek kendimi kahrettiğim zamanlar oldu. Sonra karşılaştığım ve yukarıda bahsettiğim onca grubun, henüz yola bile revan olmamış olduğunu keşfettim. Oldukları yerde sayıp, aynı jargonlarla konuşup, tam da dediğiniz gibi benzerleriyle buluşup ya da okumaktan zerre nasibini almamış ve her duyduğunun arkasından koşabilecek potansiyelde olanları kafalayıp günlerini kurtarıyorlar. Hepsi alt yapısında kendi dünyasına yarayacak menfaatler peşinde.
*
Beni okuma sevgim böyle kurtardı. Evet geç kaldım ama çoğundan öndeyim. Yüce Tengri'ye minnetle.