• ...Sonra hafifçe kıpırdadı şapka. Kenarına yakın bir yerlerdeki yırtık, ağız gibi açıldı - şapka bir şarkı tutturdu:
    "Bu şapka dersiniz, çirkin mi çirkin!
    Ama öyle hemen karar vermeyin.
    Toz olurum varsa benden güzeli,
    Eşsizim kendimi bildim bileli.
    Ne kasket dinlerim ne de silindir,
    Şampiyonluk kaçmaz, hep bana gelir.
    Hogwarts okulunda Seçmen Şapka'yım,
    Her gün, her ay, her yıl başka başkayım.
    Karşımda şöyle bir ürperin biraz
    Dünyada hiçbir şey gözümden kaçmaz.
    Eğer geçirirsen beni başına
    Gideceğin yeri söylerim sana.
    Seni Gryfindor'a yollarım belki,
    Zamanla olursun aslanın teki,
    Yiğittir orada kalan çocuklar,
    Hepsinin yüreği, nah, mangal kadar.
    Belki de düşersin Hufflepuff'a
    Haksızlığı hemen kaldırıp rafa
    Adalet uğruna savaş verirsin
    Her yere mutluluk götürmek için.
    Ravenclaw kısmetin belki,
    Oradakilerin hiç çıkmaz sesi,
    Mantıktır onlarca önemli olan,
    Öyle kurtulurlar tüm sorunlardan.
    Düşersin belki de Slytherin'e sen,
    Bir başkadır sanki oraya giden,
    Amaçları için neler yapmazlar
    Açıklasam bitmez sabaha kadar.
    Giy kafana beni! Çekinme sakın!
    Birinci koşul bu: Korkmayacaksın!
    Hiç kimseye gelmez kötülük benden,
    Şapkalar içinde en uysalım ben."
    Şarkı sona erince salonda bir alkış koptu. Şapka eğilerek dört masaya da selam verdi, sonra sessizliğe gömüldü yine.
  • Hayatımda birçok sevinçli günlerim olmuştur. Fakat hepsinden güzel, hepsinden sevinçli olabileceğini umduğum bir tek gün daha olabilir. O gün seninle ve hiç ayrılmamacasına yaşayacağıma inanacağım gündür. Sen böyle bir günün gelebileceğini pek tahmin etmezsin. Doğrusu ben de edemiyorum. Ama hayattan da başka hiçbir beklediğim yok. Bugün için sana da bana da bu kadar imkânsız görülen bir saadet günün birinde gerçek olabilirse, bütün ömrüm içindeki kayıplarımdan hiçbirine üzülmeyeceğim. Yalnız o sevinç bana kâfi derecede yaşamış olmak için yetecek. O büyük, o yegâne saadet için Allah’a mı, talihe mi, yahut herhangi başka bir şeye mi, neye inanmak lazımsa inanmak istiyorum. Seni ne kadar çok seviyormuşum. Ne kadar sana bağlı imişim, her şeyim ne kadar senden ibaretmiş meğer.
    Orhan Veli Kanık
    Sayfa 65 - Yapı Kredi Yayınları
  • Fatih’i tahtında görmüştüm düşte
    O eşsiz cengaver canlıydı işte
    Vakarla ayağa kalktı, yürüdü
    İçimi tarifsiz sevinç bürüdü
    Fatih’ti gözlerim Fatih gördüğüm
    Bütün hissiyatım oldu kördüğüm
    Celâlli gözünden çaktı şimşekler
    Gözler ki ufkunu manalı bekler
    Bir anda şaşkınca göz göze geldik
    Sanki sarayından göğe yükseldik
    El ayak dolaştı; şaştım, titredim
    “Yarabbi, ne büyük lütfundur” dedim
    Kendime gelince bir anda coştum
    Elini öpmeye huzura koştum
    Ziyaret eyledim güzel elinden
    Sohbete başladık gönül telinden

    "Efendim, ne güzel gördüm ya seni!
    Tanıyabildin mi bilmem ki beni?"
    Şöyle bir gözüyle süzdü derince
    Eridim huzurda,cevap verince
    Dedi ki "Lisanın benziyor bize
    Ve lâkin ben nasıl Türk derim size
    Bu garip kıyafet, bu endam hele
    Tarifin herhalde derin mesele
    Ne Çerkez denilir ne benzer Laz'a
    Belli ki dönmüşsün yolunmuş kaza
    Görmedim sen gibi kimse önceden
    Evvelâ sandım ki ecnebi deden
    İn misin, cin misin, düşman mı yoksa?
    Gazaya çıkalım sen gibi çoksa"

    Utandım, dizimin bağı çözüldü
    Gözümden zamansız yaşlar süzüldü
    Dedim ki "Efendim nasıl söylesem
    Şaşırma adıma Müslüman desem
    Ecnebi değil de Türk'üz inanın
    Damarımda gezen hep senin kanın
    Beş yüz yıl sonraki evladın işte
    Mevla'ya hamd olsun kavuştuk düşte
    Bu aciz bendeniz Bayburtlu Önder
    Asrımızda size benzeyen ender"

    Dinleyip sözümü hepten şaşırdı
    Sanarsın duyunca aklın kaçırdı
    Evvelâ yutkundu vaz geçti sözden
    Neslimiz mümkün mü ayrılsın özden?
    Bir sağa, bir sola hep geldi gitti
    Yaklaştı "sus bre" deyip de itti
    "Ne dersin be densiz defol git burdan
    Yüzünde eser yok imanla nurdan
    Şuna bak soytarı evladımızmış"
    Velhasıl duyduğu her söze kızmış

    Dedim ki "Bilseniz geleni başa
    Düşman içimizden başlar savaşa
    Türk-İslam âlemi kana bulandı
    Bağdat yerle yeksan, Halep’se yandı
    Darmadağın oldu müminler şimdi
    Bilmezler Fatih de Osman da kimdi
    Camiler boşaldı din garip oldu
    Sapıklar,cahiller kürsüye doldu
    Evladı, hanımdan korkup da bakmaz
    Ananın,atanın sahibi çıkmaz
    Ne sözü dinlenir,değer verilir
    Ne de baş köşeye layık görülür
    Sığıntı gibidir evde analar
    Geline hizmetkâr hep kaynanalar
    Adalet bahsine girmeyelim pek
    Tanınmaz haldeyiz acıdır gerçek
    Hakikat esiri olunca gücün
    Deveye diyorlar suçtur hörgücün
    Dünya eşkıyanın hakkını arar
    Yanına kâr kalır verdiği zarar
    Savaşsan ahalin düşmanı tutar
    Bu devran kahpece insanı yutar"

    Dedi ki "İnanmak istemem sana
    Desene kıyamet erdi cihana
    Anayı,atayı nasıl satarsın
    Yaşlandı diyerek baştan atarsın
    Bereket kalır mı böyle hanede
    Törende çiğnensin örf anane de
    Ha Frenk ha sizler çek de git burdan
    Öfkeme yenilip atmayım surdan
    İstikbal böylesi hayırsız demek
    Boşa mı bu kadar verdiğim emek?
    Ya hâli nicedir inananların
    Nedendir bu bitap hâli onların
    Ne dine sarılır ne adle talip
    Anladım asırda cehalet galip
    Sefil taç edilse cahilleştirir
    İlime,irfana mezar eştirir
    Okutmaz âleme iki hak satır
    Adalet mülkünü kökten aksatır
    Gel imdi ey evlat bu düşten uyan
    Hayır söz değildir ettiğin beyan
    Vücudun Bizansken için İstanbul
    Sen kendi ruhuna bir Fatihan bul
    Bu hâlde bakamam senin yüzüne
    Uyan da geri dön tezden özüne"

    Sarsıldım dehşetle uyandım birden
    Sanki mevtayım da çıktım kabirden
    Telaşla odamdan tam çıkacaktım
    Pencereden şöyle dışarı baktım
    Şişeyi sokağa savurdu bir genç
    Yüzünde amansız öfke var iğrenç
    Engelli çocuğa bir çelme taktı
    Kahkaha savurup haline baktı
    Yüzü gözü kandı zavallı kızın
    O hâlde bırakıp kaçtı ansızın
    Bir dertli nağmeyle akarken Çoruh
    Dedim ki nerde biz nerede o ruh

    Önder Eryılmaz
    Bayburt
    04.06.2016
  • Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
    Tuttum, ta içime oturttum seni
    Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
    İçtim yudum yudum güzelliğini
    Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
    Bendeydi özlemlerin en korkuncu
    Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
    Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu
    Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
    Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
    Biri vardı ağlayan; gecelerce
    Biri vardı sana tutkun; o bendim
    Ben seni sevdim mi? Sevdim, en büyük
    En solmayan güller açtı içimde
    Ömrümü değerli kılan bir şeydin
    Sen benim bozbulanık gençliğimde
    Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
    Bir çizgiye vardım seninle beraber
    Ve bir gün orada yitirdim seni
    Ben seni sevdim mi? Sevdim, Ya sen beni?
  • "Ben çoğu geceler içiyorum . Şakağımdaki ağrıyı duymamak için , iştah açmak için falan diyorum ama değil, biliyorum . Bir çeşit umutsuzluktan kurtulmak için içiyorum . Belki kendi kendimden. İki çeşit içen vardır. Biri, benim gibi, kurtuluşu içkiden beklemenin utancıyla içer. Bir de şu çevrendekilere bak. Bunlar neden içiyorlar. Toplum içinde yaşamanın baskısını, yükünü hafifletmek için. Çekinmeden bağırmak, yüksek sesle gülmek için. Dışarda bağırmak, kahkaha atmak yasaktır. Sokakta hiç gülmemek için burda gülerler. Böylesi az içer. Ya ben? İçiyorum da kurtulabiliyor muyum? Belki yalnız baş ağrısından..."
    "Ya içmediğin zamanlar?"
    "O zaman ararım."
    "Hep arayacaksın sen. Ya resim, ya kitap..."
    "Tutamak sorunu. İnsanın bir tutamağı olmalı."
    "Anlamadım."
    "Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine , sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. Herkesin, ' Veli ağanın öküzleri gibi öküz yoktur, ' demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!"
    Yusuf Atılgan
    Sayfa 148 - YKY Yayınları
  • ''Biz onlara benzemeyiz. Niye mi? Çünkü, çünkü yanımda sen varsın, beni kollarsın, senin için de ben varım. Niyesi bu işte...''
  • Ama sakın ölme tamam mı ömrüm...
    Sen ölürsen ben naparım ki hem...
    Ecel ayırsın evet ama şimdi değil...
    Hem daha hayallerimiz var fantazilerimiz var...
    Mutluluklarımız...
    Romatik akşam yemeklerimiz var daha...
    Sabahlara kadar mumlar kemanlar eşliğinde danslar edicez daha ömrüm...
    Kendimi sana adadım sevgilim...
    Yeminlen bir tek sana...
    Asla ihanet etmedim...
    Asla aşkım...
    Hem daha birbirimizin ağzına kahkalar eşliğimde yemekler vericez...
    Sonra romantik bir film izlicez..
    Belki dram belki komedi...
    Beraber yapıcaz her şeyi...
    Dedim ya mesafelere rağmen tek ruh olmuşuz...
    Ruhunu dinle öyleyse birtanem...
    Söyleyecek hissettirecek çok şeyim var...
    Desim ya bebeeğim senin ruhun benim ruhum...
    Beraber ağlayacağız şen kahkalrımızda...
    Hep berabet sıkı sarılıp birbirimize ...
    Beraber güleceğiz kelebeğim...
    Şen kahkalarda gıdı gıdı yapacağız civcivim..
    Seni seviyorum....
    Beraber uyucağız...
    Hep beraber...
    Yek ruh...
    Yek beden ömrüm....
    Ruhumu okşayacaksın...
    Ki hala ıkşuyosun...
    Sırılsıklam olacağız..
    Yağmurların altında oyun oynacağız...
    Kim daha yüksek bağırırsa...
    Hadi oynayalım öyleyse...
    Seni seviyorum ibrahimimm.
    Diye gülmekten kırılacağız...
    Öpüşe öpüşe yorulacağız...
    Her kavgae dişimizde göğsümüze sarılmak için kavga edeceğiz güle güle...
    Güle ağlaya belki sevişeceğiz ömrüm...
    Seni çok seviyorum...
    Sabahlarımız hep beraber olacak...
    Ellerim dudaklarında her sabah...
    Ellerinse saçlarımda...
    Buram buram kokunu saçını tenini içime çekeceğim...
    Seni bekleyeceğim hep söz...
    Aşk tarifi yapacağız...
    Şiirler...
    Şarkılar...
    Ninniler...
    Masallar....
    Hayat hijayemiz...
    Mazi geleceğimiz...
    Tartışmalarımız...
    Kaö çocuk yapalım sahi...
    25. )))
    A ya da 60 mı dersin..
    Güldürme benim ömrüm...
    İki gözüm...
    Romantik aşığım benim...
    Zeki balığım...
    Zeki tatlı ineğim...
    Pandam...
    Oyuncaklarımmm..
    Karış karış üzerinde çırılçıplak gezeceğim ülkem...
    Memleketim...
    Çapkınım belki de...
    Seniseviyorum...
    Senş çok seviyorum...
    Seni hala ilk gün ki gibi...
    İlk heyecanım...
    Saan hala dedliler gibi...
    Sırılsıklam...
    Ipıslak..
    Aşığım ibrahimim...
    Gel de kurut beni ömrüm...
    Seni çok seviyorum...
    Delisiye...
    Çıldırırcasına...
    Bağır çağır...
    Çırılçıplak...
    Saf temiz...
    Süt gibim...
    Bembeyaz...
    Masumum benim..
    Senş hep bekleyeceğim kaderim...
    Nasibim ol...
    Senş bir ömür sahipleneceğime söz veriyorum aşk bebeğim..
    Seni çok seviyorum...

    B💖İ