• Aşk şiiri mi?
    Ben göklere yazdım onu...
  • Politika Nedir?
    İşte budur :
    Çocuk babasına sorar: "Baba politika nedir?"
    Baba şöyle der: "Bak oğlum, ben eve para getiriyorum, öyleyse ben kapitalistim.
    Annen parayı yönetir, öyleyse o hükümettir.
    Deden paranın doğru idare edilip edilmediğine dikkat eder, öyleyse o
    da sendikadır.
    Hizmetçi kız ise isçi sınıfıdır.
    Bizlerin ise tek hedefi vardır, senin rahatlığın. Dolayısıyla sen de halksın ve altında bezi ile yatan küçük kardeşin ise gelecektir.
    Söyle bakalım anlayabildin mi?"
    Çocuk düşünür ve o gece babasının anlattıklarını düşüneceğini söyler.
    Gece yarısı cocuk uyanır. Çünkü küçük kardeşi altını pisletmiştir ve ağlamaktadır.
    Ne yapacağını bilemeyen çocuk anne ve babasının yatak odasına gider.
    Annesi yalnız ve derin bir şekilde uyumaktadır, öyle ki onu uyandıramaz.
    Hizmetçi kızın odasına gider. Bakar ki babası hizmetçi kızla yatmaktadir.
    Dedesi de pencereden gizlice onları izlemektedir.
    Hepsi öyle meşguldürler ki çocuğun orada olduğunu farketmezler bile. Çocuk hiç bir sey yapamadan yatağına geri döner.
    Ertesi sabah baba çocuğa kendince politikanın ne oldugunu anlatmasını
    ister.
    -"Evet" der çocuk, "kapitalizm" işçi sınıfını kötüye kullanıyor... Sendika bunu seyrediyor... Bu arada hükümet uyuyor... Halk ise dikkate alınmıyor... ve gelecek bokun içinde yatıyor!
    İşte politika budur..!
  • Şimdi Ben Ölüyorum Kanatsız Kuşlar Gibi
    Gitmesen Olmaz Demi ?
    Kalbimden Vuruyorsun Insafsız Gidiyorsun
    Allahın Yok Mu Senin ?
    Acıyor Her Bir Yanım Inan Çok Yanar Canım
    Yüreğin Yok Mu Senin ?
    Sen Benim Gizli Sevdam Sen Benim Gönül Yaram
    Şimdi Sen Bana Düşman
    Canımı Çıkarsalar Ateşlerde Yaksalar
    Yanmazdım Hiç Vursalar...
    Gitmesen Olmaz Mı ?
    Bak Daha Şimdiden Nefesim Kesildi
    Bak Daha Şimdiden Geberiyorum hasretinden
    Bilmez Misin Seni Nasıl Sevdiğimi
    Gitme Be Ben Sensiz Yaşayamam Ki
    Vurulur Düşerim Kırılır Dizlerim Ayakta Duramam Ki
    Gitme Işte Yüreğim Sende Kaldı
    Gitme Ulan Acıyor Sol Yanım gitme..
  • Hep şunu düşünmüşümdür
    Oyunculuk gerçek bir yalandır...
    Yalan derken yanii kötü olmayan bir yalan...
    Yalanin kötü olmayanıda mı var acaba?
    Offf tamam....
    Şöyle yani; bir sen varsın birde oyuncu olan sen olmayan sen varsın.
    Ikisi arasında gerçek olan hayatı kontrol etmek zor olsa gerek
    Düşünsene gerçek hayatlarında yapılan bir işi, yooo bu güzel olmadı gene çekim yapalım demiyorlar...
    Yada acaba gerçek hayatla sanam hayatı gerçek olamayan hayatı birbirine karıştırıyorlar midir? Bilmiyorum
    Acaba ikisi arasındaki dengeyi nasil kuruyorlardır.
    Zor olsa gerek
  • İki keşiş nehir boyunca giderken, nehrin karşısına geçmek için yardım bekleyen bir kadına rastlamışlar. Kadın yüzme bilmiyormuş ve bu yüzden çok korkuyormuş.

    Keşişlerden genç olanı kadına yardım edemeyeceklerini çünkü inançları gereği kadınlarla temas kurmalarının yasak olduğunu söylemiş. Fakat kesişlerden yaşlıolan, genç kadına yardım edeceğini söylemiş ve kadını sırtına alarak nehrin diğer yanına geçirmiş.

    Diğer keşiş bu durumdan hiç memnun olmamış. Ama kadın keşişe yardım ettiği için çok teşekkür etmiş, şükranını göstermek için tekrar tekrar önünde eğilmiş.

    Keşişler yollarına devam etmişler. Yol boyu genç keşiş kendi kendine söyleniyormuş. Yaşlı keşiş dayanamayıp yaklaşık bir mil sonra sormuş:



    – Neden hala söyleniyorsun, bir sıkıntın mı var?

    Genç keşiş kızmış olarak cevap vermiş:

    – Biz keşişiz; bir kadını sırtında taşıyıp karşıya geçirmek şöyle dursun, kadınlara bakmamız bile yasak. Nasıl böyle bir hareket yapabildin?

    Diğer keşiş gülümseyerek cevap vermiş;

    – Ben o genç kadını bir mil geride bıraktım. Sen neden hala taşıyorsun?



    Hayat akarken her şeyi kendinize dert etmek size yük haline gelir. Geçmişte olan olaylar üzerine yoğunlaşmanın yükünüzü artırmaktan başka faydası olmaz. Yüzünüzü geçmişe dönmek yerine geleceğe bakmak ve ilermek gerekir.
  • Ne çektin be Necdet! Önceki dönemin yazarlarına baktığım zaman hep bir aşk acısı, bir yaşanmışlık ve inanılmaz derecede aldatılan erkeğin aldatan kadını yerdiği kitapları görüyorum. Bakıldığında bunun ne zararı var bunlar bizim klasiklerimiz vs gibi düşünceler oluşur ki normaldir yoksa okumazdık. Peki, sorun ne? O dönemin yazarlarını şimdi okuyoruz ve bu durumu yaşıyoruz. Hatta o dönemin Taze yazarlarıyla bugünün Miracına çıkarken; bu dönemin Tazeleri de gelecek dönem Miraca mı çıkacaklar diye düşünmeden edemiyorum. Bundan da korkuyorum.
    Yakın dönemin oldukça popüler, ellerden değil dillerden düşürülmeyen eseri Kürk Mantolu Madonna’nın eserine benzerliğini de hesaba katınca acaba Sabahattin Ali de bundan etkilenip en iyi ürününü ortaya böyle mi koydu diye de düşünmeden edemedim.
    Efendim, farkında mısınız bilmem ama bu tarz eserlerde bir de gözümüze çarpan ve Aşk ne kadar öne çıksa da, kendisi ne kadar gizlenmeye çalışılsa bile bir SADAKAT konusunu görmekteyiz. Sizce de konu, mühim değil mi? Hadi bunu biraz açalım içimde kalmasın.
    Yok ya sen oradan bağlıyorsun, böyle şey yok, saçmalama bro gibi yorumlarınız mı var? O halde sizleri geriye götürüp sayfa 62de ilk paragrafa döndüreceğim. Orayı yazmayacağım tabi ama gönlüm razı gelmez. O kısmı buraya bırakacağım.
    https://i.hizliresim.com/g6J70b.jpg
    Ne kadar doğru değil mi? Hatta ben bunu cinsiyet ayırmadan tüm durumu yaşayanlara ithaf edeceğim. İthaf ve itham. Oldukça farklı iki kelime. Buna da yeri gelmişken değinelim. İthaf Etmek, birinin yapıtını bir başkasına sunulmasına denir. İtham ise bunu suç mahiyetiyle iletmektir.
    Şimdilik hepinize bu kadar baş ağrısının yettiği kanaatiyle kitabımızı noktalarken her zaman olduğu gibi kitabın taralı halinin mevcut olduğunu ve arzu edenlere iletebileceğimi belirterek; keyifli okumalar diliyor ve siz değerli okur kardeşlerime veda ediyorum..
  • Bana kimse sen gibi baktı mı ? Bilmem ama
    Ben kimseye sana baktığım gibi bakmadım.!