Küçük Bir Çaba
1000 Kitap sayesinde tanıştığım değerli arkadaşım Roquentin ile geçen günlerde bir çaba içerisine girdik. Bu çabamızda başarılı da olduğumuz için sizlere anlatmak istiyorum.

Roquentin eski adıyla Çocuk Esirgeme Kurumu, yeni adıyla Yetiştirme Yurdu'nda sosyolog olarak görev yapmakta. Daha önce de hatırlarsanız, Li-3'ün yaptığı kampanya ile buradaki çocuklara bir yardım kampanyası düzenlenmişti.

Aslında bu çocuklar, sosyal devlet olma prensibi gereğince devletin güvencesinde ve sorumluluğundalar. Koskoca devletin sorumluluğunda olan çocuklara bizim vatandaşlar olarak el uzatmamız veya yardım etmemiz biraz komik görünüyor ilk başta. Ancak her ne kadar devlet güvencesi ve sorumluluğu altındaymış gibi görünseler de gerçek bu şekilde değil.

Roquentin'den öğrendiğim kadarıyla devlet tarafından çocuklara aylık bir miktar para veriliyormuş ve bu para ile koca bir ay geçinmeleri gerekiyormuş. Tam rakamı bilmemekle birlikte, ergenlik dönemindeki çocuklara yetmeyecek bir rakam olduğuna emin olabilirsiniz. Tabii devlet tarafından verilen bu paranın çok büyük bir kısmı da çocukların zaruri ihtiyaçlarına gittiğinden eğlence-kültürel gelişim gibi yönleri bir hayli eksik kalıyormuş. Sinemaya veya tiyatroya verecek paraları kalmayan çocuklar, kültürel olarak birçok arkadaşından geri kalıyormuş. İçimizde anne-baba olup da çocuklara harcanan paranın ne boyutlara varacağını bilen okur arkadaşlarımız da vardır... Roquentin ile sohbet ettiğimiz zamanlarda bana bu konudan muzdarip olduğunu birkaç sefer dile getirdi. Hatta arkadaşımızın birçok defa maaşının önemli bir kısmını çocukların kültürel olarak gelişmeleri için harcadığını da biliyorum. Buna engel olmak için, site içerisinden para toplamayı teklif ettim; ama haklı olarak böyle bir riskin altına girmek istemedi. Sonuçta biraz elimiz kolumuz çaresiz kaldı.

Benim ise Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda çalışan bir uzaktan akrabam var. Kendisi gerçekten de yardımsever birisi ve her karşılaşmamızda bana istediğim zaman istediğim sinemaya, tiyatroya veya müzeye ücretsiz gidebileceğimi söyler. Yaklaşık 1 ay önce kendisiyle yine bir ortamda karşılaştım ve bu teklifini yineledi. Benim de aklıma hemen Roquentin geldi ve akrabama konuyu açtım. Elbette yardımcı olacağını ve bundan mutluluk duyacağını söyledi. Akabinde ben aradan çekildim ve Roquentin'e akrabamın telefon numarasını verdim.

Geçen hafta, Roquentin Kültür ve Turizm Bakanlığı'na gitti ve görüşme sağladı. Bu görüşme neticesinde, çocukların her hafta istedikleri bir sinemaya veya müzeye ücretsiz bir şekilde girebilmelerini sağlamış olduk.

Yani arkadaşlar, devletin en başından yapması gereken ve sorumluluğunda olan bir işi, yine devletin bir kurumunu kullanarak gerçekleştirdik. Aslında bu açıdan baktığınızda ne kadar acı değil mi? Olsun, sonuçta başarıya ulaştık ve bu mutluluğumuzu sizlerle paylaşmak istedik.

Burcu, bir alıntı ekledi.
49 dk. · Kitabı okuyor

"Bir şekilde doğruyu yaparken bile yanlışa bulaşmak zorunda kalınca, artık doğrunun da pek bir önemi yoktu."

70'lerin Tuvaleti, Mazhar Furkan Torun (Sayfa 164 - Puslu yayınları)70'lerin Tuvaleti, Mazhar Furkan Torun (Sayfa 164 - Puslu yayınları)

Teşekkür ederim 1k Ailesi ve Takipçilerim.
Buraya kısa bir zaman önce katılmış olsam da okuduğum kitapların sayesinde bir çok önemli şahsiyeti tanıdım ve okunacak daha nice önemi kitapların olduğunu buradan görmüş oldum. Siteyi amacı dışında kullanan etek giyen bıyıklı sakallı bacıları tanıdım. Bu da bir ilkti benim için :-) Kişiliğini burada bulmak isterken karaktersizlik çukuruna iyice saplananlarda karşıma çıktı. Kendime çok şeyler kattım burada. Ancak Her bidayetin bir nihayeti var derler ya. Ben de bu güzelliği tatlı bir şekilde nihayete erdirmenin vaktinin geldiğine inanıyor. Değer veren takip eden tüm kitap dostlarına teşekkür ediyorum .

Aslı Eraslan, bir alıntı ekledi.
1 saat önce

Ölümün yaklaştığını hissettikçe, ölümün gölgesi yolunuzun üzerine simsiyah düştükçe, olaylar gözünüze eskisi gibi batmıyor, derin duygularınıza artık aynı şekilde seslenmiyor, tehlikeli gücünden çok şey kaybediyor.

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Stefan ZweigBir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Stefan Zweig

Çok belirli bir konuda yazılmış akademik bir yayın olan bu kitabı alıp okumamın sebebi, günümüzde anadilde eğitim gibi konuları da içeren reformlar talep eden özellikle Kafkasyalı grupların Türkiye'ye göçlerini öğrenmekti. Bu gruplar tabi ki sadece 1856-76 yılları arasında göç etmedi, Rusya'nın Kafkasya'ya her baskısında Türkiye'ye göçler olmuştur. Fakat bu yılların özelliği; İmam Şamil (Şeyh Şamil) gibi halk önderlerinin çıkarak bağımsızlık mücadelesi vermesini de içeren yıllar olmasıdır. Çünkü bu hareketlenmelerden sonra, bölge üzerindeki baskı haddi aşmış ve büyük göçlere sebep olmuştur. Sonraki yıllarda da yerel direnişler yaşanmıştır ve hala da devam etmektedir. Bu kitap, daha çok Osmanlı ve bir kısımda Rus kaynaklarını kullanarak hazırlanmış akademik bir yayındır. Aynı zamanda Gürcü, Ermeni, hata İran kaynakları da taranırsa daha geniş araştırma yapılabileceğini düşünüyorum. Tabi sadece Kafkasya değil, aynı zamanda Kırım'dan Türk (Tatar) göçlerini de güzel şekilde anlatmış. Kırım göçleri konusundaki kaynaklara göre biraz yüzeysel olduğunu düşünüyorum. Fakat yine de güzel bir çalışmadır. Ciddi olarak ilgilenenler için tavsiye edebilirim, sıradan okuyucu için fazladır.

Şeyma Öztürk, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor

Charles Bukowski
‘Charles Bukowski de benzer bir kahramandır. Şöyle demişti: Afrika’ya ilaç göndermeye karar vermiştik; fakat hepsinin üzerinde ‘tok karnına’ yazıyordu... Aynı şekilde yüzyılın başında Cezayir’de, iki milyondan fazla insanı haksız yere öldüren ve onları asimile eden Fransa’nın Cezayir politikasını acımasızca eleştirmişti. Fransa’nın en büyük devlet nişanı olan ‘Legiond’honneur’u elinin tersiyle itti. Nobel verilince şöyle dedi: Bu ödülü bana teklif etme fikri Kapitalistlerin benden intikam alma isteğinden başka bir şey değil.’

Başçarşı’da Karşılaşmak, Sadık Yalsızuçanlar (Sayfa 91 - Profil Yayıncılık, 2016.)Başçarşı’da Karşılaşmak, Sadık Yalsızuçanlar (Sayfa 91 - Profil Yayıncılık, 2016.)

Hepimiz bizi endişelendiren durumlarla başa çıkamadığımız zaman, farkında bile olmadan, bilinçsizce bu sıkıntıdan bir şekilde korunmaya çalışırız. Kendimizi teselli etmek, kendimizi kandırmak, gerçekleri görmezden gelmek gibi. Ciddi hastalıkları olan çocuklar da en basit savunma şekli hastalığı yok saymak ve bilinçsizce inkar etmektir. İşte bu nedenle kitabın adı " Ben Hasta Değilim".

Kitap hasta çocuğun psikolojisine eğilmeden önce beden sağlığı yerinde normal bir çocuğun gelişim özelliklerini ve uyum ve davranış sorularını aktarıyor. Bu bölümü çocuk ve gençlerin ruh sağlığı bozuklukları ile ilgili temel bilgiler izliyor. Çocuğa ve gence psikolojik yaklaşım bağlamında psikoterapi, oyun terapisi ve ilaç tedavisi ile ilgili temel bilgileri sunuyor.
Kitap her patolojiye ilişkin kısa öz bilgiler içeriyor. Elliye yakın doktor ve psikoloğun ortak katkısı ile hazırlanmış, bu alanda Türkiye' de yazılmış en kapsamlı kitap diyebilirim.

Hafif SIYRIK, O İyi mi?'i inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

O iyi mi? Hemen hemen hepimizin yüreğini sızlatan, hatırladıkça gözleri uzaklara dalarak, dolarak, bazen bir tebessüm, bazen bir keşke ile andığımız, merak ettiğimiz içimizden de olsa “o iyi mi” dediğimiz birileri vardır. Bir ayrılık sonrası hayattan umudumuzu kestiğimiz, ümitlendiğimiz, bir selama muhtaç olduğumuz zamanlar da vardır elbet. Esila’ da Arda’ nın ardından elini ayağını çekiyor her şeyden. Uzun süreli ilişkileri eften püften bir sebeple son buluyor. Arda şiddete başvurarak, hırpalayarak, ardında bir enkaz bırakarak koyuyor son noktayı. “Sensiz ölürüm” dediği kadını bu şekilde terk etmesini anlamlandıramıyor, sebep bulamıyor, kaldıramıyor Esila. Günlerce bir evin içinde sorguluyor yaşananları. Tanıştıkları zamandan, geçirdikleri harika günleri, diğer tartıştıkları zamanları ve o kabuslar yaşatan, aldığı nefesi bile haram eden o geceye kadar. Okuyanı da hepsine bir bir şahit ediyor.

Leandre, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hayatta mutlak surette belirli hiç bir söz, hiçbir hareket yoktur. Bütün sonuçlar, önceden umulmayan bir şekilde meydana gelir. İşte hakiki insan hayatı...

Pragmatizm, William James (Sayfa 2 - Milli Eğitim Basimevi İstanbul 1948)Pragmatizm, William James (Sayfa 2 - Milli Eğitim Basimevi İstanbul 1948)
Şura Leyla Çakar, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor

Bedenini Yitirmiş Hanımefendi
"Harika bir şey, rüzgârı kollarımda ve yüzümde hissediyorum, o zaman silik bir şekilde olsa da benim de ellerim ve yüzüm olduğunu fark ediyorum. Bu gerçek değil, ama bir şeydir işte. Bir süre için bile olsa bu korkunç ölüm peçesini üzerimden kaldırıyor."

Karısını Şapka Sanan Adam, Oliver SacksKarısını Şapka Sanan Adam, Oliver Sacks