3 Mayıs nümayişi Türkçülüğün komünizme karşı ilk fiilî hareketiydi. Bunu Ankara'da zorla susturmak istiyen Halk Partisi Hükümeti iki yıl sonra emir vererek İstan-bul'da aynı hareketi tekrar ettirmek suretiyle fikren mağ-lûbiyetini kabul etmiş bulunuyordu. Bu mağlûbiyetten sonradır ki biz İki Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesinde beraat ettik. Sıkıyönetim Komutanlığı bunu temyiz etmekle hiçbir şey çıkmaz. Çünkü bizi tahliye eden ve hakkımızda verilen bütün cezaları kökünden bozan, Askerî Yargıtayın umumî heyetidir. Bu dâva artık olup bitmiştir. Fakat Sıfırın dâvası daha görülmemiştir. O, kendisini müdafaa etmek isterken hâlâ bize "tahrikçi grup" (s. 13), "Nazi dostu ve mihverci" (s. 18), “iğvâcı” (s. 19) ve "faşist" (s. 21) demekle hakikatleri tahrifte devam et-miştir. Bana faşist, Nazi dostu ve mihverci diyen "Sıfır" kendi kitabının 17. sayfasında Almanları da millî düşman saydığımı gösteren bir vesikayı yayınlıyor. Onun vesika dediği şey Almanların Yunanistan'ı zaptettiği sırada büyük oğluma yazdığım vasiyetnamenin bir parçasıdır. O zaman Almanların Türkiye'ye saldırmasına gün mese-lesi diye bakılıyordu; ordu, köprüleri atarak Çatalca'ya çekilmiş, okullar Nisan ayında tatil yapmıştı. Sıfırın ifti-rası gibi Nazi dostu ve mihverci olsaydım öyle bir vasi-yetname yazmazdım. Bundan başka 1939'da yazılan bazı manzumelerimle de ben naziliğe ve faşistliğe karşı olan bakışımı belli etmişimdir. Moskoflarla çarpışıp onların belkemiğini kırdıkları için Almanlara karşı -her Türk gibi- duyduğum sempatiye nazilik diyen Sıfıra, benim de Moskofçu dememekliğim için kendisinin Ruslar aley-hinde bir yazısını görmem icap eder.. Yoksa kendi itirafı veçhile 15 milletten 496 klasik yayınlayarak bunun 63 tanesini Rus klasiklerinden (!) yaptırmak ve bir tek, evet bir tek, Türk klasiği neşretmemek
Sistemler kendi vatandaşlarını kendilerine benzemeyenlere karşı düşman ya da kibirli yetiştirebilmek için milliyetçilik ve dincilik gibi göz boyaması ya da körleşme yöntemleri uygularlar. Çünkü kör vatandaşları kullanmak daha kolaydır.
Oğluma yazmış olduğum vasiyetnamede bütün milletleri bize düşman göstermemi Sıfır hazmedemiyor. Zaten aramızdaki fark da buradadır. Moskofları gücendir-memek uğruna Türkçülere karşı takınılan yüz kızartıcı durumun hiçbir işe yaramadığını, Moskofların edepsiz-likte ileri gitmelerinden başka bir sonuç vermediğini hep birlikte gördük. Onun için ben yabancılarla dostluktan bahsedenlere, hele bunda samimî olanlara sadece acır, geçerim.
Ama bizde zadegânlık çok güçlüdür. Eşraf güçlüdür. Bunlar halka kolay kolay göz açtırmaz. Çoğu yerde ağalık vardır onlar hiç göz açtırmaz. Ağalar da, hocalar da, medreselerde yetişenlerin çoğu, Mustafa Kemal’e de, onun kurduğu Cumhuriyet’e de alttan alta düşman idiler ama bunu belli edemiyorlardı.
Hiç kitap okumayan bir adam niçin merak ediyor ki seneye yazılacak kitapları? Bu dünyada bile yaşamayı beceremeyen neden merak eder başka gezegenlerdeki hayatı? Geçmişi ve bugünü ne zaman bitirdiniz de geleceği sorguluyorsunuz? Hâlâ işler kalleşçe hallediliyor ikili ve uluslararası ilişkilerde!.. Saçma bir mesaj kaygısına dönüşmüş bütün dillerde "savaşa hayır" cümlesi... "Evet ama oraya bomba atılmasının bir sebebi var kardeşim" diye düşünenler var, ölülerin fotoğrafına bakanlar arasında... Her ülkenin sınırları dost ve kardeş, düşman ülkeler... Aynı kadına sevdalananlar birbirini vuruyor, aynı şeyden nefret edenler can ciğer arkadaş!... Bir şeyi, bir kadını, bir erkeği ya da bir ülkeyi sevmenin cezası ölüm bile olabiliyor bazı...