İstanbul üzgündü, küskündü; cünkü bir buçuk yıla yakın bir süredir düşman ayakları altında inliyordu. Geçen kışın ilk günlerinde baslamisti her şey. Savaşın tüm felaketini sessizce bağrına basmis olan İstanbul, soğuk bir kasım sabahı Galata Rihtimina yanaşan İtilaf gemisi Arian'dan karaya çıkan ve Beyoğlu'ndaki ilk kez böylesine kirlenmiş ve ardından azınlıkların 'Yaşa!', 'Zito!" sefaretlerine yaya olarak giden dört Fransız subayının çizmeleriyle 'Viva!' çığlıkları arasında tüm felaketler sökün etmişti.
Sayfa 182·Kitabı okuyor
Efendiler! Allah dostlarına yakın olmaya gayret edin. Nitekim Allah Teâlâ’nın dostuna dost olan, O’na da dost olur. Yüce Allah’ın dostuna düşman olan ise O’nun da düşmanı olur.
Reklam
"Her yerde düşman aramanın katlanılabilir bir şey olduğunu mu sanıyorsun?"
Sayfa 297
Bu, ne kadar çok isteyen, verilemeyecek, bulunamayacak kadar çok isteyen, doyurulamayacak kadar aç, okşanamayacak kadar sinirli ve hodgam bir ruh. Bu ruh insanın dış ve ön benliği içinde öyle bir ikinci «ben» yapıyor ki , bu «ben», iyi kötü her şeye düşman ve yabancı kalıyor.
Alıntı
Ey insan!
Ey insan! Bu kitabı sana ithaf ediyorum. Başının üstünden büyük bir rüzgâr geçiyor. Yalancı bir fecirle başlayan asır kararıyor ve sana tek ümit ışığı olarak en kudretli kaynağı uranyum'da değil, senin ruhunda sıkışmış maddeden koparak çıkardığın korkunç tahrip aletinin patlayışından yükselecek alevi bekletiyor. Ey bahtsız! Tarihinin hiçbir devrinde kendine bu kadar yabancı, bu kadar hayran ve düşman olmadın. Laboratuvarında aradığın, incelediğin, oyduğun, dibine indiğin, sırrını deştiğin her şey arasında yalnız ruhun yok. Onu beyin hücrelerinin bir üfürüğü sanmakla başlayan müthiş gafletin, otuz yıl içinde gördüğün iki muazzam dünya harbinin kan ve gözyaşı çağlayanlarında en büyük dersi arayan gözlerine bir körlük perdesi indirdi. Bırak şu maddeyi, boğ şu ölçü dehanı, doy şu fizik ve matematik tecessüsüne, kov şu kemiyet fikrini, dal kendi içine, koş kendi kendinin peşinden, bul onu, bul kendini, bul ruhunu, bul, sev, bil, ân, gör, kendi içinde gör Allah'ını. Kendine dön, kendine bak, kendine gel. Aptalca bir konfor aşkından doğduğu hâlde her biri daha korkunç bir dünya harbi hazırlayan teknik mucizelerinin yanında, senin iç zıtlıklarını elemeye yarayacak ve seni kendi kendinle boğuşmaktan kurtaracak ruh mucizelerini ara. İnan manevilere ve mukaddeslere, inan! Onlar hakkında bu kadar küçükçe düşünmekten utan! Her sezilen derinliğin ifşa ettiklerini düşünmekten bile seni alıkoyan tabiatçı metotlarını fırlat ve bitlenmiş elbiseler gibi at. Ortaçağ papazında haklı olarak ayıpladığın dar kafalılığın anlayış sınırlarını daha fazla darlaştıran beş duyu idrakinin kapalı dünyası içinde kalma: Arşı geç, ferşi atla, sidreyi aş, Gör ne var maverada ibrethîz.
Sayfa 411·Kitabı okudu
İşte en cesur ruhlar bile direnç, mücadele etmez bir düşman karşısında cesaretini kaybediyordu.
Sayfa 135·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam