Yaşam aynı zamanda hem üremeyi, hem de kendini aşmayı amaçlar, sadece yaşama tutunsa, o takdirde yaşamak sadece ölmemek anlamında gelir, ve insanın yaşamı anlamsız bir bitkisel hayattan farklı olmaz. Hayat sadece yaşamaya devam etmeye çalışmanın kendini aşmanın içerisinde yerleşik olduğunda ve bu kendini aşma kişinin kendisine tanıdığı sınırlar dışında sınırları olmadığında anlamlıdır.
"Böyle olaylar hep beni bulur!", ya da "Gördünüz mü, yine başıma neler geldi!" sözleriyle alınyazısı ve kötü talih kavramları sorumluluklarımızı görmemek için sık sık kullanılan gerekçelerdir. "Yine başımıza neler geldi!" yerine, "Ne yaptım da başıma bu olayı getirttim!" biçiminde düşünerek kendimize farklı bir açıdan bakmaya başladığımızda bu gerçeği görebilmek pek de güç olmaz.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bu feci durumun ne kadar sürdüğünü söyleyemem; böyle saniyelerin hayatın ölçülmüş saniyelerinden farklı bir uzunluğu vardır.
Sayfa 97 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Aybar Doğu sorununa da, 12 Mayıs 1963’te Gaziantep’te basına açık bir toplantıda değinmiştir. Doğu ve Güney Doğu illerinde yaşayan, daha çok Kürtçe ve Arapça konuşan ve Alevi mezhebinden olan milyonlarca vatandaşa, bugüne kadar genel olarak vergilerini vermiş, yurt savunmasında kanını akıtmış olmalarına rağmen, eşit yurttaş muamelesi yapılmadığını söyleyen Aybar, anayasanın yurttaşlar arasında din, mezhep, dil, ırk, sınıf ve zümre ayrımı gözetilmeyeceğini belirten 12. maddesinin harfi harfine yerine getirilmesi gerektiğini vurgular; yani, bu insanlara sırf Kürt, Arap ve Alevi oldukları için farklı davranıldığının altını çizer. Aybar bu bölgenin ayrıca bir mahrumiyet bölgesi olduğuna değinir: “Şimdiye kadar ihmal edildiklerini de göz önünde bulundurarak okulun, fabrikanın, hastanenin, kütüphanenin, tiyatronun, yolun en çoğu bu illerde açılmalıdır. Memurun en iyisi, en insancılı ve yurtseveri bu illere gönderilmelidir.” (..) Kürt kökenli partili Tarık Ziya Ekinci’nin dediği gibi, Aybar bunları Türkiye’de söyleyen ilk siyasal parti lideridir: “Türkiye’nin düşünce bakımından en kısır olduğu ve Kürt sorununa değinmenin tehlike oluşturduğu 32 yıl önceki bir dönemde Aybar büyük bir cesaretle Kürt sorununu ortaya atmış ve çözümünü de göstermiştir.”
Alıntı
Boka akıllı bir çocuktu ama insanların birbirinden farklı olduğunu,bu farklılıkların nedenlerini kavramak için acı çekmemiz gerektiğini henüz öğrenmemişti.
Sayfa 131·Kitabı okuyor
Anadolu da İlk Kez Türk Devrimi Olmuyor
Yeryüzünün tümünü etkileyen bir devrim oluyor. Anadolu merkezli olması değerini bir kat daha artırıyor. Türk küllerinden yeniden doğuyor. İlk kez olmuyor. Yöntemi farklı oluyor şartları değişken olduğu için. Yeryüzünün karanlık yüzü çaresiz. Anadolu ve Asya'da varlık sürdürme olanağını batı sömürüsü yaptığı büyüklenmeci ve tehditkar tavırları dolayısıyla kaybediyor. Güç hak ve halklar karşısında zor durumda. Kitle imha silahı medya algı oyunları, siyasi işbirlikçilerin halklar karşısında çaresizliği, yerli işbirlikçi sermayenin savunulacak bir tarafının kalmamış olması, mitoloji ve tarih ile ilgili art niyetli çabaya uygun hileli girişimler. Dijital teknolojinin fitne ve bozgunculuk aracı olması bardağı taşıran ayrı ayrı damlalar oldu. Gücünün farkına uyanan her insan devrim fikrine biraz daha fazla sarılıyor.
Hayata Dair