Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

8,9/10  (110 Oy) · 
207 okunma  · 
103 beğeni  · 
3.253 gösterim
Erich Maria Remarqe'ın eserleri, gözden geçirilmiş yeni baskılarıyla şimdi everest klasikler'de!

Savaşın incittiği insanlara bir ses veren Erich Maria Remarque, bize hatırlattıklarıyla her zaman el üstünde tutulması gereken bir yazar. Savaşın dehşetini, beraberinde getirdiği yıkımı, insanoğlunu birbirine nasıl yabancılaştırdığını birinci ağızdan, çarpıcı bir şekilde dile getiren Remarque, savaşla ilgili bildiğimizi sandığımız gerçekleri sorgulamamızı sağlarken, edebiyatın ne kadar güçlü ve ölümsüz bir kaynak olabileceğini de bir kez daha kanıtlar.

Remarque'ın, I. Dünya Savaşı'ndaki bir grup askerin hikâyesini on dokuz yaşındaki bir çocuğun gözlerinden anlattığı Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, yayımlandığı günden bu yana, devamı niteliğinde olan Dönüş Yolu'yla birlikte tüm dünyada büyük ilgi görmeye devam etmekte. Canlı çarpışma sahnelerinin yanısıra savaşın abesliğinin ve askerlerin ıssızlığının vurgulandığı cephe arkası bölümleriyle de okuru içine hapseden roman, Yaşar Kemal'in sözleriyle "bugün de taptaze, bugün de her okuyucusu tarafından yeniden yeniden yaratılarak uyarıyor, direnme gücü veriyor." 20. yüzyıl dünya edebiyatının bu önemli yapıtı, şimdi Everest Yayınları'nın dünya klasikleri dizisindeki yerini alıyor. 
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2012
  • Sayfa Sayısı:
    224
  • ISBN:
    9786051410319
  • Orijinal Adı:
    In Westen Nichts Neues
  • Çeviri:
    Burhan Arpad
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Muzaffer Akar 
 23 Şub 11:46 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Savaşın insanlara katacağı iyi bir şey olabilir mi? Düşündüm sadece savaş üzerine yazılmış kitaplar geldi aklıma diğerleri olmasa da olur. Savaşın tüm vahşiliğini tüm korkunçluğunu anlatan kitaplar olmalı ki insanlar ders alsın ve sebep olanlar utansın, yerin dibine girsin, insanlıklarını sorgulasın!

Bu kitap için Yaşar Kemal yüzyılın kitabı derken elbet bir bildiği vardı, son yüzyıl içinde yazılmış yüzlerce edebiyat şaheserinin üstünde tutarken bu incecik kitabı elbette vermek istediği bir mesaj vardı büyük ustanın, ancak okuyunca anlıyor insan üstadın tespitinin doğruluğunu.

Kitap 1. Dünya savaşı sırasında bir Alman askerinin ( Paul) savaş anılarından ve yorumlamalarından oluşuyor. Gerçekte yazar 18 yaşında Birinci Dünya Harbine katılmış ve bir çok yaralar almış işte bu yaşanmışlıkla savaşın korkunçluğu bu kadar güzel anlatılabilirdi. 19-20 yaşlarında gencecik insanların birbirlerini öldürmeleri, ölmemek için öldürmeleri, siyasilerin anlaşamaması yüzünden ölmeleri ancak bu kadar yalın ve bu kadar vurucu anlatılabilirdi belkide.Cephede savaşmış insan öldürmüş, arkadaşları öldürülmüş, sakat kalmış, ruhu yaralanmaış bu gencecik insanlar savaştan sağ çıksalar da artık normal yaşayabilirler mi? İşte bunları anlatıyor kitap. Askerlerin muzırlıklarını okurken bile gözlerim yaşarıyordu, iki paragrafta bir nefes alıp durmam gerekiyordu okurken çünkü anlatılanlar bana çok ağırdı.

5-6 yaşlarında, köyde güneşli bir günde yırtık yamalı bir donla bir taşın üzerine oturmuşum, elimdeki çakıl taşıyla yanımdaki kayanın üzerini yol etmiş karıncaları eziyorum, evet işte itiraf ediyorum, bir karınca çıkıyor tık vuruyorum, diğeri geliyor tık gene vuruyorum ve epeyce sürüyor bu durum. Öldürmeyi bilmiyorum yaptığımın farkında değilim belki ama şimdi kırk yaşıma yaklaşırken hep bu olayın vicdan azabını duyuyorum, nasıl olabildi, nasıl yapabildiğimi sorguluyorum ve bazen rüyama giriyor öldürdüğüm karıncalar. Savaşa katılmış makineli silahıyla takır takır insan öldürmüş bir kişi nasıl azaplar çekiyordur aklım havsalam almıyor.

İkinci Dünya savaşında atom bombaları Japonya’yla beraber insanlığın vicdanına da atıldı ve etkisi halen devam ediyor ki bir sürü ruhsuz yarı vicdanlı insanlar dolaşıyor aramızda daha da üzücü olanı bu sakat ruhlular yönetiyor insanları. Stefan Zweig savaşın korkunçluğundan bedenini kaçırmıştı ama ruhunu ve vicdanını kurtaramamıştı, insanlıkta daha fazla umut görmedi ve intihar etti. Bu konu üzerine söylenecek o kadar çok şey var ya, susuyoruz, dileğim bir gün tüm insanlığın Güneşli Güzel Günlere uyanması.
********************************************************************************************

** Aşağıdaki inceleme kitabı okurken yaşanan bir duygu patlamasıdır **
Bir küçük kitap; ben tabletten okuyorum ama satın alıp kütüphanemin baş köşesine koyacağım ki edebiyatın gücünü her bakışımda bana hatırlatsın, en başta olmalı ki, günlük koşturmalarla geçen sıradan yaşamımızın değerini 19-20 yaşında ömürleri savaşlarda harap olmuş kişilerle karşılaştırıp değerini bilelim.

Kitabın daha yarısını okumadım ama karşı konulamaz bir yorumlama ihtiyacı duydum hatta kitabın her satırını her parağrafını alıntı yapmak bir yere not etmek tekrar tekrar okumak ihtiyacı duydum. İşte şimdi bu ritüel okuma değil! İşte bu, kitaplarda aradığım “şey”. işte bu his, bu haz bu duygu yüklenmesi edebiyata doyamama nedenim.

Çok açık söylüyorum ki son yıllarda ağlama yetimi kaybettim, çok hüzünlenip çok üzüldüğüm zamanlar bile ağlayamam ama bu gün, bu kitabın satırlarında kaybolunca, ben fark etmeden gözümden yaş tabletimin üstüne düştü, gözyaşımın altındaki yazılar bulanıklaştı. İşte oldu, gözyaşı fakirini ağlattı bu yaşanmışlık.

Hadi dur, hadi kendini engelle de yazma, bu duygu doyumunu ölümsüzleştirme.

Her zaman savaşın anlamsızlığını, kazananın olamayacağını ama insanlığın sürekli savaşlarla kaybedeceğini savundum ve savunacağım. Ben ki sadece zorunlu askerliğimi kısa dönem olarak İzmir’de yaptım. Yazar savaşı tüm korkunçluğuyla yaşamış, herşeyiyle hissetmiş, bedeni sağ kalmış olabilir ama ruhu tedavi edilemez yaralar almış ve bu şaheseri yazmış.
Bu kitabı yorumlamak veya puanlamak haddim değil, ancak hislerimi yazabilirim!

Ebru Ince 
 02 Mar 23:01 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

"Salonun ortasında bağdaş kurmuş oturuyorum...sabun köpüğünden yapılmış bir kapsülün içinde , güvendeyim....sağ yanımda bir bombardıman sırasında açılmış bir çukur var ,içinde iki alman asker ,yaşları 20 birinin bacağı parçalanmış diğeri delirmenin eşiğinde...
Sol tarafım rus esirlere dönük, açlık sakallarindan akıyor, gözlerinde hayattan vazgemişlik .dizanteri hariç insansı kokuları bile kalmamış. ..
On cepheye baktığımda fransızlar var ,kulaklarım makineli tüfeğin sesinden sağır
Gözlerim ,genzim gaz bombalarindan harap...maske takmak lazımmış..gaz yere yakın çöker, ciğerlerini kusa kusa dısarı çıkartılmış. ..ben bilmiyorum ..ben sadece okuyorum , yasamadigim şeyler hakkında ahkam kesmemeyi öğreniyorum. .

"Batı cephesinde yeni bir şey yok" biraz daha insan olmayı öğretiyor bana ..savaş kitapları okudukça yaşadığım hayata daha çok sahip çıkıyorum ...daha nazik oluyorum çevreme karşı, bir insanın bile incinmesine izin vermez oluyorum...binlerin hiç uğruna feda edildiği bu saçma düzene daha bir asi bakıyorum

En yüksek sesimle bağırıyorum!!avazım çıktığı kadar SAVAŞA HAYIIIIIRRRRRRR..!!!!!
..sizde duyuyor musunuz?..

Osman Yüksel 
02 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yaşar Kemal 'in tavsiyesi üzerine aldım. Niçin Nobel ödülü aldığını okuyunca daha iyi anlıyor insan. Kitap o kadar derinden, samimi duygularla vuruyor ki size yeri geliyor kahkahalar atıyor yeri geliyor gözünüzden akan yaşlara engel olamıyorsunuz. Savaşın iğrenç yüzünü, çaresizliği, arkadaşlığı, o kadar güzel anlatmış ki... Bu kadar savaş çığırtkanlığı yapılan böyle bir dönemde kesinlikle okunup okutulması gereken ölümsüz bir eser.

Zamin Abdullayev 
01 Ağu 00:38 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Müharibənin insanlığa qazandırdığı tək şey bu kitab... Gənc yaşlarında, adi həvəs və böyük oyunun ucbatından evlərindən didərgin düşmüş insanlar. Nəyin uğrunda, niyə savaşdıqları bilmədən, kor-koranə ancaq öldürməyə xidmət etməlidirlər. Müharibə yalnız silahla öldürmür...

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, hayatımda okuduğum en güzel kitaplar arasında. Savaşın olduğu yerde insanlık diye bir şey kalmıyordu.. Belki başka zamanda başka yerde karşılaşsalardı dost olabilirdi. Şimdi nedenini tam olarak kendilerininde bilmediği bir savaştalar. Paul Baeumer, insanlara insan olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Nazi Almanya'sında bu kitap yasaklanmış, hatta toplatılıp yakılmış. Erich Maria Remarque, vatandaşlıktan çıkartılmış ve bu kitap yüzünden onu öldürmek istemişler ama Remarque'ı bulamayınca ablasını öldürmüşler. Ne yazık ki ki, batı değil tüm dünyada hâlâ yeni bir şey yok...
Kitaptan bir kaç alıntı söz de eklemek istiyorum.

... O, şimdi ondokuz yıllık küçük ömrüyle yapayanlız ve ağlıyor, bu ömür onu bırakıyor çünkü. Gördüğüm ayrılışların bende akıl komayan, en zor olanı bu.
---
Ah, anne, anneciğim! Sen beni hala çocuk sanıyorsun. Niye başımı dizlerine koyup uyuyamıyorum artık? Böyle kararlı olmam, sürekli kendimi tutmam neden gerekiyor? Oysa içimden ağlamak geliyor. Beni teselli etmeni istiyorum. Yaşım çok mu büyük sanki? Kısa pantolonum hala gardropta asılı değil mi? Aradan o kadar az zaman geçti ki... Neden bu kadar sessiz sedasız bitiverdi çocukluğum?
...
Paul Baumer'in Ölümü
1918 yılının Ekim ayında vuruldu. Bütün cephe boyunca o kadar sakin ve kımıltısız bir gündü ki!.. O günkü ordu bildirisini bir tek söze sığdırabildiler:
" Batı cephesinde yeni bir şey yok. "

BİROL COŞKUN 
 02 May 14:51 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bir askerin savaşın ortasında çevreye, doğaya, insanlara, askerlere, sivillere, savaş öncesi ve savaş sonrasına bakışı...Gördüklerini sade ve tüm açıklığıyla ortaya koyuşu...
Ölümü sonrasında deftere düşülen not "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok."
Hiçlik, sadece hiçlik..

Yazar şöyle demiş bu etkileyici Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok kitabının önsözünde:

"Ben , biz askerlerin yaşadığı korkuyu, umutsuzluğu, vahşeti, mahvolmak ve ölmek karşısında duyulan hayatta kalma savaşını dile getirdim.
Kitabımda yazdıklarım gerçektir ve yaşanılmıştır."
Hepsi vatansever, cesur, keyifli askerler olarak yola çıktı, cepheye varınca HAYVANLAŞMIŞ insanlara dönüştüler... Hepsi de 17-18 yaşlarında ana kuzusu çocuklardı.
Sordular onlara "... olur da savaş biterse ilk napardınız? "
Cevap verdiler:
"En yakın istasyona koşar, oradan ver elini ANACIKLARIMIZIN kucağına"
Sonra eklediler:
"Bizler gençlik falan değiliz, dünyayı fethetmek istediğimiz de yok! Kendimizden kaçıyoruz! 18 yaşında dünyayı , insanları sevmeye başlamıştık oysa, sonra da sevdiğimiz her şeye , hayatlara ateş etmek zorunda bırakıldık. "

Bu kitap anlatılmaz yaşanır, yaşanır ama unutulmaz.

Bahar Acar 
 26 Kas 2016 · Kitabı okudu · 15 günde · Puan vermedi

Yaşar Kemal ustanın tavsiyesi olan bir roman. Bu yüzden tereddütsüz alıp okumaya başladım. Savaşı, savaşın içindeki bir askerin gözünde anlatan bu kitap Hitler tarafından meydanda yaktırılmış, Bazı kısımlarını okumak bir hayli güç, soluk almayı unutuyor insan.Ki anlatılanların, yaşananların sadece yarısını olduğu bilindiği halde....
Eğer etrafınızda savaş yanlısı birinin konuşmalarını duyarsanısanız ağzının üstüne çat diye vuracağınız bir kitap!

Barış ŞAHİN 
10 Ağu 14:20 · Kitabı okudu · 30 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir savaşta askerler ne yaşar, ne sıkıntılar çeker, yaşadıkları psikolojik travmalar bu kadar mı inandırıcı anlatılır bilmiyorum. Yazar çok çarpıcı bir kitap yazmış. Gazetede görüp okumaya karar verdiğim bir kitaptı. Gerçekten köşe yazarının bahsettiği kadar güzel bir kitaptı.

Tavsiye ediyorum.

Burak Erdoğdu 
26 Haz 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Savaş bu kadar iyi resmedilemez. Remarque'nin neden tehditler aldığı ve Hiler'in neden kitabı yasakladığını ilk sayfadan idrak edebiliyor insan. İnsanlık için faydalı hükümetler için zararlı fikirlerle dolu ,akıcı, okunası ve insani bir kitap. Her bir satırda insan olduğunuzu hissediyorsunuz...

3 /

Kitaptan 91 Alıntı

Muzaffer Akar 
02 Mar 15:47 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bu böyle olunca, şimdiye kadar yazılmış, yapılmış, düşünülmüş şeyler ne kadar saçma! Binlerce senenin medeniyeti, bu kan sellerinin akmasına bile mani olamadıktan, bu yüz binlerce işkence zindanını kapatamadıktan sonra, bütün o yazılanlar, hepsi boş, hepsi yalan olsa gerek. Harbin ne olduğunu önce hastane gösterir.

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 136)Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 136)

"Göz denilen şu iki küçük noktada öyle yürekler acısı bir anlatım var ki, insanın parmağı ile örteceği geliyor."

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria RemarqueBatı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque
Muzaffer Akar 
28 Şub 16:36 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

... Biz genç değiliz artık. Biz dünyayı fethetmek istemiyoruz artık. Kaçağız biz. Kendimizden kaçıyoruz artık. Hayatımızdan. On sekiz yaşında idik; dünyayı, hayatı sevmeye başlamıştık, sevdiğimiz bu şeylere kurşun sıkmak zorunda kaldık. Patlayan ilk mermiler kalbimize saplandı. Çalışma, çaba, ilerleme kapıları kapandı bize. Biz bunlara artık inanmıyoruz, biz harbe inanıyoruz.

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 48)Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 48)
Muzaffer Akar 
28 Şub 11:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

...Başlarımıza yağmur yağıyor, cephedeki ölülerin başlarına yağmur yağıyor;yarası kalçasına göre çok büyük o küçük acemi erin vücuduna yağmur yağıyor; yağmur Kemmerich’in mezarına yağıyor, kalblerimize yağıyor...

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 41)Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 41)
Ayçagül Akar 
 29 May 22:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Gencim ben, yirmisindeyim. Ama hayatta bildiğim tek şey umutsuzluk, ölum, korku. Ve bir acı uçurumunun üstüne atılmış sığ, soytarıca bir keyif... İnsanların nasıl birbirine düşman edildiğini, nasıl ses çıkarmadan, bilmeden, ahmakça, uysalca, masumca birbirlerini boğazladıklarını biliyorum. Dünyadaki en keskin zekaların bu işkenceyi büsbütün inceltmek ve uzatmak için silahlarla sözler icat ettiğini görüyorum.

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 185)Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 185)
Muzaffer Akar 
22 Şub 14:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

On hafta askerlik eğitimi gördük, bu süre içinde on yıllık okul hayatındakinden daha kesin bir biçime sokulduk. Parlatılmış bir düğmenin dört ciltlik bir Schopenhauer’den daha önemli olduğunu öğrendik. Önce şaşkınlık, sonra öfke, nihayet umursamazlık içinde burada zekanın değil, ayakkabı fırçasının, düşüncenin değil sistemin, hürriyetin değil talimin sözünün geçtiğini anladık.

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 15 - ( E kitap ))Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 15 - ( E kitap ))
Muzaffer Akar 
23 Şub 11:03 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

... O, şimdi ondokuz yıllık küçük ömrüyle yapayanlız ve ağlıyor, bu ömür onu bırakıyor çünkü.

Gördüğüm ayrılışların bende akıl komayan, en zor olanı bu.
...

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 20 - ( E kitap ))Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 20 - ( E kitap ))
Muzaffer Akar 
23 Şub 10:20 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kırılmadık, alıştık. Başka bazı şeylere katlanmamızı güçleştiren yirmi yaşımız, bu işte bize yardım etti. Ama en önemlisi, içimizde sağlam, pratik bir dayanışma duygusunun belirmesi oldu. Bu duygu, cephede harbin yarattığı şeylerin en iyisini meydana getirdi: Arkadaşlık!

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 17 - ( E kitap ))Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 17 - ( E kitap ))

"Kitap sırtları yan yana duruyorlar. Onları henüz unutmamışım. Nasıl yerleştirdiğimi hatırlıyorum. Benimle konuşsanıza, beni anlasanıza, ey geçmiş zaman beni alıp götürsene tasasız ve güzel günler beni yine aranıza alsanıza der gibi gözlerimle yalvarıyorum kitaplarıma."

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria RemarqueBatı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque
Muzaffer Akar 
22 Şub 14:39 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

... Demir gibi gençler! Gençler! Bizler yirmiden yukarı değiliz. Ama genç miyiz? Genç ha? Gençlik gerilerde kalalı hanidir.

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 13 - ( E kitap ))Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque (Sayfa 13 - ( E kitap ))

Kitapla ilgili 1 Haber

Yaşar Kemal, yüzyılın romanını seçti: 'Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok'
Yaşar Kemal, yüzyılın romanını seçti: 'Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok' Fransa'nın en prestijli yayınevi Gallimard, 100'üncü kuruluş yıldönümünde dünyaca ünlü 31 romancıdan 20. yüzyılı temsil eden romanı seçmelerini ve bir yazı kaleme almalarını istedi. Bu isimler arasında yer alan Yaşar Kemal, Erich Maria Remarque'ın 'Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok' kitabını seçti. I. Dünya Savaşı sırasında cepheye giden Alman gençlerin dramını çarpıcı bir dille anlatan savaş karşıtı roman, Naziler tarafından meydanlarda yakılan kitapların başında geliyordu. İlk kez 1929 yılında yayımlanan roman, Türkiye'de Oda Yayınları'ndan çıkmıştı.