Size bir inceleme değil bir alıntı bırakıyorum. Spoiler sayılmaz…
“ İsteğim şudur: Hiçbir yolla, hiçbir tehdit ve cezayla haksızlığın, suçun kökünün kazınamayacağını biliyorum; bunların kökleri çok çok derinlerdedir. Rüşvet almak gibi yüz kızartıcı bir suç, şerefine leke sürdürmek için doğmamış insanlar için bile normal bir ihtiyaç ve istek haline geldi. Çoğunuz için genel akıntıya karşı kürek çekmenin artık neredeyse imkânsız olduğunu biliyorum. Fakat ben şimdi, bütün yurttaşlarımız her şeye katlanarak, her şeylerini feda ederek anayurdumuzu kurtarma mücadelesi verirken o kutsal karar dakikasındaki gibi, göğsünde hâlâ Rus kalbi atan ve “asalet” sözcüğünün az da olsa hâlâ bir şey ifade ettiği kimselere bir çağrı yapmak mecburiyetindeyim. Burada, aramızdan hangimizin suçu daha büyük diye tartışmanın ne yararı var? Belki de en büyük kusur bana aittir, belki başta size çok sert davrandım, belki aşırı kuşkuculuğumdan dolayı aranızdan bana samimi olarak yardımcı olmak, yararlı işler yapmak isteyenleri kendimden uzaklaştırdım. Gerçi kendi açımdan ben de aynı şekilde size edebilirdim <...>. Onlar eğer gerçekten adaleti sevselerdi, ülkelerinin iyiliğini isteselerdi, benim kibirli davranışlarımı kendilerine yönelik bir hakaret olarak görmez, kendi kişisel ihtiraslarını bastırır ve kişiliklerinden taviz verirlerdi. Onların fedakârlıklarını ve iyiye karşı duydukları yüksek sevgiyi mutlaka fark eder ve sonunda kendilerinin yararlı, zekice öğütlerine mutlaka kulak verirdim. Ne de olsa, astın kendini üstün huyuna göre uyarlaması, üstün asta göre kendini uyarlamasından daha uygundur. Bu en azından daha mantıklı ve daha kolay bir iştir, zira astların tek bir amirleri, oysa amirin yüzlerce astı vardır. Neyse, kim daha suçlu konusunu şimdi bir yana bırakalım. Asıl mühimi, ülkemizi