Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2023 10:41
Türk edebiyatının en değerli yazarlarından bir tanesidir Sabahattin Ali Yazdığı roman ve öyküleriyle daima toplumun aksayan yönlerini ele almış.Dertlerine ortak olmuştur. Değirmen Zaman zaman hüzünlenecek, eğlenecek ve düşüneceksiniz Bir birinden güzel öykülerin bulunduğu bu kitabı okuyunca, tarifi olmayan duygular yaşayacaksınız. Keyifli okumalar.
İnceleme
DeğirmenSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 202055,8bin okunma
7/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2025 03:21
Sabahattin Ali’in okuduğum diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabı da oldukça akıcı, sürükleyici ve etkileyiciydi. Hikayelerden oluşan Değirmen kitabında bi çok konuya değinmiş. En etkilendiğim ve çarpıcı bulduğum Değirmen ve Kurtarılamayan Şaheser oldu. Bir Skandal hikayesini ayrıca Kağnı - Ses - Esirler kitabında da okumuştum. Tavsiye ediyorum, okuyacaklara iyi okumalar dilerim. :)
Öykü
DeğirmenSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 202055,8bin okunma
8/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2022 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2022 12:13
Yazarın kısa hikâyelerinden on bir tanesinin toplandığı bir kitap. Genelde Anadolu'nun 30'lu yıllardaki halini anlatan, kısa, sımsıcak ve yazarın ruh halini ortaya koyan kısa öyküler.
DeğirmenSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 202055,8bin okunma
1930'ların Anadolusu...
Puan vermedi
Değirmen..Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan'ı kadar betimleme dolu olan bir kitabı daha.Anadolu insanını,ülkenin bazı kurumlarındaki yozlaşmayı,insan sömürücülüğünü,ahlaksızlığı,aşkı,doğa üstü olayları anlatan,yer yer öven yer yer yeren 16 öyküden oluşan kitap.Bazı öyküleri beni çok sıksada,bazılarını bitirmek istemeyerek gece yarılarına kadar merakla okudum.Birçok yerin altını çizdim okurken.Ben mesleğimden dolayı bazı eski kelimeleri anlasamda,anlamadığım kelimelerde vardı,bu da kesintisiz okumayı kesiyor,dipnotu okuyup sonra tekrar üst satıra çıkmanız gerekiyor.Yine de ben Türk edebiyatı klasiklerine dünya klasiklerinden daha çok şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum.Kitapta ki"Bir kadın dalaveresi" ve "Değirmen öyküleri"beni en çok etkileyenlerindendi.Kısaca Değirmen öyküsüne değinmek istiyorum:Kahramınımız " Atmaca" klarnet ustası.Değirmencinin sakat kızına aşık olur.Ama ne aşk!Kendi tabiriyle "Mavzer kurşunu gibi çarptığını yere seren bir aşk."Değirmencinin kızı, küçükken sağ kolunu değirmenin çarklarından birine kaptırır.Gel zaman git zaman o da Atmaca'ya ilgi duyar.Kız ise gönlünün olduğunu ama sakatlığından dolayı karşısında ezilip büzüleceğini hal böyle oluncada bu işin olmayacağını ve gitmesini söyler.Bir gün değirmende bir eğlence düzenlenir.Atmaca Klarnetiyle dinleyicileri büyüler.Müzik bitince genç adam tahammül edilemez bir acıyla değirmenin bir köşesine çekilir ve kendi sağ kolunu keser.Oracığa yığılır.İşte bu hikaye şu cümlelerle biter:"Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek işte adaşım, yalnız bu sevmektir...
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 202055,8bin okunma
9/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2021 13:14
Yazarın yayınlanan ilk (1935) ve farklı öykülerden oluşmuş kitabı. Kitapta onbir öykü var. Hepsinin okuma keyfi birbirinden farklı. Sabahattin Ali’yi okumak ayrı tat vermiştir her zaman.
DeğirmenSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 202055,8bin okunma
Puan vermedi·173 syf.··
2023 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2023 10:51
11 hikayeden oluşan bir kitap. Ben en çok “Viyolonsel, Değirmen ve Bir Cinayetin Sebebi” öykülerini beğendim. Sıkılmadan okuyacağınız, her biri ayrı mesajlar içeren kısa ve etkileyici hikayelerden oluşan bu güzel kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 202055,8bin okunma
8/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2024 20. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2024 14:08
Küçük 7-8 hikayeden oluşan bir eser. Muhtemelen Sabahattin Ali'nin dergi için yazdığı hikayelerden bir araya getirilmiş. Sonuncusu olan Bir Skandal, etkileyiciydi. Toplum içinde nasıl davranmak gerektiği hakkında bilgi veriyordu. Kitapların da güzel yanı bu değil mi? Yaşamadığın şeyleri tecrübe etmek, bilmediklerini öğrenmek fırsatı veriyor. Teşekkürler kitaba dönüşen ağaçlar... Teşekkürler hayatı süzgeçten geçirip bize anlatan yazarlar... Ve hamdolsun bize bilmediklerimizi Öğreten Allamûl Guyub olan Allahu zulcelal hazretlerine...
DeğirmenSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 202055,8bin okunma
8/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2021 55. kitabı
Sabahattin Ali, birçok eserinde olduğu gibi Değirmen adlı kitabında da toplumun kanayan yaralarını, adeta deşilen bir ciğer misali, adaletsizlikleri, sevgi yoksulluğundan ağzı hasret kokan sevdalıları bir tokat gibi yüreğimize indirip duruyor. Üstelik bunları yaparken üslubundan hiç ödün vermiyor. Ne mahrum ediyor betimlemelerinden ne de kalemini ürkekleştiriyor; mürekkebi olduğu gibi döküyor kağıtlara ve bir ebru gibi milim milim şekillendiriyor kelimeleri. Satırlar, sayfalar bitip son kelimeye kavuştuğumuzda on altı öykünün olan çıplaklığıyla zihnimizde uzanıverdiğini görüyoruz.Hangi konuyu, hangi karakteri ve yeri, zamanı ele alırsa alsın ham maddesinin hep ‘sevgi’ olduğunu görürüz Sabahattin Ali’nin. Hep sevgiyle yoğurulur ve sevgiyle inceltir kalemini; kelimelerini sevgiyle başlara taç eder. Kimi zaman insanların sevdaya olan doyumsuzluğunu kırlangıçlar anlatır kimi zaman da yalnızlığa olan sevgisini kendini kitaplarına teslim ederek belli eder ve ekler. Üç bölümden oluşan bu eseri baştan sona karakterleri, olayları ve kendi içindeki üslubuyla tam anlamıyla irdelemeye çalışırken, aslında yazarın ön sözde iliştirdiği bu sözler anlattıklarının okur için olduğunu zaten kanıtlar nitelikte: ‘Arasında yazmış olmakta utanacağım kadar kötülerin olduğunu biliyorum… İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim.’ Keyifli okumalar...
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
7/10
·164 syf.··
2023 68. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2023 23:24
Sabahattin Ali’nin 16 tane öyküden oluşan bu kitabında adının da aldığı ilk öykü olan değirmen haricinde diğerleri bu öyküsünün gölgesinde kaldı. Ya da bende değirmen öyküsü bitince kitap bitti hissi oluştu. Diğer öykülerini okurken aynı duyguyu alamadım maalesef. Tema ile ilgili olarak öykülerinde hayatımızdan kesitler veren Sabahattin Ali kimi öykülerinde hayatımızda karşılaşabileceğimiz olaylara benzer konuları kaleme almıştır. Bu bir dilencinin duyduğu aşk da olabilir ya da politik siyasetin nasıl bir canavar olduğu da olabilir. Sabahattin Ali öykülerinde genel olarak hayatında yaşamış olduğu haksızlıkları, yaşadığı dramı, rahatsızlıkları konu alarak öykülerine yansıtmıştır ki bu olaylar bu dönemde de herkesin başına gelebilecek olaylardır. Bizi kitabı okurken kendisine çeken en güzel yönünden biri de budur. Kitabın en sevdiğim yanı ise içerisinde bilmediğimiz kelimelerle karşılaşma olasılığımız çok olsa da sayfa altlarında açıklamasını okuyarak yeni kelimeleri öğreniyor olmamız. Okumak isteyenlere tavsiyem ilk öyküde takılıp kalmayın diğerleri de okunmaya değer öyküler. Keyifli okumalar dilerim…
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202055,8bin okunma
Ve aşk ne kadar kudretlidir!..
7/10
·144 syf.··
2026 9. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 01:19
Sabahattin Ali, en sevdiğim yazarlardan birisi. Değirmen, 16 farklı eserden oluşuyor. Hikayelerin hepsi birbirinden güzel. Sabahattin Ali, öykülerinin her birinde farklı konuları işlemiş. Kimisinde aşk, kimisinde sadakat, kimisinde mücadele, bazıların da haksızlık ve özgürlük... Yazar, hem içinde yaşadığı dönemin olaylarına ışık tutarken hem de işlemek istediği konuyu net olarak aktarmış biz okuyucularına. Sabahattin Ali, çok güçlü bir yazar. Öykü okumayı seviyorsanız bir solukta okuyup bitirebileceğiniz bir eser. Kitabı okumak isteyen herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.