گروه محكومين

Franz Kafka
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·56 syf.··
2025 3. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2025 20:58
Kafka bu kısa öyküsünde adalet, otorite ve insan vicdanı gibi konulara alışılmadık bir yerden yaklaşıyor. Adaletin insanlıktan ne kadar uzaklaşabileceğini, otoritenin nasıl saplantıya dönüşebileceğini ve insanın kendi vicdanıyla yüzleşmesini etkileyici bir biçimde ortaya koyuyor. Uzak bir ceza sömürgesinde geçen olaylar, insanı rahatsız eden ama düşündüren bir sistem üzerinden anlatılıyor. Kitabın sayfa sayısı az ama bıraktığı etki büyük. Kafka’nın kendine özgü karanlık havasını burada da fazlasıyla hissediyorsunuz. Okurken sorgulatan, bitince de zihninizde dönüp duran bir kitap arıyorsanız, bu öykü tam size göre.
Edebiyat
Ceza SömürgesiFranz Kafka · İthaki Yayınları · 202510,9bin okunma
Sadece Cesurlar Girer Ceza Sömürgesi'nin Karanlık Dünyasına Adım Atın
7/10
·60 syf.··
2024 97. kitabı
Kafka'nın Ceza Sömürgesi, modern edebiyatın en karanlık ve rahatsız edici eserlerinden biri, biliyor musun? Hikaye, bir mahkumun idam edilmeden önce Ceza Sömürgesi'ne götürülüşünü ve burada yaşadığı dehşet verici deneyimleri anlatıyor. bu eserinde modern bürokrasinin katı ve insanlık dışı yapısını acımasızca eleştiriyor. Ceza Sömürgesi, bir yandan bir ceza sistemi tasviri gibi görünse de, diğer yandan insan varoluşunun anlamsızlığı ve adaletsizliği üzerine bir meditasyon olarak da yorumlanabilir. üslubu, kasvetli ve belirsiz bir atmosfer yaratmak için ustaca kullanılıyor. Hikayede açıklayıcı bilgiler ve somut detaylardan kaçınılarak okuyucunun zihninde bir gerilim ve merak duygusu uyandırılıyor. Ceza Sömürgesi, kolay okunan bir eser değil. Okuyucudan sabır ve konsantrasyon gerektirir. Fakat bu zorluğa katlananlar, Kafka'nın karanlık dehasını ve insan ruhunun en derin köşelerine dair keşiflerini deneyimleme şansı yakalar. Eğer cesaretin varsa ve modern edebiyatın en çarpıcı ve rahatsız edici eserlerinden biriyle tanışmak istiyorsan Ceza Sömürgesi'ni okumanı tavsiye ederim. Hazır mısın, Kafka'nın kabusvari dünyasına adım atmaya?
Ceza SömürgesiFranz Kafka · Kırmızı Kedi Yayınları · 201810,9bin okunma
Sadist bir subayın işkence aşkı
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2025 18:36
Praglı Kafka'nın Almanca konuştuğu için Çeklerce, Yahudi olduğu için Almanlarca dışlanması yazarın adalet konusunu ele almasını doğurmuş olmalı. Fakat bu öyküsünde adalet duygusunu yaşadığı
Edebiyat
Ceza SömürgesiFranz Kafka · Yapı Kredi Yayınları · 201910,9bin okunma
Dostum Kafka
10/10
·200 syf.·
2023 18. kitabı
Kitap Franz Kafka’nın sağlığında yayımlanan öykülerinden oluşuyor. İçerisinde oldukça kısa olanları da var ve toplam 40 tane öykü bulunuyor. Kafka’ya başlamak için mektuplar yerine, bu daha iyi bir
Edebiyat-Düşünce
Ceza Kolonisinde ve Diğer ÖykülerFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201710,9bin okunma
Puan vermedi·60 syf.··
2026 12. kitabı
Gezgin; sistem dışı bir bakış için uygun bir kişilik. Subay; eskimin anlamsız, acımasız ve tutkulu bir artığı. Mahkum; sistem tarafından harcanan, sistemin bahane için kullanıldığı, hakettiği hukuktan uzak bir kurban. Asker; aracı görevli bir maşa. Absürt, hatları belirsiz bir zamandan kalma bir hikaye. Burda amaç tutku ve anlamsızlık. Hayatın zamana göre önemini sorgulayan bir yapıt.
Alıntı
Ceza SömürgesiFranz Kafka · Kırmızı Kedi Yayınları · 201810,9bin okunma
10/10
·62 syf.··
Beğendi
·
2024 27. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2024 23:28
Korkunç bir hikaye... Hikayenin korkunçluğu onda geçen ölüm makinasının kendisinden çok, ona sahip çıkmak, geliştirmeye izni olmasa da, en azından hayatta tutmak ve yürürlükten kaldırılmasına izin vermemekte olan cellat efendi. Baştan sona akıcı olan ve insan ruhuna dair çok değerli ipucları veren hikaye, belkide bu korkunçluğundan dolayı pek revaçta bir hikaye değil. Ama ben çok beğendim ve Dostoyevski gibi insanın derinliklerindeki karanlıklara ışık tutan Kafka'ya bu hikayede de şapka çıkardım. Ölünün vasiyeti kutsaldır, ama ben ölünce eserlerimin hepsini yak dediği arkadaşı Max BrodMax Brod iyiki onu dinlememiş ve istifademize sunmuş. Bize de okumak ve insana dair ibret almak düşer. Okumamak büyük kusur, bilhassa Kafka'yı. Kitapla kalin...
Ceza KolonisindeFranz Kafka · Pergole Yayınları · 201810,9bin okunma
Puan vermedi·103 syf.··
2023 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2023 12:36
FRANZ KAFKA - CEZA KOLONİSİNDE Öncelikle hepinize merhabalar, kitap dostlarım. Bugün sizlere Franz Kafka' dan okuduğum ve içinde toplamda üç öykü bulunan Ceza Kolonisinde kitabının
Edebiyat
Ceza KolonisindeFranz Kafka · Koridor Yayıncılık · 202010,9bin okunma
Puan vermedi·95 syf.··
Beğendi
·
2022 54. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2022 00:00
Kitap 4 küçük hikayecikten oluşuyor. Bu hikayelerin başlıkları; Ceza Kolonisinde, Mezar Bekçisi, Köy Öğretmeni, Çalınan Köşk Kapısı' dır. Yoğun günlerde kafa dağıtmak için okunabilir. Yatırım tavsiyesi olabilir.
Edebiyat
Ceza KolonisindeFranz Kafka · Martı Yayınları · 202110,9bin okunma
"Hayat inanılmayacak kadar kısadır." (s.87)
8/10
·200 syf.·
2023 22. kitabı
Kitap 40 öyküden oluşuyor.Yazar kısa metinlerinin dışındaki yapıtlarını yayımlamaktan kaçınmış, hatta ölümünden kısa bir süre önce yakın dostu Max Brod'dan yazdığı her şeyi yakmasını istemişti.Ancak Brod onun vasiyetini yerine getirmedi ve ölümünden sonra toplu yapıtlarını yayımlayarak günümüze ulaşmasını sağladı. Kitapdaki öyküler her ne kadar kısa olsa da, çarpıcı ve dopdoluydu. Beni en çok etkileyen "Ceza Kolonisinde" öyküsü oldu.İnsanları yargılamadan,mahkemeye çıkmadan dehşet verici işgenceyle infaz etmek.Dehşet içinde okudum.
Edebiyat
Ceza Kolonisinde ve Diğer ÖykülerFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201710,9bin okunma
Bana bu kitap Filistin davasına sessiz kalmamızı anımsattı
Puan vermedi·45 syf.·
2025 26. kitabı
Kafka’nın Ceza Sömürgesi’ni okumak, bir rüyadan çok bir kâbusun içinde yürümek gibi. Hem de öyle sıradan bir kâbus değil; ne tarafa dönsen başka bir dehşetle karşılaşıyorsun. Bir yanda “adaleti yazan makine”, diğer yanda bu makineye tapan subay, en köşede de sessizce izleyen gezgin… Yani aslında biz. Makine: Normalde teknoloji insanı kolaylığa kavuşturur, değil mi? Ama burada öyle değil. Makine, insana suçu öğretmek için onu bedenine kazıyor. Yani “adalet” dedikleri şey, bildiğin kanlı-canlı dövme sanatı. İnsanın aklına şu geliyor: “Hadi biraz daha geliştirseydiniz, en azından USB’den suç yüklenirdi.” Subay: Kör bağlılığın, eski düzenin sadık köpeği. Öyle inanmış ki makineye, bozulduğunu bile görmek istemiyor. Onu savunurken insan “acaba maaşına prim mi bağlıydı?” diye düşünmeden edemiyor. Trajik ama bir o kadar da komik: Makine çalışmıyor, çağ değişiyor ama subay hâlâ “eski günler” diyor. Tanıdık geliyor mu? Gezgin (seyirci): Bütün bu olup bitene tanıklık ediyor, ama müdahale etmiyor. Belki de Kafka bize en ağır tokadı burada vuruyor. Çünkü biz de çoğu zaman zalimliği görüyor, içten içe rahatsız oluyor, ama “karışmayayım” diyerek sessiz kalıyoruz. Yani aslında o gezgin biziz; biraz da kendi suçumuzu okuyoruz. Sonunda subay makineye kendini teslim ediyor, ama makine bile “yeter artık” der gibi çalışmayı reddediyor. İşte orada Kafka bir kez daha fısıldıyor: Zalimlik yalnızca zalimin elinde değil, seyircinin sessizliğinde de büyür.
1000Kitap
Ceza SömürgesiFranz Kafka · Budala Kitap · 202510,9bin okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.