Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Korku Hakkında

Korku konusu, istatistikler, fiyatları ve daha fazlası burada.

Hakkında

“Her kadın gibi içinden büyük tutkular yaşamayı geçirdi ama bunları gerçekten yaşamaya cesaret edemedi, çünkü maceranın gerçekten tehlikeli bir bedeli vardı.” İrene, sekiz yıllık evliliğini, kocası ve çocuklarıyla kurduğu korunaklı yaşamın sıkıcı tekdüzeliğini genç piyanist sevgilisinin kollarında unutmaya çalışırken, bir gün sahip olduklarını yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Korku bizi özgürleştirir mi, yoksa konformist mi yapar? Zweig’dan tutkuya, aşka ve insanı korkularıyla hapseden dar burjuva dünyasına zekice bir eleştiri. Stefan Zweig Hakkında: 28 Kasım 1881’de Viyana’da varlıklı bir Yahudi ailesine doğan Stefan Zweig, kendi döneminin ve günümüzün en çok okunan yazarları arasındadır. Stefan Zweig erken yaşlarda edebiyat dergilerine şiirler ve makaleler yazmaya başladı. Viyana Üniversitesi’nde felsefe okudu ve doktora derecesi aldı. Öğrencilik yıllarında ilk şiir kitabını yayımladı ve ünlü Siyonist Theodore Herzl’in çıkardığı Neue Freie Presse dergisine de yazmaya başladı. Stefan Zweig, Viyana, Berlin, Paris ve Brüksel hattında geçen hayatında Auguste Rodin, Rainer Maria Rilke, Romain Rolland, W.B. Yeats ve Pirandello gibi önemli entelektüellerle tanıştı, dostluk kurdu. Birinci Dünya Savaşı’nda Avusturya Savaş Bakanlığı’nın Arşiv Dairesi’nde görev aldı. Savaşın dehşetinden sonra, savaş karşıtı ünlü oyunu Jeremiah’ı kaleme aldı. Savaşın sonuna kadar İsviçre’de kaldı. Zweig hayatının sonuna kadar Avrupa’nın birleşmesini savundu. 1919-1933 arası dönem, Stefan Zweig’ın Amok, Bir Kadının Yaşamından 24 Saat gibi, toplumsal ve psikolojik travmalarla örülü romanlarının okurlar tarafından büyük ilgi gördüğü, Zweig’ın ününün doruğunda olduğu bir dönemdir. Nazizm’in yükselişiyle birlikte Zweig’ın kitapları Almanya’da yasaklandı. Faşizm onu Avusturya’da bulmuştu, 1934’te evi polisler tarafından basılınca Zweig bir daha dönmemek üzere Londra’ya taşındı. 1939’da Londra’da asistanı Lotte Altmann ile ikinci evliğini yaptı. Politik açıdan pasifist tutumu yüzünden eleştiriler alsa da Londra’da karısıyla birlikte münzevi bir yaşam sürdürmeye çalıştı. Çok sevilen Satranç romanı bu dönemin ürünüdür. 1940’ta Londra’nın, ona Avrupa’nın acılarını hatırlatan göçmen kalabalığından kurtulmak için New York’a göçtü. Ne yazık ki Avrupa’nın acılarından, çöküntüsünden daha fazla kaçamadı Zweig. 22 Kasım 1942’de Brezilya, Rio de Janerio yakınlarındaki Petropolis’te karısıyla birlikte aşırı dozda uyku hapı alarak intihar etti. Yazdığı intihar mektubunda “Bütün dostlarımı selamlarım! Hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızıllığını görmek nasip olsun! Ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum” diye yazıyordu. Romanları kadar, Dostoyevski, Balzac, Tolstoy gibi yazarlar hakkında yazdığı çığır açıcı biyografileriyle tanınan Zweig, Avrupa’nın uzun gecesini aydınlatan en önemli yazarlardan biriydi.
Tahmini Okuma Süresi: 1 sa. 49 dk.Sayfa Sayısı: 64Basım Tarihi: 2021İlk Yayın Tarihi: 1910Yayınevi: Doğan Kitap
ISBN: 9786050985429Ülke: TürkiyeDil: Türkçe
Reklam

Kitap İstatistikleri

Kitabın okur profili

Kadın% 77.7
Erkek% 22.3
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş

Yazar Hakkında

Stefan Zweig
Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Babası varlıklı bir sanayici olan Stefan Zweig, küçük yaşlardan itibaren kültür ve edebiyat alanında eğitim görmeye başladı. İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Latince ve Yunanca öğrendi. Viyana ve Berlin üniversitelerinde felsefe öğrenimi gördü. İlk şiirlerini lisedeyken, Hugo von Hofmannsthal'ın ve Rainer Maria Rilke'nin eserlerinin etkisiyle yazdı. 1901'den sonra Fransızca yazan Paul Verlaine ve Baudelaire'in şiirlerini Almanca'ya çevirdi. 1907-1909 yılları arasında Seylan, Gwaliar, Kalküta, Benores, Rangun ve Kuzey Hindistan'ı gezdi, bunu, 1911'deki New York, Kanada, Panama, Küba ve Porto Riko'yu kapsayan Amerika yolculuğu izledi. 1914 yılında Belçika'ya Émile Verhaeren'in yanına gitti. I. Dünya Savaşı'nda (1914-1917) gönüllü olarak Viyana'da savaş karargâhında "Savaş Arşivi"nde memur olarak çalıştı. Savaştan sonra Avusturya'ya dönerek Salzburg'a yerleşti. 1920 yılında, Frederike Von Winternit ile evlendi. Stefan Zweig Salzburg'da yaklaşık 20 yıl yaşadı. Kapuzinerberg'in yamacındaki villasında geçirdiği yıllar, Zweig'ın en verimli yıllarıdır. Kapuziner yokuşu, 5 numaradaki villayı, Friderike ile evli olduğu yıllarda satın aldı. Salzburg'da geçirdiği yıllar Zweig'ı edebiyatta doruğa tırmandırdı, en güzel eserlerini, kente ve Salzach’a yukardan bakan iki katlı, ağaçlar arasına gizlenmiş villada yazdı. Kısa sürede ünlü insanlarla dostluk kurdu, onları sık sık Salzburg'da konuk etti. Romain Rolland, Thomas Mann, H.G. Wells, Hugo von Hofmannstahl, James Joyce, Franz Werfel, Paul Valery, Arthur Schnitzler, Ravel, Toscanini ve Richard Strauss, Zweig'in konuğu oldu. Salzburg'da geçen yıllarında Zweig, Avrupa'nın düşünsel birliği için ağırlığını koydu; makaleleriyle ve konferanslarıyla aşırılıklara karşı uyarılarda bulundu; diplomatik çevrelere, akıl ve sabır çağrısı yaptı. 1927'de Almanya'nın Münih şehrinde "Duygu Karmaşası", "Yıldızın Parladığı Anlar" ve "Tarihsel Baş Minyatür" adlı kitapları yayımlandı, yine 1927'nin 20 Şubat tarihinde "Rilke'ye Veda" başlıklı konuşmasını yaptı. 1928'de Leo Tolstoy'un 100. Doğum Yıldönümü Kutlamaları'na katılmak üzere, Sovyetler Birliği'ne gitti. 1933'de, Nazilerin yakmaya başladıkları kitaplar arasında Yahudi kökenli Zweig'ın eserleri de yer alıyordu. 1934'te Gestapo'nun villasını basıp, silah araması üzerine Zweig ülkesini terk etmek zorunda kaldı ve İngiltere'ye, Londra'ya yerleşti. Ancak, kendini burada da rahat hissedemedi ve taşındı. Zweig, 1937'de ilk karısı Frederike'den ayrıldı ve bir yıl sonra Portekiz'e yanında Lotte Altman adında bir kadınla gitti. O sıralarda Avusturya, Alman Reich'ına katılmıştı ve Zweig da İngiliz vatandaşlığına geçmek için müracaat etti. 1939'da "Kalbin Sabırsızlığı" adlı romanı yayımlandı ve Zweig da, Portekiz seyahatine birlikte çıktığı Lotte Altman ile evlendi. 1940'ta İngiliz tabiiyetine girdi, II. Dünya Savaşı sırasında New York'a, Arjantin'e, Paraguay'a ve Brezilya'ya gitti. Zweig konferanslar için gittiği Brezilya'ya yerleşmeye karar verdi. Orada ünlü "Bir Satranç Öyküsü"nü kaleme aldı. Stefan Zweig, 1941'de Montaigne üzerine çalışmaya başladı ve "Dünün Dünyası - Avrupa Anıları" adlı otobiyografisini kaleme aldı. "Dünün Dünyası" kitabı, 1900’lerin başında gençliğini yaşamış bir yazarın yaşadığı dünyanın asla eskisi gibi olmayacağını farkettiğinde eski günlere düzdüğü bir övgüdür. Avrupa’nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü ve yaşamındaki düş kırıklıkları nedeniyle 22 Şubat 1942'de Rio de Janeiro'da, karısı Lotte ile birlikte intihar etti. Buna Hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha varolmayacağı düşüncesi neden oldu. Üretken bir yazar olan Zweig, birçok konuda denemeler yaptı. Lirik şiirler yazdı, trajedi ve dram türünde sahne eserleri denedi, özellikle biyografi alanında önemli eserler ortaya koydu. Freud ve psikolojiye olan ilgisi onu bu alana yöneltti. Biyografi alanındaki çalışmaları, dönemin birçok ünlü kişisinin hayatlarını gözler önüne serdi. Üç Büyük Usta: Balzac, Dickens, Dostoyevski; Kendi İçindeki Şeytanla Savaşanlar: Hölderlin, Kleist, Nietzsche; Romain Rolland; Marie Antoinette; Magellan, Stendhal, Erasmus, Fouche eserleri bu biyografilerden birkaçıdır.