Çevirmen:
Tanıl Bora
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·360 syf.··
2020 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2020 10:32
Kafka Şato’yu 1922 yılında yazmış, roman 1926’da ölümünden 2 sene sonra yayımlanmış. Tamamlanmamış bir roman ama ben okuduğum zaman “Bu kitabın sonu tam da böyle olmalıydı” diye düşündüm. Geçmişi ya da kim olduğu bilinmeyen kahramanımız K. bir gün bir köye kadastrocu olarak gelir, köydeki Şato tarafından görevlendirildiğini iddia etmektedir. Fakat bir türlü görevine başlayamaz, bununla ilgili kimseyle iletişime geçemez, hiçbir yere başvuramaz. Köyde yaşayan insanlar tarafından da benimsenmez, yabancı olarak görülür. K.’nın bir hafta boyunca bu köydeki Şato’ya ulaşma çabasını okuruz kitapta. Alt metni çok zengin, çok katmanlı bir kitap Şato. Politik ve sosyolojik açıdan yaklaştığımızda, kendisi de Yahudi bir aileden gelen Kafka’nın modernleşme eleştirisini, modern insanın köyden kente göçüyle beraber köküne , memleketine yabancılaşmasını ve yalnızlığını, hiçbir yere ait olamamasını; yine modernleşmeyle beraber artan sınıflararası eşitsizlik, rekabetçi bireycilikle beraber bozulan toplumsal dengeyi; toplumun ırkçılık, antisemitizm gibi kendini tanımlayarak insanları buna göre birleştirmesi ya da ötekileştirmesini (ki kitapta bu cinsellik); ve tüm kargaşasıyla bir türlü etkin bir şekilde işleyemeyen bürokrasi eleştirisini okuruz. Psikolojik açıdan yaklaştığımızda ise Kafka, iç dünyamızdaki tüm çatışmaları (başta ego ve süper ego çatışması ve benlik ile öteki algısı olmak üzere) sembolik olarak bize aktarır, iç dünyayı dış evrenle anlatır. Bunların yanında, benim çok sevdiğim, içinde biraz kasvet de barındıran gizemli bir atmosferi ve sürükleyici bir kurgusu var kitabın. Kuşkusuz dönüp tekrar okunması gereken ve her seferinde üzerinde daha farklı düşünülebilecek bir kitap Şato. Mutlaka okunması gerekenlerden. Ben İletişim baskısı tercih ettim; çünkü önsöz ve sonsözleri
ŞatoFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201812,3bin okunma
5/10
·386 syf.··
2026 2. kitabı
·
85 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 13:01
Zweig okurken sıkılırım, Dostoyevski'nin de insanı bunaltan eserleri vardır. Kafka'nın "Şato"su neredeyse çileden çıkarıyordu beni. Sayfalar çeviriyorsun ama yine de yerinde sayıyorsun. Olaylar ilerlemiyor, sanki sayfa sayısı olsun da roman formatına ulaşsın istemiş. Konuşmalar gereksiz detaylandırılmış, bir çok betimlemeler lüzumsuz. Edebi tad alınır mı? Alınır, tabii ki, fakat yoğun sabır gerektiriyor.
Edebiyat
ŞatoFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201812,3bin okunma
Puan vermedi·386 syf.··
2020 26. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2020 21:48
Kafka’nın ölümünden sonra 1926’da yayımlanan bir eser olmakla birlikte, ölmeden önce dostu Max Brod’a teslim ettiği ve tamamlayamadığı eseridir. Eseri arkadaşına yakılmasını istediğini söyleyerek verir. Bu isteği yerine getirilmemiştir. Şato; modern bir karakter olarak resmedilen önceki hayatını bilmediğimiz K.’nın, bir kadastrocu olarak bir köye gelmesiyle başlar. Kurguda bürokrasinin bireylerin hayatına nasıl etki ettiğini gözler önüne serer. Halkın şatoya ulaşması imkansızdır. (Şato iktidarı, gücü, otoriteyi temsil etmektedir.) K. bu otoriteye ulaşmaktan vazgeçmez. Ulaşılmaz ve otoriter figür Şato’da Klamm karakteri üzerinden işlenmiş. Kafka Şato’da bürokrasiyi adeta hicvetmiştir. Kafka’nın eserlerindeki o muğlak hava Şato’da da hakim. Son derece etkileyici, sorgulayıcı, okuyucuyu dürten, okuması kolay olmayan fakat tatmin edici bir eser.
Edebiyat
ŞatoFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201812,3bin okunma
10/10
·386 syf.··
Beğendi
·
2019 17. kitabı
Ah Kafka Ah! Şato hologramlı bir kitap ne anlayacağın nerden baktığınla ilgili. Dış kabuk hikayede bir köye atanan kadastrocunun , Şato denilen otoriter figür ve köylüye kendini kendi istediği gibi kabul ettirme hikayesi ama tabii Kafka2yı iki cümleyle özetlersen taş olabilirsin. Hatta iki yakan falan biraraya bile gelmeyebilir :) Sonuçta Kafka okuyorsun ve kendi içinde dediği gibi 'ben edebiyattan ibaretim' Yarım bırakılmış bir hikaye, bilerek yarım bıraktığı ihtimal dahilinde . Yaşamı boyunca eserlerini yayınlamıyor. En yakın arkadaşına da yakılması vasiyeti var. ( Tabii ölümden sonra yayınlatıyor arkadaşı ne kadar hain domdom gibi görünse de elleri öpülesidir.) Karakter işiyle ilgili bir türlü bir yöneticiyle görüşemiyor ama mesela 'Dönüşüm'ün aksine burda hep bir umut içinde. Umut dediysem Kafkaesk bir umut bu; karamsar belirsiz ve muğlak. Hikayenin hem hologramik yapısı hemd e metefor açısından zengin olması net bir görüş sağlanmasına olanak tanımıyor.Zaten kitap çok derin karakterlerde öyle her bir cümle derin analiz gerektiriyor. Tam bir edebi ziyafet. bu kitabın Heneke tarafından çekilen bir filmi var. Kitaplar filme dönüştürülürken genellikle çok değişime uğrar. Film görsle okuma şeklinde yapılmış. Film izleyicisini ne kadar memnun etmiş tartışılır ama ben çok beğendim.
Edebiyat
ŞatoFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201812,3bin okunma
Puan vermedi·386 syf.··
2020 36. kitabı
Kitabın başından itibaren ne olduğunu anlayana kadar bayağı okumuş olduğum çok da akıcı olmayan bir kitap. Okudukça metaforları anlamlandırdığımda daha farklı görmeye başladım. İnsanın bilmediği, yeni olduğu bir yerde otoriteye ve bürokrasiye karşı kendisine bile yabancılaşabilmesini gösteriyor. Otorite gücünün insanlar üzerinde resmî bir cezaya sebebiyet vermemesine rağmen itaatsizlik davranışında neler olacağı bir aile üzerinden çarpıcı bir şekilde verilmiş. Yazarın kitapta kullandığı ikili konuşmalarda farklı bakış açıları gösterilmiş. Yazar kitabı tamamlayamadığı için sonu bağlanamadan kalmış.
ŞatoFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201812,3bin okunma
Puan vermedi·386 syf.··
2026 9. kitabı
ŞATO I Şato, kadastrocu K.'nın kar fırtınası altında ulaştığı bir köyde, tepedeki ulaşılamaz ve gizemli otoriteye (Şato) kendini kabul ettirme çabasının hüsranla sonuçlanan epik bekleyişidir. K., meşruiyet kazanmak için girdiği bu bürokratik labirentte ne kadar rasyonel hamle yaparsa yapsın, karşısında her zaman yorgun memurların, bitmeyen evrakların ve absürt kuralların ördüğü "negatif bir aşkınlık" bulur. Roman, bireyin mutlak hakikatle bağının koptuğu modern dünyada, ulaşılamayan bir merkezin yarattığı boşlukta süzülen "insanlık durumunu" ve bu anlamsız döngü içindeki trajik ısrarı resmeden bitmemiş bir başyapıttır. II Kafka modern yaşamın dehşetini göstermek için grotesk bir dünya yaratır. bizzat bütün gerçekliğiyle hayatın absürt yanlarının iç içe geçtiği kafkaesk bir dünya yaratır. Kafkaesk dünya tekinsizdir. Bize çok tanıdık gelen bir dünyanın birden absürtleşerek kâbusa döner. bu kabus bizi gittikçe her şeye karşı yabancılaştırır. Bütün yabancılaşmanın içinde mücadelenin sarsılmaz umudu ile mücadele eder, kahraman. Bu kâbusun içinde herkes bir stratejisttir. Çünkü her şeye rağmen kafkaesk dünyada kahramanın, yılmazlık ve dehşet duygusuyla kafkaesk kategorinin sürekliğini sağlar. III Harold Bloom Batı Kanonu (2014) kitabında, bir gnostik olan Kafka için Tanrı, ya ulaşılmaz ya da sessizdir. Bu dehşet yüzünden Kafka’nın dini bir yazar değil, yazıyı bir dine (negatif teoloji) dönüştürdüğünü söyler. Çünkü Kafka için yazı; Tanrının yokluğu veya uzaklığının bıraktığı dehşeti merakını anlatır. Yazmak, tinsel, sanatsal ve varoluşsal boyutları birlikte kapsar. Bunun içinde “sabır” içinde yazmıştır, Kafka. Çünkü kurtuluşun tek çaresi yazmaktır. Zira Kafka insanın içinde hala fark edemediği “yıkılmaz olan” bir çekirdeğin varlığına olan inancı tamdır. Bu yıkılmaz olanın
ŞatoFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201812,3bin okunma
Tekemmül
9/10
·386 syf.··
2023 6. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2023 18:00
Kitap, yazarın vefat etmesi nedeniyle tamamlanamamış olmasına karşın ilgi çekiciliğini koruyor. Franz Kafka'nın kendine has güçlü bir yazar olduğunu düşünüyorum ve bu zamana kadar okuduğum eserlerinde bunu bana ispatlıyor...Bazı kitapların kaderinde yarım kalmak var; kimi zaman yazarken kimi zamansa okurken.
ŞatoFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201812,3bin okunma
7/10
·386 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
81 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2024 16:56
Bay K. yabancı olarak bir köye gelir ve bu köyde kadastrocu olarak kabul edilir. Köye kadastrocu olarak mı atandığı, Şato tarafından mı kadastroculuğa uygun görüldüğü tartışmalıdır. Bay K. köydekiler tarafından benimsenmez, kalacak yer sağlanmaz, köye hakim olan, köyü yöneten Şato'nun rızasına ve talimatına ihtiyaç vardır. Köyde kadastrocu olduğu da kabul edilmez, köyün okulunda hademelik yapması teklif edilir, köyde tanıştığı sevgilisi Frieda'nın ısrarıyla bu görevi kabul eder. Frieda ile de Şato'nun adamı Klamm ile geçmiş münasebetinden dolayı yakınlaşır. Fakat gayreti işe yaramaz, ne Şato ile iletişime geçebilir, ne de köyde kendini kabul ettirebilir. Bir görüşe veya yoruma göre Prag doğumlu ve Doğu Avrupa Yahudisi olan Kafka sosyolojik ve psikolojik halini metaforik olarak romanda yansıtmıştır. Yaşadığı dönemde Avrupa'da Yahudi nüfusu dışlanmakta ve kabul görmemektedir aynı romanda K'nın başına geldiği gibi... K. köyde kabul edilmeyi, yerleşmeyi, Frieda ile sağlıklı bir ilişki kurabilmek için çabalamaktadır. Klamm ile görüşmek için ulak Barnabas'ı kullanmaya çalışmaktadır. Köy halkının Hristiyan cemaati, Şato'nun Hristiyanlığı, Klamm'ın ise Hz. İsa veya Papa'yı, Barnabas'ın da meşhur havarinin sembolü olduğu şeklinde yorumlanabilir.
ŞatoFranz Kafka · İletişim Yayınları · 201812,3bin okunma
Kafkaesk
8/10
·360 syf.··
2024 80. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2024 20:36
l Kafka'dan okumuş olduğum bu eser, Yarım kalmış bir kitap. Kafka'ya 1917 yılında Tüberküloz tanısı konur, Eseri 1921-22 yılları arasında yazmaya başlar. 1924 yılında vefat eder. Yarım kalmış bu romanı Kafka'nın yakın arkadaşı Max Brod tarafından neşredilen eseri Şato, Dava kitabı ile ilişkilendirilebileciği gibi, başlı başına ele alınmaya değer bir yapıttır. l Eser, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun modern ulus devletlere ayrışmasının ertesinde kaleme alındığından, muhtevasında geleneksel otoritenin nasıl bir düzene evrileceği hususunda sorgulamalar barındırarak, K. isimli bir kadastrocunun şato tarafından görevlendirildiğini iddia etmesi üzerine gittiği köyde karşılaştığı esrarengiz bir kont, ona ait bir şato, diktatörce eğilimler gösteren ve hiyerarşi gölgesi altındaki çok sayıda bürokrat içerisinde şato'ya ulaşma gayreti gözler önüne serilmektedir l Kafka, tıpkı Dava adlı kitabında olduğu gibi Şato'da şeffaflıktan yoksun, işlemeyen kurumlar ile otorite ve bürokrasiyi hicvederek, politik ve sosyolojik açıdan modern insanın köyden kente göçüyle köküne, memleketine yabancılaşmasını ve hiçbir yere ait olamayışını; yine modernleşme ile beraber ivme kazanan sınıflar arası eşitsizlik ile yozlaşan toplumsal dengeye atıfta bulunmakta, psikolojik açıdan ise bireyin iç dünyasındaki çatışmaları sembolik olarak resmederek, iç dünyayı dış evren ile harmanlayarak yazıya dökmektedir. l Şato okuyucusu, eserin muammalarını çözmek adına her nevi karmaşa, ikilem ve müphemliğin arasından yolunu bulmaya çalışacak, 'aktif' bir okuma seyrine dalarak, alt metni çok zengin, çok katmanlı bir kitap olan Şato ile devletin ve bürokrasinin çetrefilli yapısına, statü sahibi insanın erişilmezliğine beraber eşlik edecek, öte yandan hiyerarşik sistemi oluşturan tabakaların birbirlerinden ne
İnceleme
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma
Kafkaesk...
9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2023 98. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2023 13:39
Karamsarlığı, yalnızlığı, varoluş sancıları, umutsuzluğu, yaşadığı topluma yabancılaşması, yahudi oluşu ve şanssızlığı ile Franz Kafka… Üç kız kardeşini nazi kamplarında kaybeden, aşktan yana şansız olan ve üç defa nişanlanan, anksiyete bozukluğu ile mücadele eden, babasının baskısı ile büyüyen, eğitimini bile bu yönde değiştiren, gündüz boş vakitlerinde uyuyup gecelerini yazmaya ayıran, eserlerinde metaforik anlatımı benimseyen, tüberküloz hastası, hayatı boyunca kendini “zavallı ve yararsız” hisseden, yazar Franz Kafka… Şaheser olarak tanımladığı ilk eseri Yargı için, “beden ve ruhun eksiksiz açılımı” diye bahseden Kafka, aslında bütün eserlerini bu cümle üzerine temellendirmiş. Franz Kafka, 1922 yılında tüm yazılarını ölümünden sonra imha etmesi için bir mektupla birlikte en yakın arkadaşı Max Brod’a gönderir. Mektupta günlüklerinin, mektuplarının, el yazmalarının, eskizlerinin okunmadan yakılmasını ister. 1924 yılında Kafka vefat eder. Max Brod okuduğu bu yazıları derleyip toparlayarak 1925 yılında “Dava” kitabını yayınlatır. Kafka’nın yazılarının orijinalleri Prag’taki Kafka Müzesi’nde sergileniyor. Kafka, tüberküloz hastalığından dolayı işten erken emekli olduğu dönemde, kendini tamamen yazmaya adar ve bu dönemde “Şato” kitabını kaleme alır. Bu kitabında gecenin bir vakti, karla kaplı ıssız bir köye Şato tarafından kadastrocu olarak atanan Bay K.’nın hikayesini okuyoruz. Bay K.’nın topluma kendini kabullendirme çabasını, bürokrasi ile mücadelesini, okuyoruz. Bay K.’nın otorite ile mücadelesini okurken satır aralarındaki o sıkışmışlık duygusu biraz okuyucuyu boğuyor ama kitap bırakılmıyor. Kafka eserleri içerisinde en çok yarım bırakılan eserin Şato olmasının temel sebebi sanırım bu. Ulaşılmaz bir hedefin boş ve umutsuz arayışıdır, Şato kitabı. Franz
Edebiyat
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.