Savaş ve Barış 2 Cilt Takım

8,5/10  (294 Oy) · 
1.351 okunma  · 
259 beğeni  · 
7.046 gösterim
Savaş ve Barış, "klasik" dendiğinde akla gelen ilk kitaplardan. Napoléon'un Rusya'yı işgalini anlatan dev bir savaş romanı, aynı zamanda bir Rusya panoraması. 1800'lerin ortalarında Rusya'nın içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar, kentlerde, köy ve kasabalarda, büyük çiftliklerde sürdürülen hayat, dönemin önde gelen kişilikleri, saray yaşamı, özellikle üst sınıf ustaca çiziliyor.

Tolstoy, 1. cildin girişinde yer verilen önsözünde Savaş ve Barış'ı yazarken hissettiklerini, yaptığı zorlu çalışmaları ve romanın geçirdiği aşamaları anlatıyor. Bu metinler, özellikle bu dev romana daha yakından, yazarının gözünden bakma fırsatı verdiği için çok önemli.
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2016
  • Sayfa Sayısı:
    1808
  • ISBN:
    9786053329015
  • Orijinal Adı:
    War and Peace
  • Çeviri:
    Tansu Akgün
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hüseyin DEMİR 
 26 Şub 15:52 · Kitabı okudu · 25 günde · 5/10 puan

Risk Alarak Yazıyorum

“Savaş ve Barış” klasik kitaplar denilince akla gelen ilk kitaplardan biri… Yıllar geçse bile listelerin en üstünde kendine yer bulabilen bir eser… Kitabı tatil günlerimde okumak için almıştım. Çünkü kitabı aldığınız gibi kolay okunmayacak bir eser olduğunu anlıyorsunuz. 900’er sayfadan iki cilt halinde toplam 1800 sayfalık bir kitap. 15 tatilin sonlarına doğru kitabı elime alabildim. Okumaya başladım. Okur okumaz kendimi kitaptaki karakterlerin içinde kaybolmuş halde buldum. Karakterler benim dünyama girmeye başlayınca, ben onların dünyasında kayboldum. Hemen kitaba ara verdim. Bu kitap kesinlikle azar azar okunmalıydı. Öyle de yaptım, hızımı düşürdüm. Bu şekilde 10 günde bitireceğim dediğim kitabı, 25 günlük bir sürede bitirdim.

Okuma yavaş devam edecektim fakat karakter sorununa bir çözüm bulmam gerekiyordu. Hemen interneti açıp araştırmaya yapmaya başladım. Bende oluşan kafa karışıklığının normal olduğunu gördüm. Çünkü 10-15 ana karakter etrafında şekillenen kitap yaklaşık 600 karakter barındırıyordu. Araştırmama devam ederken beni rahatlatan bir uygulama gördüm. Kitaptaki karakterlerin tanıtılmasında filminde oynayan kişilerin fotoğraflarına yer verilmişti bir sitede. Bende teker teker fotoğrafları kaydedip, yazıcıdan çıkardım. Daha sonra bunların altlarına isimlerini yazıp duvara yapıştırdım. Kitabı okudukça şemayı çıkarmaya başladım. Artık karakterleri tanımış ve aralarındaki bağlantıyı çözmüştüm. Fakat kitaptaki karakterlerin bu kadar fazla olması ve her karakter için iki–üç isim kullanılması okurken baya yorucu oluyordu. Kitabı okurken sadece beni yoran karakter çokluğu değil. Aynı zamanda yazı puntolarının küçük ve kitabın çok ağır olmasıydı. Belli bir süreden sonra elim ağrımaya başlıyordu. Bunlarla beraber kitabı okumaya başladım.

Kitap maalesef hem beni yordu hem de beklentilerimin altında kaldı. İlk olarak çevirisi çok kötü bir şekilde yapılmıştı. Kitabı Can Yayınlarından almıştım. Fakat kitap hem Fransızca hem de Rusça konuşmalar içeriyordu. Çevirmen nedense kitapta geçen Fransızca konuşmaları orijinal diliyle yani Fransızca yazmış. Türkçe karşılıklarını ise dipnot olarak vermişti. Kitabın nerdeyse çeyreği Fransızca konuşmalar içeriyordu. Haliyle bazı sayfalarda neredeyse sayfanın tamamı dipnottu. Bu şekilde, zaten zor okunan kitabın okuması daha da zorlaşıyordu. Bir düşünün bir sayfayı okurken 8 tane cümle için dipnota bakmanız gerekiyor. Sadece bir sayfayı okurken bile 8-10 kere dipnota bakmanız haliyle sizi epey yavaşlatıyor ve konudan uzaklaştırıyordu. Çevirmenin neden böyle yaptığını bir türlü anlayamadım. Kitabın çevirmeni de az buz biri değil ki: Nazım Hikmet… Hemen tekrar kitaba ara verip Nazım Hikmet’in neden kitabı böyle çevirdiğini araştırmaya başladım fakat bir türlü bunun nedenini bulamadım. Araştırma devam ederken Tolstoy’un bir gazete de yazdığı yazıyı gördüm. İşin gerçeği Tolstoy kitabı bu şekilde yazmış. Fransızca geçen konuşmaları aynen orijinal haliyle verip dipnot olarak Rusça açıklama vermiş. Nazım Hikmet’te kitabı çevirirken orijinaline sadık kalmaya çalışmış. Okumak isteyenler için tavsiyem kitabı almadan önce bu konuya dikkat etmeleridir. En azından can yayınlarından almanızı tavsiye etmiyorum. Çünkü bu şekilde kitabı okurken çoğu yeri anlamanız olanaksızlaşıyor.

Klasik eserlerin en büyük özelliği sadece o dönemle ve mekânla sınırlı kalmayıp hem dünyaya hem de çağlar ötesine sesleniyor olmasından kaynaklanır. İçerdiği muhteva açısından evrensel olmalıdır. “Savaş ve Barış”ı okudum, bitirdim. Ben evrensel olan hiçbir şey göremedim. Kitap tamamen Napolyon’un Rusya seferini ve Rusların zaferini anlatıyor. Tamamen Rusya tarihini anlatan tarihi roman diyebiliriz. Tarihi anlatırken yazar kendine üç aile seçiyor ve bunlar üzerinden 20 yıllık bir süreci, savaşı merkeze koyarak anlatıyor. Bu aileler ve kişileri seçerken de elit tabakadan insanları seçiyor. Neredeyse halktan kimseye yer vermiyor. Tolstoy bunun sebebi açıklarken de halktan kişililerin dikkat çekmeyeceğini ve onları yazmayı sevmediğini söylüyor. Peki, halkı anlatmayı sevmeyen bir yazar, nasıl başarılı bir yazar sayılabilir?

Bir savaş kitabı evrensel olmaktan uzaksa siz ondan ne beklersiniz? Size o savaşı okurken yaşatmasını, sizi savaşın içine sokmasını, savaşı bizzat hissetmenizi… Peki, “Savaş ve Barış” savaş hissini size tam olarak yaşatıyor mu? Bu konuda “Şu Çılgın Türkler” kitabını okumamış olsam belki evet derdim ama okuduktan sonra rahatlıkla diyebilirim ki “Savaş ve Barış” bu hissi yaşatmaktan çok uzak. Şu “Şu Çılgın Türkler”i okuduğum zamanları hatırlıyorum. Patlayan bombalar yanımda patlıyordu. Dua tepeye düşen bombadan savrulan şarapnel parçası benim üstümden geçiyordu. Askerlerin Allah Allah nidalarına katılıyor. Silahların patlamasıyla oluşan barut dumanının kokusunu alıyordum. Zafertepe ki zaferi simgeleyen kurşunların sesi evimin içinde yankılanıyordu. “Savaş ve Barış” ise bu hissi sadece bana değil Ruslara yaşatması bakımından bile çok zayıf kalıyor. Aklım bir savaş hissini bile size yaşatamayan bir savaş kitabının bu kadar değerli olmasını kabullenemiyor. İşin kötü tarafı hem tarihi açıdan hem de edebi açıdan “Şu Çılgın Türkler” çok daha başarılı ve kendi tarihimizi anlatması açısından daha faydalıyken “Savaş ve Barış” ülkemizde daha çok okunuyor.

Bir yazar bu kadar kalın bir kitapta savaş hissini size veremiyorsa kitaptan ne beklersiniz? Akıcı olmasını… Daha doğrusu tüm romanların zaten akıcı olması gerekir. Akıcı bir roman her zaman başarılı bir roman da olmuştur. “Savaş ve Barış” ise akıcılıktan çok uzak. Kitap boyunca merak duygusu nerdeyse yok diyecek kadar az. Daha siz kitaba başlar başlamaz yazarın romanı kesip araya girmesiyle savaşı Fransa’nın kaybedeceğini anlıyorsunuz. Bu yenilginin, Napolyon’un Moskova’yı almasından sonra olacağını da öğreniyorsunuz. Onun dışında kitabın başkarakterlerinden biri olan Andrey’in savaşta öleceğini, Piyer’in Nataşa ile evleneceğini hemen anlıyorsunuz. Yazar da bu konuyu ( Olayları okuyucuya önceden romanı kesip arada vermeyi) yazısında belirtmiş ve bunun Rus edebiyatının diğer edebiyatlardan olumlu bir farkı olduğunu anlatmış. Ama ben pek olumlu bir fark olarak göremedim.
Peki, kitapta hiç mi güzel taraf yok? Tabi ki var. Fakat biz kitabı incelerken dünyanın en iyi romanı diye inceliyoruz. Bu gözle baktığımız da bu yönleri görüyoruz. Yoksa evet 3. Sınıf bir yazar tarafından yazılmış bir roman olsa, şimdi bu kadar eleştirmez. Kitabın iyi yönlerini açıklardım.

Sonuç olarak kitabın saydığım bu olumsuz yönleri ile beraber baya bir zamanınızın bu kitaba harcanacak olması, fiyat maliyetinin yüksek olması ve bu zaman zarfında çok daha iyi kitaplar okuyabileceğimizi düşünürsek kitabı okumayabiliriz.

Vesselam…

Serpil Ağ 
26 Nis 10:28 · Kitabı okudu · 34 günde · Beğendi · 10/10 puan

Mutlu olmak için, mutlu olabilme ihtiyacına inanmak gerek, der Tolstoy.
Peki o zaman hiç sordunuz mu, " Koşulları insanoğlunun tekelinde olmadığı halde, neden yaşanır savaşlar? " diye! Dökülen onlarca kan ve gözyaşına rağmen...

Şan mı yada şöhret elde etme payesi mi? Yoksa geçici bir heves uğruna mı, yaşanır bütün bu acılar! Yoksa devletin başında bulunan bireylerin, halkın iyiliği adı altında maskeleyerek, halka sundukları zorunlu bir yaptırım mı?

Savaş insanoğlunun kendi elleriyle yarattığı en büyük yıkımdır. Kaybedilecek onlarca can ve mal kaybına rağmen...

Tolstoy eserin de tarihi verilere göre, yedi yıl arayla gerçekleşmiş olan, Austerlitz ve Boradino savaşlarına bir yazar olarak tepkisini dile getirmiş. Savaş betimlerinden ziyade göze çarpan, zengin karakter tahlilleri. Eser de mujik diye adlandırılan sıradan halkın içinden çıkan karakterlere yer verse de, yoğunluklu olarak işlenen karakterler prens ve prensesler.

Tarihi verilerin her zaman doğruyu olduğu gibi yansıtmadığını, aksine olması istenildiği gibi aktarıldığını Harbiyeli Rostov adlı karakterin diliyle aktarmış okura. Gerçekleşen savaşların müsebbibi olan, Napolyon'un bazı tarihçilere göre kahraman, bazılarına göre de sonradan görme olduğuna dem vurmuş.

Piyer adlı karakterle tanrısal inancı sorgulamış ve biz okurların da sorgulamasına vesile olmuş. İnsanoğlunun bazı anlarda çatırdayıp, çöktüğü ruhi bunalım sürecini Tanrı'ya olan inancıyla üstesinden gelebileceğine değinmiş. Burada ki betimlemeler bana, tıpkı Karamazov Kardeşler'deki Staretz ve Alyoşa arasında geçen diyalogları anımsattı.

Tolstoy Prens Andrey adlı karakterin dilinden de, yaşamın ve varlığının anlamını, aşkın var olduğunu hissettiğini ama yaşamadığı için anlayamadığına atıfta bulunmuş. Aslında kurguladığı her karakter üzerinden hakikate değinmiş.

Hayatta her zaman bazı aksiliklerle karşılaşılabilir. Önemli olan sağlam bir irade ile bu aksiliklerin üzerinden, yara almadan gelebilmektir.
Değerli okur arkadaşlarım, Tolstoy'un akıcı bir kalem ile yazmış olduğu, yaşama dair bir çok soru işaretine cevap bulacağınız eseri mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

ahmet Karakuzulu 
09 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitap, tam metin olarak 4 cilt ve 2.200 sayfadan oluşmaktadır. Anlaşılır ve akıcı bir dili vardır. Kuşkusuz çevirmenin becerisi de bunu etkileyebilmektedir. Lev Tolstoy, bu kitabı; 1863-1968 yılları arasında 5 yıllık bir sürede yazmıştır.
Kitabın konusu: Napolyon Bonapart ile Çar Aleksander döneminde 1800 yılların başında yaklaşık 20 yıllık bir zaman dilimine yayılan Rusya-Fransa arasındaki şavaş ve barış dönemlerini incelemektedir. Kendisi de bir dönem orduda görev yapan Tolstoy, savaş koşullarını, karargah ruh halini çok etkileyici ve inandırıcı bir şekilde anlatabilmiştir. Bunun dışında; Rusya'da farklı kesimlerden insanların hayatını ve geleneklerini ortaya koymaktadır. Romanın bu yönünden çok faydalandığımı belirtmeliyim. Bir toplumu tanımak için ya o toplumda uzun süre yaşayacaksınız, ya da bu ve benzeri anlatımlardan yararlanacaksınız.

Tolstoy, Savaş gibi çok önemli toplumsal olayların bir gelişmeler zincirine bağlı olarak ortaya çıktığını, savaş devam ederken sonucu belirleyenin; savaşı yönetenlerin irade ve yeteneklerinin çok dışında açıklanması güç olan etmenlerin olduğunu ileri sürmektedir. Burada Tolstoy'da kaderci bir inanış göze çarpmaktadır.

Tolstoy, Tarihçilerin yanlı anlatımlarına çok kızmakta, bu nedenle sık sık tarihçilerle kendisi arasındaki bakış açısı farklılıklarını net bir şekilde vurgulamaktadır. Tolstoy, kitabın 4. cildinin son 40-50 sayfası bu konudaki felsefi açıklamalarına ayırmıştır.

Bu kitapla ilgili yazıldığı dönemden itibaren çok sayıda övgü içeren değerlendirmeler yapılmıştır. Bu övgüyü kesinlikle hakketmektedir.. Bu nedenle mutlaka okunmasını öneririm.

Handan Aksu 
17 Nis 10:12 · Kitabı okudu · 24 günde · 10/10 puan

Yıllardır kütüphanemde olmasına rağmen okumaya korktuğum bir kitaptı. Yıllarca o bana baktı ben ona baktım. Gittiğim her yere benimle geldi hiç arkamda bırakmadım fakat okumaya cesarette edemedim. Şimdi iyi ki bu zamanda okudum diyorum. Bazı kitaplar için belli bir altyapı oluşması gerektiğine inanıyorum. Ondan önce okuman gereken, anlaman gereken olaylar vardır. Bunlar gerçekleşmeden kitabı okuduğunda hep yarım kalmış hissi kalır içinde. O yüzden altyapı önemlidir. Kitap hakkında iyi veya kötü bir yorum yapmayı kendimce doğru bulmuyorum. Ben çok severek ve yavaş yavaş okudum. Etkinliği başlatan herkese teşekkür ederim.

HÜLYA BİLGİN 
13 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Klasiklerin anası olmalı bu kitap. Savaş ve Barış'ı okumadım diyen klasiklerinin farkında değildir zaten.. Kocaman sayfalarına rağmen bir solukta okuyacaksınız... Saygı duyulası bir kitap.

Sevgi Kirgin 
28 Mar 20:53 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · Puan vermedi

Kitap gercekten okunulacak degerde.Kitapta cok karakter gecmesine ragmen genellikle 5 aile uzerindeki etkileri anlatilmakta.Okurken sıkılmadım cunku gercekçi bir yapı sergilemis.Herkesin okumasini tavsiye ederim

A.rahim Kara 
 06 Mar 22:47 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 7/10 puan

Yaklaşık 20 yıllık bir zaman dilimi, hayatının ince noktalarına kadar tanıdığımız onlarca karakter... Özellikle ilk cildini okurken oldukça zorlandığım, ikinci cildinde beni biraz daha saran, hayran kalmamakla birlikte zihnimde farklı bir tad bırakan bir eser oldu.
Kitabı bitirince aklıma gelen ilk düşünce; Tolstoy'un bu 20 yıllık süreci, Napolyon ve Aleksandr'ı, onlarca yıl süren savaşı, kitabın ön sözünden son cümlesine kadar bütün süreci tek bir amaç için, kendisinin kadercilik diye adlandırılan düşünce yapısını anlatmak ve kanıtlamak için kaleme aldığı oldu. Onun bu fikrinin temelleri; en önemsiz kişilerin bile tarihin gidişatında rolünün olduğu, ortaya çıkan bir olayın sonsuz sayıda sebebinin olduğu, tarihte öne çıkan büyük insanların olayın gidişatını etkileme konusundaki etkisinin düşündüğümüzden çok daha az olduğu, savaşların-devrimlerin sebebinin birkaç kişinin yol açtığı şeyler olmasından ziyade milyonlarca insanın kısıtlı özgürlük alanlarında yaptıkları eylemlerin bileşkesinin bir sonucu olduğudur.
Tolstoy kitabının çeşitli kısımlarında ve özellikle son kısmında bize kendi düşünce yapısını bir öğretmen edasıyla aktarıyor. Tarih bilimini ve tarihçileri, tarihte önemli etkileri olduğu sanılan insanları, savaşları ve savaşan insanların hangi yönlendiricilerle hareket ettiğini ve özgür irade kavramını sorguluyor. Özgür irade konusunda ne tam anlamıyla özgür ne de tam anlamıyla mekanik olduğumuzu savunuyor. Onun irade anlayışı belli kısıtları olan bir özgürlük fikrini referans alıyor.
Eserin bir roman olarak beni heyecanlandıran yerleri olsa da çok akıcı olduğunu söyleyemem.
Tolstoy'un fikirlerini aktarmak isterken eser boyunca tekrara düşmesi onda; öğrencisinin aptal olduğunu düşünen ve bu yüzden derslerini öğrencisinin kafasına sokmak istercesine anlatan bir öğretmen imajı veriyor.

mehmet temiz 
06 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

savaş,barış,varlık,yokluk,sevgi,nefret,dostluk,düşmanlık,sevinç,hüzün,mutluluk,mutsuzluk,acı çekme keyf alma,aşk,ihanet,kahramanlık,vatan sevgisi,hastalık,ölüm vs...vs..neredeyse aklınıza gelecek her türlü duygu ve olayın bukadar uyumlu ve kusursuz anlatıldığı baska bir eser yoktur sanırım.kitap, 19.yüzyılın başlarındaki yaklaşık on yıllık bir dönemde ,rusyada yaşananları, üst tabakadaki insanları ön plana çıkararak anlatıyor.kitabın sayfa sayısının fazlalığına sakın bakmayın.okadar ustaca bir anlatımla yazılmışki kesinlikle insanı yormuyor ve bıkkınlık vermiyor.aksine daha fazla okumak istiyorsunuz. bence, sadece dünya klasikleri sıralamasında değil,dünya edebiyat tarihi sıralamasında da 1 numaralı kitap olmayı hakediyor.

İsmail Altun 
20 Eki 2016 · Kitabı okudu · 11 günde · Puan vermedi

Evet bir kitap daha bitti güzel bir kitaptı savaşın acıları entrikalar umutlar hayaller hırslar aşklar aldatmalar hepsi bu kitapta var daha fazlası da var :) güzel okunması keyifli bir kitaptı okuyan herkese keyifli ve mutlu okumalar dilerim :)

Sakin kafayla okunması gereken bir kitap. Daha çok huzur bulmak için değil de huzurlu anlarda okunabilir. İki cilt halinde ve zaman zaman sıksa da bitirmeden bırakamıyorsunuz..

3 /

Kitaptan 133 Alıntı

Hüseyin DEMİR 
25 Mar 20:52 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

Özgürlük ve eşitlik; bu çoktan foyası meydana çıkmış bir laf kalabalığıdır.

Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç TolstoySavaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy
Serpil Ağ 
23 Mar 01:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Ne kadar çok günah işliyoruz, ne kadar çok aldatıyoruz ve bütün bunlar ne için?

Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 134 - Türkiye İş Bankası)Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 134 - Türkiye İş Bankası)
Serpil Ağ 
26 Mar 02:21 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Zafer kazanmak barut kokusu almayanlara herhalde çok kolay geliyordur. "

Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 231 - Türkiye İş Bankası)Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 231 - Türkiye İş Bankası)
Serpil Ağ 
23 Mar 00:13 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Bu dünyada ödül beklemenin imkânsız olduğunu, bu dünyada onurun da adaletinde olmadığını hiç unutmayacağım. Bu dünyada düzenbaz ve zalim olmak gerek. "

Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 119 - Türkiye İş Bankası)Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 119 - Türkiye İş Bankası)
Ferman Mammadov 
 18 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi

Kendi kendine: "Aşk nedir ki?" diyordu. "Aşk, ölümün inkarıdır,aşk hayat demektir. Anlayabildiğim her şeyi aşk sayesinde anlıyorum.Her şey onda. Aşk, Tanrı demektir, ölmek de aşkın ufacık parçası olan benim, sonsuz ve büyük kaynağa geri dönmem demektir."

Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç TolstoySavaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy
Serpil Ağ 
17 Nis 03:31 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Üçüncü Kitap - Üçüncü Bölüm
Ah insanlar, Tanrı'nın iradesine karşı elden bir şey gelmez!

Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 398 - Türkiye İş Bankası)Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 398 - Türkiye İş Bankası)
Serpil Ağ 
24 Mar 00:23 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Sanki tüm insanlık kalp kırmaların, hakaretlerin bağışlanmasını ve sevgiyi öğütleyen Yüce Yaratıcı'nın kanunlarını unutmuş, birbirini öldürme sanatının özelliklerini sahiplenmiş.

Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 149 - Türkiye İş Bankası)Savaş ve Barış, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 149 - Türkiye İş Bankası)

Kitapla ilgili 4 Haber

OKUNDUĞU SÖYLENMESİNE RAĞMEN OKUNMAYAN 10 KİTAP
OKUNDUĞU SÖYLENMESİNE RAĞMEN OKUNMAYAN 10 KİTAP İngiltere’nin önemli yayın organlarından The Guardian gazetesinde yayımlanan haberde, okunduğu söylenmesine rağmen okunmayan kitaplar incelendi ve ortaya Tolstoy ve Dostoyevski’nin de içlerinde bulunduğu 10 kitaplık şaşırtıcı bir liste çıktı.
Cemal Süreya'nın Sevdiği ve Defalarca Okuduğu 4 Kitap
Cemal Süreya'nın Sevdiği ve Defalarca Okuduğu 4 Kitap Kötü bir romanı okuyamıyorum. On beş yirmi sayfa ilerledikten sonra elimden atıyorum. Buna karşılık şiirin her türlüsü çekici geliyor bana...
Rusya'da 'Savaş ve Barış' maratonu
Rusya'da 'Savaş ve Barış' maratonu Rusya'da 60 saat boyunca birçok ünlü isim Tolstoy'un "Savaş ve Barış" romanından parçalar okumaya başladı.