Adı:
Tembellik Hakkı
Baskı tarihi:
7 Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054849413
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam Yayınları
Ah tembellik! Merhamet et bizim bu bitmek bilmeyen sefaletimize! Ah tembellik! Sanatın, soylu erdemlerin anası, insanoğlunun sıkıntılarına bir teselli ol!”

Paul Lafargue, ne çalışmanın yadsınması ne de kendi içinde boş zamanın kutsanması olarak kaleme aldığı Tembellik Hakkı’nda, yaşamın bir tür kutsanmasını gerçekleştiriyor. Sadece “sermaye dinini” ifşa etmekle kalmıyor, teker teker bireylerin üzerinde karar kıldıkları bir toplumsal değer olarak çalışmaya dayalı tüm toplumsal sistemlerin geçersizliğini savunuyor. Aynı zamanda hem gülünç hem ciddi, hem esprili hem de derinlikli bir metin olarak 19. yy’ın klasikleri arasındaki yerini almış Tembellik Hakkı, sekiz saatlik iş günü ve cinsiyet ayrımcılığı olmadan eşit işe eşit ücret gibi taleplerin de sistematik bir biçimde ilk defa dile getirmiş olmasıyla önem kazanıyor.
72 syf.
·3 günde·8/10
Lafargue, bu kitabında Marksist düşünce ışığında insanların daha az çalışmalarını savunuyor, bunu temellendirirken Antik Yunan ve Roma felsefelerinin çalışmayı hor gören düşünceleriyle konuyu işliyor.

Kitap başlarda Kapitalist üretim tekniklerinin zaman içerisinde gelişimi ve insanları nasıl köleliğe sürüklediğini açıklıyor, kitabın bu kısımlarında birçok yabancı isimler geçmesinin de etkisiyle akıcılık zedelenmiş. Ancak anlatımda üretim ve çalışma ilişkilerinin gelişimi güzel bir şekilde yansıtılmış, insana konu üzerine düşünce kazandırabilecek bir metin.

Kapitalist Batı ve Marksist düşünceleri arasında yetişen bir insan eserinde de tabi olarak doğallıktan dem vurarak tez hazırlama gereği duymuş, insanların günde 3 saat çalışmaları gerektiği temellendirilmeye çalışılmış, bu durumu ise Kapitalist sistemlerde yetişenlerin anlamayacağını söylemiş Lafargue.

Antik Yunan'ı örnek almış, biz de alalım, çok sınırlı bir yurttaşlar kesimi bunu uyguladı ve Lafargue de bunu anlatıyor ve Antik dönem kölesi yerine de makineleri koyuyor. Böylece herkes gününü boş geçirebilecekmiş. Yunan'da küçük yurttaş kesimi boş zamanlarını müzik, eğlence ve beden terbiyesine ayırıyorlardı peki bu dönem insanları, Proleterya diye adlandırdığı kesim, altı milyarlık nüfus günde üç saat çalışarak kalan zamanını bir Yunanlı yurttaş gibi mi harcayacak? O dönemden bugüne nasıl insan köle yerine makineyi koyduysa eğlencenin uğradığı değişikliği de saptamalı Lafargue ve boş zamanları şarap içip eğlenmekle doldurmamalı çünkü bu nüfus şarap içip eğlenmeye kalkarsa dünyada üzüm kalmaz...

Lafargue ayrıca Kapitalist düzenin getirdiği İnsan Hakları düşüncesini de kabul etmiyor, bunu tembellik hakkıyla birleştirdiğimde ise Kapitalistlerin tam bir Lafargue felsefesiyle hareket ettiklerini düşünüyorum. Diğer insanları boş verip, kendi tembellik hakkını kullanıp hayatını eğlenmeye adayan bu kesim neden suçlu o zaman, daha çok insanın tembellik hakkını engellediği için mi? O zaman Platon (Köleliği meşrulaştıran bir düşüne sahipti.) neden suçlu değildi diye sorunca, zamanın şartlarının Yunanların, bazı insanları çalıştırarak kendilerinin tembellik etmeyi başardıklarını söylüyor. Buna dayandığımızda bile belki şu an Kapitalist sömürücüler de zorunda olduklarını düşünerek bu sömürülerini sürdürerek tembellik haklarını kullanıyorlar...

Söylemek istediğim şey şu ki aynı köklerden beslenen bu iki ideolojinin çatışması bana körler döğüşü gibi geliyor, insanın doğal hali ile ilgisi olmayan, uyuşukluğa alışmış bu bedenler ve zihinler hep aynı düşünceleri hortlatarak kendilerini haklı göstermeye çalışıyorlar oysa bizim topraklarımızda işleyen demirin pas tutmayacağı bilinir, çalışmak demek, yaşamak demektir.
112 syf.
Kapitalist düzenin sert bir eleştirisi niteliğinde olan kitabımız, çalışma saatlerinin insanlık dışı bir noktaya getirildiği anda kaleme alınmış, birçok dile çevrilmiştir.

Kitap sanıldığı gibi tembelliği savunmuyor. Tembellik hakkından bahsedilirken vurgulanmak istenen asıl konu işçinin dinlenme hakkıdır. Kitabın yazıldığı dönem, işçiye hiçbir değerin verilmediği, 10 yaşındaki çocukların 13 saat çalıştırıldığı, kadınların -hamile ya da yeni doğum yapmış olanlar dahil- ağır koşullarda çalıştırıldığı, düzenin din adamları ve dönemin filozofları tarafından desteklendiği bir dönem.

İnsanların aylaklık etmeleri için yalnızca 2 günleri var. Bunun dışındaki zaman diliminde işçiler uyumak, erken saatte kalkıp uzunca bir yolun ardından -2 fersah yani 5 kilometre- yine uzun bir süre -13 saat- çalışmanın ardından evlerine dönmekten başka bir şey yapamıyor. Çalışma saatinin bu kadar çok olmasının yanında işçinin kazandığı kendisini yoksulluktan kurtaramıyor.

İşçiler için o dönemin ne kadar zor olduğunu anlayabilmek içinkitabın 28.sayfasındaki tespit yeterlidir sanırım:
"Haut-Rhin ilinde pamuk sanayi işçilerinin içinde yaşadıkları aşırı yoksulluk, şu yürekler acısı sonucu doğruruyordu: Üretici tüccarların, kumaşçıların, fabrika müdürlerinin ailelerinde yaşayan çocukların yarısı 21 yaşına basarken, dokumacı ve pamuk iplikçisi işçi ailelerde, aynı çağdaki çocukların yarısı iki yıl önce ölüp gidiyordu."

1789 Devrimi' ni gerçekleştirmiş ve İnsan Hakları' nı ilan etmiş olan Fransa' da, bir buçuk saat yemek molasıyla birlikte, işçilerin 16 saat çalıştırıldıkları bilinmektedir.

Kitabı anlayabilmek için dönem hakkında biraz bilgi sahibi olunması gerektiğini düşünüyorum. Tembellik Hakkı kitabından hemen önce okuduğum Ana-Maksim Gorki kitabı o dönemi anlamama epey yardımcı oldu.
112 syf.
·1 günde
Paul'un Tembellik Hakkı kitabını ilk kez duyanlar onun tembelliği yaygınlaştıran bir tür " Kötü Komünist " olarak nitelendirebilir. Ya da kitabı okuyanlar da Paul'un öne sürdüğü tezleri fazlaca banal bulabilir. Ne var ki tarihsel bir kaygı güden bir düşünürü okumadan önce hatta okuduktan sonra da onu dönemin koşulları çerçevesinde ele almak gerekir. Marx'in Komünist Monifesto'sundan sonra yazılmış bu eser, işçi sınıfının içine düştüğü "aşırı çalışma " koşullarını elestirdiginden dolayı bu kitaba tembellik hakkı adı verilmiş. Daha da ötesi, aşırı üretimin ve aşırı tüketimin insanlık gelişmesi için bir ilerleme olmadığını ve insanları gittikçe yok eden bir kölelik sistemi olduğunu öne sürer. Lafurge'nin ilerici yönü buradan gelir.

Ikinci olarak 1789 Fransız Devrimi ve 18. Yy'lin ikinci yarısında ilan edilen insan hakları beyannamesinin getirmiş olduğu olumsuzlukları da radikalce eleştirir. Yalnız eleştirisi çoğu yerde yetersiz kalır. Lafurge'de ilerici olan bir diğer yönü, onun iktidarın dispozitifini daha o dönemde erken kesfetmesidir bana sorarsanız. 20. Yy'da dispozitif yönü ortaya atıp geliştirecek olan Michel Foucault, Jeremy Bentham'ın geliştirdiği sistem üzerinden ve epistemolojik olarak da Bacon'dan devraldığı bir çeşit mirası işin içine katıp izlegini geliştirecektir. Bunda kanımca Lafurge ve anarşistlerin payı büyüktür. Ne var ki Paul eleştirilerini çok yüzeysel noktalara götürebiliyor. Çalışma durumunu, iş saatini kapitalizmin gelişimsel süreçlerinden bağımsız olarak ele aliyor. Ve kapitalizm içerisinde 3 saat çalışmanın mümkün olduğunu düşünmektedir. Bir diğer eleştirdiğim noktası, Marx'in makine kırıcıları için yazdıklarını göz ardı etmiş gibidir. Böylelikle tüm cabasi yetersiz kalmıştır. Iscı sınıfı emeğinden başka satacak bir şeye sahip olmadığından dolayı o yeniden üretimi tekrar sağlamaktadır. Sendikal ve parti örgütlenmeleri ile çalışma saatleri düşürülmüş ancak kölelik koşulları halen devam etmektedir.

Kapitalist düzen içerisinde böylesi bir talebin karşılanma ihtimali, burjuvazinin kendi varlık nedeni olan dalını kendi elleriyle kesmesinden başkaca bir anlam taşımamaktadır. Böyle bir talebin somut bir gerçekliğe ulaşması olsa olsa yeni tip bir üretim düzeninde mümkündür.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Spoiler içerir.
Yazarın 1880 yılında Egolite gazetesinde yayınlanan yazılarının derlenmesiyle oluşan bir kitap.Çok ince ama ne kadar inceyse o kadar dolu eğitici bilgilendirici o döneme ait olaylara ayna tutan bir kitap. Kitapta burjuva sınıfına, sermaye baronlarına ahlakçılara ve kiliseye ağır eleştiriler yer alıyor. Çalışmaya karşı bakışı değiştirmek için büyük çaba sarfeden, bireylere sürekli daha çok çalışmalarını öğütleyen, geçim sağlamak için köle gibi çalışmayı ahlaki ve dini bir temele oturtmaya çalışan ruhban sınıfı Lafargue tarafından ikiyüzlülük ile suçlanmaktadır. Lafargue’dan asıl eleştirdiği gayri insani koşullarda çalışmaya göz yuman ve gereksinimleri doğrultusunda sürekli çalışmayı göze alan proleterya gelmektedir. Öncelikle uykudaki işçi sınıfını eleştiriyor. İşçi sınıfından, gücünün farkına varmasını istiyor.Varmalı ki bu vahim tablo son bulsun.
Ağır koşullarda 5-12 yaş arasındaki çalıştırılan çocuklar için kongrede söylenenler vahşiliğin boyutunu bize göstermektedir.
''Birinci İyilikseverler (!) Kongresi'nde kongre üyelerinin alkışları arasında söylenen şu sözler:
'' Çocuklar için birtakım eğlence olanakları sağladık.Çalışırken şarkı söylemesini, yine çalışırken sayı saymasını öğretiyoruz onlara: Eğlendiriyor bu onları ve geçimlerini sağlamak için gerekli 12 saatlik çalışmayı cesaretle kabul ediyorlar.''
12 yaşında bile olmayan çocuklara 12 saatlik çalışma! üstelik madenlerde bile çalışabiliyor bu çocuklar sadece onlar değil gebe kadınlar, çocuk emziren kadınlar da bu halleriyle madenlerde aşırı ağır koşullarda çalıştırılıyordu.Dinlenme mola hakkı verilmiyordu.İşte bu kitap bu yaşananlara sessiz kalan ve bunun olmasını sağlayan en büyük etkenin işçi sınıfı olduğunu vurgulamaktadır.Buna tepki olarak insanların dinlenme hakkı olmasını yani tembellik hakkı olduğunu belirtiyor.Kitap o dönem için bir tepki bir başkaldırı bir uyanışın gerçekleşmesi için yazılmıştır.
67 syf.
·2 günde·Beğendi
Tembellik Hakkı bölümleri Önsöz , Felaket Bir Dogma , Çalışmanın Kutsanması , Aşırı Üretimin Sonuçları , Yeni Besteye Yeni Güfte ve Ek olarak 6 bölümden oluşuyor.
Lafargue anlatısında toplumu zenginleştirmek için çalışmanın eleştirisini yapıyor. Aslında savunduğu ve övdüğü şey tembellik etmek değil, gereksiz ve fazla çalışmanın önüne geçmek. Günlük on iki hatta on dört saati bulan çalışma sürelerimiz ne kadar verimli ? Aynı işi on saatte de tamamlayabiliyorsak eğer ( ki bu İngilizler tarafından kanıtlanmış ve kendileri çalışma sürelerini kısaltmalarına rağmen hala dünyanın birinci sanayi ulusu) neden günde on dört saat çalışıyoruz. Teknolojinin gelişimiyle üretilen makinelerin insan gücünün yerini alarak işçilerin çalışma sürelerini kısaltması gerekirken işçi kesimi adeta makinelerle rekabete girerek onları geçmeye çabalıyor.
'İyi bir işçi kadın, iğle dakikada beş ilmik atarken, bazı değirmi dokuma tezgâhları aynı süre içinde otuz bin ilmik atmaktadır. Bu durumda, makinenin her dakikası, işçi kadının yüz saatlik çalışmasına denktir; yahut, makinenin çalıştığı her dakika işçi kadına on gün dinlenme sağlamaktadır. Dokuma sanayisi için doğru olan şey, modern mekaniğin yenilediği aşağı yukarı bütün sanayiler için de doğrudur. Ama ne görüyoruz? Makine mükemmelleştikçe ve insanın çalışmasını giderek büyüyen bir sürat ve kesinlikle yere serdikçe, işçi, dinlenme süresini aynı ölçüde uzatmak yerine, sanki makineyle rekabet etmek istiyormuş gibi, daha büyük coşkuyla çalışıyor. Ey saçma ve cani rekabet!'
Ülke refahı için çalışan işçiler, tüketmeyi bilmiyor, kendi ürettiklerini dahi tüketemiyor. Ülke zengin ancak halkı fakir. Aşırı üretimin en olumsuz sonucu olarak hayatlarımız aynı eksen etrafında dönüyor ve biz sevdiğimiz şey uğruna çalışmak yerine bizi makinelerle yarışmak zorunda bırakan bir sistemin köleleri olarak yavaş yavaş yok oluyoruz.
" Çalışma yöntemlerinde devrim genellikle el emeğinin koşullarına göre yapılır. El emeği düşük fiyata hizmet sağladığı sürece israf edilir; hizmetleri pahalılaştığında ise uzak durulur. "
112 syf.
·2 günde·8/10
Orijinal adı le droit a la paresse olan paul lafargue denemesi...

Tembellik Hakki kapitalist düzenin kiyasiya elestirisi devrimci yazinin basyapiti sosyalizmin klasigi niteligiyle Komünist Manifesto'dan sonra tüm Avrupa dillerine en çok çevrilmis olma onurunu tasiyor

1880'de Egalité dergisinde bölüm bölüm yayimlanan sonra da 1883 te kitaplasan bu saldiri yapiti 1905-1907 arasinda Çarlik Rusyasinda 17 baski yapmis ve Lenin e bakilirsa 1917 Ekim Devriminin kotarilmasinda büyük etkisi olmustur

Fransa da sosyalist düsünce ve eylemin önderlerinden biri olan Paul Lafargue Marxin damadi olarakta bilinir

Paul Lafargue neden tembelligi savunma geregi duymus ?
1848 de çalisma saati Paris için günde 10, tasra için 11 saat.
Yasama Meclisi 1848 de fabrika ve yapimevlerinde toplu çalisma saatini 12 olarak
sonralari bu 17 saate kadar çikacakti.

Komünizm zihniyetini benimsememiş bir kişinin bunu okuması zor
kitabı okuyan kişi '' vay be gerçekten haklıymış , yazar ...'' der

beğendiğim gönderiler
#26194739

#26195264


iyi okumalar =))
112 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitap aslında yoğun çalışmanın getirdiklerinden daha doğrusu götürdüklerinden bahsediyor. Günümüzde çoğu kişinin sorunu bu. Sürekli çalışan, koşuşturan zamanı asla hiç bir şeye yetmeyen insanlar. Ne için çalışıyoruz? Kendimize, ailemize, dostlarımıza ne kadar vakit ayırabiliyoruz? Hayatın zevklerinden, iyi yanlarından yararlanabiliyor muyuz? Toplumdaki tüketim çılgınlığının boyutları ne? Yazar içinde yaşadığı yüzyılda gözlemlediği bu sorundan bahsediyor. Ancak kısa bir kitap olmasına rağmen benim için zor bir okuma oldu. Anlayamadığım ve tekrar okumam gerektiğine inandığım satırlar var. Bahsedilen döneme ve kişilere biraz aşina olmak gerekiyor.
112 syf.
·7 günde·7/10
Herkes çalışıyor, hep çalışıyor ve çalışacak. Çalışırken kazandıklarımız, kazandığımızı sandıklarımız, kaçırdıklarımız, yok saydıklarımız.. Bunlara çok cesur bi bakış açısıyla yaklaşmış ve çarpıcı bir dil kullanmış yazar. Tembellik etmeyip bi okuyun derim :)
112 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Marx'ın damadı olmasıyla ünlü yazar, tembellik hakkında ve tembelliğin yaratıcılığa yapacağı katkıyla insanoğlunun hayatının daha iyiye gitmesine sebep olacağını söylüyor. Özellikle herkesin sadece 3 saat çalışmasının daha o dönemde yeterli olacağını yazdığı eserini bugüne uyarlasak daha da az çalışmaya vakit ayırarak, kendimizi edebi, sosyal, bilimsel bir gelişim yoluna sokarak dünyanın daha yaşanır olabilmesini sağlayabiliriz ?? zaten kısa olan kitabın, okunması gerekli kitaplardan olduğunu düşünüyorum.
112 syf.
·Beğendi·10/10
Karl Marx'ın damadı Paul Lafargue'ın Tembellik Hakkı kitabını beğendim. Gerçekten insanların günde 3 saat çalışarak dinlenip sosyal işlerle ve sanatla zaman geçirmelerini mantıklı buluyorum..
44 syf.
·Beğendi·10/10
Tanıtımından :
"LaFargue'nin 1907 tarihli manifestosu olan kitap, "Sevme, içme ve tembellik dışında, bırakın her konuda tembellik edelim." epigrafıyla başlarken çalışmaya dayalı bir sistem olan kapitalizme farklı bir perspektiften karşı çıkıyor. 

Paul LaFargue kayınpederi Karl Marx'ın mektuplarında "sen çalışmayı sevmezsin ama kızıma iyi bak" dediği kadar çalışmanın sadece sömürüsüne değil kendisine de karşıdır. Bir çırpıda okunabilecek bu tembellik övgüsü, çalışmanın kaçınılmaz koşulduğu hayatın içinden samimi bir itirazla sistem eleştirisi yapıyor."


Bu gün okuyup bitirdiğim bir kitap.





Tenbelliğe ciddi bir övgü. Ama duygusal ve edebi bir kitap değil bu. Kapitalist sistemin çarkları arasında ezilen, ürettikçe daha çok üretmesi istenen işçi sınıfına aynı zamanda bir sitem.
İlginçtir, haklı olarak her daim kapitalizm düzeninin çarkını çevirenlere, yani zenginlere, sosyeteye, iş adamlarına, politikacılara kızılır. Kitap, çalışmaya her geçen gün daha çok mesai harcayan, tabiri caizse çarkın dönmesini sağlayan işçilere sitem ediyor.
Kitap 1900lerde yazıldığı için, sadece üretim çılgınlığına laf edilmiş. Siz üretiyorsunuz ama yiyen onlar oluyor. Kendinize gelin denilmiş.
Şimdi ki çağ öyle bir yere geldi ki ; artık hem üretip, hem tüketiyoruz.
Bu arada üretmek derken bunlar maddi şeyler. Yoksa fikri anlamda üretim 1900lerde durdu.
Velhasıl, Ey Müslümanlar! Ahiretiniz için çalışın. Ama ne olur, dünya için çalışmaya biraz ara verin. Az tembellik edin. İyi gelecektir.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Lafargue ismini Zamanın Melodisi kitabında görmüştüm. Karl Marx'ın damadıydı ve eşiyle birlikte intihar ederek hayatına son vermişti. Tembellik Hakkı aslında tembel olmayı öven bir kitap değil. Sanayi devrimi sırasında ortaya çıkan işçi topluluğunun zorlu iş koşullarına bir eleştiri. Bu eleştiriyi de zaman zaman hicivle sunuyor. Birkaç bin yıl önce insanların başkasının yanında çalışmasının küçümsendiği, günümüzde ise çalışacak bir işi olmayanlara acıyarak bakıldığı süreçte sanayi devrimindeki durumu ele alınıyor. Kendi adıma, dünyaya çalışmak için gelmediğimize inanıyorum. Bununla birlikte, çalışan insanlar olmasaydı da bugünkü gelişmişlik seviyesine ulaşamayacaktık.
“Kapitalist toplumlarda çalışma, her türlü entelektüel yozlaşmanın ve organik deformasyonun nedenidir.”
Paul Lafargue
Sayfa 10 - Kırmızı Kedi Yayınları, Çev.: Işık Ergüden
"İş [çalışma, emek] kapitalist toplumdaki tüm zihinsel yozlaşmaların, bütün örgensel bozuklukların nedenidir."
Paul Lafargue
Sayfa 27 - Ayrıntı Yayınları
Şayet işçi sınıfı, ne kapitalist sömürü hakkından başka bir şey olmayan İnsan Hakları’nı talep etmek ne de yalnızca sefalet anlamına gelen Çalışma Hakkı’nı istemek için değil; ama kendisine hâkim olan ve doğasını alçaltan bu kötü tutkuyu [iş tutkusunu] yüreğinden söküp atarak tüm insanlar için günde üç saatten fazla çalışmamayı savunan tunçtan bir yasa oluşturmak için o müthiş gücüyle ayağa kalkarsa? Yerküre, şu yaşlı Dünya sevinçle titreyecek ve kendinde yeni bir dünyanın kıpırdandığını, karnını tekmelediğini hissedecektir.
Paul Lafargue
Sayfa 65 - Ayrıntı Yayınları 2. Basım
Ürünlerin üretim biçimlerine bakılarak insanlık tarihinin ilk dönemlerine nasıl Taş Devri veya Tunç Devri deniyorsa; bizim çağımız da ileride Sahtecilik Çağı diye adlandırılacaktır.
"Halkın, ekmeğini kazanmak için harcadığı zamandan başka zamanı yoksa, yazık. Ekmeğini sevinçle yiyebilmesi için de zamanı olması gerek. Yoksa, uzun süre kazanamaz olur ekmeğini. Halkın çalışmasını isteyen su adaletli ve iyiliksever tanrı, onun dinlenmesini de ister. Doğa da halkın aynı zamanda çalışmasını ve dinlenmesini; didinmesini, ayni zamanda da haz duymasını ister. Çalışmaya karsı duyulan tiksinti, yoksul insanları çalışıp didinmekten daha çok bunaltır."
Fakat kendi çığlığından sağırlaşmış ve aptallaşmış iktisatçılar cevap verir: Çalışın, kendi refahınızı yaratmak için sürekli çalışın!
Paul Lafargue
Sayfa 23 - Kırmızı Kedi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tembellik Hakkı
Baskı tarihi:
7 Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
70
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054849413
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam Yayınları
Ah tembellik! Merhamet et bizim bu bitmek bilmeyen sefaletimize! Ah tembellik! Sanatın, soylu erdemlerin anası, insanoğlunun sıkıntılarına bir teselli ol!”

Paul Lafargue, ne çalışmanın yadsınması ne de kendi içinde boş zamanın kutsanması olarak kaleme aldığı Tembellik Hakkı’nda, yaşamın bir tür kutsanmasını gerçekleştiriyor. Sadece “sermaye dinini” ifşa etmekle kalmıyor, teker teker bireylerin üzerinde karar kıldıkları bir toplumsal değer olarak çalışmaya dayalı tüm toplumsal sistemlerin geçersizliğini savunuyor. Aynı zamanda hem gülünç hem ciddi, hem esprili hem de derinlikli bir metin olarak 19. yy’ın klasikleri arasındaki yerini almış Tembellik Hakkı, sekiz saatlik iş günü ve cinsiyet ayrımcılığı olmadan eşit işe eşit ücret gibi taleplerin de sistematik bir biçimde ilk defa dile getirmiş olmasıyla önem kazanıyor.

Kitabı okuyanlar 1.070 okur

  • Şulenur Gül
  • HÜSEYİN KAHRAMAN
  • ANY
  • Rıza Uludoğan
  • Büşra Öztürk
  • Sibel Per
  • Esra Yılmaz
  • Yavuz Yıldırım
  • Karaca
  • İmge

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0.3 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları