·
Okunma
·
Beğeni
·
23,8bin
Gösterim
Adı:
Ulysses
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
1040
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780141182803
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Penguin Books
Baskılar:
Ulysses
Ulysses
Ulysses
Ulysses
Ulysses
Ulysses
A modernist novel of supreme stylistic innovation, James Joyce's Ulysses is the towering achievement of twentieth century literature. This Penguin Modern Classics edition includes an introduction by Declan Kiberd.

For Joyce, literature 'is the eternal affirmation of the spirit of man'. Written between 1914 and 1921, Ulysses has survived bowdlerization, legal action and bitter controversy. Capturing a single day in the life of Dubliner Leopold Bloom, his friends Buck Mulligan and Stephen Dedalus, his wife Molly, and a scintillating cast of supporting characters, Joyce pushes Celtic lyricism and vulgarity to splendid extremes. An undisputed modernist classic, its ceaseless verbal inventiveness and astonishingly wide-ranging allusions confirm its standing as an imperishable monument to the human condition. Declan Kilberd says in his introduction that Ulysses is 'an endlessly open book of utopian epiphanies. It holds a mirror up to the colonial capital that was Dublin on 16 June 1904, but it also offers redemptive glimpses of a future world which might be made over in terms of those utopian moments.'

This edition is the standard Random House/Bodley Head text that first appeared in 1960.

If you enjoyed Ulysses, you might enjoy Virginia Woolf's Mrs Dalloway, also available in Penguin Classics.

'Everybody knows now that Ulysses is the greatest novel of the twentieth century'
-Anthony Burgess, Observer-
653 syf.
·120 günde·Beğendi·Puan vermedi
Demek Ulysses’i okumak istiyorsun sorusuna verilen cevap genelde kolay gelsin oluyor. Zor bir kitap Ulysses edebiyatla hafiften haşır neşir olan herkesin bildiği gibi. Eleştirmenler, okuyucular ya da bloglarında kitabı inceleyenler demiyor sadece bunu. Joyce’un kendisi profesörlerin yüzyıllarca ne demek istediğini tartışacaklarını iddia ediyor olanca ukalalığıyla. Evet, adam çalışmış, yazmış, birçok şey denemiş, bir çok farklı yola girmiş, insanları kızdırmış. Hipster’larla karşılaştıranlar bile var. Evet, akademisyenler hala tartışıyor tıpkı tahmin ettiği gibi. Ve evet, Ulysses, üzerinde binlerce kitap, makale, araştırma vb. yazılan bu kitap, modernizmin bir (belki de en önemli) klasiği olmuş ve birçok otorite tarafından yazılmış en önemli romanlar arasında tanımlanıyor.

Zor bir kitap ve 1996’da Nevzat Erkmen’in yaptığı çevirinin de okumayı kolaylaştırmadığı bir gerçek. Bu yüzden ilk önce kitaba başlamadan önce birkaç ipucu paylaşayım dedim. Daha önce yazdığım ve kitap hakkında bir ön bilgi içeren yazıya ( https://sacmaninbagladiklari.wordpress.com/...zilar-nedir-ulysses/ ) adresinden ulaşabilirsiniz.

İlk önce Ulysses’i neden okumak istediğimizi kendimize sorabiliriz belki. Gerçekten gerekli mi, ya da bir katkısı olacak mı bana Ulysses’i okumanın? Bu soruyu, kitap neden okumalı, ya da klasiklerin bana ne faydası var gibi sorularla karşılaştırabilir ve benzer cevaplar verebiliriz elbette. Ulysses’i okumak isteyen kalabalık da genelde kitabı aşılması gereken bir zirve olarak görür ve bitirdiği gün o tamamlamış/tamamlanmış olma hissini, o tatmini arar. Ne yazık ki o duyguya ulaşamayacaksınız Ulysses bitince. Çünkü yazarımız, o kötü adam James Joyce, kitabın içerisine bağımlılık yapıcı bir madde bırakmış, bitirdikten sonra bölümleri tekrar tekrar okumak istiyor insan. Adeta beşinci bölümdeki “Nilüfer Yiyiciler”in ülkesi gibi ayrılamıyorsunuz bir türlü her şeye vakıf olmak için. Sonra da kitaptan etkilenen diğer eserleri arıyorsunuz doğal olarak. 1900’lerin tamamını etkisine aldığını düşünürsek oldukça kolay bu. Bize en yakın örnek tabii ki Tutunamayanlar . Okudukça okuyorsunuz, Körleşme , Aylak Adam , 2666 …Ve yavaş yavaş değişiyor okuma zevkimiz, aldığımız keyif, ya da kitapla ilgili bildiğimiz hemen her şey.Yani Ulysses’i okumamak belki de hiçbir şey kaybettirmiyor aslında. Ama okuyunca kazandığımız şeylere gerçekten değiyor.

İkna edebildiysem okumaya sıra ikinci soruya geldi Ulysses nasıl okunmalı? Öncelikle faydalı olan birkaç ön okuma sayabiliriz belki; (Bunlar kesinlikle mecburi değil, sadece alınan zevki biraz daha artırmaya yönelik kitaplar)

- Kitapta geçen karakterlerin bir çoğunu içinde barındıran ve James Joyce’un hikayelerini içeren Dublinliler
- Stephen Dedalus’un kitap öncesi yaşamını anlatan ve Joyce’un anlatım diline aşinalık kazandıracak Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi
- Kitabın ismini aldığı ve tamamen paralel olarak işlendiği Odysseia ,
- Shakepeare ile ilgili bir çok gönderme var ama en fazla olan yine de Hamlet ,

Aristo’nun, Shakespeare’in daha bir çok Büyük Britanyalı yazarın kitabı var okuyabileceğiniz, ya da İrlanda tarihi ile haşır neşir olabilirsiniz bolca kitaba başlamadan önce. Ama söylediğim gibi hiçbir şey okumadan da başlayabilirsiniz Ulysses’e ve keyif alacağınız, ilginizi çeken bir şeyler çıkar karşınıza her durumda.

Bir diğer soru da hangi çeviri? İmkân varsa tabii ki orijinal metin, kitabın içine tam olarak girebilmek için. Aşağıdaki linklerde paylaşacağım zaten. Ama ileri düzey İngilizce gerektiren bu cevap bir çok okuyucuya hitap etmeyecek haliyle. Ben bölümleri yazarken üç çevirmenin de tarzına bir parça aşina oldum, o kapsamda düşüncelerimi yazayım, siz değerlendirirsiniz.

Öncelikle Yapı Kredi Yayınlarından çıkan Nevzat Erkmen çevirisi ben dahil bir çok insanı kitaptan soğutmasıyla meşhur. Kitaptan çok bulmaca gibi yanaşmış Ulysses'e Erkmen. Ve kendisi için çözmüş bu bulmacayı, okur oldukça uzakta kalıyor metne. Metnin İngilizcesi ile beraber okuyunca yapmak istediklerini anlayabiliyorsunuz ama. Açıkçası en eksiksiz çeviri kendisinin, ama en zor çeviri de onun.

Norgunk Yayınlarından çıkan Armağan Ekici çevirisi Erkmen'inkine göre oldukça sade, yine bunaltan yerler var ama o kadar çok değil. Joyce'un vermek istediklerini büyük bir oranda vermiş Ekici. Bazı kelime seçimleri - Mr./Bay Allah/tanrı vb. kullanımı- az da olsa bazı yerlerde metinden uzaklaşması ve Nevzat Erkmen gibi yabancı dildeki ibareleri çevirmemesi bana göre zayıf yanları. Ama kitabın orijinaline en çok yaklaşan metin bu bence. Bence bu Ulysses için - Joyce'un ne yapmak istediğini, kelime oyunlarını vb. tam olarak anlatabilmesi açısından- önemli.

Fuat Sevimay çevirisi günümüz okuruna en çok hitap edebilecek çeviri. Ben de birçok yeri ordan okudum. Diğerleri gibi büyük oranda başarılı. Sevimay Joyce'un kelime oyunlarını Nevzat Erkmen'e benzer bir şekilde dilimiz karşılıkları ile değiştirmiş. Dil kullanımı onunki kadar ağır değil üstelik. Bazı yerler oldukça güzel. Ama bazı yerler orijinal metinde verilmek istenenden oldukça uzaklaşıyor. Bazı kısımlarda Joyce farklı bir şey kastetmişken Fuat Sevimay günümüze uydurmak için apayrı bir deyim de kullanabiliyor. Bu da Joyce'un yapmak istediğinden farklı olarak çevirmenin yapmak istediğine götürüyor bizi. Bazı kitaplarda böylesi uygun olabilir ama dil oyunlarıyla bezeli bu kitap içinde hatalı yerler çıkıyor ara sıra. Çok az da olsa bazı eksiklikler ve kitaba göre bile ağır argo kullanımı, bazı isimlerin gereksizce çevrilmesi ve kendi kıllanmalarım (zahir:) bu çevirinin bana göre diğer olumsuz yanları. Diğerlerinin aksine Fuat Sevimay dip notlarla desteklemiş bu kitabı, ama çoğunlukla yabancı dilde yazılan cümleler var ve sözlük kadar kapsamlı değil.

Bir de Ulysses Sözlüğü var tabii Nevzat Erkmen tarafından yazılan. Detaylı bir incelemesini burada ( #70530837 ) yapmıştım. Ulysses’in bir kaynak kitap ile okunması alınan zevki kat ve kat arttıracaktır kanımca. İngilizce bolca var ve paylaşacağım bildiklerimi aşağıda. Ama Türkçe için şu an bir tek Ulysses sözlüğü var (Bir de fazla detaylı olmasa da benim yazdıklarım)

Kitabı okurken bölümleri ayrı ayrı okumakta fayda var. Her bölümü bir gün ile bir hafta içinde okuyabilirsiniz. Aslında bölümü okumadan önce de bölümle ilgili benim yazdığım incelemeleri ya da internette geçen açıklamaları okumak (En azından şemalara bakıp, Odysseia karşılıklarını incelemek) yararlı olabilir bence. Yine de ben bir şeyden etkilenmeden saf bir okuma istiyorum diyenler de çıkabilir elbette. Anlamadığınız ya da kafanıza takılan yerleri not alıp daha sonra Sözlüğe ya da İngilizce kaynaklara bakabilirsiniz her zaman. Ama en azından kitabın ikinci yarısında bölümlerden önce açıklayıcı bir metine bakmanız kuvvetle tavsiye edilir.

Evet, Ulysses neden, nasıl, neyle (ne zaman?) okunur gibi bazı soruları yanıtlamaya çalıştım. Şimdi de kitabı tanıtayım biraz.

3 ana bölüm ile 18 kısımdan (episodes) oluşuyor Ulysses. Kısımların isimleri kitapta yazmıyor anca Joyce’un daha sonra bölümlere ilişkin çıkardığı şemalarda her bölüme Odysseia‘da geçen bir olay/karakterin adı verildiği anlaşılıyor. Daha önce söylediğim gibi paralel bir yapıda işleniyor kitap Odysseia‘ya.

Joyce kitabı 1914 ile 1921 arasında yazıyor ama kitapta sadece 16 Haziran 1904 günü olan olaylar yazılı. O gün kitabın üç ana karakteri olan Stephen Dedalus, Leopold Bloom ve Molly Bloom’un başından geçenler kitabın üç bölümüne karşılık geliyor.

Çoğunluğun bildiğinin aksine kitabın en önemli özelliği bu 18 bölümün hepsinin ayrı bir yazım tekniğiyle yazılması ve farklı bir teme işlenmesi. Bölümün içinde geçenleri Joyce daha önce bahsettiğim şemalardaki teknik, organ, renk ve sanat çerçevesinde şekillendiriyor ve bu kitap boyunca birçok farklı şeyle karşılaşmamızı sağlıyor. O kitabın alamet-i farikası olmuş bilinç akışı tekniği bu tekniklerin sadece bazılarında geçiyor.

Evet, Joyce bilinç akışını ilk kullanan yazarlardan birisi, 1800’lerin sonunda ortaya atılan bu teori yüzyılın başlarında 2-3 yazar tarafından kullanılmışsa da bunu kitlelere ulaştırıp modernizmin araçlarından biri haline getiren Joyce. Ulysses gerçekten de sadece dilin sınırlarını zorlamakla kalmıyor, açtığı ufuklarla bir çok yazara ilham veriyor. Ama biz Ulysses’i sadece bunların ilk uygulaması olduğu için değil, şu an bile Joyce’un eserine yaklaşabilen çok az kitap olduğu için okuyoruz bu baş yapıtı.

Kitabı okumak isteyenlere yardımcı olmak için bölümlerin detaylı açıklamalarını yaptım, aşağıda da linklerini vereceğim Ama kısaca bu 16 Haziran günü (Dublin’de halen Bloomsday olarak kutlanıyor) neler olmuş anlatayım. (İsteyen SPOILER olarak algılayabilir bu paragrafı) Stephen Dedalus odakli ilk üç kısmı sabah uyanma, arkadaşlarla kahvaltı, öğrencilere tarih anlatma, müdürle konuşma ve kumsalda beyin fırtınası olarak özetleyebiliriz. Daha sonra Leopold Bloom’a geçiyoruz 12 kısım boyunca. O da sabah kalkıyor, kasaptan sakatat aldıktan sonra eşine kahvaltı çıkarıyor, Daha sonra uzun bir yürüyüş ve gizli mektup arkadaşı, bir tanıdığın cenazesi, gazetede reklam işleri, yemek, kütüphane (ve Stephen Dedalus odaklı bir Shakespeare tartışması), resmi geçit töreni esnasında Dublin halkının davranışları, Bir barda atıştırma ve müzik ziyafeti, Pub’da beklerken İrlanda milliyetçiliği dersi, akşam sahilde genç kızları izleme, doğum hastanesini ziyaret, gece bir iki bira ve Stephen’ın arkasından geneleve giriş. Son bölüm “Eve Dönüş”te ise Leopold ve Stephen’ın bir arabacı barınağında ve evde konuşmaları ile ayrılışları var. Son kısım ise diğer kahramanımız Molly Bloom’un bilincindeyiz noktalama işaretleri olmadan. 700 sayfalık kitabın özeti bu kadar. Ama bölümlerin incelemesinde de göreceğiniz gibi kitap kesinlikle bu kadar değil.

Kitabın anlatım şekli ile de bir iki şey söyledikten sonra yararlı linklere geçeyim. En başta bilinç akışı var tabii. Bu iki şekilde gösteriyor kendini. İç monolog ve gösterme. İç monolog bildiğiniz bilinçli olarak beyinde kurulan cümleler, göstermelerde ise bu bilinçli bir cümle şeklinde olmayabiliyor, bazen çevrede oluşan bir olayın etkisiyle bir anda farklı bir şeye geçebiliyor bilinç, biz de bağlamaya çalışıyoruz birbirine kelimeleri. Özellikle Bloom’un ürettiği birleşik kelimelerde epeyce karışabiliyor kafamız. Bazı yerlerde de anlatıcı sadece düşüncelerini veriyor ana karakterin iki üç kelimeyle. Metinde anlatıcı ile bilinç akışı genelde iç içe oluyor. Birisinin bitip diğerinin başladığı yeri bulmakta da zorlanabiliyor bazen insan.

Diğer anlatım şekli üçüncü tekil şahıs, yukarıdaki anlatıcı kelimesinden anlayacağınız gibi. Ama bu üçüncü tekil şahıs tam olarak bir tanrı anlatıcı değil. Yani yalnız bir anlatan değil aynı zamanda kitabı düzenleyen kişi. Daha ilk sayfadan kitabın tamamına hakim, girdileriyle bunu da gösteriyor. Herhangi bir zamanda olacak bir olayın ipuçlarını daha önceden verebiliyor bize klasik metin anlayışından farklı olarak. O zaman fark edemesek de olay olunca bir şeyleri seziyoruz. Sadece bu değil, bir karakter gibi metne de müdahale ediyor bazen, oyun oynuyor adeta. Günümüzde bile aykırı bulunan bazı şeyleri yüz yıl önce denemiş Joyce.

Anlatıcının bir diğer özelliği ise anlattığı kişinin durumuna göre değişmesi, hayır bilinç akışı değil, 3. tekil şahıs. Anlatıcımız da bir çocuğu anlatırken o hale girebiliyor ilginç bir şekilde. Bu özellikle kitabın ikinci yarısından sonra bolca tekrarlanıyor. Zaten kitap ikinci yarısından sonra coşuyor aslında. Bunun dışında bölümlerde bolca farklı anlatım usulleri mevcut. Ben en genel olanlarını açıklamaya çalıştım sadece.

Daha önce paylaştığım için bölümlerle ilgili sayfaları buraya tekrar kopyalamıyorum. Onları ve faydalandığım web sayfalarının linklerini bu yazının blogdaki halinden ( https://sacmaninbagladiklari.wordpress.com/...i-okumak-istiyorsun/ ) ulaşabilirsiniz.

Unuttuğum bir şey kaldı mı bilmiyorum, güncellerim artık varsa. Ayrıca isteyenlere takıldığı yerlerde ben de yardımcı olabilirim elimden geldiği kadar. eşekkürler buraya kadar okuduğunuz için. Umarım Ulysses’i de keyifle okursunuz.
750 syf.
·18 günde·Beğendi·9/10
“TAK TAK TAK…!
İncelemeyi tıklattım açtım girdim!
Gece sessiz… Aaa… tren gidiyor. İstasyon yakın Çufçufçuf! Dıııııtttt! Dur bakalım gökyüzüne hava açık mı? Hay Allah! Bacağım masaya çarptı. Morarır şimdi. Eyvah! Kardeşim uyandı.
--Abla yatıp zıbarır mısın artık?
--Derya kes çeneni işim var sen uyu… “
Diye girdim incelemeye, şimdi biraz ciddiyet.

Neden böyle girdim? Çünkü kitap bu şekilde ilerlemekte genel olarak. James Bey çok farklı bir yazım kullandığı için, çevirisi baya zor olmuş başyapıtımızın. Hatta örnek veriyorum bunu aceba hangi kafa ile nasıl çevirdi?:
“ Fifofom. Buynuma biy İylandalıyın kan kokusuy geliyoy.”(sayfa 75-YKY)
Yorumsuz kaldım. Devam edelim

James Joyce ile tanışma kitabımdı. Yanlış bir seçim oldu. Siz ilk bu eserden başlamayın. Ama pişman olmadım. Ön hazırlık yapıp gelmiştim. Nedir bu ön hazırlık?
Baya abartanlar var ama bence yapılması gereken ilk başta Kitabı Mukaddes hakkında bilgi edinilmeli, Odysseia ve Hamlet okunmalı. Bunlar yeterli mi? Hayır değil ancak ben şöyle düşünüyorum:
Az bilgi ile bu kitap okunup daha sonra okunması gereken kitaplar okunup, araştırılması gereken tüm bilgiler toplanıp, tekrardan okunmalı ki ben, çocukken okuduğum klasikler dışında, başka bir kitabı ikinci kez okumam. Sıkılıyorum çünkü. Ama Ulysses’i ikinci kez okuyacağım. Okunmalı ki tam olarak oturtulabilsin. Peki böyle yapılsa da tamamen anlaşılabilir mi ki? Hayır sanmam. Nitekim buyrunuz kitapla ilgili bazı sözler:
Umberto Eco, Ulysses’i ilk defa okumasını “zahmetli” sözcüğü ile tarif ederek, kitabın zor okunduğundan bahsediyor. Ayrıca Eco, Ulysses hakkındaki ilk düşüncelerini şöyle aktarıyor: “Kitabın ilk, zahmetli okumasından sonra, aradan fazla zaman geçmeden hemen söyleyelim, Ulysses bir sanat eseri değil. Joyce romanın uygulamalarında bir tür psikolojik ve stilistik noktacılık uygulamış ama bir türlü senteze ulaşamamış…”
Virginia Woolf: “Bazı bölümleri yeniden okumalıyım. Belki de eserin nihai güzelliğini asla çağdaşları yakalayamıyor; ama bence çağdaşları şaşırtmak gerek; ve şaşıran ben değildim.”
http://www.edebiyathaber.net/...r-javanshir-gadimov/
Yani dostlar, anlamaya çok fazla çalışmayın., yapılamaz zaten. Yazarın kendisi de bunu dile getirmiş:
"Profesörlerin üzerine tartışacakları, gerçekten ne demek istediğimi anlamaya çalışacakları birçok muamma yarattım, zaten bu da ölümsüz olmanın tek yolu"

İçeriğe birazcık değinirsem;
Kitap bilinç akışı tekniği ile yazılmış. Ben bu tekniği bilmem öyle diyorlar ama. Benim bildiğim ise bilinci hapseden bir kitap olduğu. Uykusuz gecelerim oldu sayesinde düşünmekten.

Birçok isim var kitapta, yüzlerce hatta. Ama oturmuş iki karakter var: Stephan ve Blomm. Neyse ki her yerde varlar, yoksa kafayı yememek elde değil. Ayrıca tekrar benim girişe dönersek;
Mahallenin delisi diye adlandırılan insanlar vardır ya hani, kitap sanki o şekilde yazılmış. Akıldan ne geçiyorsa cümle, sözcük hatta ses yazılmış ve aktarılmış. En büyük hata ise benim için; İtalyanca cümle ve kelimelerin çevrilmemiş olması. Bu çok can sıkıcı. Neyse ki İtalya sempatim olduğu için es geçiyorum.

Konulara gelirsek neler neler yok ki: Aşk, ölüm, mahkeme, müzik, şarkılar hatta notalar, gösteri, şiir vs. vs.
Bölümler halindeki eserde her bölümde ayrı bir tat var. Bazı bölümlerde kahkaha atarken, bazı bölümler bitsin artık diye ilerledi.

Kitapta müstehcen yerler var evet, ama beni çok rahatsız etmedi. Kitap ilk yazıldığında bazılarını çok rahatsız etmiş. Yeri gelmiş yasaklanmış, yeri gelmiş yakılmış. Tabiki bu sadece müstehcenlikten değil. Dinle dalga geçilip, hakaret edildiği gerekçesiyle yapılmış bunlar. Neyse ki sonradan tekrar kazandırılmış bizlere.

Ekleyeceklerim arasına; Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar ile benzerlikleri olduğunu, hatta Joyce’den etkilendiği bile söylenmekte diye de ekliyorum.

Kardeşim mışıl mışıl uyurken sıra benim uyumama geliyor dostlarım. yeri gelmişken bu esere ek tam da o etkide aynı gruptan iki parçayı da bırakıyorum. Sağlıcakla kalınız.
https://www.youtube.com/watch?v=0fsLJPxguWU
https://www.youtube.com/watch?v=KVyWc7pab34
NOT: Bu incelemeyi gece 01:30'dan sonra yazdığım için böyle yoksa şu anda yazmadım. Henüz o kadar delirmedim:)
844 syf.
"KİMMİŞ BU SARI ÇİZMELİ MEMEDAAA?"

Joyce.. İrlandalı yazar.
Altı yaşından itibaren Cizvit okulunda yetişmesine rağmen, onlar tarafından kabul görmeyen kitapların ateşli okuyucusu.
Yoksullukla iç içe yaşayan on kardeşin en büyüğü.
Yazar olabileceğini çevresine kanıtlamak için verdiği uzun uğraşların sonunda Ulysses 'i yazıyor ve diyor ki ;

"İÇİNE O KADAR ÇOK BİLMECE, BULMACA VE ZEKA OYUNU KOYDUM Kİ PROFESÖRLER YÜZYILLARCA NE DEMEK İSTEDİĞİMİ TARTIŞACAKLAR. İNSANIN ÖLÜMSÜZLÜĞÜ GARANTİLEMESİNİN TEK YOLU DA BUDUR."

İşte böyle bir kitaba inceleme yazmak ne kadar mümkünse o kadar. :)

Yedi yılda yazımı tamamlanan ama sadece on yedi saati anlatan 841 sayfa.
Joyce 'un beynindeki mekanizmanın hayret uyandıracak derecede net bir aynası sanki. 19. yüzyılı kapatan eser olarak biliniyor.
Çok duru bir dili yok, bunun sebebi ; karmaşık çalışma yöntemi, okunaksız el yazısından dolayı çıkan problemler ve göz sağlığı bozulduğu için gerekli düzenlemelerin yapılamaması olarak gösteriliyor.
Eserde sadece (!) 5000 'i aşkın düzeltme yapılabilmiş. O kadarcık. :)

Ulysses kelime anlamı olarak Odysseia' nın latincesi. On sekiz bölümden oluşuyor ve hemen hemen her bölümde farklı teknik, anlatım, renk ve semboller görmek mümkün.

Mesela benim en sevdiğim kısım olan 18. bölüm, Bloom 'un karısı Molly' nin dilinden anlatılıyor. On beşinci bölümde anlatıcı yokken, üçüncü bölümde anlatıcı Stephen 'ın iç sesi. Geri kalan bölümlerin çoğunda bilinmeyen bir anlatıcıdan dinliyoruz Ulysses' i.

Ana karakterler, Stephen ve Bloom. Kitap, daha çok, on bir günlük oğlunu kaybeden Bloom 'un bir gününü anlatıyor gibi görünse de sembolik babasını arayan Stephen, çok önemli bir karakter.
Kitapta aldatma olgusu çok yoğun işleniyor. Oyunlu, müstehcen ve mizahlı 800 küsür sayfa söz konusu. Okuduğunuzu her yöne çekip bir cümleye onlarca anlam vermeniz mümkün.

Hatta kitabın uzunca bir bölümünde röportaj romana örnek bile var. Kurgu soru - cevap şeklinde ilerliyor ki ben bu türün örneğini ilk defa okudum.
Bloom 'un şahsında (kendisi aslen Yahudi, sonradan Katolik olan biridir) tüm dini değerleri pek acımasız ve alaycı bir şekilde yargılıyor.

Fransız eleştirmen Larbaurd' un Ulysses yayınlanmadan yaptığı konuşmada ;
"Her bölüm belirli bir sanat ve bilimle ilgilidir, belirli simgeler içerir, insan vücudunun belirli bir organını temsil eder, belirli bir renge ve tekniğe sahiptir ve belirli bir zamanda geçer."
demesine rağmen, Joyce 'un bu planı hiç uygulanmadığı ve değiştirerek yayımladığı söyleniyor.

Hasıl - ı kelam, Nevzat Erkman çevirisi yaklaşık üç haftadır zaman zaman güldürüp zaman zaman beynimi yaksa da hala düşünmüyor değilim ; JOYCE NE YAZDI Kİ SÜZME AŞURE OLARAK ÇEVRİLDİ diye. Süzme yoğurdu bile anlarım ama süzme aşure çeviride son nokta. :)

Küfürlü dili, bilinç akışı tekniği ve çözülemeyen taraflarıyla Ulysses, birkaç kere yasaklanmış ve yakılmış olsa da, bir baş yapıt olarak kabul görüyor.
Kaldı ki Ulysses 'i okumak, bütün o bilmeceleri çözmek ya da çözmeye çalışmak değil bence. Joyce' un duruşunu, kaleminin tavrını anlamak ve payımıza düşeni almak, ikinci ya da üçüncü okuyuşta daha da kolaylaştıracaktır her şeyi.

Bir ara Thomas Bernhard ve hatta Vüs'at Bener tarzı cümleler bile görsem, Mulligan 'ın dediği gibi ;

"Yalnızca fikirleri ve hisleri hatırlarım."

Keyifli okumalar.. :)
844 syf.
·72 günde·Beğendi·10/10
İnceleme Öncesi Giriş Notu: Bu incelemeyi okumak yerine karakter incelemesinden bölümlerin tek tek incelemesine kadar dinlemek istiyorum diyenlere gelsin:
https://www.youtube.com/...H7zx6Tmq0UwHqXvh1dkr

Çeviri Notu: Bu kitabın dilimizdeki üç çevirisinin de karşılaştırması için:
#65736771

Benim için 72 gün süren okuma macerasının adıdır Ulysses. Bu kitabı okuyacaklar diğer tüm okudukları kitapları hafızasından silsin çünkü karşılaşacakları şey bir roman, bir edebiyat eseri değil sadece bir macera. Peki ben bunları yazarak ne demek istiyorum, hadi başlayalım şu incelemeye.

Ulysses, daha ilk başlangıçtan son noktaya kadar okuru bir maceradan başka bir maceraya sürükleyen, kimi zaman dalgadan dalgaya savuran, kimi zaman çölleri geçirtip susuz bırakan, kimi zaman karşına Çin Seddi çıkaran ve kimi zamanda zifri karanlık dehlizlerde okuru tek başına bırakan roman, destan, efsane, türüne artık her ne derseniz o olan kitap.

Siz bir yazarın kendini ölümsüz kılmak için anlaşılmaz kıldığına şahit oldunuz mu? Joyce kitabı için "İçine o kadar çok bilmece-bulmaca ve zekâ oyunu koydum ki, profesörler yüzyıllarca ne demek istediğimi tartışacaklar, insanın ölümsüzlüğü garantilemesinin tek yolu da budur” der. Bu kitap, ölümsüzlüğün destanıdır, taklit edilmesi imkansız, ne anlattığından çok nasıl anlattığına odaklı bir şaheser.

Peki Ulysses ne anlatıyor? El cevap: Hiçbir şey. Hiçbir şey anlatmayan kitap mı olur sorunuzu anlayabiliyorum. Ama cidden hiçbir şey anlatmıyor Ulysses, daha doğrusu yazarının böyle bir derdi yok. Anlatılan sadece Dublin'de geçen 18 saatlik zaman dilimidir. Ana karakterleri Stephan Dedalus, Leopold Bloom ve daha bir sürü yan karakter. Joyce, 22 yaşında yazdığı ilk kitabı olan Dublinliler'de yer alan hikayelerinde neyi anlattığından çok nasıl anlattığına odaklanıp alayına isyan bayrağını çekmişti. Bu kitabındaysa alayına isyan bayrağını adeta Everest tepesine dikmiş.

Peki sorumuzu farklılaştıralım biraz. Nasıl anlatmış? Ulysses toplam 18 bölümden oluşur ve her bölümde farklı bir anlatım tekniğiyle okuru buluşturur. Bir bölümde yer yer hikayeleştirme yer yer bilinç akışına başvurur; tabii ki anlatım birbiriyle iç içe geçmiştir, nerede bilinç akışı nerede gerçek hikaye anlamanız hemen mümkün olmayabiliyor. Bir bölümde 180 sayfalık sergilenmesi imkansız bir tiyatro oyunu metniyle karşılaşırsınız, bir bölümde boydan boya diyalog, çok sayıda karakter ve yer ismiyle. Bir bölümde soru cevap kısımlı bir anlatım sizi karşılarken bir bölüm noktalama kuralları uyumlu bir bilinç akışı metniyle sizi selamlar. Ve final, belki de kitabın en çarpıcı kısmı; Leopold Bloom'un eşinin ağzından, nokta ve virgülün olmadığı, cümlenin başının ve sonunun yer almadığın tamamen bilinç akışından oluşan ve yer yer müstehcen bir dili barındıran 45 sayfalık bir bölüm.

Peki bu kitabı nasıl okumalıyız? Bence bu kitabı okumak için iki türlü yol izlenebilir. Birincisi ve benim yaptığım: Evde, kafanız sakinken bölüm bölüm okunup, bu kitabı okumak için bir ön çalışma yapmayıp daha önceki okuduğunuz kitaplardan gelen edebi birikime güvenip bodoslama dalmak. İkincisi ise Dünya ve Türk edebiyatının önemli bilinç akışı türünde yazılmış eserlerini, Shakespeare'in tüm eserlerini ve son olarak da Homeros'un İlyada ve Odysseia destanlarını okuyup sonrasında Nevzat Erkmen'in YKY baskısından hem Ulysses'i hem de Ulysses Sözlüğü'nü birlikte okuyarak bir çalışma yapılabilir. Fakat hangi tür okuma yapılırsa yapılsın Ulysses anlaşılması neredeyse imkansız bir eser. Bu nedenle onu okurken anlamaya çalışmak yerine bizlere gösterdiği anlatım tekniklerinin keyfine varmak gerek diye düşünüyorum. Ulysses nasıl okunur diye bunun hakkında yazılan bir makaleyi de şuraya iliştireyim: https://t24.com.tr/...n-olarak-anlamak,114

Ben kitabı ne yazık ki YKY'nin Kazım Taşkent serisinden Nevzat Erkmen çevirisinden okudum. Ne yazık ki diyorum çünkü güzel kitap adeta Erkmen'in yüksek egosuna kurban gitmiş. Nasıl mı? Sadece daha ilk birkaç bölümde şu kelimelere maruz kalıyorsunuz: Imızganma, kıya, uruk, hurufat, kokoroz, deprenen, muttasıl, kavza, meddücezrin, çalak, kırınmak, berkitme, karmanyolacı, silahendazı, kiplik, direysel, kavkılar, istinga etmek, eştözlü (hepsini yazmadım, bunların haricinde bir sürü daha böyle kelime var). Yetmiyor kendisi bazı bölümlerde Türkçe yerel ağız kullanıyor, bir bakıyorsunuz koskoca bir bölümü (14. bölüm) ağdalı bir dille yazıyor. Şöyle bölüm başlangıcı mı olur arkadaş: "Kendilerine akıl ihsan olunmuş faniler içün en menfaatbahş fraz edilen mevzuların kaffesine müteallik ol allameler bu doktrinler arasında insan zihninde en muteber mevkii işgal etmesi iktiza etmesi hasebiyle biteviye seyrederler ve ittifakı umumiyeyle beyan eylerler kim diğer şerait musavi oldukta bir milletin ikbali eksikliği azim bir şer bereket kim mevcudiyeti velut tabiatin en nafiz bir nimeti olan tenasülün idamesine verdiği ehemmiyetin tekamülü nisbetinden gayri hiçbir harici ihtişamla tesirli bir şekilde beyan edilemez ve alemşümul...."

Demem o ki Nevzat Erkmen'in çevirisi sonrasında bu kitap benim için bitmedi. Bir de Norgunk Yayınları'nın Armağan Ekici çevirisi var onu da satın aldım, kısmetse Mayıs ayında okumaya başlayacağım. Zirveye tekrar tırmanmayı düşünüyorum ve site içi bir "Ulysses" etkinliğiyle bunu taçlandırmak istiyorum. Son olarak gelin beraber olsun diyerek bu zorlu kitabın hep birlikte altından kalkmayı öneriyorum.

Ulysses, her edebiyat bağımlısının hayatında mutlaka en az bir kez okuması gereken bir kitap. Lütfen okuyun.
750 syf.
·Beğendi·10/10
Bu güzel kitabı kütüphaneme eklemeden önce, yapmış olduğum ufak ön araştırmalar ile okunacak en iyi temel eserler arasında olduğunu öğrendikten sonra almaya karar verdim. Yazarımız James Joyce'un 1904 yılında kaleme aldığı eseri, Nevzat Erkmen’in katkıları ile dilimize çevrilmiştir ve 850 sayfaya yakın bir kitap ortaya çıkmıştır. Joyce, 1914-1921 yıllarında Dublin'de vuku bulan iç karışıklık ve ayaklanmalardan dolayı, kitabın yayımlanabilmesi için Fransa’da bulunan bir kitabevi ile anlaşarak taslakları onlara teslim etmiştir. Her zaman ki gibi, kendi dilleri dışında bir başka yabancı dile sıcak bakmayan milliyetçi Fransız dizgicilerin iyi derece İngilizceye hâkim olmamalarından ve Joyce'un el yazması taslaklarının neredeyse okunaksız olmasından dolayı, kitap o zaman diliminde üzerinde birçok dizgi hataları ile 1922’de basılarak yayımlanmıştır. Yazarın tüm bu hataları fark ederek düzeltme gayreti, gözlerinde yaşamakta olduğu rahatsızlığı sebebiyle boşa çıkmıştır ve kendisi de vazgeçmek zorunda kalmıştır. James Joyce’in ünlü romanı Ulysses’in yayınlanması ile birlikte, çığır açan bir bilinç akışı olmuştur ve kitap, cinsel konulu içeriği ile çok tanınan edebi bir esere dönüşmüştür. Birçok eleştirmen, eseri şimdiye kadar yazılan en iyi romanlardan biri olarak da övmekten geri kalmamıştır diyebilirim. Joyce, 1934’te ABD’de ve 1936’da İngiltere’de dönüm noktası davaları kazanana kadar Ulysses müstehcen olduğu gerekçesi ile yasaklandı.

Ulysses'in üç ana karakteri vardır: Leopold Bloom, Molly Bloom ve Stephen Dedalus. Orta yaşlı Leopold Bloom reklamcı olarak çalışır. Kendisi Yahudi’dir ve Molly Bloom'la evlidir. Stephen Dedalus, Genç Adam olarak Sanatçının Portresi'nde ana karakter olan bir öğretmen ve hevesli, istekli bir yazıdır.

“Senin kalbine dokunuyor belki de iki seksen uzanıp ayaklarını papatyalara dayamış adamcağıza ne faydası var? Ona dokunması zor biraz. Duyguların makamı. Kırık kalp. Epi topu bir pompa, her gün binlerce galon kan pompalıyor. Günlerden bir gün arıza yapıveriyor, al bakalım, kendini burada buluyorsun. Etrafımızda bir sürüsü gömülü duruyor: akciğerler, kalpler, karaciğerler. Eskimiş, paslı pompalar: başka hiçbir şey değil valla. Kıyamet ve hayat. Öldün mü ölüyorsun. Şu ahiret günü inancı. Hepsini mezarlarından çekip çıkaracaklarmış. Lazar, dışarı gel! Lazar da dışarı geldi ve korundular. Ayaklanın! Ahiret günü! Sonra bütün millet kendi karaciğerini, akciğerlerini ve diğer sakatatını aramaya başlayacak. Zor bulursun bütün parçalarını o sabah.” s.107.

Joyce Ulysses ve Homer Odyssey arasında bir dizi paralellik yaratır. Ulysses, Homer'in epik şiirinin kahramanı Odysseus'un Latince versiyonudur. Odysseus ve Leopold Bloom, Penelope ve Mary Bloom karakterleri ile Telemachus ve Stephen Dedalus'un karakterleri arasında bir dizi benzerlikler vardır. Kısacası Ulysses adlı bu güzel eser ile 16 Haziran 1904 tarihinin sabah 8'inden, akşam saat 3'üne kadar eşi Nora Barnacle ile ilk defa buluşacağı Dublin'de bir yerden bir yere giderken Leopold Bloom'a eşlik edeceğiz. Tarihte bugün, James Joyce'un yıllık “Bloomsday Festivali” olarak bilinir ve Dublin dâhil, dünyanın her yerinde kutlanır.

"Tüm bu sefil tartışmalar, naçizane kanaatince, tüm bu düşmanlık tohumu ekmeler, -artık insan kafasındaki hırçınlık çıkıntısı yüzünden midir yoksa bir bezenin salgısı mıdır o tarafını bilemiyordu fakat bunların falanca şeref meselesinin ıncığının cıncığından ya da vatan millet bayrak meselelerinden çıktığını sananlar yanılıyordu- hepsinin dönüp dolaşıp bağlandığı yer yine para meselesiydi her şeyin arkasında bu vardı, açgözlülük ve tamah vardı, insanlar hiç nerde durmaları gerektiğini bilmiyorlardı." s.617.

Ulysses adlı eserimiz kısa bir yapıt değildir ve üç kısma ayrılmaktadır: Telemachiad, Odyssey ve Nostos. Roman ayrıca on sekiz bölüme ayrılmıştır ve bölüm başlıkları bile neredeyse çözülemeyecek kadar uzundur. Her bölümün başlığı Homer'ın Odyssey'deki bir karakter veya olaydan gelmektedir. Birçok bölüm başlıklarında ayrıca bir vücut organı, sanat, renk, sembol ve edebi teknik bulunmaktadır. Ek olarak, bilinç akışı tekniği Ulysses'i okuması zor bir yapıt yapar. Burada şunu da ifade etmek gerekir ki, o zaman diliminde çevirisinde yazarın kaleminden çıkan birçok yeni kelimelerin varlığı ve bu kelimeleri dilimize çevrilmesinde uygun kelime bulunmakta zorlanılması da, eserin okur tarafından okunma ve idrak sürecini çok daha da uzattığı görülmektedir. Ayrıca roman punta, parodi ve aldatmacalarla doludur.

“İçine o kadar çok bilmece-bulmaca ve zekâ oyunu koydum ki, profesörler yüzyıllarca ne demek istediğimi tartışacaklar, insanın ölümsüzlüğü garantilemesinin tek yolu da budur,”

"Takip eden tartışma kapsamı ve gidişatıyla hayat macerasının bir özeti gibiydi. Ne mekânın ne de meclisin vakarında bir noksan vardı. Tartışmacılar memleketin en keskin zekâlılarıydı, ele aldıkları konu da konuların en yücesi ve en hayati olanıydı." s.400.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
750 syf.
·44 günde·Beğendi·10/10
İnceleme Öncesi Giriş Notu: Bu incelemeyi okumak yerine karakter incelemesinden bölümlerin tek tek incelemesine kadar dinlemek istiyorum diyenlere gelsin:
https://www.youtube.com/...H7zx6Tmq0UwHqXvh1dkr

Çeviri Notu: Bu kitabın dilimizdeki üç çevirisinin de karşılaştırması için:
#65736771

#43529206 Başlattığım etkinlik vasıtasıyla yeniden okumaya başladığım bu güzelim romanı kendi kendime bayram hediyesi olarak verip tam 44 günde bitirdim. YKY Baskısının Nevzat Erkmen çevirisinden çıktıktan sonra Norgunk baskısının Armağan Ekici çevirisiyle adeta oh be dünya varmış diyorsunuz.

Gelelim güzeller güzeli kitabımıza. Romanı, ikinci kez okuyuşla bir kez daha hayran kaldım. Fuat Sevimay çevirisi de basılsın, onu da ilk fırsatta alır ve okurum bana mısın demeden. Bu kitabı okumayanlar ve okumayı düşünenler için söylüyorum; Joyce'un şaheserinin bir eşi benzeri daha yok. Kitap 3 ana bölümden ve 18 alt bölümden oluşur. Okur, her bir bölümde farklı bir anlatım biçimiyle karşılaşır. Joyce, kitabında anlatacaklarından çok nasıl anlatacağına odaklanmış ve başka hiçbir kitapta yapılmadığı kadar çeşitli biçim denemelerinde bulunmuştur. Biçim denemeleri diyorum çünkü gerçekten bu kitabın bölümleri, okuru yorma, zorlama, aklıyla alay etme ve yazarın da kendiyle alay etme deneylerinin yapıldığı bir tür laboratuvar sahası. (Ne demek istediğimi anlamak için #46203648 ileti çeviri karşılaştırmalarına bakabilirsiniz)

Tamam anladık, anlatım biçimlerine odaklanmış da bu adam hiç mi bir şey anlatmamış deyişinizi duyabiliyor kulaklarım. Anlatmış, anlatmış ama hep satır aralarında. Hem de çok şey anlatmış fakat anlattıklarına odaklanmaya kalkarsanız kitap sizi çiğ çiğ yer, kemiğinizi sıyırır atar. Çünkü o kadar çok şeye atıfta bulunuyor ve söylemleri o kadar çok konuya, türe bulaşıyor ki anlattıklarının tam anlamıyla hakkını vermek isterseniz ömrünüz yeter mi açıkçası bilemem. Kitabı iki kez okumanın verdiği deneyimle bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki ne anlattığından çok nasıl anlattığına odaklanıp, işin keyfini çıkarmayı ve bu romanı bir tür serüven olarak görüp lezzetine varmayı herkese tavsiye ederim. Yine de ne anlattığından biraz bahsedip merakı gidereyim: Kapitalizmden, Anti-Semitizme, İrlanda milliyetçisinden, Britanya Krallığı'na ve daha bilimum kesime itinayla laf sokar Joyce. Hadi bir alıntıyla konuyu detaylandıralım:

BLOOM

(Heyecanla.) Bu uçan Hollandalılar mı desem yalan Hollandalılar mı desem, kapitoneyle kaplanmış mabadlarının üzerinde yayılıp barbut atarken hangi hesapların peşindedirler? Sloganları makina, hezeyanları makina, panzehirleri makina. İşçilikten tasarruf eden bu aparatlar, ayak kaydırıcılar, heyulalar, müşterek mahvımız olacak olan bu menfur mamuller, pazara düşmüş emeğimize hallenen kapitalist ihtiraslar sürüsünün ürettiği korkunç karakoncoloslar. Fakirler açlıktan ölürken onlar o krallara layık dağ aygırlarını besliyorlar yahut paragözlüklerinin pervasızca pompalanmış patırtısına kendilerini kaptırarak külünlerle seklikleri vuruyorlar. Amma onların sürdüğüü salltanatııın sonuu geldi artıık, ebedlerrrebedi verebediyyen...

Efendim, Joyce için anlaşılmaz diyorlar, Ulysses çok acı bir kitapmış, okursak cıss olurmuşuz, bir arkadaşımdan duydum çok fenaymış çok diye aklından düşünceler geçen arkadaşlara sözüm: "Korkmayın yemeyecek sizi amcası."

Efendim, bu kitap hazırlık yapılmadan okunmazmış, Shakespeare'in tüm eserlerini okuyacakmışız, yetmedi üzerine İncil, Tevrat okuyacakmışız, o da yetmezmiş İrlanda tarihi, Britanya tarihi okuyacakmışız, daha da yetmezmiş bir de üzerine Anti-Semitizm tarihi okuyacakmışız falan da filan, liste uzar gider... Canlar, böyle yapmayı düşünen arkadaşlar için söylemim; ömrünüz yetmez boşuna uğraşmayın olur. Ben bunlara bulaşmadan, tamamen kendi edebi birikimimle bu kitaba iki kez giriştim ve her ikisinden de sağ salim çıktım.

Bu kitapla ilgili illa bir hazırlık yapmak istiyorsanız öncelikle bilinç akışı tekniği için Tutunamayanlar, daha sonrasında da Joyce edebiyatı için James Joyce - Hayatı ve Eserleri kitabını okuyun. Fakat şunu yılmadan usanmadan söylemeye devam edeceğim: Bu kitabı ertelemeyin, ertelemeyin, yine söylüyorum ertelemeyin, erteleme..., erte...

Bu roman, kendini nitelikli okur olma yolunda gören herkesin mutlaka hayatında en az bir kez -%100 değil %1500- okuması gereken bir eser. Bu arada kitabı Nevzat Erkmen çevirisi sayesinde yarım bırakan arkadaşlara da söylüyorum, her ne kadar baskısı tükenmiş olsa da nadirkitap.com'dan bulabilirler, bu kitabı lütfen bir de Armağan Ekici çevirisinden okumayı denesinler.

Kitap vakti zamanında müstehcenlik nedeniyle yasaklanmış. İçeriğindeki müstehcenlik bugünün modası yeraltı edebiyatının yakınından uzağından geçemez ama ben yine de uyarayım, özellikle 18. bölümde ciddi manada müstehcen ifadeler mevcut; bu konuda hassas olan bünyelere duyurulur.

Son olarak, kolay okunabilir kitapları okumaktan zevk alan, popüler edebiyat hayranı, bir arkadaşım önerdi çok güzel kitapmış, ay ben Kürk Mantolu Madonna'yla kahve keyfi fotoğrafı çekilecektim diyen arkadaşları pistten alalım. Mümkünse kitabı gördükleri yerden kaçarak uzaklaşsınlar.

Bir etkinliği daha kendi adıma tamamlamış olmaktan dolayı bu bayram gününde yaşadığım sevinç, mutluluk, huzur gibi duygularla bünyem ahenkle horon tepiyor ve daha on ay sürecek Ulysses etkinliğimize ( #43529206) hararetle sizleri bekliyoruz.

Bu incelemeye bitmeyen son yapmışlar arkadaşlar. En en son olarak, ben 8 Haziran itibariyle bir çılgınlığa imza atıyor ve dükkanı birkaç aylığına kapatıyorum. Dedim ki Ulysses'i iki kez okumak kesmedi, bir de Joyce'un 17 senede yazdığı Finnegan Uyanması eseri varmış, 8 Hazirandan itibaren başlayarak yeni bir etkinlikle hem ona #46060836 hem de sitemizin kıymetli okurlarından Oğuz Aktürk 'ün Marcel Proust- Kayıp Zamanları İzinde Serisi'nin #38543676 etkinliğine katılım göstereceğim. Eş zamanlı olarak hem Proust'un 7 kitabını, hem de Finnegan Wakes'i okuyacağım. Her iki etkinlik için de dünya edebiyatının bu zor ve güzel eserlerinin altından hep birlikte kalkmak için katılmak isteyen arkadaşları dört gözle bekliyoruz.

Ne diyoruz canlar, "Yansın geceler, Joyce'lu, Proust'lu gündüzler. Her daim okumakla kalın.
841 syf.
·79 günde·Beğendi·10/10
Fazlasıyla eğlenceli bulduğum bir eser oldu ulysses..evet zorlandığım baya bir ter akıttığım bölümler oldu sonuçta sizden istediği ön hazırlıklar hiçte azımsanacak şeyler değil. Nedir bunlar 1. Odysseia 2. Shakespeare'ın hayatı ve hakkında çıkmış rivayetler 3. Shakespeare'ın tüm eserlerini okumuş özümsemiş analizini yapmış olmanız 4. İrlanda'nın İngiltere ile mücadele tarihi 5. Hristiyanlık tarihi 6. Ve tabiki mitoloji..Ben bunların hepsini yaladım yuttum mu tabiki hayır onun yerine okurken elimde cep telefonum sürekli internetten araştırmalar yaptım bu da kitabı okuma hızımı düşürdü dolayısıyla. Ya önden hazırlığınızı yapacaksınız ya da okurken araştırmanızı yoksa kitabı okumanız anlamsız oluyor. Kitabın Nevzat Erkman tarafından yayınlanmış bir sözlüğü bulunduğunu da ekleyim..Kitap 18 bölümden oluşuyor ve her bölüm farklı bir üslupla yazılmış. Örneğin son bölüm Molly'nin monoloğundan oluşuyor başka bir bölüm tümüyle röportaj tekniğiyle yazılmış. Bunların dışında fantasik öğelerin bulunduğu gerçekle bilinçaltının karıştığı bir bölüm ve olay örgüsü yerine sırf detaylardan oluşan bir başka bölüm barındırıyor kitap..Bazı bölümler sizi çok zorlarken bazıları gayet rahat akıcı bir şekilde okunabiliyor. Aslında James Joyce sizin nerelerde zorlandığınızı kafanızın nerelerde karıştığını gayet iyi biliyor ve bunlarla dalgasını geçiyor. Beni en çok zorlayan durumlardan biri kitabın birden çok anlatıcısı olması ve bazı yerlerde anlatıcının kim olduğunu çıkarmada kafa karışıklığı yaşamam oldu. Yazar son bölümlere doğru bu konuyla ilgili sizinle baya eğleniyor :) Kitapta geçen isimleri de atlamamak lazım herhalde toplansa binin üstünde çıkar. Yazar bunun da tadını çıkarıp bir yerden sonra fazlasıyla sallama ve eğlenceli isimler türetiyor..Sonuç itibariyle ben tüm zorluğuna rağmen ( kesinlikle sizden talepleri olan bir eser ) kitabı sevdim. Kitapla ilgili okuduğum analizlerden birinde dediği gibi kitaptaki her bir göndermeyi anlayacağım diye kasmanıza gerek yok biraz kendinizi rahat bırakın ve kitaptan alabildiğinizi alın alamadığınızı da zamana bırakın belki bir başka okumamızda ( evet bu kitap birden fazla okunmalı ) o mertebeye de ulaşırız :)
750 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
İrlandalı ünlü yazar James Joyce' un ingilizce olarak kaleme alıp yedi yılda tamamladığı en önemli ve bilindik eseri olan Ulysses romanı, 1922 yılında yaşamış olduğu Pariste basılmıştır. Bilinç akış tekniği denilen yeni bir anlatım biçimi olan tarz, Joyce tarafından geliştirilmiştir. Bu yeni anlatım biçiminde olaylar, geçmiş şu an ve geleceğin iç içe olduğu, hikayedeki kişilerin kendi bakış açılarıyla durumu aktardıkları bir yazım tarzı şeklindedir.

Yazarın 1916 yılında kendini anlattığı bir nevi biyografik eser olan " Sanatçının bir genç adam olarak portresi" adlı eserinin devamı niteliğindeki Ulysses romanı 6 Haziran 1904 yılı sabah saat sekizde başlar ve ertesi sabah biter. Dublin'de, 1904 yılında yaşayan ortanın altındaki sınıftan kişileri ele almış, Haziran ayının başlangıcındaki bir gün boyunca, sadece neler yapmış olduklarını değil, neler düşünmüş olduklarını da anlatmıştır. Burada asosyal yapılı Stephan Dedalus' un Dublin' e gelmesi ile başlayan hikâyede üzerinde yoğunlaşılan asıl karakter, normal bir insan olan Leopold Bloom' dur.

Kitapla ilgili basım zamanına kadar geçen sürede ki ilk baskısı İrlandada olan iç karışıklıklar ve Joyce' nin dağınık düzensiz ve okunaksız el yazısı yüzünden, Fransada piyasaya çıkmıştır. Yaklaşık 2000 kadar yanlış yazım, satır atlamanın ve ingilizce bilmeyen matbaa redaktörleri dizgicilerden dolayı iyice karışık bir hale dönüşen kitabı, görme yetisi azalan Joyce tarafından eklemeler ve düzeltmeler yapılmaya çalışılmış hatta yazar tarafından bir hata cetvelli okuma kılavuzu bile basılması düşünülmüş ancak göz sağlığının elvermemesi nedeniyle bu girişimden vazgeçmiştir. Bu sebeplerden dolayı dünyada çevirisi yapıldığı halde en fazla üzerinde tartışma yaratan romanlardan biri olmuştur. Ulysses pek çok yazar ve kitap eleştirmenince 19. yüzyılıkapatan eser olarak nitelendirilir.

Carl Gustav Jung' dan James Joyce' a 1932

"Sayın Bayım, Ulysses'iniz dünyanın karşısına öylesine sıkıntılı bir ruh bilimi sorunu çıkardı ki boyuna ruh bilimi konularında bir sözüm ona uzman olarak bana başvurular oluyor.
Ulysses son derece çetin bir ceviz oldu benim için: Zihnimi yalnızca hiç de alışık olmadığı çabalarla zorlamakla kalmadı, aynı zamanda (bir bilim adamı açısından) epey garip girdi çıktılara soktu. Kitabınızın bir bütün olarak başıma açmadığı bela kalmadı; daha havasına girebilmek için bile üç yıl boyunca didindim durdum onunla. Ama yine de size ve dev yapıtınıza müteşekkir olduğumu söylemeliyim çünkü çok şey öğrendim ondan. Sanıyorum, onun tadına varıp varmadığım konusunda hiçbir zaman emin olamayacağım çünkü sinirlerimi ve beyin hücrelerimi çok yıprattı. Ulysses üzerine yazdıklarımın sizin hoşunuza gideceğinden de emin değilim çünkü dünyaya, bu kitabın nasıl canımı sıktığını, beni nasıl homurdandırıp durduğunu, bana nasıl bela okuttuğunu ve beni nasıl hayran bıraktığını söylemezlik edemezdim.
Eh işte, size küçük çalışmamı sunuyorum; Ulysses'inizin dolambacında yolunu yitirmiş ve ancak talihin yaver gitmesi sayesinde onun içinden çıkıp kurtulabilmiş tam bir yabancının eğlendirici bir çabası olarak. En azından Ulysses'in sözüm ona dengeli bir ruh bilimciye neler yaptığını göreceksiniz yazımda.

En derin takdirlerimle, Sayın Bayım.
750 syf.
Bazı kitaplar için farklı yaşlarda ya da durumlarda okunduğunda farklı tatlar verir,değişik duygu yoğunlukları yaşatır derler ama Ulysses için her okuduğumda ancak yeni bir bölümünü daha iyi anlamlandırabildim diyebilirim. Kitabı evet evet evet nidalarıyla bitirdim, bir daha bu denli zorlayıcı bir kitapla karşılaşır mıyım(?) bilemiyorum. Kitabın başında daha önce karşılaştığım(Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi) Stephan’ı görünce kitabın ana değişkenini bu karakterin belirleyeceğini düşünmüştüm ama Joyce modern bir destan olarak kurguladığı ve Odysseus’nın yolculuğuna paralel bir şekilde ilerleyen Bloom gibi bir karakter armağan ediyor edebiyata. Gerek bilinç akışının en iyi örneği olması gerekse kullandığı tekniklerle(bir bölümde geçen olayları anlatmak yerine soru cevap olarak ilerletmesi, farklı yüzyıllardaki yazma tekniğini kullanması ki akılıma Tutunamayanlarda yer alan rubailer,nesirler geldi) daha değerli bir hale geliyor Ulysses. Kitaptaki göndermelere; Hristiyanlık tarihi ve ritüelleri, Britanya tarihi, mitoloji, Shakespeare külliyatı.Bu konulara hakim olmadan kitabı okumak hem zorlayıcı hem de kitabın havada kalmasına neden oluyor. Daha önceki yorumda denildiği gibi Ulysses Sözlüğüyle eş güdümlü okunduğunda kitap daha anlamlı hale geliyor.
G.G.Marquez’in “sabrım tükenene dek bölük pörçük, kavga dövüş okudum” cümlesi kitabı benim gibi ilk kez okuyanlar, okuyabilmeye çalışanlar için eminim ki çok şey ifade ediyor.. Bir çok konuya atıfta bulunup gönderme yapan, okurken bir yandan da sürekli bir şeyler araştırmanızı gerektirecek bir eser. Bir elimde Erkmen’in Ulysses sözlüğü diğer elimde telefon ile sürekli bir arayış içinde okumaya çalışmak zihin yorucuydu. Fazlasıyla sakin bir kafa, sağlam bir sabırla denememe rağmen yol alabilmiş değilim. Nevzat Erkmen’i de tebrik etmemek elde değil. Bu kitabı çevirmesi tam 40 yıl sürmüş. Yetmemiş Türkçe çevirisini daha net ve anlaşılır kılmak için bir de sözlük yazmış. Bence bu meslekteki jübilesini bu eserle yapmış bulunmakta. “Benim için 40 yıl süren bir serüvendi.” sözü de her şeyi özetliyor. Sanırım benimde ANLAYARAK bitirmem bir kaç yılımı alır. Hasan Ali Yücel’in baş eser olarak andığı ve herkesin mutlaka okuması gerektiği söylemi illa ki merak uyandırıp sizi kitaba çekiyor. Kitapta metaforlar, göndermeler baş döndürücü şekilde çağının fazlasıyla ötesinde yazılmış. Okuduğum bir cümleyi sindirmem 1 saat, zihnimde döndürüp düşünmem 1 günümü aldı. Sanki aklımla oyun oynuyormuş gibiydi. Çözümü olmayan matematik problemini saatlerce düşünüp çözmeye çalışmak gibi. Kii bu kitaba hazırlık için öncesinde okunması gereken birkaç kitabı da okumayı denedim. Ulysses’den önce yazarın Dublinliler kitabıyla başladım. Ondan öncesinde Faulkner’in Ses ve Öfke’sini okumayı da denedim. Ama sonu bağlanmayan hikayeler silsilesi ile beraber bende kitapların sonunu getirebilmiş değilim. Kafamda oturmayan karakterler, nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan bir olay örgüsü. Ve etrafımdaki herkesin bu kitabı okumadan önce ilk bu kitapları oku dediği sonu gelmeyen koca bir kitap listesi de yeterince gözümü korkutmadı değil. Son derece ağır bir dil karmaşası içinde kelimeleri anlamlandırmak zor. Postmodernizm akımının etkisi, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış olması da kitabın anlaşılırlığını daha da zorlaştırıyor. Kitaba başlayacak olanlara verebileceğim tek tavsiye kesinlikle öncesinde okunması gereken kitaplarla başlanılması. Ve mükemmel bir Peygamber sabrınız, araştırmacı ruhunuz varsa elbet ki kitabın sonu gelecektir. Yoksa da, benim gibi kitabı bölerek okumayı da deneyebilirsiniz. Bu ay ilk 50 sayfayı anlayarak okuyacağım gibi. Bir buçuk iki yıla belki bir umut kitabı bitirebilmeyi planlıyorum :)) Mühim olan da ne kadar kısa sürede okuduğunuz değil, okuduğunuzun size neler kattığıdır. Bu yüzden sindire sindire anlamlandırarak okumak en iyi yöntem ve teknik diye düşünüyorum. Tabi bu süre zarfında sadece bu kitaba odaklı da kalmayacağım. Başka kitapları okurken fırsat bulduğum zamanlarda sanki bir araştırma ödeviymiş, sanki ders çalışıyormuşum gibi bu kitabı okumayı bir rutin haline getirmeye karar verdim. Aynı anda birden fazla kitap okumanın da hafızayı kuvvetlendirip zihni geliştirdiğini düşünüyorum. Bu eserin de ufkunuzu genişleteceği hiç şüphesiz bir gerçek...
Okumaya niyet edip başlayan herkese de bol sabırlı ve keyifli okumalar diliyorum...
750 syf.
·Puan vermedi
Okudum,okumayı denedim,son sayfaya kadar inat ettim.Kitabı bitirince okuduğum kitaplar listesine ekledim.Ama anladım mı ? Hayır..İlginç,katmanlı,bir gün içinde geçen bir roman.Birçok gönderme,alt metin var.Geçen yıl Nevzat Erkmen'in Ulysses Sözlüğü'nü aldım.Her iki kitap ta kitaplığımda yanyana duruyor.Ama ben hala cesaret edip tekrar okumaya başlayamadım.Önümüzdeki bir yıl içinde tekrar okumayı düşünüyorum.
841 syf.
Öyle bir kitap düşünün ki okuyorsunuz, sizi çekiyor anlamlandiramıyorsunuz başta ama bir yerden yakalanıyor oyle bir kitap düşünün ki yakaladınız mı bırakmadan 1 haftada bitiriyorsunuz bilinçaltının etkilerini gördüm. Bloom'la gezip görme hissi uyanıyor içinizde , pişmanlığı karamsarlığı sayfalarca anlatılan Molly'de anlıyorsunuz. Haklı mı haksız mı bize bırakanlar bir kitap anlatım teknikleri geçmişe dönüşleriyle bizleri içine çeken harika bir eser.
Bu kitapla tanıştığım için çok mutluyum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ulysses
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
1040
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780141182803
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Penguin Books
Baskılar:
Ulysses
Ulysses
Ulysses
Ulysses
Ulysses
Ulysses
A modernist novel of supreme stylistic innovation, James Joyce's Ulysses is the towering achievement of twentieth century literature. This Penguin Modern Classics edition includes an introduction by Declan Kiberd.

For Joyce, literature 'is the eternal affirmation of the spirit of man'. Written between 1914 and 1921, Ulysses has survived bowdlerization, legal action and bitter controversy. Capturing a single day in the life of Dubliner Leopold Bloom, his friends Buck Mulligan and Stephen Dedalus, his wife Molly, and a scintillating cast of supporting characters, Joyce pushes Celtic lyricism and vulgarity to splendid extremes. An undisputed modernist classic, its ceaseless verbal inventiveness and astonishingly wide-ranging allusions confirm its standing as an imperishable monument to the human condition. Declan Kilberd says in his introduction that Ulysses is 'an endlessly open book of utopian epiphanies. It holds a mirror up to the colonial capital that was Dublin on 16 June 1904, but it also offers redemptive glimpses of a future world which might be made over in terms of those utopian moments.'

This edition is the standard Random House/Bodley Head text that first appeared in 1960.

If you enjoyed Ulysses, you might enjoy Virginia Woolf's Mrs Dalloway, also available in Penguin Classics.

'Everybody knows now that Ulysses is the greatest novel of the twentieth century'
-Anthony Burgess, Observer-

Kitabı okuyanlar 426 okur

  • Legal alien

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.6 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları