"Bu kadar lafı edilen, şairlerin hemen biricik konusu olan aşk nedir acaba, diye düşünüyordu Anastasio. Çünkü o, aşıkların aşk dediklerine benzer bir şey hissetmemişti ömründe. Sadece bir kuruntu muydu aşk, yoksa zayıf kimselerin hayatlarındaki boşluğa veya kaçınılmaz can sıkıntısına karşı korunmak için kullandıkları itibari bir yalan mı? Anastasio'nun duygusuna göre hayattan daha boş, daha sıkıntılı, daha saçma bir şey olamazdı çünkü."
"Mezarların üzerinde arılar vızıldıyordu. Güllerin kırmızını ve gökyüzünün mavisini hayranlıkla seyrederken, sonsuz bir hayal kırıklığı içini daraltıyordu. Bir mezarlıkta niye bu kadar güzellik vardı? Gerçeklik bunca farklıyken, bu huzur görüntüsü, bu vızıldama, dallardaki kuşların şakıması niyeydi? Gerçek olan ölüm ve evde onu bekleyen kederdi."
"Kalp kırıklığının yıldız gibi yanması gerektiğine inanıyor musun hala?"
"İnanıyorum, evet. Ama yıldızlar patlayabilir, yok olabilir. Üstelik biz onlara bakarken onlar orada olmayabilir bile. Gördüğümüz yıldızların bazıları binlerce yıl önce öldü ama ışıkları bize yeni ulaşıyor. Yeni haber verilen eski bir bilgi gibi."