1000Kitap Logosu
Ama aynı zamanda sevdi insanları, tıpkı benim sevdiğim gibi. Zorluklara katlanmalar için üzüm asmasını armağan etti onlara ve şarabı. Çünkü ölümlüler için dünyanın katlanılmaz bir yer olduğunu biliyordu, acılar içinde yaşamamalarını, sürekli sıkıntı içinde kıvranmamalarını, günlerini sadece dert çekerek geçirmemelerini istiyordu. Ve onlara dedi ki: "Şarap için ey insanlar! Şarap için ve aklınızdan sıyrılın, tanrı, kral, baba, hepsini boşverin, yasaklara kulak asmayın, yüreğinizin ve bedeninizin sesini dinleyin, kendiniz olun, kendiniz gibi yaşayın. Şarap için ey insanlar, ne tanrılardan korkun ne kendinize acıyın, aşk, şiir, müzik, dans sizi bekliyor. Şarap için, dans ederek, şarkı söyleyerek, sevişerek doğaya dönün..."
dostoyevski infaz sırasında..
İlk üç kişi, Petraçevski, Mombelli, Grigoriyev, alçaklık kazıklarına bağlandılar ve cellatlar başlıklarını gözlerine indirdiler. Kısa bir emir. Üç manga sıradan ayrılıp hükümlülerin önüne dizildiler. Dostoyevski gözlerini kapıyor. İnfaz sırasında o altıncıdır. Bunlardan sonra sıra ona gelecek. Beş dakika sonra aynı kazıklara o bağlanacak. Beş dakika sonra var olmayacak artık. Korkunç bir acı duyuyor. Bu beş dakikayı boş yere harcamamak gerek. Özünü çıkarıp en iyi biçimde kullanmalı onu, karanlığa yuvarlanmadan önce gizli sevincin tadını tatmalı. Yaşayacağı süreyi üç bölüme ayırıyor. İki dakikası dostlarına veda et- mek için. İki dakikası düşünmek için. Bir dakikası sonuncu kez dünyaya bakmak için. Ama neyi düşünecek, neye bakacak? Yirmi yedi yaşındadır. Gücünün, yeteneğinin tam bilincindedir. - Birden karşısına çıkıyor ölüm. Yaşıyor; canlıdır henüz. Hala katedralin kubbesine bakmaktadır. Güneş ışığında altın gibi parıldayan kubbeden ayıramıyor gözlerini bir türlü. Ona öyle geliyor ki, birkaç saniyeye dek, bu ışıkla kendisinden başka bir şey kalmayacak ortada. ikisi, tek bir varlık olacaklar. Bu aydınlığın, bu sessizliğin kendisi olacak o. Bilinmeyenin içinde eriyecek. Çırpınmalı bir korkuya kapılıyor. "Ya ölmezsem? Ya canımı bağışlarlarsa? Ne sonsuzluk! .. Bütün bunlar benim olacak!.. O vakit her dakikadan bir yüzyıl yapacağım, bir tekini bile yitirmeyeceğim. Hiçbirini boşa harcamamak için tüm anlarımın hesabını tutacağım!..
160 syf.
·
Puan vermedi
özgürlük sokağının asılmışları
Atilla İlhan'dan okuduğum ilk şiir kitabı olan 'ben sana mecburum' adlı kitap benim için güzel bir başlangıç kitabı oldu.Yazarın diğer kitaplarına bir merak oluşturdu.Bu kitap sadece aşk teması ile kalmıyor. Yazarın yaşamından,anılarından kalan başkaldırı,direniş,özgürlük,siyaset,devrim,arkadaşlık,hürriyet gibi temaları kendine özgü dili ile yaşatıyor.Şiirlerinde öyle güzel ve keskin tamlamalar var ki çizmeden duramıyorsunuz. Kitapta bilmediğimiz yabancı kelimeler olabilir ancak şiir insanı yorduğunda güzeldir. Keyifli okumalar
Ben Sana Mecburum
8.1/10 · 7,1bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
576 syf.
·
Puan vermedi
Anna Todd - After1, Karşılaşma
Uzun süredir okuma konusunda bir arpa boyu yol alamamış olmamdan olsa gerek, ortaokul zamanlarında, daha kitap okumaya ilk başladığım zamanlarda okuduğum türde bir kitapla hayatımın ikinci sezonuna merhaba demek istedim. Daha öncesinde filmini seyrettiğim bir kitabı okumak normalde huyum olmasa dahi; normal olmayan zamanlardan geçtiğimi düşününce, hem beni içine çekebilecek, hem de üzerinde çok düşünmemi gerektirmeyecek bir kitapla yeniden okuma serüvenine dönebileceğimi düşündüm. Serinin diğer kitaplarını okur muyum orası muamma gerçi... Bu tarz kitaplar hakkında daha önce hiç inceleme yazma ihtiyacı hissetmemiştim çünkü senelerdir elime aldığım bir tür değil. Ne yazacağımı da pek bilememekle beraber, eleştirimle söze başlamak istiyorum. Kitap bence gereksizce uzatılmıştı herhangi bir olay gerçekleşmeyen o normal günlerde dahi uzun uzadıya yazılıp bölümler şişirilmeye çalışılmış gibi bir izlenim yarattı bende. Özellikle başrol kızımız Tessa Young karakteri gereği beni biraz çileden çıkarmış olabilir. Son zamanlarda bana, ben gibi düşünmeyen insanlara tahammül edebilme becerisi kazandırdı sanıyorum ki. :) Bana yapılsa kesinlikle arkama dönüp bakmayacağımı düşündüğüm her şeyi sineye çekme özelliğindeki genç kızımızla, fazlası ile sarkastik bir kişiliğe sahip olan, kibirlilik ve soğukkanlılık konusunda alanında ders verse yeridir diyebileceğimiz genç delikanlı baş kahramanlarımızın birbirlerine duydukları aşk anlatılıyor kitapta. Benim içimden; ikisi adına da zorlama bir çaba ile aralarında bir şeyler oldurmaya çalışıyorlar demek geliyor da neyse. :) Gelelim fasulyenin faydalarına. E madem böyle bir kitaptı neden okudum? Çünkü beni kendi gençliğime götürdü. O zamanki benim yapabileceğim tüm hataları yaptığı için Tessa'ya bu kadar kızgın olduğumu düşünüyorum. Hatta belki kendimi o kadar onun yerinde gördüm ki ona yapılan tüm o haksızlık ve zorbalıkları bana yapılıyormuşçasına karşıladım... Belki de bu yüzden zihnim bana bu eleştiriyi yazdırıyor bile olabilir, kim bilir. :)
After 1: Karşılaşma
5.8/10 · 1.348 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
BİR YOK OLUŞUN SIZINTISIYDI
Yağmur ne yapıp edip yolunu buluyor İnsanlarda bazen öyleydi... Çayımı demliyordumd içim geçe geçe İnsanlar ne yapıp edip bu ara sokaklardan yine geçiyorlardı Kendi hâllerinde birazda hatra kalır yorgunluk... Gizlemeyedikleri özlemleri... Kediler ne yapıp edip o eski binalardan Geçmiş acıların açamadığı kapıları aralıyorlar Benim kendi acılarıma gizlenmiş yüzüm Ne çok özendi o kuşlar gibi defolup gitmeye şu ömürden Sadece düşündüğümle, beklediğimle basiti basitinden geçti hayatım Şuan bir sigara daha yakılır... Yolu yarılamışım belki yaşla belki de saçıma düşen akla Hep buna sığınmışım bambaşka... Saatimde evet o yeni boyattığım duvarda asılı antika saatimde Kaç saat sonra öleceğimin detaylı habercisi Bugün yarın canımın hayına da düşer İstanbul... Henüz özgünlüğünün bir yarısında duvarda asılı o eski anılara ağlarken... Yağmurları susturuyorlar insanlar gibi İnsandan insanı kayırıyorlar Saat 22:00 oldu günlerden Cuma... Bu bana bir yerden bir yerden tanıdık geliyordu Mahalle başında durdurulan taksinin arka koltuğunda Halkalı Borusan Sanayisi yakınlarında bir kurşuna vedanın sözüydü bu... Ölümü yağmurla susturdular... AYKUT BARIŞ ÇELİK
376 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bizimle Başladı Bizimle Bitti || Colleen HOOVER #Kitapyorumu Herkese Selam, Colleen'nin en sevdiğim yazarların arasına adını altın harflerle yazdırdığı bir kitap ile geldim. Evet yine okuyalı uzun zaman oldu ama hislerim halen taze merak etmeyin. Bu sefer doğrudan konuya dalıyorum ve Lily'den bahsetmek istiyorum. Kitap Lily'nin babasının ölümü ile ve o gece tanıştığı ilginç bir adam ile başlıyor. Bir terasın çatısında hiç tanımadığı bir adamla tanışıyor. Sonrasında hayallerinin peşinden gitmeye çalışıyor diyerek konuyu kısa kesiyorum. Bu esrarengiz adamla yani Ryle ile bambaşka bir zamanda tekrar karşılasıyorlar. Ryle bir doktor çok başarılı bir hekim ben okurken ilk başta kızsamda sonradan çok sevmiştim. Bazı konularda biraz ilginç bir yaklaşımı var ki bu Lily ile birlikte kırılıyor. Spoiler vermeden devam etmeye çalışıyorum. Kitapta aynı zamanda Lily'nin gençlik günlüğünden bazı kısımları da okuyoruz zaman zaman. Bunlar hem yaşadığı an ile iniltili hemde bizim için ve kitabın seyri için güzel bilgiler veriyor. Günlüğünden bahsetmişken ilk aşkı Atlas'tan bahsetmemekte olmaz çoğunlukla ondan ve aile ilişkilerinden bahsetmiş. Bahsettiklerim biraz karmaşık gelmiş olabilir ama kitabı okursanız oturacaktır. Aslında bu kitapta birazda benzetme size tuhaf gelecek ama "Sevgi neydi?" sorusunu soran Asya var gibi. Tabi bunu ilk noktada anlamıyoruz. Buradan sonrasını spoiler istemeyen kimse okumasın lütfen. Ryle benim için çok güzel bir karakterdi ama sonlara doğru Lily ile birlikte bende dağıldım. Tam anlamıyla. Hala onu seviyorum Lily gibi. Kitap çok gerçekti. Yaşadıklarımız, tercihlerimiz ve onların bizi sürüklediği yaşam. Atlas ise bambaşka bir hikaye. Kitabın son yüz sayfasında biraz ağlamış olabilirim. Beni çok üzen ama aynı zamanda mutlu da eden şeyler oldu. Bu kitap bize tercihlerimizle yüzleşmeyi, bazen doğru kararlar vermek zorunda olduğumuzu hatırlatıyor. Yorumu yazarken bile yeniden okumak istedim. Belki şimdi değil ama bir gün tekrar okumak üzere kitaplığıma eklenen harika bir kitap. Bize roman okumanın hayata dair bir şey katmadığını söyleyen insanlara inat okumamız gerektiğini gösteren kitaplardan, sizde okuyun. Okursanız bana da yazın... Kitaplarla kalın...
Bizimle Başladı Bizimle Bitti
Okuyacaklarıma Ekle
ll. Perde 2. Sahne
ROMEO ... Kadınım benim, ah benim sevgilim bu! Ne olur ah, bilseydi sevgilim olduğunu! Konuşuyor ama bir şey demiyor; Ne çıkar anlatıyor ya gözleriyle Karşılık vereceğim ben de! Amma da yüzsüzüm, konuştuğu ben değilim ki. Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi, Yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan : Biz dönünceye dek siz parıldayın, diye. Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde ; Utandırırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı, Gün ışığının kandili uyandırdığı gibi tıpkı. Öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte, Gece bitti sanarak kuşlar cıvıldașırdı. Bak, nasıl da dayamış yanağını eline! Ah, eline giydiği eldiven olaydım da Dokunaydım yanağına.
264 syf.
·
5 günde
·
9/10 puan
Senin Gerceğin- Kitabın Gerçeği
Oldukça başarılı bir kitabın, bu kadar az okunması beni düşündürdü. Benim için yaşanmış kurgusal olmayan kitaplar daha fazla insanlara anlatıyor kendini, daha çok anlaşılmayı hak ediyor gibi. Şimdi bu kitabı okuyunca insan gerçekten sanki sadece filmlerde olabilir dediği, her sene bir defa da olsa dünya gündeminde yada kendi ülkesinin gündeminde olan o Filistin ve İsrail savaşını gerginliği bir kere de olsa bir dakikalık da olsa görüyor. Kimisi bakıp geçiyor, kimisi iç geçirip geçiyor. Peki ya sen kendin böyle bir savaşın ortasında olsaydın ve Filistinli olsaydın.. Atalar boşuna dememiş ateş düştüğü yeri yakar diye. İnsanoğlu kendi hikayesi olmayan tüm hikâyelere yabancı. Anlamak için hala çaba sarf ediyorum. Ama bence herkes kendi içine dönüp bakmalı böyle bir şey yaşasaydı kim yazar gibi karar verebilirdi ki. Biraz barış argümanları ile dolu biraz hümanistlik akıyor kitapta, yaşananların gerçeği daha çarpıcı,kitabın gerçeği ise çok başka. Gerçeği içinde biliyorsun kitapta değil. İyi okumalar.
Nefret Etmeyeceğim
Okuyacaklarıma Ekle
Yorgunluk
...Ben senden yorgun değilimdir, Handke'nin söylediği gibi, "sana yorgunumdur": "Öylece otururduk-benim anılarımda hep dışarıda, öğle üzeri güneşinde-ve konuşarak ya da susarak bu ortak yorgunluğun tadını çıkarırdık. Bir yorgunluk bulutu, uçucu bir yorgunluk bulutu birleştirirdi bizi o zamanlar."
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.