Hatice ÖZBUDAK, Peygamberin Aynaları'ı inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Öncelikle kitabın isminin neden Peygamberin Aynaları olduğu düşündüm. Aklıma şu kıssa geldi:

Hâşâ huzurdan, “Yâ Muhammed ne çirkinsin. Senin gibi çirkin adam görmedim” diyen lânetli Ebû Cehil’e, Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm “Haklısın” buyuruyor.
O lâin beşerden sonra, “Yâ Muhammed! Bu dünyada senden güzelini göremedim. Sana baktıkça içime huzur doluyor” diyen Hz. Ebûbekir’e de “Haklısın” diye hitap buyuruyor. Sahabeden birisi soruyor: “Yâ Resûlullâh, Ebû Cehil geldi ‘ne kadar çirkinsin’ dedi, ‘haklısın’ dediniz; Ebûbekir geldi, ‘ne kadar güzelsiniz’ dedi, ona da ‘haklısın’ dediniz. Bunun hikmeti nedir?”
Efendimiz Aleyhissalâtüvesselâm’ın cevabı bütün insanlığın gönül evine mesaj hususiyeti taşımaktadır: “Kişi kendisi nasılsa, karşısındakini de öyle görür. Ben Allah’ın cilaladığı bir ayna gibiyim. Ebûcehil baktı kendisini gördü ve çok çirkinsin dedi, haklıydı. Ebûbekir baktı o da kendisini gördü, çok güzelsin dedi, o da haklıydı” buyurur.

Bu güzel aynaya güzel bakan 33 tane sahabeyi okuyorsunuz kitap da."Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine sarılsanız hidayete erersiniz" hadisi sırrınca sahabeleri tanımaya çalışıyorsunuz. Okurken duygulanmamak mümkün değil. O kadar güzeldi ki.. İyi ki okumuşum dediğim kitaplardan. Çünkü birini sevmek için önce tanımak gerekir. İsmini bile bilmediğim sahabeleri tanıdığım için çok mutlu oldum. Peygamber Efendimizin (SAV)'in şairi Hassan bin Sabit'in O'nun (SAV) vefatından sonra yazdığı şu satırlar için bile okunur. 'Senden sonra kim isterse ölsün, esirgediğim sendin..
Allah Ali Ural gibi yazarların sayısını artırsın, onlar yazsın, biz okuyalım.

Medine T., Mutlu Bir Son'u inceledi.
 2 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde

Memduh Şevket Esendal kimdir?

Memduh Şevket Esendal, 29 Mart 1883'te Çorlu'da doğdu. Aile çiftçilikle uğraşıyordu. Birbirini izleyen savaşlar yüzünden, düzenli bir öğrenim yapamadı; kendi kendine Fransızca, Rusça, Farsça öğrendi. Girdiği (1906) İttihat ve Terakki Cemiyeti'nde 1908'den sonra müfettiş olarak çalıştı. Birçok yeri bu görevle dolaştı. Balkan Savaşı patlayınca (1912), aile Çorlu'dan İstanbul'a göçtü. Büyük Millet Meclisi kurulunca Anadolu'ya geçti. Atatürk'ün yanında yer aldı. Azerbaycan'da (Baku'da) elçilik görevinde bulundu (1920-1924). Sovyet Rusya'nın bu cumhuriyeti kaldırması üzerine İstanbul'a döndü. Galatasaray ve Kabataş liselerinde tarih-coğrafya öğretmenliği yaptı. Tahran Elçisi (1925-1930), Elazığ Milletvekili (1931-1933), Kabil Elçisi oldu (1933-1941). Bilecik Milletvekili (1941) seçildi, aynı yıl CHP Genel Sekreterliğine getirildi. Bilecik Milletvekilliğine yeniden seçildi (1946). 1945 yılında CHP Genel Sekreterliğinden ayrıldı. 16 Mayıs 1952 tarihinde, Ankara'da dünyamızdan ayrıldı. (http://www.bilgiyayinevi.com.tr/memduh-sevket-esendal)

Türk edebiyatında Çehov tarzı öykünün ilk temsilcisidir.
Kişilerin günlük yaşamda dikkat çekmeyen yönlerini anlattığı öyküleri ile tanınır.
Durum öyküsünün ilk temsilcisi olan yazarın son derece güçlü bir gözlem yeteneği vardır.
Kendi ifadesiyle “topluma ayna tutan” bir sanatçıdır. Toplumun aksayan yanlarını, insanların psikolojik sorunlarını ruhsal durumlarını ele almıştır.
Öyküyü gereksiz süslemelerden kurtarmıştır. Dili, konuşma dilidir.
Yapıtlarında sıradan insanların gündelik yaşamlarını anlatmıştır.
Hayatı ve olayları nesnel bir şekilde yansıtmıştır. Edebiyatsız edebiyat yapmaktan yanadır.
Kişilerini daha çok İstanbul Aksaray’daki orta tabakadan seçmiştir.

(https://www.edebiyatogretmeni.org/memduh-sevket-esendal/)

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Durum (Kesit) Hikâyesi Nedir?
Bir olayı değil günlük yaşamın her hangi bir kesitini ele alıp anlatan öykülerdir Serim, düğüm, çözüm planına uyulmaz Belli bir sonucu da yoktur. Merak ve heyecandan çok duygu ve hayallere yer verilir; fikre önem verilmez, kişiler kendi doğal ortamlarında hissettirilir. Olayların ve durumların akışı okuyucunun hayal gücüne bırakılır.
Bu tarzın dünya edebiyatında ilk temsilcisi Rus yazar Anton Çehov olduğu için "Çehov Tarzı Hikâye" de denir.
Bizdeki en güçlü temsilcileri: Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal ve Tarık Buğra'dır.

(https://www.turkedebiyati.org/...llikleri-ve-ornekler)

------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İlk kez bir Esendal kitabı okudum. Kitapta çok tanıdık onlarca hikâye var. Neden tanıdık? Çünkü yazar bizi yazmış. Nasıl mı? İşte şöyle;

Günün birinde yaşlı adamlardan bazılarının başına geldiği gibi buna da bir evlenmek hastalığı geldi. Yapmacıktan ağlayıp sızlıyor;
“ Bu ev, oğlum, kadınsız olmayacak” diyordu.
Sonra anlaşıldı ki, meğer kendi evlenmek istiyormuş! (83)

“ Ne var? ” dedim.
“ Beni evden kovuyor” dedi.
“ Niçin? ” dedim.
“ Hiç canım,” dedi, “çamaşırları yokmuş, buna bakılmıyormuş. ”
O değil, karıyı alacak ya… Karı, “Gelirim ama evdekileri çıkarırsın” demiş. (85)

… babam bütün nesi varsa yeni karısının üstüne ediyormuş. (87)

“Hiç sarhoş değilim. Kendi iyi adam, ağzı çirkin” dedi, “yüzüne bakamıyorum.” (90)

Birkaç kuruş aylıkla bir köşeye atmışlar, yüzüne bile bakan olmuyor. Niçin? Çünkü bozuk bir suratı var. Kötü değil, çirkin, bozuk ve sevimsiz! Çırpınıyor, kendini anlatmaya uğraşıyor, ancak bilmiyor ki dili, kalemi, kafası ile yaptığını suratı, kılığı bozuyor. (91)

Birine varılmak istenince başkaları göze küçük görünür. Kestirmeden işi bitirmek, söylenecek sözü söylemek de hoştur. (105)

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Pekiyi, biz, neden bizi anlatan birini tanımayız? Yoksa kendimizden mi, gerçeklerden mi kaçarız? Yoksa bu hikâyeler sıradan mı gelir, tıpkı kendimizi sıradan bulduğumuz gibi? Ne de olsa hikâyeler de anlatılan bizizdir, değil mi? Kitaplarda illa ki farklı bir dünyayla mı karşılaşmalıyız?

Neden yazarın eserleri az okunur? Hatta neden bazılarımız yazarın varlığından bile bihaberizdir? Yazarın eserlerinin telif hakkının Bilgi Yayınevinde ve “Mutlu Bir Son” adlı kitabın sadece bir kez 2005’te basıldığını biliyor musunuz? Pekiyi, bu ne demek? Koskoca 13 senede bu kitap çook az okunmuş demek. Baskı âdetini de unutmamak lazım tabii (kitapta nedense yazmıyor). Ama kaç adet basılmış olursa olsun, şu bir gerçek ki; Esendal’ı tanımıyoruz.

Bir Esendal kitabının piyasa fiyatı 24 lira (sitelerden daha indirimli alınabilir). Evet, pahalı. Ama değmez mi? Yazarın sadece bir kitabını almaya değmez mi?

Yabancı yazarları da okuyacağız elbet ama kendi yazarlarımızı da unutmayalım. Çünkü onlar “bizi” anlatıyor.

Aşağıda yazarın beş hikâyesi var. Yazarı tanımak için bu öyküleri okuyabilirsiniz.

1. https://ertugrulharman.com/...mduh-sevket-esendal/
2. https://www.aymavisi.org/...evket%20Esendal.html
3. https://www.liseedebiyat.com/...-sevket-esendal.html
4. https://okumagunlugu.com/...sendal-hikaye-metni/
5. https://www.liseedebiyat.com/...14-mse-47326032.html

Keyifli okumalar dilerim.

* Kitabı "Esendal Okuma Etkinliği" ( #29773088) sebebiyle okudum. Etkinliğimize herkesi bekleriz. :)

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi · 8/10 puan

Harflerin bu dünya ile bütün bağlantılarının koptuğunu gördükten sonra gördüm bu yazılardaki kelimelerin, delalet ettiği manalara bakan yanıyla da karşılıksız kaldığını. Manaların lafızlarından koptuğunu. Manasızlaştığını. Birbirini tutmadığını. Çağrışım çağrışım açılıp ama kapı kapı kapanmadığını. Dağıldığını. Buhar olduğunu. Havaya karıştığını. Başladığını ama bitmediğini. Her şeyin her şeyden ayrıldığını, doğru dürüst bir şey anlatmadığını, sadece sayıkladığını.

Cam Irmağı Taş Gemi, Nazan BekiroğluCam Irmağı Taş Gemi, Nazan Bekiroğlu
Semina, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İkimizin yan yana durmuş yerde yatan ve ben olan o yaratığı seyrettiğmizi unutuyorsun Milena; ama o bakan bensem eğer o zaman bir özüm yok demektir.

Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 339)Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 339)
Sezen B., bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

Arthur amcamın Goethe sevgisi =)
Goethe şöyle der: "İnsan güzelliğine bakan kişiye hiçbir kötülük dokunmaz, o, kendi kendiyle, dünyayla bir olduğunu duyumsar."

İsteme ve Tasarım Olarak Dünya, Arthur Schopenhauer (Sayfa 168 - Biblos)İsteme ve Tasarım Olarak Dünya, Arthur Schopenhauer (Sayfa 168 - Biblos)
Mehmet Reşit, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Puan vermedi

Olsam küçük bir kız olsam
denize bakan evlerde
düşlerimden çıkıp gelse
beyaz yelkenliyi görsem
yanaşmak istese yanaşamasa
kıyılarım çekildikçe çekilse
işte bu

olsam olsam ağaç olsam
çekirdekten bitme erik ağacı
dallarım yaprağım çiçeğim
budansam, sahibim efendim
kaysıya çevirmek istese beni
bağırsam bağırsam sesim çıkmasa
rüzgar bile sesimi taşımasa
işte bu

Taylıeli'de tay olsam
uzansam limana değsem
tutsak gemileri salsam deryaya
ıslığımla fırtınayı durdursam
uyansam ki ayağım bukağıda
işte bu

yakınımda çok yakınımda
sesine konan kuşları duyuyorum
dokunamadıkça varsın, ordasın
elimi uztsam yok olacaksın

sılamsın

Deli Kızın Türküsü, Gülten Akın (Sayfa 102)Deli Kızın Türküsü, Gülten Akın (Sayfa 102)
Şirvan, bir alıntı ekledi.
22 saat önce · Kitabı okuyor

" Resim yapmak benim için her şey demekti. Bu sayede kendimi birçok açıdan ifade etmeyi öğrenmiştim. Bu yolla gördüklerimi ve hissettiklerimi, henüz benim için bir gerçeklik haline gelmeyen dünya hücresinden bakan bir mahkûm gibi işe yaramaz bedenimde yaşayan zihinde olup bitenleri anlatabiliyordum. "

Sol Ayağım, Christy Brown (Sayfa 71)Sol Ayağım, Christy Brown (Sayfa 71)
Gökhan, bir alıntı ekledi.
Dün 18:45 · Kitabı okudu · Puan vermedi

#Salgı bezlerinin sefilligi#
Aşk-iki tükürüğün karşılaşması... Bütün duygular mutlaklarını saygı bezlerinin sefilliğinden alırlar.
Asalet varoluşun yadsımasındadır, harap olmuş manzaralara tepeden bakan bir tebessümdedir yalnızca.

Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran (Sayfa 13 - Metis)Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran (Sayfa 13 - Metis)