شيماء, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

aşk, akıl ve mantığın ötesinde, bizi kendimize başkaldırmaya ve kendimizi yadsımaya çağırır.

İnsanın Dört Zindanı, Ali Şeriati (Sayfa 60 - işaret)İnsanın Dört Zindanı, Ali Şeriati (Sayfa 60 - işaret)
İarea, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor

"Biz hiç kimseyi, o kişi istemezse kendimize bağlayamayız, dedim,"

Bitik Adam, Thomas BernhardBitik Adam, Thomas Bernhard

Allak bullak giden bir ilişki bittiğinde insan rahatlıyor hayata başka bakıyor muşşşş. Kendisinin farkına varması farkındalığın artması güzelmiş. acaba ilişkiler farkındalığı azaltıyor da sonramı kendimize geliyoruz.

Amin...
Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalben buğz ediniz.

(Hadis-i Şerif)

Allahım;

Kendimize
Annemize
Babamıza
Bacımıza
...

Küfredildiğinde celallenip hiddetle aya kalkan bizler,

Sana
Dinine
Peygamberine
Kitabına
...

Küfredildiğinde susan dilsiz şeytan olmaktan sana sığınırız. Bizi böyle bencil, hadsiz ve nankörlerden eyleme Allahım(cc).

Kendimize düşman olanla bile dostluk kurmazken, sana düşmanlık edenleri bizlere dost eyleme Allahım(cc)...

Zeynep Can, bir alıntı ekledi.
7 saat önce

Öyleyse, çanların kimin için çaldığını sormayalım kendimize.

Beş Ahlak Yazısı, Umberto Eco (Sayfa 104 - Can Yayınları)Beş Ahlak Yazısı, Umberto Eco (Sayfa 104 - Can Yayınları)
Kitapdostu68, bir alıntı ekledi.
 8 saat önce

Hayat dediğin başka nedir zaten? Ben şuna inanıyorum ki,üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız.

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 73)İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali (Sayfa 73)
Arrente, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Neden kendimizi, beynimizi, etrafımızı ve şeyleri birbirinden ayırıyor, topluyor, parçalıyor ve sonra " bu mu daha iyi, yoksa şu mu daha kötü?.." diye konuşuyoruz. Neden her şeyi; hayatı, zamanı, insanı ve insanlığı, aşkı, mutluluğu derd u kederi ve hürriyeti birbirinden ayırıyor, paramparça ediyor, sonra da kıyaslıyoruz? Bununla, parçalamak ve kiyaslamakla en büyük kötülüğü yapıyoruz kendimize. Sınırlar, şartlar, zorunluklar bizi bizden, insandan ve insanlıktan uzaklaştırıyor.

Yaşlı Rind'in Ölümü, Mehmed Uzun (Sayfa 16 - İthaki yayınları)Yaşlı Rind'in Ölümü, Mehmed Uzun (Sayfa 16 - İthaki yayınları)
Nupel Da, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Cüzzamımızı haykırmadığımız ölçüde, asırlar tarafından biçimlendirilmiş zarif yapmacıklığa saygı gösterdiğimiz ölçüde "uygarlaşmış"ızdır.Yaşadığı saatlerin ağırlığı altında iki büklüm olmaya hiç kimsenin hakkı yoktur...Her insan bir kıyamet imkânını barındırır, ama her insan kendi uçurumlarını düzleştirmeye girişir.Eğer herkes kendi yalnızlığını kendi akışına bıraksaydı, Tanrı, mevcudiyeti her noktada kendimize karşı duyduğumuz o korkuya ve terbiyemize bağlı olan bu dünyayı yeniden yaratmak zorunda kalırdı. -Kaos mu? - Öğrenilen herşeyi reddetmektir, insanın kendisi olmasıdır...

Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran (Sayfa 43)Çürümenin Kitabı, Emil Michel Cioran (Sayfa 43)
ZeynepS, Yerdeniz Büyücüsü'ü inceledi.
 17 saat önce · Kitabı okudu · 6/10 puan

Yerdeniz Büyücüsü okuduğum ilk Ursula K. Le Guin kitabı; ve maalesef yaklaşık 1 yılda tamamladığım bir kitap. Ara sıra sıkıntıdan elime aldığımda bende bitirme isteği bile uyandırmayan bu kitap Mülksüzler'i okuma niyetimi değiştirmese de yazarın kitaplarına başlangıç adına bir hayal kırıklığı oldu. Fantastik dünyasının karmaşıklığı, isimleri ve yapısı yeterince açıklanmamıştı, dilinin ve anlatımının hiçbir sürükleyiciliği yoktu. Kitabın özünün bir gölgenin kovalanmasından ibaret olması bence yetersiz bir olay kurgusuydu, araya sıkıştırılan tüm diğer olaylar ise zorlama duruyordu ve "Ne zaman asıl olay çözülecek artık?" sorusunun sıkıntısını geçirmiyordu. Tabi ki gölge kovalamacası kitabın son sayfalarına kadar çözülmedi... Kitabın bende herhangi bir duygu uyandırabildiği tek an ise bu çözüm oldu; Ged'in gölgeye adıyla, yani kendi adıyla seslenmesi. Başından beri gölgenin Ged'in karanlık tarafı olduğunu hissetsem de onu özümseyerek onunla bütünleşeceğini düşünmemiştim. Kitabı alma sebebim olan arka kapaktaki yazıyı o an hatırladım; Büyümek. Gölge sonunda değişken yüzlerini gösterdiğinde Ged'in nefret ettiği insanlarda(babasında, Jasper'da ve çok yüzeysel anlatıldığı için hatırlamadığım diğer karakterlerde) aslında kendinden parçalar gördüğünü anladım. Tüm bu benzerlikler, duygular Ged'in farkında bile olmak istemediği karanlık yönünü temsil ediyordu ve gölgeyle bütünleşerek bunları kabullendiğinde ortaya ne bir zafer ne de bir mağlubiyet çıktı, çünkü büyümek bir savaş değil, uzun ve zor bir yolculuktu. Çünkü büyümek kendi kendimize bile itiraf edemediklerimizle yüzleşmek ve onları kabullenerek bütün bir kimliğe sığdırabilmekti.
Böyle güzel bir mesajın çok daha güzel bir şekilde verilmesini ve daha çok açıklanarak kendi büyüme çabama dokunabilmesini çok isterdim fakat bu anlamlı son kitabın yavanlığını; heyecanla okunma şansını kaçırmış fantastik bir dünyanın kurgu ve anlatım yoksunluğunu değiştiremedi ve bu benim için serinin diğer kitaplarının da sonu oldu.