Beyaz Zambaklar Ülkesinde Atatürk'ün Askeri Okulların Müfredatına Konulmasını Emrettiği Kitap

8,8/10  (890 Oy) · 
2.541 okunma  · 
799 beğeni  · 
12.749 gösterim
Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk kez çevrildi. Atatürk, kitabı okuduğunda bu destansı başarıya tek kelimeyle hayran olmuştu. Derhal kitabın ülkedeki okulların, özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini emretti. Türk askerleri ülkelerindeki “yaşamı yenilemek” için mutlaka bu kitabı okumalıydılar. O vakitler, kitap o kadar çok ilgi gördü ki, Kuran-ı Kerim’den sonra en çok okunan kitap haline geldi.rnrnBu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2007
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9789944983990
  • Çeviri:
    Sübhane Mirzayeva
  • Yayınevi:
    Koridor Yayıncılık
  • Kitabın Türü:

Kitap malumunuz Finlandiya'nın diriliş hikayesini anlatır. Ekonomi, sağlık, kültür, eğitim gibi bir çok alanda öncesi sonrası ve aradaki geçişi yansıtması, somut bir örnek eylemiş kitabı. Dirilme ve diriltme ruhunu istemeseniz inanmasanız dahi aşılıyor size. Okuyanların bence düşünmesi gereken bir husus, bu diriliş bizim topraklarımızda bizim koşullarımızda nasıl yaşatılabilir olmalı.

Ve lütfen biri size bana okuyacağım bir kitap önerir misin deyince, Beyaz Zambaklar Ülkesinde'yi eline tutuşturuverin. Bir yerde bi liseli görürseniz çantasına gizlice de olsa koyun. Sevgilinize hediye olarak alın. Ne bileyim okuyun okutturun işte :)

Jay 
 02 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, kitabı alışım, okuduğum yerler ve içerik anlamında bende oldukça farklı bir yere sahip oldu. Kitabın incelemesine başlamadan önce benle olan hikâyesinden bahsetmek istiyorum. Arkadaşımla beraber hafta sonunda ne yapmalı diye çokça düşündük ve en nihayetinde Çorlulu Ali Paşa Medresesi’nde Nargile içmeye karar verdik. Kararımız sonrası Beyazıt yolculuğu başlamış, sonrasında nefesi sahaflarda almıştık. Yerlere serili olan kitaplar arasından listemde olan Beyaz Zambaklar Ülkesinde ve Sineklerin Tanrısı gözüme çarptı. Çok fazla zamanımız olmadığından bu iki kitabı alıp mekâna geçtik ve kitabın başlangıcını orada yaptım. Sonrasında başka bir arkadaşım ertesi gün Bursa’ya gitmeyi teklif etti ve bende kabul ettim. Pazartesi günü İstanbul trafiğinin en yoğun olduğu vakit yola çıktık ve tam dört buçuk saat sonra ancak Nilüfere varabildik. Geceyi dinlenerek geçirdikten sonra sabahtan merkeze gidip Bursa’nın tarihle iç içe olan merkezini gezdik. Gün batımına doğru tekrardan Nilüfere geçtik. Arkadaşım bir arkadaşı ile görüşmek için beni arabada yalnız bıraktı ve o an geldi. Hava tam manasıyla kararmamış olmasına rağmen sokak lambaları ışık vermeye başlamıştı. Arabanın içerisinde, koltuğu hafiften arkaya dayadım ve kitabımı açıp tek tük insanların sessizliğini bozamadığı sokakta, sokak lambalarının loş ışığıyla tekrardan okumaya koyuldum. (Sanıyorum kitabın dili olsa bu şekilde okunduğu için bana teşekkür ederdi. :) )

Gelelim kitabın incelemesine. Kitapta Finlerin yükseliş hikâyesine tanık oluyoruz. Deyim yerindeyse gerçek bir diriliş hareketi diyebiliriz. Kitabın sayfaları arasında dolaşırken okurun aklında dönüp dolaşan ve tam manasıyla net bir cevap veremediği o soru beliriyor. Neden? Neden biz yapamıyoruz? Dediğim gibi bu sorunun bir sürü cevabı olabilir ve ancak tüm bu cevaplar birleştiğinde ancak bir diriliş, bir yükseliş hareketi meydana gelebilir. İşte bende bu incelemede bunun cevaplarını yansıtmaya çalışacağım.

Bana göre, bir toplumun yükselişi için en gerekli unsur, eğitim ve eğitim ile gelen farkındalıktır. Toplumun tabanına inmek ise en çok önem arz eden durumdur. Finler, İsveç’in himayesi altında yozlaşmış ve çürümüş bir millet iken Rusya’nın himayesine geçmesi (tabii Rusya’nın himayesine geçerken kendi bağımsız iradesi ile yönetilebilme ayrıcalığı alarak geçiyor.) ile diriliş hareketi başlıyor. Öncelikle tarihten dersler çıkartabilen bilinçli bireylerin gayretleri son derece önem arz ettiği mesajı veriliyor.

Ülke genelinde bir vatansever bilgenin(Snelman) çıkardığı bir kıvılcım ile başlıyor Finlerin diriliş hareketi. Hedeflenen yükseliş için toplumun her kademesine farkındalık konferansları veriliyor ve bununla beraber ülkenin dört bir yanına halk kütüphaneleri açılıyor. Dikkat çekmek istediğim bir diğer konu ise halkın cahiliyeti sadece okuma yazma bilmeyen en alt tabakadan ibaret olmadığı, doktorların, avukatların, memurların yani bir anlamda eğitim görmüş bireylerinde bu kapsama girdiği kitap içerisinde çarpıcı örneklerle gözler önüne seriliyor. Bir memurun mesai saatlerinde halkın ihtiyaçlarını karşılama anlamında eksik kaldığı, mesai saatleri dışında da kâğıt oyunları ve alkol gibi insanı uyuşturan, yaşama amacını donduran uğraşlarla meşgul olduğu çürümüş toplumun birer çarkları olarak varlıklarını sürdürdükleri gibi örnekler. Devlet kademelerinde tüm bu çürümüşlüğün yanında birde ahlaksızlar boy gösterince halk için ülke yaşanılmaz bir yer haline geliyor. Bu anlamda kitapta yer alan “Ahlaki Oksijen” kavramı ile alakalı bir alıntı yapmak istiyorum. “Metternich zamanında rüşvet alıp vererek, hafif ve kolay kazançlar elde etmek, saygın bir işmiş gibi yaygınlaşmıştı. Toplum içerisinde ahlaki oksijen kalmamıştı.”

Kitap bir ülke için, bireyler için neredeyse tüm gerekli konulara değinmiştir. Üzerine konuşulacak o kadar çok konu var ki ama okunmayacağı, amacına ulaşamayacağı için incelememi yine kitapta yer alan dindarlık üzerine yapılan inanılmaz tespitle sonlandırıyorum. Herkesin ama herkesin okuması üzerine düşünmesi ve bu düşünceleri amaç edinmesi gereken bir kitap. Keyifli ve bol kazanımlı okumalar.

“Evrene zarar verirsen, insanlara ya da hayvanlara kötülük edersen, ailenin bir ferdine kötülük etmiş sayılırsın. İşte buna dindarlık denir.”

mehmet temiz 
 16 Tem 15:57 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Geçen hafta kullandığım üç günlük izin dönüşü,masamda bulduğum ve Sağlık Bakanlığının tüm sağlık personeline ücretsiz olarak dağıttığını öğrendiğim bir kitap. Açıkçası o anda işlerimin yoğunluğu dolayısıyla çok fazla incelemeden çantama koydum ve ancak dün bakma fırsatı bulabildim. Ve hemen de okumaya başladım. Kitap beni okudukça içine çekti.

Kitap,bir zamanlar bataklıklar ülkesi olan,fakir,eğitimsiz insanların yaşadığı Finlandiya'nın o durumdan nasıl kurtulduğunun hikayesini anlatıyor. Kitap o zamanlar Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türkçeye çevriltilmiş ve Askeri okullardan başlayarak diğer bir çok okulda müfredata koydurulmuştur.

Kitap, Snelman ismindeki bir kişinin Finlandiya'daki eğitimsizliği ve yanlışları görmesi ve bunu düzeltmek ve ülkeyi refaha kavuşturmak için , Doktorundan,avukatına,din adamından,siyasetçisine,tüccarından,esnafına.....kadar tüm eğitimli insanların, kendilerinden daha alt seviye de bulunan köylü,işçi,çiftçi...gibi cahil ve ilkel şartlarda yaşayan insanları eğitmelerini ,onlara yardımcı olmalarını,onları aşağılamamalarını istemesi ; eğer ülke kalkınacaksa bunun, ancak böyle davranılması ve çok çalışılması ile mümkün olabileceğini ortaya atması ve bunun gerçekleşmesi içinde ömür boyu bütün gücüyle çabalamasını anlatır. Ve bu çabanın sonucunu da alır.

Peki burada,Türkiye neden bunu başaramadı sorusu hemen akla gelir. Oysa, aynı amaçla Türkiye'de de o dönem de bizzat Atatürk tarafından Halkevleri açılmış, daha sonra ise 1940 lı yıllarda Köy Enstitüleri faaliyete geçirilmiş ve ülke de gerçekten bir eğitim seferberliği başlatılmıştır. Ama ne yazık ki sonraki gelen hükümetler döneminde özellikle 1950 li yılların hemen başında,her iki kurumda çeşitli siyasi hesaplarla kapatılmıştır. Bence neden Türkiye başaramadı sorusunun cevabı burada yatmaktadır diye düşünüyorum.

Son cümle olarak kitabı, mutlaka okunması gereken kitaplardan biri olarak değerlendiriyorum.

Nurhan Işkın 
 06 Oca 14:24 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Öncelikle bana bu kitabı hediye gönderen kitap kardeşim Hakan kahraman Beyefendiye çok teşekkür ederim.

Grigoriy Petrov, Rusya'nın en tanınmış papazlarından, ve en çok okunan halk yazarlarından biri olarak, Finlandiya halkı hakkında yazdığı bu eser ile dünya da ölümsüzleşmiştir. Eserleri, Sovyet döneminde ülkesi Rusya’da yasaklanmıştır ancak Bulgaristan’da ve o yıllarda yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde etkili olmuş, devrin aydınlarını etkilemiştir. Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı kitabı, Türkçede en çok okunan yabancı eserler arasına girmiştir...Kaynak: Vikipedi

Eserin konusuna gelecek olursak:
Bir aydın, bilim adamı, siyasetçi olan Snelman'ın Finlandıya toplumunu eğitmek için, daha iyi yaşam şartlarının oluşması için din adamlarından siyasetçilere, öğretmenlerden sporculara kadar halkın her kesiminden üstüne düşen görevi yapmasını isteyerek ülke adına reformlar düzenlemiş ve bunu hayata geçirerek bu yoksul halkı dünyanın "Beyaz Zambaklar Ülkesi" oma yolunda emek ve cesaretlendirip bu yönde adımlar atmıştır. Halkı bilinçlendirerek her bir ferdin üstüne düşen görevi yerine getirmesi için onlarla bir olup ülkesine hizmet etmiştir...

Bir devlet düşünün bir yanı Rusya bir yanı İsveç. bu iki ülke arasında kalan Finlandiya'nın kaderini bir avuç azimli ve kararlı aydının halkı bilgilendirerek yeniden doğmasına sebep oluyor. İnsanın birey olarak eğitime önce kendinden ve ailesinden başlamasını öğütleyen bu insanlar azimleri ile başarılı olurken bizlere de benzer durumlardan geçtiğimizi hatırlatıp, kendimizi ve tüm toplumu, aydınlarımızı üstüne düşen görevleri yapıp yapmadığımızı sorgulamamız gerektiğini hatırlatıyor...

Ulu Önder Atatürk'ün bu kitabı müfredata koydurmasını okuyan her bireyin anladığını düşünüyorum. Bizler de Finlandiya gibi küllerimizden doğmuş bir ülke iken onlar refah seviyesi olarak en üstlerde yer alırken biz neden doğuşumuzu onlar gibi yükseltemedik. Eğitimcilerin, aydınların, din adamlarının, bilim insanlarının toplumdan ayrıldığı zaman nasıl bir çöküş yaşandığının cevabını bu eser de bulacaksınız.

Defalarca okunup, ders çıkarılacak bir kitap. Yazarın gözlemlerinin tarafsız oluşu ise takdire şayan...

Okumamış olan tüm kitap dostlarına tavsiye ederim.

Ayşen 
02 Haz 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Aslında biz bu kitapta anlatılanları yaşadık, yani atalarımız, dedelerimiz, ninelerimiz yaşadı. Ne zaman? Cumhuriyet Döneminde. Geldi Mavi Gözlü Dev'imiz önce düşmanı kovdu, sonra üstümüzdeki kapkara bulutları kovdu Türk Milleti baştan yarattı.
Şimdi bu kitabı sevmemizin nedeni de işte yine o kaplanan kapkara bulutlar. Halk yine fakir, halk yine cahil. Okumadan, bilmeden, açlıkla terbiye ediliyor.
Şimdi bizim yine Mavi Gözlü bir Dev'e ihtiyacımız var.
İsterse bir halk neler yapabilir hem kendi tarihimizden hem kitaptan görüyoruz.
Bir insanın kendini yetiştirmesi, gerek ahlaki gerek teknik konuda çok zorken bunu toplumun her alanına yaymak ve bunu başarmak.
Aslında fazla lafa da gerek yoktu.
MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR!

Ilayda Caner 
 07 Şub 17:17 · Puan vermedi

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE ~ PETROV

"Aydınları korkak olan ülkenin, zalimleri cüretkâr olur."
Yerinde tespitlerle yurtsever her insanı silkelemek amacıyla yazılmış bir kitap. Klasikler arasına girebilmeyi başarmış çünkü ele aldığı konular zamana ait olarak biçebileceğimiz türden konular değil.. ama zamanı aşabilen kitapların işledikleri konular ve sorunlarda zamanı aşıyor kitaplarla birlikte. Dolayısıyla her klasik aslında yazıldığı zaman da dahil olmak üzere, zamandan bağımsız dünya sorunlarına ayna tutuyor, bu yüzden çok dikkate alınmalı bağırdıkları, fısıldadıkları her cümle aksi takdirde sorun sorun olarak kalıyor, yazılanlar kitap sayfalarında cümle olarak kalmaya devam edip gelecek zamana ulaşıyor; yüzyıl atlıyoruz yalnızca -onu da bilinçli olarak yapmıyoruz zaten- Özeleştiri yapabilen bir yazarla karşı karşıya oluyorsunuz tüm kitap boyunca, Halkta değil Aydın'da arıyordu çünkü suçu. Bu yüzden Beyaz Zambaklar Ülkesinde'nin her bir sayfasında Yakup Kadri'nin çıkmasını bekledi gözlerim. Fin halkının yeniden dirilişini ele alıyor kitap, her anlamda Yeniden Dirilişini. Önce İsveç yönetiminde ardından Rusya Federasyonu himayesindeki Fin Halkının Aydınını köyünüze götürme isteği doğuruyor içinizde sayfalar: Doktorlarını, papazlarını.. Daha sonra, okuduğunuz sayfalardaki azim ve inanca sahip olmayan Aydınların ve Halkın kol gezdiği bir ülkede yaşadığınız gerçeği kaynar su gibi dökülüyor başınızdan aşağıya. Ne fedakarlık yapan üst tabakaya ne de yapılacak fedakarlıklara hazır temele, hazır halka sahip olamadığınızı anlamak, başka bir milletin dirilişini okurken, canınızı acıtıyor, en azından benim canım çok acıdı. Kendi menfaatlerini düşünen azınlık, sefalet içinde yaşayan halk, korku, korku ve korku: Sahip olduklarınıza bakarak kitabın son sayfasına kadar geliyor "Helal olsun insanlara!" deyip, bitirdiğiniz kitabı rafınıza kaldırıp, kumandanızı elinize alıp -demokrasiyle yönetilen bir ülkede (!) yönetebildiğiniz tek şey o çünkü- açıyorsunuz televizyonunuzu, başka halkların kurtuluş hikayesini kitaplardan okumaya devam ediyorsunuz. Ama hiç kimsenin aklına azimle yıkanmış bir halkın başarı kitabını yazmak gelmiyor, işine gelmiyor çoğu zaman, kimse "Güneş Sarısı Çiğdemler Ülkesinde" adlı bir silkinme kitabı yazmak istemiyor. Herkes eleştiriyor, kimse harekete geçmiyor. Okur azınlık, biran önce yurt dışına çıkıp, biran önce "yetiştirdiği" çocukları yurt dışındaki eğitime tabii tutmak istiyor; bu azınlık kesimin çoğu da bu kitabı okuyup "Aa ne güzel, millet yapıyor!" demesi işin cabası.
Neden?
Böyle mi olmalı?
Aydın, ne zaman ekecek, ne zaman ektiğini biçecek?

sevinç eroğlu keskin 
20 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Gerçek vatansever, gerçek vatan milliyetçiliği, gerçek aydın ve hatta gerçek insan nasıl olmalı sorusuna net cevap veren, bir ütopya nasıl gerçekleştirilebilir sorusuna yol haritası sunan muhteşem bir eser. Her birey okumalı. Ve bence milletvekilliği yemininden önce her adaya kitabın yorumu yaptırılmalı, sorular sorulup kavrayıp, benimsediği anlaşılınca yemine geçilip, milletvekilliği onaylanmalı diyorum. Ayrıca farklı bi bakış acısı olarak, Cem YIlmaz'ın " eğitim şart" söyleminin kanıtıdır bu kitap. Özellikle genç arkadaşlar mutlaka okumalı. Atamızın tavsiye ettiği bi kitap oluşundan yola çıkarak bir nevi vasiyeti telakki edip okunmalı. Kısaca OKUNMALI.

Merve 
07 Ağu 2014 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitabı okuduğum sırada önce kendimi eleştirdim sonra yaşadığım hayatı, çevremdeki insanları eleştirdim sonra yine kendimi eleştirdim. Ve zaten bildiğim fakat bu kitapla anladığım şu cümleyi anımsadım: Dünyayı değiştirmeye kendinle başlamalısın! Sadece Finlandiya'nın dirilişini anlatan bir kitap okumayacaksınız gereksiz ayrıntı gibi görünen fakat kapıyı açacak anahtarın bu ayrıntılarda gizli olduğunu gösteren bir kitap okuyacaksınız.Keyifli okumalar.

Visal... 
20 Şub 13:39 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Değerli kitap kardeşim https://1000kitap.com/mahmutcayir/Duvar/'a, beni bu eşsiz eserle daha erken buluşturduğu için teşekkür ederim.

''Halk için kalbi sızlayan ve okuma yazma bilen herkes, bu kitabı okumalıdır.Bu kitap köklerin gözlerini açar. Ruhu henüz tamamen körleşmemiş bir kimse, bu kitabı okuyunca utancından kızarır.'' (Sayfa 134)
İncelememe bu alıntıyla başlamak, kitabı en iyi anlatmanın yolu sanırım.

On beş başlıktan oluşan kitabın her bölümü ders niteliğinde. Petrov, bataklıklardan, hastalıklardan, yoksulluktan geçilmeyen bir ülkenin Zambaklar ülkesine dönüşümünü ve dirilişini anlatıyor. Her satırı gerçek ve samimiyet kokuyor. Cesareti ve azmi öğretirken, yüzümüze tembelliğimizi açık açık vuruyor. Snelman ve arkadaşları eğitimle her sorunu çözebileceklerini anlamış ve anlatmışlar. Onlardan sonra gelen önderlerde onların fikirleri doğrultusunda yürümeye devam etmiş ve Finlandiya (Suomi) gerçek kimliğine kavuşmuş. Eğitim, adalet ve eşitlik, işgallerle, sömürülerle yıpranmış, harap olmuş bir ülkeyi zirveye doğru nasıl taşıyor şahit oluyorsunuz. Yer yer bu günümüzle kıyaslamalara götürüyor bizi ve küçük kıskançlıklar yaşamadan edemiyoruz.

Tavsiyem, daha fazla geç kalmadan okuyun ve okutun bu kitabı...

handan sarıcaoglu 
22 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

İlgiyle hevesle başladığım bir kitaptı ve gerçekten hakkını verdi. Kitap bana Cumhuriyet Dönemini anımsattı.milletin yoksulluğu sefaletinin bir adamla değişmesi tıpkı finlandiyanın değişimi gibi.. kitap bence bir cesaret örneği ders çıkarılması gereken bir kitap.Ulu Önder Atatürkün de kitabı tavsiye ediyor olması bende daha büyük bir şevk yarattı.okunması gereken kitaplardan biri .nacizane tavsiyem okuyun.

Kitaptan 547 Alıntı

"Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. Herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki. Ama bu böyle mi olmalıdır?"

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory PetrovBeyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov

Özür diliyorum ama sizlerle açık konuşmak istiyorum: Her meslekte olduğu gibi,öğretmenler arasında da mesleğine layık olmayan çok kişi var.Bunlar öğretmenlik etmeyi aşağılık bir iş kabul eden gündelikçilerdir.Böylelerine bir dost nasihati veriyorum: Öğretmenliği bırakıp kendilerine başka bir iş arasınlar.Tüccar olsunlar,başka işler bulsunlar ama canlı bir ruha ve bilgiye sahip fedakar insanların bulunması gereken yerleri işgal etmesinler.''

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory PetrovBeyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov

''Baylar! Körebe oynamaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Vatanseverliği, halk sevgisini, kültürel gelişime sağladığınız katkıyı bağırarak anlatıyorsunuz. Kendiniz halk ve vatan için, kültür adına ne yaptınız,söyler misiniz? Bazıları utanmadan, inatla ve haince bir arsızlıkla bu ''değerli vatanı'' talan ediyor, ''sevgili halkını'' soyup soğana çeviriyor. Diğerleri bürolarda, yayınevlerinde aylak aylak vakit öldürüyor, okul ve üniversitelerde memur olarak çalışıyor. Ve bütün bunlar olurken ''sevgili halkı'' temsil eden milyonlarca insan maddi manevi çöküşe sürükleniyor, sakat kalıyor, içip kendini kaybediyor, kalpleri kin ve öfke doluyor. Halkın temel değerleri giderek yok oluyor.''

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory PetrovBeyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov
Onur Erol 
22 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Tanrım, beni dostlarımdan koru, düşmanlarımla kendim baş ederim.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov (Sayfa 19 - Koridor)Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov (Sayfa 19 - Koridor)

''Her halkın içinden hem büyük şahsiyetler hem de aşağılık insanlar çıkabilmektedir. Bunlardan hangisinin iktidara geleceğini belirleyen temel etken halk kitlelerine hakim olan ruh halidir.''

''Burada hepimizin hayatı ve çalışmaları sorgulanmaktadır aslında. Kendi ülkemizde ne işle meşgulüz, halkımızın kaderinde nasıl bir rol üstleniyoruz?''

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov (Sayfa 61)Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov (Sayfa 61)
Murat Sezgin 
12 Nis 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

İnsanların sizinle sohbet ettikleri zaman mutlu olmaları için çabalayın.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov (Sayfa 60 - Algı Yayınevi)Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov (Sayfa 60 - Algı Yayınevi)

Eski bir söz vardır: "Yeni toplumlar yeni şarkılar üretirler."
Zaman geçtikçe yeni nesiller geliyor. Yeni anlayışlar, yeni hedefler ve yeni istekler oluşuyor. Ve bu yeni nesilleri eski, köhnemiş kurallarla yönetemezsiniz.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory PetrovBeyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov
Nurhan Işkın 
06 Oca 01:57 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yolunuza engeller çıkacak, başarısızlıklar olacak, düşmanlarınız, yaptığınız işe karşı gelenler bazen zafer elde edecekler, ama siz sönmeyin. Ümitsizliğe kapılmayın! Hiçbir zaman ellerinizi indirerek vazgeçmeyin!

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov (Sayfa 231)Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov (Sayfa 231)

''Düşünceler anlamsız, mantıksız, safsatalarla dolu olursa, o düşünceler hastalıklıdır. Bir de toplumsal yaşayış akıldan, mantıktan uzak, faydasız, zararlı birtakım görenek ve geleneklerle dolu olursa yaşam felce uğrar, ilerleyemez,gelişemez.''

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory PetrovBeyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov
Nurhan Işkın 
06 Oca 02:00 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kendimize ve halk kitlelerine çalışkanlık, azim ve disiplin, güçlü irade aşılayalım, bu özelliklere sahip nesiller yetiştirelim.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov (Sayfa 234)Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov (Sayfa 234)
55 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Milli Eğitim Bakanlığı'nın Öğretmen Adaylarına Önerdiği 32 Kitap
Milli Eğitim Bakanlığı'nın Öğretmen Adaylarına Önerdiği 32 Kitap MEB'in bu sene ilk defa uyguladığı aday öğretmen yetiştirme süreci kapsamında aday öğretmenlerin okuyacağı kitaplar ve aday öğretmenlerin izleyeceği filmler belli oldu. Stajyer öğretmenler 24 haftalık stajyerlik sürecinde bu kitapları okuyacak, filmleri izleyecek ve bir değerlendirme formu hazırlayacak.