Candide

Voltaire
Yazar:
Voltaire
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 18:05
Bazı kitaplar vardır; ince görünür ama içeriğinde koca bir düşünce dünyası taşır. Candide de tam olarak böyle bir eser. Voltaire, bu kısa romanında yalnızca bir hikâye anlatmaz; aynı zamanda çağının düşünce sistemini, toplumsal düzenini, din anlayışını, iktidar ilişkilerini ve insanın dünyayı anlamlandırma biçimini sert ama zekice bir dille sorgular. Roman, saf, temiz kalpli ve dünyaya umutla bakan Candide karakteri üzerinden ilerler. Candide’in düşünce dünyasını şekillendiren kişi ise hocası Pangloss’tur. Pangloss’un savunduğu temel fikir şudur: “Her şey mümkün olan en iyi dünyada, olması gerektiği gibi gerçekleşmektedir.” Bu düşünce, Gottfried Wilhelm Leibniz’in metafizik iyimserlik anlayışına açık bir göndermedir. Leibniz’e göre Tanrı kusursuz olduğundan, yarattığı dünya da mümkün dünyaların en iyisidir; görünen kötülükler bile daha büyük bir iyiliğin parçasıdır. Voltaire ise bu düşünceyi roman boyunca adım adım çürütür. Candide’in yolculuğu bir anlamda insanın gerçekle yüzleşme yolculuğudur. Savaşlar, katliamlar, doğal afetler, hastalıklar, açgözlülük, sömürü, kölelik, ihanet ve insanın insana uyguladığı zulüm… Candide nereye giderse gitsin dünyanın acı yüzüyle karşılaşır. Özellikle savaş sahneleri, Voltaire’in insan doğasına yönelttiği sert eleştirilerden biridir. Medeniyet, şeref, vatan ya da din adına yapılan savaşların arka planında aslında yıkım, çıkar ve anlamsız şiddet olduğunu gösterir. İnsan aklını yücelten çağın içinde, insanın ne kadar kolay barbarlaşabildiğini çarpıcı biçimde ortaya koyar. Kitabın en dikkat çekici taraflarından biri de din eleştirisidir. Voltaire burada inancı değil; inanç adına kurulan ikiyüzlü düzeni hedef alır. Dindar görünen ama ahlaktan uzak kişiler, dini makamları çıkar aracı hâline getiren yapılar ve kutsal değerlerin
CandideVoltaire · Kapra Yayıncılık · 20217bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2024 35. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2024 14:12
Tekrar tekrar okuma isteği uyandıran sevdiğim ve çok hoşuma giden nadide bir eser kah gülerek kah dalga geçerek kah üzülerek bitirdiğim ve bitmesini istemediğim hâlde bitmesine üzüldüğüm ve insanın saflığını iyimserligini kah iyi olup kah kötü günde olmasını herşeyin gelip geçişini
CandideVoltaire · Kapra Yayıncılık · 20217bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2025 19:58
Voltaire, Leibniz’in “mümkün olan dünyaların en iyisinde yaşadığımız” fikrine karşı çıkarak bu kitabı yazmış. Kahramanlardan biri sürekli “yaşadığın her kötü şeyin iyi bir sonucu olmalı” mantığıyla hareket edip birçok acı yaşamasına rağmen fikrinden dönmezken; asıl kahramanımız Candide dünyayı dolaşırken yaşadığı kötü olaylarda iyiyi aramaya devam ediyor. En sonunda vardıkları nokta; her olayın içinde iyiyi veya kötüyü aramaktansa sadece işimizi yapmalıyız, oluyor. Kitabın içindeki abartı unsurları, dünyada birçok ülkeden, insandan bahsetmesi ve iyilik bunun neresinde diye isyan etmesini beklediğimiz kahramanın iyimserliği güzel anlatılmış. Kitapta en çok hoşuma giden şey, Candide ve arkadaşlarının maceralarının İstanbul’da son bulması ve kendilerine iyi gelecek olan hayat mottosunu burada bir çiftçiden öğrenmeleriydi. Sadece bahçemizi ekmeliyiz. Voltaire, iyimserliği çok fazla yermiş aslında ama ben iflah olmaz bir iyimser olduğum için bundan etkilenmedim.:) Yine de aklıma şu sorular da geldi: Her olayın içinde iyi bir şey görmenin zararı olabilir mi? İyiyi görmeye çalışırken kendimizi mi kandırıyoruz? Altı şapka yönteminde tek bir şapkayı takmamız olayın duygusal ağırlığından kaçmaya çalışmamız olabilir mi?
CandideVoltaire · Kapra Yayıncılık · 20217bin okunma
"Bahçemizi ekip biçmeliyiz."
Puan vermedi
Aydınlanma hareketinin öncülerinden biri yazar ve filozof olan françois Marie Arouet daha bilindik adıyla voltarie’nin insanlık tarihine bırakmış olduğum “candide ya da iyimserlik” adlı eserinde geçen bir sözdür, “bahçemizi ekip biçmeliyiz”. aydınlanma hareketinin öncelerinden aydın bir filozoftur voltarie’nin bu sözü de kendisi aydın ışığı yüzyıllar önceden gelip yaşamımıza bir meşe gibi ışık tutmuştur. Bu sözü anlamak için felsefenin temel konusu olan insanın en başına dönmek gerekirse. İnsan; doğar, yaşar ve ölür. Bu değişmez gerçek insanın karşısında bir mihenk taşı gibi durur. İnsan doğduğu ve bilinçli bir varlık olarak sınıflandırılabildiği ilk andan, bilincini yitirdiği ve nihai sona ulaştığı son ana kadar bu kısa ve geçici materyal hayat akışında bulunur. Bu kısa ve geçici akışta geçirdiği her anda, içinde bulunduğu bütün zaman dilimlerinde bu yaşam yolculuğuna izler bırakır; yaptıklarıyla, söyledikleriyle, eylemleriyle. Sadece eylemleri ve yaptıkları ile değil; eylemsizlikleri ve yapmadıkları ile de bu yaşam yolculuğuna izler bırakır. Voltarie’nin bu sözünde ekip, biçmemiz gereken bahçe insanın kendi hayatından başka bir şey değildir. Voltarie, hayat bahçesi olabildiğine kısa ve bunu okuyabildiğinize göre sizin için akmaya devam eden yaşam nehrinin sularıdır. İnsan hayatı acınabilecek kadar kısa ve sonludur. Bu acınabilecek kadar kısa yaşam, bizim el değmemiş hayat bahçemizdir. Biz bu bahçeyi, denemenin ilk kısmında açıkladığımız gibi; yaptıklarımız, eylemlerimiz, söylediklerimizle ve bunun yanında yapmadıklarımız ile bu hayat bahçesini ekeriz. Yaptığımız veya yapmadığımız her şey bu hayat bahçesiyle iyi ya da kötü bir şekilde bir bütün olur, önemli veya önemsiz bir şekilde hayat bahçemizi değiştirir. Kimi zaman o hayat bahçesine güzel kokulu bir çiçek
Felsefe
CandideVoltaire · Kapra Yayıncılık · 20217bin okunma
VOLTAIRE VE ESERLERİ ÜZERİNE
8/10
·170 syf.··
2021 59. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2021 22:07
”Uzun yaşamı boyunca aklın her silahını kullanarak bitmek bilmez bir heves, tutkulu bir adanmışlık, hepsinden de öte korkunç alay etme yeteneğiyle uğruna savaş verdiği ideal kazanımları; hoşgörüyü, ruhani özgürlüğü, insanlık onurunu, adaleti kafalarımıza adam akıllı işlemiş ve bunlar sanki artık doğal yaşamımızın bir parçası, soluduğumuz hava, yalnızca onlardan mahrum kalınca üzerine düşündüğümüz şeyler olmuştur. Sözün özü, Voltaire’in kaleminden dökülen en cüretkâr düşünceler bugün olağan hale gelmiştir.” (Francis Espinasse, Voltaire, s. 191) Aydınlanma çağı Filozofları arasında yer alan Voltaire, ileri sürdüğü farklı görüşleriyle çağına damgasını vurmuş bir düşünürdür. Onun ilginç yanı evrenselliğinden ileri gelmemektedir. O, daha çok bilgi ve yaratıcılığıyla öne çıkmış birisidir. Voltaire, özellikle akıl, özgürlük, adalet, eşitlik gibi temel değerleri hakim kılma uğruna her şeye ve herkese karşı direnmiştir. Düşünceleriyle her daim hoşgörüsüzlüğe ve kilisenin siyasal etkisine karşı çıkmıştır. Akıl dışı olan tüm Hıristiyan dogmalarına karşı savaş vermiştir. ”Dini fanatizmi” birçok eserinde yermiş ve çoğu zaman adalet arayışı içinde olmuştur. 25 yaşına geldiğinde ”Voltaire” adını kullanmaya başlayan François Marie Arouet, 21 Kasım 1694’te Paris’te doğmuştur. Oldukça hasta bir bebek olarak dünyaya gelen Arouet’nin fazla yaşamayacağı düşünülmüştür. Ne var ki hastalıklardan çok çekmiş olsa da, beklentileri aşarak 83’üne kadar yaşamıştır. Doğduğunda erkek kardeşi Armand’dan on, kız kardeşi Margueritte’ten dokuz yaş küçüktür; aslında dünyaya gelen iki kardeşi daha vardır fakat onlar doğumdan hemen sonra ölmüştür. Voltaire’in babası, François Arouet, Poitou’nun saygın orta sınıf ailelerinden birine mensuptur; büyükbabası, Poitou’dan Paris’e göçerek orada başarılı bir
CandideVoltaire · Alfa Yayıncılık · 20207bin okunma
6/10
·151 syf.·
2025 43. kitabı
Kitabımızın yazari Voltaire, aydınlanma çağının en önemli filozoflarindan sayılıyor. Kendisi iktidarı, çoğunluğu, ikiyüzlü din anlayışını eleştirmekten çekinmeyen, kalemi sivri biri. Bizim dönemimizden de hakim olduğumuz gibi böyle biri illa ki hapse atılır, kendisi de atılmış. Gelelim yazarın en tanınan eseri "Candide ya da iyimserlik"e. Candide kelimesi latince "beyaz" anlamındaki candidus kelimesinden türetilmis. "lyi, saf, temiz" anlamlarına gelmekte. Kitabımızın çıkış noktasi ise Leibniz'in " bu dünya mümkün olan dünyaların en iyisidir ve olası dünyaların en iyisinde bütün olaylar birbirine bağlıdır" düşüncesidir. Leibniz, bu dünyada her şeyin, Tanrı’nın egemenliği sayesinde, olabilecekleri en iyi hâlinde olduklarini söylüyordu. Voltaire ateist degildi ama bu iyimserliğe katlanamiyordu. Dinin papazların elinde can çekiştiğini söylüyordu. Kitap boyunca da mizaha başvururak bunu eleştiriyordu. Kitabin baş kahramani Candide adı gibi saf ve temiz ruhlu biridir. Öğretmeni Pangloss -lebiniz'in kitaptaki temsili diyebiliriz- 'un düşüncelerini benimsemiş ama hayatı sorgulayan toy bir delikanlıdır. Kitaptaki tüm karakterlerin başlarına öyle kötü şeyler gelir ki her seferinde "en iyi dünya buysa digerleri nasıldır" dedirtir insana. "Dünya gerçekten daha iyi olamaz miydi?" "insanlarin mutlu olmasının bir yolu yok muydu" diye sorar sürekli. Cevabı mı? Kitabin sonunda :) Gelelim kitabın edebi yanina, açıkçası edebi bir haz alacağınızı düsünmüyorum ben. Oldukça basit bir anlatımı var, zaten kurguyu da bir fikre temel olmasi için yazdığı için kurgusu da zayıf. Ama anlatım basit oldugu için ve maceradan maceraya kostuklari için akıcı, kitap kendini okutuyor. Bu kadar :)
Candide ya da İyimserlikVoltaire · Can Yayınları · 20237bin okunma
10/10
·120 syf.··
2019 125. kitabı
Spoiler içerir Voltaire tarafından kaleme alınmış önemli bir felsefi romandır. Voltaire, on yedinci yüzyıl rasyonalist (akılcı) filozofu Gottfried Wilhelm Leibniz'in temel felsefe düşüncelerini kitap boyunca yoğun bir kara mizah kullanarak hicvetmektedir. Kahramanlarımızın yaşadığı bitmek tükenmek bilmeyen olumsuzluklar zinciri boyunca Leibniz'in "Bu dünya mümkün olan dünyaların en iyisidir" ve "olası dünyaların en iyisinde bütün olaylar birbirine bağlıdır" düşünceleri sıkça elestirilmekte ve alaya alınmaktadır. Ayrıca Leibniz'in ortaya koyduğu yeter sebep ilkesi (olan herhangi bir şeyin olduğu şekilde olmasının nedeni başka türlü olamayacak olması) de yine kara mizah yoluyla eleştirilerden nasibini almaktadır. Kahramanlarımızdan filozof Pangloss, Leibniz'i temsil etmektedir. Pangloss, serüven boyunca başına ne kötülük gelirse gelsin asla düşüncelerinden vazgeçmemektedir. Candide ise Pangloss'un öğrencisidir fakat başına gelen her şeyin sebebini sorgulamakta ve yolculuk boyunca dünyada insanların gerçekten mutlu olup olamayacağını araştırmaktadır. Başına gelen olaylara rağmen iyimserliğini devamlı korumaya çalışmış ama sorgulamaktan ve tartışmaktan asla vazgeçmemiştir. Candide'in yolculuk arkadaşı Martin ise devamlı kötümserdir. Martin insanların hiçbir zaman tam mutluluğa ulaşamayacaklarını, tüm insanların hayatlarından şikayet ettiğini ve kimsenin yaşadığı hayattan memnun olamayacağını söylemekte, serüven boyunca da devamlı bu konuda haklı çıkmaktadır. Birlikte yolculuk yaptıkları yaşlı kadın da kendi kötü hayat hikayesini anlattıktan sonra tüm insanların mutsuz olduğunu belirtmiştir. Tüm dünyayı dolaşan Candide'in mutlu olarak bulduğu tek ülke, dışarıyla bağlantısını kesen, hiç bir din adamı olmayan ve tek Tanrı inancına sahip olan Eldorado'dur. Serüvenin sonu
Felsefe
CandideVoltaire · Mavi Çatı Yayınları · 20167bin okunma
Puan vermedi·170 syf.··
2024 66. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2024 19:34
İnsanlar bilinmezi açıklamak ve çizgisel bir ilerleme sağlamak için kabuller yapmak zorundadır. Bu kabuller üzerinden çıkarımlar yapar. Aydınlanma çağı dedikleri dönem de bile aynı soru insanın aklını kurcalamaya devam etti. Bu kadim birkaç sorudan biri “Bizi küm yarattı?”. Ve elbette cevap metafiziğin en büyük tartışma konusunu beraberinde getirir. “Bizi kadir-i mutlak bir Tanrı mı yarattı?” Ve “Tanrı var mıdır?”. Bu metafiziksel sorunun cevabını bulmak ve bulduğu cevabı rasyonalize etmek için bir çok düşünür ömrünü verdi. Bunlardan biri de Gottfried Wilhelm Leibniz’dir. Aydınlanma çağının en önemli matematikçi ve filozofu olan Leibniz bu soruya doğrudan bir cevap verdi. “Tanrı vardır.” Ama elbette bu açıklama bir sonraki sorunun en önemli kaynağı. Tanrı varsa ve bu Tanrı iyi bir Tanrı ise kötülük neden var? Bu sorunun cevabı için tüm enerjisini veren Leibniz bir kavram üzerine durdu bu kavram “teodise” yani “Tanrı’nın adaleti”. Hülasa Leibniz bir cümle ile sonuca ulaştı. Bu dünya “mümkün” dünyaların en iyisiydi. Bu felsefe üzerine kurguladı tüm yaşamını. Ve sahneye başka filozoflar çıkar. Bunlardan biri Voltaire. En önemli eseri ise Candide. Bir sürü kitap mektup bırakmış bir filozof için bunu demek biraz haksızlık olsa da eser önemli bir kitap. Önemli olma nedeni edebi değil daha çok felsefi yönü. Bir karşı duruş “mümkün dünyaların en iyisi”ne. Karşı duruşunu sergirlerken en keskin hiciv dilini yani mizahı kullanmış. Bir kara mizah elbette. İnsan insanın kurdudur dedirten tüm argümanları kullanmış. Bedensel varoluşumuzun olmazsa olmazı yemek yeme üzerinden kitaba yön vermiş gibi görünse de ondan yüzyıllar sonra yaşamış bir adamın Lacan’ın açlık ve arzu için kullandığı cümleleri seçmiş. Yani arzu ve onun yitik nesnesi. Bunu tatmin etme yolu her zaman iyilikle ve
Edebiyat & Roman
CandideVoltaire · Alfa Yayıncılık · 20207bin okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2022 50. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2022 17:58
Okurlarının hayatına dokunacağı mesajlar barındırmakla birlikte bunları ironi ile birleştirmeyi başararak güldürürken düşündürmüştür kitabın da Fransız Yazar ve Filozof François Marie Arouet ya da takma adıyla bildiğimiz Voltaire. Okurlarını yaşamı boyunca dünyaya kattığı eserlerin, dünyada sonsuza kadar etkisini sürdüreceğinden şüphemiz yok ama bu zaman diliminde Voltaire’in kelimelerinde sayısız kez ruhumuzu huzura kavuşturalım.Umut dolu kitaplara, keyifli okumalar...
Felsefe-Düşünce
Candide ya da İyimserlikVoltaire · Cem Yayınevi · 20207bin okunma
Her şey, olduğu haliyle, mümkün olanların en iyisi mi?
7/10
·170 syf.··
2025 23. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 02:07
Voltaire’in Candide’i, sadece bir roman değil; 18. yüzyıl Aydınlanma düşüncesinin en sivri dilli ve keskin eleştirilerinden biri. Kısa, hızlı, absürt ve trajikomik olaylarla dolu bu metinde, Candide’in yaşadığı maceralar, fantastik ve çoğu zaman abartılı. Westfalya’da başlayan ve İstanbul’da sona eren hikâyenin her sayfasında Voltaire, dönemin Avrupa’sına, kiliseye, aristokrasiye, dogmatik düşünceye ve savaşın anlamsızlığına ince ama sert darbeler indiriyor. Candide'nin yolculuğu doğuya doğru ilerledikçe, Müslümanlık ve dervişlik de bu darbelerden nasibini alıyor. Bu yönüyle, hem güldüren, hem düşündüren, hem de zekice iğneleyen bir yapıt. Romanın merkezinde yer alan Candide, saf ve iyimser bir genç. Onu hayata hazırlayan Pangloss da Leibniz’in ünlü “Bu dünya mümkün olanların en iyisidir” düşüncesine körü körüne bağlı öğretmeni. Başta bu düşünceyi sorgusuzca benimseyen Candide, Westfalya’daki Baron’un şatosundan kovulup savaşların, doğal felaketlerin, kıtlıkların, sömürünün, insani acıların ve artık imkansız gibi görünen karşılaşmaların ortasında savruldukça, bu felsefenin kendi deneyimleri ve gerçeklikle örtüşmediğini etrafındaki insanlar aracılığıyla görmeye ve sorgulamaya başlıyor. Romanın sonunda Pangloss, yaşanan trajedilere ve felaketlere rağmen Leibnizci iyimserliğe artık inanmıyor olsa da, felsefesini şiddetle savunmaya devam ediyor. Bu durum, Voltaire’in ironik eleştirisini derinleştiriyor ve insanın düşünceye olan bağlılığının, gerçek deneyimlerle çelişse bile ne denli dirençli olabileceğini gözler önüne seriyor. Candide ise aksine, "En iyisi kendi bahçemizi ekip biçmektir” diyerek, boş ve soyut iyimserliğin ötesine geçiyor. Kendi rasyonel eylemleriyle yaşamını yönlendirmeyi, dünyasını şekillendirmeyi seçiyor. Günümüz dünyasında da hâlâ savaşlar,
CandideVoltaire · Alfa Yayıncılık · 20207bin okunma

Yazar Hakkında

VoltaireYazar · 37 kitap
François Marie Arouet (21 Kasım 1694 - 30 Mayıs 1778), Voltaire takma adıyla tanınan Fransız yazar ve filozof. Fransız Devrimi ve Aydınlanma hareketine büyük katkısı olmuştur. Din ve ifade özgürlüklerinin yanı sıra, insan hakları konusundaki düşünceleri ve felsefi yazıları ile ünlenmiştir. Eserlerinde Kilise dogmaları ve döneminin Fransız müesseselerini yoğun olarak hicvetmiştir. Zamanın en etkili isimlerinden biri olarak tanınır. Voltaire Paris'te, 1694'te doğmuştur. Sekiz yıl boyunca sanat eğitiminin başladığı Collège Louis-le-Grand'da okumuştur. Fakat orada "Latince ve aptallıklar" dışında bir şey öğrenmediğini iddia etmiştir. Mezun olduktan sonra Voltaire edebiyatta kariyer yapmaya başladı. Babası ise oğlunun hukuk eğitimi almasını istiyordu. Bu nedenle Voltaire, Paris'te bir avukatın asistanı olarak çalışıyormuş gibi gözüküp, zamanının büyük bir kısmını hicivsel şiirler yazmaya adamıştır. Babası bunu öğrendiğinde Voltaire'i yine hukuk okumaya göndermiştir; yine de Voltaire yazmayı sürdürmüştür. Sivri dili ile aristokratik ailelerin beğenisini toplamıştır. Kral XV. Louis'nin naibi, Orléans Dükü, II. Philippe'i konu alan bir yazısı nedeniyle Bastille'de hapsedilmiştir. Oradayken çıkış yaptığı piyesi Oedipe'yi kaleme almış ve Voltaire ismini almıştır. Oedipe'nin başarısı Voltaire'i etkili bir isim yapmakla beraber onu Fransız Aydınlanmasına dahil etmiştir. İngiltere'ye sürgün Voltaire'in hazır cevaplılığı ve sivri dili başına bela olmayı sürdürdü. Genç bir asilzadeyi gücendirmesi onun mahkeme dahi olmadan sürgün edilmesine yol açtı. Voltaire'in İngiltere'ye sürgünü, İngiltere'deki düşünsel durum ve yaşadıkları düşüncelerini büyük oranda etkilemiştir. İngiliz monarşisinden ve ülkenin din ve ifade özgürlüğüne verdiği değerden etkilenen genç yazar, ülkenin yazar ve düşünürlerinden de etkilenmiştir, Shakespeare gibi. Gençlik yıllarından Shakespeare'i Fransız yazarlarına bir örnek olarak görse de, daha sonraları kendini ondan daha büyük bir yazar olarak görmüştür. 3 yıllık sürgünden sonra Paris'e dönmüş ve fikirlerini İngiliz hükümetini konu alan kurgusal bir metinde toplayarak bastırmıştır; Lettres philosophiques sur les Anglais ("İngiliz(ler) hakkında felsefi mektuplar"). İngiliz monarşisini daha gelişmiş ve insan haklarına daha saygılı görmesi nedeniyle yazınları Fransa'da büyük bir tartışmaya yol açmış ve sonunda öyle bir noktaya gelinmiştir ki evrakın kopyaları yakılmış Voltaire ise Paris'i terk etmeye zorlanmıştır. Château de Cirey ve sonrası Bundan sonra sınırdaki Château de Cirey'e yerleşen Voltaire burada Marquise (Markiz) du Châtelet, Gabrielle Émilie le Tonnelier de Breteuil ile de bir ilişkiye başladı. Voltaire ile Marquise 21.000'den fazla kitap toplamışlardır. Kuşkusuz Voltaire'in 15 yıl süren bu ilişkisi entelektüel gelişimine yardımcı olmuştur. Yazmaya devam eden Voltaire Mérope gibi oyunları ve bazı kısa öyküleri yayımlamıştır. İngiltere'de geçirdiği zamanda onu en çok etkileyen şeylerden birisi Isaac Newton'un çalışmalarıdır. Eser ve düşüncelerinde bunun etkileri görülebilir. Marquise'in ölümünden sonra Voltaire Berlin'e, yakın arkadaşı ve hayranı olan Büyük Friedrich'e gitmiştir. Kral zaten onu daha önce ısrarla saraya davet etmişti. Her ne kadar ilk zamanlarda buradaki yaşamı iyi gitse de, zamanla çeşitli zorluklarla karşılaşmaya başlamıştır. Sivri dili ile burada da haksız bulduğu durumları eleştirmiştir. Sonunda kızdırdığı Friedrich, Voltaire'in tüm evrakının kopyalarını yakmış, Voltaire'i de tutuklatmıştır. Voltaire Paris'e doğru yola çıkmış fakat XV. Louis onun kente girmesini yasaklayınca, Cenevre'ye gitmiştir. Her ne kadar iyi karşılansa da tiyatral performansları yasaklayan Cenevre yasaları Voltaire'in Candide, ou l'Optimisme ("Candide, veya İyimserlik") isimli eserini yazmasına ve kenti terk etmesine neden olmuştur. Bu eser Gottfried Leibniz'in felsefesinin hicvidir. Bugün Voltaire'in en tanınmış eseri Candide'dir. Ferney'de malikâne almış ve 1778'deki ölümüne kadar burada yaşamıştır. Çalışmaları Çok üretken bir yazar olan Voltaire neredeyse tüm edebi şekillerde eser vermiştir. Başlıca eserleri şunlardır: Oedipe (1718) Zaire (1732) Lettres philosophiques sur les Anglais (1733) Le Mondain (1736) Sept Discours en Vers sur l'Homme (1738) Zadig (1747) Micromegas (1752) Candide (1759) Dictionnaire philosophique (1764) Épître à l'Auteur du Livre des Trois Imposteurs (1770) Oyunlar Voltaire, tamamlanamamışlar dahil, 50-60 arası oyun kaleme almıştır. Bunlardan bazıları: Ecossaise Eriphile Mahomet Mérope Nanine Zaire Şiir Voltaire'in ilk basılan çalışması şiirdir. İki uzun şiir kaleme almıştır: Henriade ve Pucelle. Bunların yanında birçok kısa şiir de yazmış ve genellikle kısa şiirleri bu iki uzun şiirinden daha fazla beğeni toplamıştır. Mektup 2. Katerina ile yapmış olduğu 26 mektuplaşması vardır. Bu mektuplardan 30 Ekim 1768 tarihlisinde Volter (Voltaire) "İmparator Majesteleri, Türkleri öldürerek beni hayata döndürüyor. [...] Yani haklıydım, ben Muhammed'den daha peygamberim: Ben şarkı söylediğimde Tanrı ve yengili birlikleriniz duymuştu." [...] Felsefe Voltaire'in en tanınmış ve büyük felsefi eseri Dictionnaire philosophique yani "Felsefe Sözlüğü"dür. Dönemin Fransız siyasi müesseselerine yoğun eleştiri içeren yazınlar içeren sözlük, aynı zamanda o dönemlerde popülerleşmiş düşünceler ve Voltaire'in rakip ve düşmanları hakkında da yazınlar içerir. Bunun dışında eserde din eleştirisi de bulunmaktadır. Diğer çalışmaları Voltaire bunların dışında tarihi ve düzyazı eserler kaleme almıştır. Düzyazı eserlerine şunlar örnek verilebilir: L'Homme aux quarante ecus, Zadig, dini ve felsefi optimizme saldıran ünlü Candide. Ayrıca yaşamı boyunca yaklaşık 20.000'den fazla mektup yazmıştır ve bu mektuplar gerek kişiliği gerekse düşünce tarzı açısından büyük önem taşır. 1740 yılında basılan Anti-Machiavel isimli eseri Prusya kralı II. Friedrich için Niccolò Machiavelli'nin Prens adlı başyapıtına yanıt olarak kaleme almıştır. Düşüncesi Her ne kadar ömrü boyunca yurttaşlık hakları ve din özgürlüğü gibi kavramları savunmuş olsa ve var olan Fransız rejimini eleştirse de Voltaire demokrasiden yana değildi. Onun gözünde en iyi yönetim biçimi 'aydın' bir monarşi veya 'aydınlanmacı mutlakiyet'ti. Nitekim hayatının sonuna kadar "aydınlanmış bir monark'ın yönetimini ideal bir yönetim tarzı olarak savundu." Bunun dışında sınıfların varlığını da bir zorunluluk olarak görmüş ve ne teorik ne de pratik açıdan bunu eleştirmiştir. Din açısından ise Voltaire'in tutumları biraz karışıktır. Philosophes'den olan Voltaire genelde, diğerleri gibi, bir deist olarak tanımlanmıştır. Fakat çeşitli söylemleri nedeniyle ateist olduğu da düşünülmüştür. Ünlü felsefi eseri Felsefe Sözlüğü'nde (Dictionnaire philosophique) Voltaire ateizmi ve ateistleri eleştirir. Ortaya koyduğu dini fikir ve söylemler deist çerçevededir. Bazı araştırmacılara göre Voltaire'in deist çizgide kalmasının, kişisel nedenler bir yana, fikri nedeni onun yönetim biçimi konusundaki fikirleridir. Voltaire'e göre din halkın uygun biçimde yönetimi için neredeyse şarttır. Nitekim Voltaire'in tanınmış aforizmalarından birisi Si Dieu n'existait pas, il faudrait l'inventer yani "Eğer tanrı var olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi" onun dini fikirlerini anlamak açısından önemlidir. Bunların dışında Voltaire, var olan dinî inanç ve yapıyı eleştirmiştir. Her açıdan Voltaire'in dini dogmatizme karşı olduğu aşikardır. Özellikle dini bağnazlığa sert biçimde karşı çıkmış, Hristiyanlığı ve Musevileri yermiştir. Bu tutumları da yine "Felsefe Sözlüğü"nde görülebilir. Voltaire'in düşünce tarihi açısından önemli biri sayılır. Zaten tarihsel planda çok büyük önem taşıyan Fransız Devrimi'nin de babası sayılmıştır. 2020 yılındaki George Floyd eylemleri sırasında; servetinin bir kısmını sömürge ticaretine borçlu olduğu iddia edilen Voltaire'in Paris'te bulunan heykeline protestocular tarafından kırmızı boya döküldü. Masonluğu Voltaire, ölümünden kısa bir süre önce 4 Nisan 1778 tarihinde, Paris'te bulunan Dokuz Kız Kardeş Locası'nda (Les Neuf Sœurs Locası) Masonluğa alınmıştır. Yaşamı boyunca Masonlarla yakın temas içinde bulunan ve Fransız aydınlanma düşüncesini birlikte oluşturdukları Masonların geç davetine icabet etmiş, tekris töreni büyük bir ihtişam içinde gerçekleşmiştir. Benjamin Franklin gibi birçok isim, ABD'den sadece Voltaire'in tekrisinde bulunmak için Paris'e gelmiştir. Kendisine gösterilen bir saygı ve ihtimamın örneği olarak, Voltaire'e farklı bir tekris prosedürü uygulanmış, mabet kapısına gerilen siyah bir örtünün arkasından gerçekleştirilmiştir. Gözleri bağlanmamış ve Masonların kabulü esnasında uygulanan testler yaptırılmamıştır. Her üç derece de aynı gün içerisinde kendisine tevcih edilmiş, tekrisin ardından Loca başkanı tarafından yanına davet edilmiş ve orada oturmuştur. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Voltaire