Adı:
Goriot Baba
Baskı tarihi:
31 Aralık 2001
Sayfa sayısı:
268
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757413291
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Morpa Kültür Yayınları
Honore’de Balzac (1799-1850) Tours’da doğdu. Mantık ilişkisi içinde birbirine bağlanan olaylar tutarlı kahramanlar ve güçlü diyaloglarla, belirli kurallara uyan klasik roman türünün yerleşmesinde önemli rol oynamış ünlü Fransız yazarıdır.

Gerçekçilik akımının başyapıtı sayılan Goriot Baba adlı bu romanında aynı kahramanlara tekrar tekrar yer vererek roman dünyasına bir bütünlük ve tutarlılık duygusu katmıştır.
274 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
274 sahifelik bir kitabın içinde derin bir kuyu açmış Balzac ve içini altın suyuyla doldurmuş. Sevginin ölçülü yaşanmasının hayati sonuçlarını anlatmış, fazlası zararken azı karar olmuş. Evlat sevgisi üzerinde durmuş. 18 yy. Avrupasında, sınıf farklılıkları dolayısıyla çürümüşlüğün tadına baktırmış 21. yy çocuklarına. Burjuvaların, yine 18. yy da cilalı mermer taşlı balolarında taktıkları maskeleri indirmiş yüzlerinden, onlara üçüncü bir gözden ne denli iğrenç göründüklerini anlatmış. Kraldan çok kralcıları betimlerken onlara ne kadar komik göründüklerini ruhî tahlillerinde anlatırken geleceğin çocuklarına da ara ara öğüt vermiş.

Gestalt' ın bize kazandırdığı "seçici algı"ya göre insan, ilgi duyduğu uyarıcıları, ilgi alanına uygun olmayan uyarılara göre daha ön planda algılar. Söz gelimi bir ayakkabıcı insanların ayaklarına bakma eğilimindedir. Ben de bir eğitimci olarak Goriot Baba' yı ele alırken dikkatimi çeken duruma el atmak durumundayım.

Goriot Baba, kızlarına aşık bir babadır. "Tabi ki her ebeyvn evlatlarına çok düşkündür" dediğinizi duyar gibiyim. Fakat Goriot Baba kızlarına öyle düşkündür ki, daha çocuk yaşlarda iki kızının bir dediğini iki etmez, ergenlik dönemlerinde (18. yy) kızlarının hizmetinde arabaları vardır. Kendisi erişteci(makarnaya benzer) olmasına rağmen binbir güçlükle biriktirdiği servetinin büyük bir kısmını kızlarının drohomalarına (çeyiz parası) ayırır. Yine kızlarını zengin iş adamları ile evlendirir ve emeklilik yaşına gelince de, açgözlü Madam Vauquer' in pansiyonuna yerleşir. Emekli olduktan sonra bile küçük gelirini kızlarına vermekten çekinmez. Goriot Baba, önceleri lüks odada kalırken(ki Madam Vauquer' in en gözde müşterisiydi o zamanlar) sonraları ise daha küçük ve sefil bir odaya yerleşir. Tabi ki Goriot Baba'nın lüksten sefalete düşüşü de Madam Vauquer'in Goriot'a olan ilgisi ile doğru orantıda olacaktır.

Ne var ki çocuklarının mutlu bir günü için hayatını feda etmeye razı bu babanın çocuklarından gördüğü alaka ise tam tersidir. Öyle ki, kızlarının zengin kocalarının yüzünü dahi görmek istemediği Goriot ile gizli gizli görüşürler. Üst sınıfın bu durumu görmesinden de utanır kızları.

Gelişme kısmından bu kadar Spoiler yeter diye düşünüyorum.

Sevgi neydi?

Biliyoruz ki sevginin renkleri vardır. Anne sevgisi, baba sevgisi, evlat, hayvan, eşya, sevgili, arkadaş sevgisi... Tüm bu sevgi renkleri bizlerin meşrebine göre tanımlanabilir.

Bundan tam 747 yıl önce bir adam doğdu Anadolu 'da. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Der ki, "Arzu et, iste ama ölçülü olsun."

Ölçülülük üzerine nice beyitleri, sözleri vardır. Ben şuncacık ömründe ölçülü olmaya dair ne biliyorsam, Mevlana sayesindedir.

Goriot Baba, final sahnesinde (asla söylemem ne olduğunu) işte bizlere bu hakikati anlatır. Hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi kendinizi kaybedecek kadar sevmeyin. Çünkü bu tabiatın bir ölçüsü var ise o da, "azı karar, çoğu zarardır."

Yeteri kadar sevgi yaşatır

Balzac, denilince akla tabi ki Vadideki Zambak gelir. Dün gibi aklımdadır romanı. Goriot Baba' yı okuyunca Balzac' a ait olduğuna pek inanamadım açıkçası. Çünkü aynı kalemden çıkmış hissi vermiyor muhterem. Sonra bir arkadaşım bana "onun bütün eserleri, aynı bütünün farklı parçaları gibidir" dedi. Ben onu "aynı ebeveynin, farklı çocukları gibi" şeklinde değiştirmek istedim.

Olumsuz sadece bir eleştirim var ki, bunu keşke geçmişteki tüm roman yazarlarına söyleyebilseydim. Abi karakterleriniz beşin üzerine çıkıyorsa lütfen kitabın ilk beş on sayfasında hepsini birden tanıtmayın. Diziler gibi sonraki bölümlerde, yeni yeni karakterler ekleyin. "Kim, kimdi?" sorunsalı okuyucuyu ciddi manada yoruyor. Hele ki bu karakter sayıları 30' u bulunca... Onun dışında giriş kısmı bırazcık yormakla beraber, geç kalınmışlık hissi yaratabilen nadir eserlerdendir.
~~Keyifli okumalar~~
~~Kitapla Kalınız ~~
330 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
Klasik nedir , nasıl yazılır, nasıl ölümsüz bir yazar olunur? İşte bütün bu soruların hepsini bu kitapla cevaplamış bize Balzac.

Sanırım klasik bir yazar olmak demek, insan denen organizmanın matematiğini çok iyi çözmek demek. Balzac bu matematiğin ustası. Zaten böyle olmasaydı İnsanlık Komedyasını (bu kitapta bu komedyanın içerisinden bir parçadır.) yazamazdı. Bunun hakkında daha çok bilgi için Murat Sezgin sayesinde okuduğum bir yazıyı buraya bırakıyorum. Teşekkürler Murat .
http://kitapeki.com/...-insanlik-komedyasi/

Kitap en başta yoğun şekilde kişilik ve mekan tasvirleriyle başlıyor. O kadar çok kişi ve mekan tasvir ediliyor ki kafanız allak bullak oluyor. Bazı isimler ise birbirine çok benziyor. Ben bunun Goriot Baba’nın bir grup insan içerisinde parlamasını sağlama amacı taşıdığına inanıyorum. Karakter, ortam ve isim olarak Goriot Baba’yı vurgulamak istemiş olabilir yazar. İlk gün yüz sayfayı bile bana okutmayan kitap ikinci ve üçüncü günlerde aldı başını gitti. Bir açıldı ki ne açılma. Yüceyurt ile bir etkinlik şeklinde kitabı beraber okumaya karar verdik ve dört gün süre verdik kitaba ama ben dayanamadım üçüncü günde bitirdim kitabı. O derece sürükledi beni hikaye.

Efendim Paris’in meşhur elit kesiminin içinde dönen entrikalar , balolar , ziyafetler, lüks…
Bir ellerinde birbirlerine çiçek uzatıp , diğer elleriyle de hançerlerini arkalarına gizleyen bu elit takımının içerisine girmeye çalışan genç bir hukuk öğrencisinin ; elden düşme bir pansiyon olan Vaquer’in pansiyonunda , Goriot Baba, kürek mahkumu olan ve kimliğini gizleyen , bana göre verilmek istenen mesajın bir çoğunun bu karakterde toplandığı Vautrin yani Azrail Çatlatan, Goriot Baba’nın kızları ve birçok karakterin yolunun kesişmesi üzerine kurulu bir roman.
Bu insanların kendi içlerindeki karakterin yansıtımı o kadar enfes ki Klasiklerin neden Klasik olduğunu tekrar bize öğretiyor.

Genç hukuk öğrencisi Eugene’ne roman süreci boyunca tipten karaktere evrilir. Her karakter Eugene’nin varoluşuna bir katkı sağlar ve her karakter kitabı ayrı bir lezzet ve katkı verir.
Goriot Baba ise kendini kızlarına adamış bir tüccardır. Ama ne yazık ki kızları parayı babalarından daha çok sever. Meşhur hayırsız evlat konusu burada işlenir ama öyle ustalıkla yapar ki bunu Balzac , bildiğimiz hiçbir şeye benzemiyormuş gibi gelir bize.

Romanda geçen olayları anlatmak okuyacak olanların tadını kaçıracaktır. Buyrunuz siz görünüz bir babayı ne kadar parçalayabileceğinizi, insanların ne kadar sahte olabileceğini – babasına bile- , bencilliğin bin farklı halini…

Peki bu konuları anlatan bir sürü kitap yazıldı, bir sürü film çekildi, şiirler okundu, şarkılar söylendi, yaşayanlar oldu peki ders alanlar olmadı mı ? Oldu tabii. Ama ne değişti? Demekten kendimi niçin alamıyorum. Neden örnek alamıyoruz bu kitapları, neden hala devam ediyoruz bu sahteliklere? Sanırım içinden çıkamayacağımız sorular bunlar, ancak soru kısmında takılı kalıp, hep aynı soru işaretine kafamızı vura vura kanatıyoruz.

Yıllar önce yazılan bu kitaptaki Fransa belki değişti, insanlığın zevkleri, süsleri değişti, moda, pansiyonlar, yeme içme kültürü , iyilikten ve kötülükten anlaşılan değerler, kaldırımlar, hastaneler , postacılar, mektuplar belki değişti ama insan hep aynı kaldı. Bu yüzden bu eserler her zaman ölümsüz ve insanlığın kılavuzu olmaya devam edecekler.
288 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan·Ne Okusam'dan
Honore de Balzac monoton, dingin bir roman asla yazamaz. Duyguların destanını yazan bu adamın kalbi öylesine büyük ki, tüm insanların ruhlarını ayrı ayrı hissedebilmektedir. Sapkınlık haline gelen duyguların öyle bir üstüne titrer ki, o duyguların bütün çekici yanlarını gün yüzüne çıkarır.

Tam bir yazma makinesi olan Balzac 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bırakmış. 17 ciltlik sosyal ve felsefi incelemelerine “İnsanlık Komedisi” ismini vermiş. Balzac roman sanatında ‘gerçekçilik’ ve ‘doğalcılık’ akımının yaratıcısı olarak kabul edilir.

Dostoyevski’nin muadili gördüğüm Balzac özel bir beyine sahip; yazamayacağı karakter yok gibi, hikayedeki karakter sayısı oldukça zengin. Neden yazıldığını tahmin edemediğiniz karakterler ve detaylı tasvirler ilk sayfalarda yine klasik ‘Balzac Sendromu’ oluştursa da taşlar yerine oturmaya başladığında parmaklarınızı ısırmaya başlıyorsunuz. Çünkü her detay okuru farklı dünyalara, farklı hikayelere götürmekte.

Balzac kadar coşkulu ve tutkulu roman yazan bir yazar dünyaya gelmemiş henüz.

Goriot Baba’da baba olmanın tarif edilemez yanlarına şahit olacaksınız. Kendi hayatının, hatta yaşadığının bile farkında olmayan, sadece kızları için yaşamanın, ölümüne fedakarlığın cisimleşmiş hali olan bir insana, ‘Goriot Baba’ ya şahit olacaksınız. Bazen mutlu olacak, bazen de tüyleriniz diken diken memnuniyetsizliğin acısını tadacaksınız.

Sosyetenin hem de Paris Sosyetesinin basit, aşağılık seviyelerini; insanların yalanlarını, duyarsızlıklarını, alçaklıklarını; kanunların adaletle iyi geçinemediğini üzülerek okuyacak ve bu kadar zaman ve mekan farkına rağmen her şeyin yine aynı olduğunu başınızı sallayarak onaylayacaksınız.

Bu kitap Klasiklerin içinde özel ve tutkulu bir kitap.

Okumak şart!

Dünya kitapla güzel!

Kitapla kalın lütfen
304 syf.
·56 günde·Beğendi·10/10 puan
İnsanlık komedisini 144 eserden oluşturmaya planlayan Balzak, 91 ni tamamlamıştı, “Goriot Baba” 1935 yılında yayınlandı. Romanda karşılaştığımız kahramanlar, sonraki eserlerinde hayatlarını devam ediyorlar. Burada ise başlangıcın yeridir ve gençliğin /Eugene de Rastignac’ın/kayıplara karışan yanılsamalarına vedası söz konusudur. Romandaki sözü geçen çoğu insanlar, romanın başkahramanı olabilecek özelliklere sahiptir. Asıl başrol karakteri tanımlamak mümkün olmuyor.

Romandaki Goriot Baba’nın kızlarına ölçülmez sevgisi, cinayeti yaptıran Vautrin’in felsefesi, hırs ve emellerle dolu genç de Rastignac’ın şöhret ve servet sahibi olmak için dürüst bir yaşam sürdürmek mümkün müdür sorusunu çözmeye çalışan yazar çeşitli toplumsal gruplarından farklı karakterlerini kullanıyor.

Balzac çeşitli sosyal tipleri tasvir ederek, bir bilim adamın tutkusu ile yaşamı ve hayatını, hareketlerini, yüz ifadelerini ve en küçük detay bile atlamadan o zamanki Fransa’yi bize anlatıyor. Yazar aynı zamanda, problemi çözmek için insanın hep yanında bulunan nesneler sayesinden insan psikolojisine girmeyi başarıyor. Romanda baştahtı aşka verilmedi buradaki öncelik sosyal analize verilmiş ve aşk ikinci planda kalıyor.

Goriot Baba dul bir erkek. Daha gençliğinde paranın sihirli gücüne inanmış biridir; her şey satılır ve satın alınabiliyor diye basit bir denklemi iyi yerleştirmiş beyine, çalışan vasıfında fabrikatörlüğe kadar hızlı ve başarılı adımlarını atarak büyük servet sahibi olur. İki kızını Anastasie ve Delphine’yi onların istedikleri kişilerle evlendirir, yüklü ‘’çeyiz’’ vererek kızların mutlu olabileceğini düşünmüştür. Zaman ilerleyince kızların öz babasından utandığını, zengin çevresi onları babasından dolayı küçümsediği için babası ile görüşmelerini mecbur kalmadıkça yapmadılar. Buna rağmen babasının kızlarına karşı kör aşkı hiç sönmedi.

De Rastignac varlıklı ve soylu aileden gelen genç bir erkek. Ailesinin maddi kurtarıcısı olabilecek olan aileden tek kişi olarak düşünülüyor. Ailenin tek umudu de Rastignac okuyup ailesini parasızlığından çekip çıkarmayı amaçlamaktadır. Hukuk fakültesi öğrencisi, saf ve temiz bir taşra genci değişimlere uğrar, Paris'in üst tabakası gençlerinin becerilerini edinir ve Paris'in en soylu salonlarına girmeye başarır...

… Edebiyat tarihinde Balzak ile ilgili mit haline gelmiş bir olay var. Kendisinin kötü bir işadamı ünü vardı. Balzak’ın hayat ironisi ise kendi iş başarısı hakkında bilmeden öldüğün gerçeği yatıyor. Bütün servetini demir yollarına yatırım yapmıştı kendisi. O zamanlar demiryolları işleri daha yeni gelişmeye başlıyordu, bu yüzden başlangıçta şirketin hisseleri hızla düştü. Balzak ölüyor. Fakat demir yollarının hisselerini onunla birlikte satın alan bir kişi daha vardı, ünlü ve bilenen biridir. O kendi hisselerini hiç satmadı ve dünyada en zenginlerinden biri oldu. O Rothschild di. Balzak’ın küçük müstakil evini yerle bir edip, Rothschild’in varisleri için yapılmış görkemli yapı da kaderin ironisidir. Balzac ticaret ve iş konularında yetenekli bir danışman olabilirdi. Ama deha bir yazar oldu.
330 syf.
·3 günde·Beğendi
Öncelikle kitabın en başında bütün karekterler tanıtılıyor. Fakat arka arkaya okuduğunuz bu karekterleri öğrenmek için tarih sınavına çalışır gibi dört beş kere okumanız gerekiyor. Şahsen arka arkaya sıralanması bana çok karışık geldi.

Roman 1820 Paris yaşamını anlatmaktadır. Dönemdeki Fransız toplumundaki sınıf ayrımını, alt-üst tabaka arasındaki derin uçurumu, yükselmek uğruna uğraşırken dahada dibe vuran insanların mücadelesi anlatılmaktadır.

Romanın konusunda baş karekterimiz Goriot Baba'nın fabrikatörlükten fakirliğe giderken bir yandan da fakirlikten zenginliğe ulaşmaya çabalayan üniversite öğrencisi Restignac'ın hayatı anlatılmaktadır.

Bu iki kişiyi aynı pansiyonda buluşturan kaderin sebebi ise birinin üniversite okumaya gelmesi diğerinin ise kızları tarafından sömürüldükten sonra sokağa atılmasıdır.

Romanda ihtişam ve sefalet bir arada anlatılmaktadır. Bir yandan Goriot Babanın zengin kızlarının evlerindeki muhteşem yaşam, davetler ve balolar anlatılırken diğer yandan ise Vouger Pansiyonun'da kalanların sefaleti anlatılmaktadır.

Ayrıca romanda yüksek çevredeki ahlaki yozlaşma eleştirilmektedir. Bu göz kamaştıran yaşamın altındaki sevgi, saygı, hoşgörü, sadakat ve acıma gibi insanı insan yapan temel duyguların kaybolması anlatılmaktadır.

Kısacası romanda Goriot'un sokağa atıldıktan sonra bile kızlarını memnun etmesi için elindeki herşeyi tüketip kızlarını mutlu etme çabası, bu süreçte parasını kaybettikçe insaların arasında saygınlığını kaybetmesi anlatılıyor diyebiliriz.

Kitabın bana göre ana fikrinde verilmek istenen mesaj şudur:

Çok zengin olmak çok para kazanmak, çocukların her istediğini almak iyi bir baba ve mutlu bir insan olmayı sağlamaz. Zenginliğimizi çocuklarımıza sunarken ölçüyü elimizden kaçırmamalıyız.
Toplum, insanlara olan saygısını parasının miktarına göre gösterir. Maddi olarak gücümüz arttıkça saygınlık artarken, maddi güç azaldıkça insanın öz evladı dahi insanın yüzüne bakmaz.

Keyifli okumalar dilerim.
312 syf.
·4 günde
Honore De Balzac eserde bizlere 19. yüzyılın Paris'ini anlatmakta.Paris insanının hırsları,zaafları,gösteriş merakı yansıtılmakta başlıca.

Romanın ana karakterleri Goriot Baba ve ailesinin binbir zorlukla,okutmak için Paris'e gönderdiği hukuk öğrencisi Rastignac.Karakterleri ortak paydada buluşturan nokta ise aynı pansiyonda kalmaları.

Rastignac 22 yaşlarında,Paris cemiyet hayatına atılmak isteyen,zenginlik kovalayan bir karakter olarak karşımıza çıkmakta.Kendisine bu hayatın kapılarını açacak bir sevgili aramakta.Kısa bir süre zarfında ihtişamlı bir hayata sahip olmak isteğinde bulunan bir hukuk öğrencisi.Pek tabii böyle bir ortama girebilmek için dış görünüşün öneminin farkında.Yeni kıyafetler,şapkalar,eldivenler alabilmek için ailesinden para istemesiyle başlar bu hikaye.Bir yanda hırsları diğer yanda ise ahlaksal kavramlar karakterin iç dünyasında çatışmaktadır.

Goriot Baba ise hayatını iki kızına adamış,varını yoğunu feda etmiş fedakar bir baba olarak betimlenmekte.Karakterin yaşamı irdelendiğinde para ve saygınlık kavramlarının doğru orantısı karşımıza çıkmakta.Kızlarına tüm servetini bağışlar ve onları evlendirir; ancak bir süre sonra parasız olduğu anlaşılınca damatları tarafından kapı dışarı edilir.Kızları ancak başları sıkıştığında bulurlar onu.Onun için ise en önemli şey onların saadetidir.Bu karakter fedakarlıklarıyla, kendini hiçe sayışıyla bizleri öfkelendirir. Kızlarının vefasızlıkları bir hançer gibi saplanır yüreğimize.
Varlığını kaybeden bu masum baba,saygınlığını da kaybetmiştir günden güne.Günümüz insanının yansıması değil de nedir bu?İnsanlık Paris'te de,Roma'da da,İstanbul'da da aynıdır ve bu zavallılık hiçbir zaman değişmeyecektir.

Dipnot:Kitabı gözleri buğulanmadan bitirmeyi başarabilen var mıdır acaba?
304 syf.
·10/10 puan
İnsanlık komedyamızın Goriot Baba' sı...
1800lü yıllarda geçen trajikomik romanımız burjuva toplumunun en bariz tablosu desem hiç de abartmış olmam.Roman isminden ziyade bir yokoluş kapısı aralıyor.Bir toplum nasıl yozlaşır, bayanlar asaletlerini iki parça kumaş ve mücevherat üzerinden nasıl konuşturur ve en amil erkek bile bu sahne karşısında nasıl coşar, sonunda coştuğu yere nasıl çakılır satırlar ilerledikçe şahit oluyoruz buna.Paris, Paris olalı böyle bayağılık görmedi mi desek yoksa gördü de hayran mı kaldı desek bilemiyorum.Yine de içi onur dolu insanlar yok mu?Elbette var ve en güzel örneği Eugene de Rastignac.Fakat o kadar toy ve duygularına o kadar yenik ki bocalamaması malumunuz imkansız.Üstelik göz boyamasını bilen kadınların içinde durumunun kendi dahi farkında değil.Umuyoruz ki merhamet dolu yürekler kötülüğü yenebilsin..!
Goriot Baba ise çalışarak didinerek ve bütün varlığını ailesine adayarak geçirdiği ömrünü hangi şeytandan korusun?Sevgi kurbanı bir adam en fazla erir yokolur bu kurguda...Dua edelim de zalimler cezasını çekebilsin..!
Ve Balzac...
Roman boyunca karakterlerin devinilerinde balyozu elinde, " düş bakalım, düşebildiğin kadar düş...Alçal, en bayağı ilişkilerde en bayağı kurnazlıkları bul ve sergile...Sen busun 1800lerin Fransa'sı...Işıklar ve şatafat içinde çamura saplanmış biçare..! " demekten bir an bile geri durmuyor.
Balzac' ın insanlık komedyası bir merdivense şayet ilk adımı Goriot Baba'ya atmalıyız.Zira devamı mutlaka gelecektir.
Okunacak klasikler arasında bulundurun ve Tahsin Yücel çevirisini tercih edin.Öyleki elinizden, başucunuzdan ayırmak istemeyeceksiniz.Şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
304 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Honore de Balzac'tan 19. asrın başlarındaki Paris'in sosyal yapısını insan manzaralarıyla birlikte anlattığı ilginç ve değerli bir kitap.

Kitapta, Paris'in zengin sayılmayan bir bölgesindeki bir pansiyonda kalan insanların dünyası anlatılıyor. Pansiyon sahibesi ve pansiyonda kalan diğer insanların birbirleriyle ve kendi çevreleriyle olan ilişkileri üzerinden ,insanlığın kötü ve iyi yönleri inceleniyor. Kitaptaki en önemli karakterler, her şeyini iki kızının mutluluğu için feda eden bir baba, fakir ama bir an önce zengin olma hayali içerisinde olan genç bir hukuk öğrencisi ve kürek mahkumuyken kaçarak izini kaybettiren suçlu bir insandan oluşmaktadır.

Kitap, başlarda çok sayıdaki karakterlerin tanıtımından dolayı okuyucuyu biraz zorlasa da, konu yerleştikçe insanı içine çekiyor ve kolay okunur bir hal alıyor.

Balzac'ın insan psikolojisini gözler önüne serdiği bu kitabını ben beğenerek okudum ve okunmasını da tavsiye ederim.
304 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Her kitap beraberinde başka bir hayata açılan bir kapı bence.Bu sefer de çok farklı bir ortama misafir bulundum.Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki benim için incelemesi yapılacak en zor kitaplardan biri olacak Goriot Baba.
Çünkü beni gerçekten üzdü kitap.Goriot Baba çocukları için bir sürü fedakarlıklara katlanmasına rağmen çektiği acılar beni derinden etkiledi.Kızları için bu kadar çaba göstermişken onların yaptığı davranışlar dünyada gerçekten insanlık kalmamış dedirtti.Adamcağız ölüm döşeğindeyken dahi kızlarını düşünmekte ise de kızları onu görmeye bile gelmediler.Neymiş sosyete cemiyetiymiş! Güzel elbiselermiş, yok mücevherlermiş falan falan...Bu nasıl bir şey gerçekten aklım almıyor.
Kızlarına fazlasıyla kızgın olduğumu belirtmek istiyorum.Eğer onları tanımış olsaydım şöyle yüzlerine okkalıca bir tokat vururdum.Goriot Baba eminim bana kızardı kızlarına böyle davrandığım için.
Beni en etkileyen yer ise Goriot Babanın ağzından şunlar oldu:"Çocukların ne olduklarını anlamak için ölmek gerekmiş...
Ah dostum, evlenmeyin, çocuk sahibi olmayın sakın! Siz onlara hayat verirsiniz, onlar size ölüm verirler.Siz onları dünyaya getirirsiniz, onlar sizi dünyadan kovarlar.Hayır, gelmeyecekler!Bunu on yıldan beri biliyordum.Kimi zaman bunu kendi kendime söylerdim ama inanmaya cesaret edemezdim."Daha fazla spoi vermeden...
Kitabın diline gelecek olursak, açıkçası kitabi okumayanlara önyargı oluşturmak istemiyorum ama Balzac sen ne zor adamsın ya.O tasvirler neydi Balzaccım?Bazı cümleleri 3-5 defa okuyup anca sindirdim.Hatta her okuyuşumda daha derin anlamlar çıkarılabilecek cümleler vardı.
Yinede bir dünya klasiği olduğundan dolayı okuyun derim.Ha şunu da belirtmeden bitirmek istemiyorum İnşallah hayırlı evlatlar oluruz.
304 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Honore de Balzac’ın Goriot Baba romanında, hayatını kızlarına adamış olan eski bir tel şehriye ve ekmek fabrikatörü Mösyö Goriot'un Madam Vauquer Pansiyonu'na yerleşmesinden sonra meydana gelen olaylar anlatılmaktadır. Servetinin çoğunu kızlarının iyi birer evlilik yapmaları için harcayan Goriot Baba, damatları tarafından istenmemiş ve cimri bir dul olan Madam Vauquer'in pansiyonuna yerleşmiştir. Goriot Baba, belli bir süre sonra para harcamalarını azaltmasından ve en ucuz kata çıkmasından dolayı pansiyonun sahibesi ve müşterileri tarafından aşağılanmaya başlanmıştır. Romanda asıl karakter olan Eugene de Rastignac ise, soylu ancak fakir düşmüş bir aileden gelen bir hukuk öğrencisidir. Mösyö Goriot'la aynı pansiyonda kalan Rastignac, aynı zamanda kuzeni olan Madam de Beausent'in adını bir anahtar gibi kullanarak Paris'in en gözde salonlarına girer ve Mösyö Goriot'un kızları Madam de Restaud ve Madam Delphine de Nucingen'le tanışır.
Kitap şu şekilde özetlenebilir:
Goriot, girişken bir tel şehriyeci çırağıdır. Jusienne sokağına yerleşmiş, ticaretle uğraşır. Tel şehriyecinin gönlünü iki şey sarar: tahıl ticareti ve kızlarına olan sevgisi. Babalık duygusu onda çılgınlık seviyesindedir. Yedi yıllık evliliğinden sonra eşi ölmüş ve iki kızına kendisi bakmıştır. Goriot kızlarını mutlu etmek için her şeyi yapar, kızlarının isteklerine hayır diyemez.
Gün gelir ve kızları evlilik çağına ulaşırlar. Güzelliği yüzünden Kont de Restaud'un peşine düştüğü Anastasie, sosyetede tanınmak için bu adamla evlenir. Diğer kızı Delphine ise, Mösyö Nucingen adlı zengin bir bankacıyla evlenir. Goriot damatlarının çok iyi olmasını dilerken, ikisi de ummadığı gibi çıkar. Goriot babanın eski varlığını yitirmesiyle damatları kızlarıyla Goriot'un görüşmesini istemezler. Bunun üzerine Goriot kızlarıyla gizlice buluşabilir.
Goriot baba bu olaylardan sonra Madam Vauquer denilen bir kadının pansiyonuna yerleşir. Madam Vauquer, Goriot'a en iyi odalardan birini verir. Goriot fakirleştikçe onu fakirlerin kaldığı odalara yerleştirir. Bu pansiyonda birçok kişi kalıyordur. Bunlardan bazıları, Eugene, Vautrin, Madam ichonneau, Poiret, Madam Couture ve Victorine'dir.
Eugene, ailesinin yanından ayrılıp, Paris'e hukuk okumak için gelen bir delikanlıdır. Zengin olmak ve tanınmak istiyordur. Vautrin otelde kalan haydut, kaba, acımasız bir hapishane kaçkınıdır. Madam Michonneau otelin en yaşlı müşterisidir, Poiret denen noter katibiyle aralarında bir sevgi vardır. Victorine ise gerçek annesi ölen ve babası kendisini kabul etmeyen bir genç kızdır. Babasının onu kabul etmemesinin sebebi Victorine'nin kendi öz kızı olduğuna inanmamasıdır. Victorine'ye uzaktan bir yakını olan Madam Couture bakmaktadır.
Pansiyondaki herkes Goriot'a saygı gösterirken daha sonra Goriot hakkında ileri geri konuşmaya başlarlar. Eugene bile Goriot baba hakkında çok kötü şeyler düşünür. Bunun sebebi, Goriot'un kızlarıyla gizli görüşmesinin yanlış anlaşılmasıdır. Kızlarını Goriot'un sevgilileri sanmışlardır.
Eugene, bir gün Beauseant adlı bir tanıdığı aracılığıyla bir baloya gider. Baloda Goriot'un kızı olan Anastasie'yi beğenir ve izini sürerek kızın evine gider. Evine gittiğinde Anastasie ile konuşur ve Goriot'un onun babası olduğunu öğrenir. Evde Anastasie'nin kumarbaz sevgilisi Maxime de Trailles vardır. Anastasie, Eugene'nin babasıyla aynı pansiyonda kaldığını duyunca, ona yüz vermez ve daha da eve almaz. Anastasie'den istediğini alamayan Eugene, Paris'te ad yapmak için tanınmış bir bayanla olmalıdır. Bu kez Goriot'un diğer kızına ulaşmaya karar verir. Eugene tekrar kuzeni Beauseant'ın yanına gider ve ondan yardım ister. Kuzeninin sevgilisi ona bu konuda yardımcı olur ve Delphine ile tanışırlar. Delphine ondan etkilenir zaten Delphine'nin kocası onunla hiç ilgilenmiyordur, zengin olmasına rağmen para bile vermiyordur.
Bir gün Delphine gelip Eugene'ye paraya ihtiyacı olduğunu, artık babasının durumu kötü olduğu için babasından para isteyemeyeceğini söyler. Eugene genç kadına sevgisini ispatlamak için bunu kabul eder. Gidip kumar oynar. Para kazanır ve Delphine'e parasını verir. Delphine bunu görünce çok sevinir ve borçlarını öder. Aralarındaki sevgi gittikçe gerçek sevgiye dönüşür. Eugene zengin olup kendiyle birlikte olan kadınları Delphine için reddeder. Goriot da, Eugene ve Delphine'nin evliliğini çok istiyordur. Damadı Nucingen kızını başka bir kadınla aldatıyordur ve boşanacaklardır.
Diğer taraftan pansiyonda Vautrin'in sırlarını öğrenen Poiret ve Madam Michonneau, Vautrin'e tuzak kurup onu polise ihbar ederler. Bu olay üzerine pansiyondakiler Poiret ve Madam Michonneau'nun pansiyondan gitmesini aksi takdirde kendilerinin gideceğini söylerler. Bu durumda ikisi de pansiyonu terk eder. Victorine'nin babasının onu kabul etmesi üzerine Madam Couture'la o da pansiyondan ayrılır. Madam Vauquer'in pansiyonu gittikçe boşalır. Bu durum Vauquer'i gitgide üzer.
Günler geçmiş ve Anastasie babasının yanına gelmiştir. Aslında yine babasından para istemek için gelmiştir. Babasına başına gelenleri anlatır. Anastasie'nin kocası, karısının kendisini başka biriyle aldattığını öğrenir ve artık ona çocuklarını bile göstermeyeceğini söyler. Diğer taraftan, sevgilisi Maxim'de daha da borçlanır ve Anastasie'dan para ister. Babasına bu durumu anlatınca Anastasie'nin kocasının hiç bir şey yapamayacağını, ona kızını üzmesinin hesabını soracağını söyler.
Diğer taraftan, Delphine ise, babasına gelip eşinin ondan boşanmak için şart koştuğunu söyler. Delphine'nin kocası sırf ünü kaybolmasın diye Delphine'nin adını kullanmak ister. Goriot kızlarının bu acılarına dayanamaz. Bir süre sonra hasta olup yatağa düşer. Eugene onun yanındadır, kızlarını son bir kez görmek istiyordur fakat kızlarına bildirildiği halde kızı Delphine güzel bir baloya katılır. Babasını ziyaret edeceği yerde baloda dans eder. Diğer kızı da bir türlü babasının yanına gelmez. Goriot artık ölecek gibidir, durumu çok ciddileşir. Eugene, Goriot'un kızlarıyla görüşmek ister ve ilkin Anastasie'nin evine gider. Anastasie'nin kocasına durumu anlatmasına rağmen kocası, Anastasie'yi babasının yanına göndermez. Delphine ile konuşmaya gittiğinde ise çok hastayım diyerek gelemeyeceğini söyler. Goriot kızlarının gelmeyeceğini öğrenince, kızlarına sitem eder. Bu hayatta onlar için her şeyimi verdim ama onlar, beni son kez görmeye bile gelmediler der. Adamın bilinci kaybolur ve o sırada Anastasie gelir babasının elinden tutar ve ağlayarak özür diler. Tabi babası bunu hissetmez. Artık babaları ölmüştür.
Delphine babası öldüğü sırada arabasından inip, oraya doğru gidiyordur ki Anastasie'nin sesini duyar. Goriot'un cenazesini Eugene kaldırır. Parası olmadığı halde rahip bulur ve cenaze töreni yaptırır. Kızları ise cenazeyi uzaktan izlerler. İşte hayatın gerçeği şudur: evlatlarına canını veren Goriot'a kızlarının yaptığı nankörlüktür.
370 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Yazarın en çok konuşulan, toplumsal ve psikolojik tahlilleriyle ön plana çıkmış eserine getirdik sırayı sonunda. Konu alınan içerikler çok ilgi çekici değil mi? Mesela hiçbir devrimin, zenginin fakiri sömürdüğü düzeni değiştiremeyeceğine dair inanç. Görünüşte epey eğitimli, taşra hayatını bırakmış ve zengin bir kültür havuzunda yüzen insanların aslında ne kadar yozlaştıkları ve birçok dizide dahi bunun görülmesine rağmen o dizilerin en çok seyredilen diziler olmaları sürekli kafamı kurcalıyor.

Son kısım çok önemli. Bu konuda Bir Havva Kızı romanında düşüncelerimi söylemiştim ama bu romanda da biraz bahsetmek gerek. Evlatlar ve onların yetiştirilme şekilleri. Yani çocuklara baskıyla, diretmeyle ve inatla bir şeyleri yaptırma ve o çocukların sıkıntılı bireyler olmasını mı yoksa hayatı biraz da kendilerinin tecrübe edip buna göre davranmaları mı daha doğru? Kusursuz ve mükemmel çocuklar yetiştirmek için yollarını sürekli temizlerseniz, bir gün siz olmadığınızda o yol kapanır ve artık işlemez. Eline malzemeyi alıp o yolu o çocuk da açmaya başladığında ise çok farklı bir durum ortaya çıkar. Umarım bu bir gün anlaşılır. Hepimizin başarılı ve kendine güvenen evlatlar yetiştirmesi dileklerimle...

Bunu söyleme sebebim de kitabı okuyanların göreceği üzere Madame de Nuncingen ve Madame de Restaud’un yani Goriot Baba’nın kızlarının özellikleri. Her istedikleri yapılmış, her şey hazır önlerine sunulmuş, şımarık iki insan. Dışarıda herkes böyle değil. Tanıdığınız 20-30 kişi de öldüğünde sizi tanıyan kimse kalmayacak, bu dünyaya hiç gelmemiş gibi olacaksınız sonuçta. Eh, bunu da düşününce bu kadar hava, ego da kime, niye diye soruyor insan.

Görüldüğü üzere kitabın üzerinden giderek, karakterleri anlatarak ben bile ufak bir mesaj verebiliyorsam bu kitabın bütününde ne mesajlar vardır değil mi? Var da zaten. Epey de hoşunuza gidecek, bak işte tam da bu, cümleleri kurabileceğiniz birçok yer keşfedeceksiniz.

Kitabın en önemli iki karakteri ise zengin bir tüccar olan ve bir üst sınıfa geçmek için bir alt sınıfı sömüren Goriot Baba ve ondan da önemli olan Eugene de Rastignac karakteridir. Aslında ideal bir karakterdir ve Goriot Baba ile alakalı bir durum yaşandığında (söylersem tadı kaçar) en vefalı çıkan da bu kişi olmuştur. En dipten yukarıya adım adım yükselen grubu temsil etmesiyle de önemlidir.

Arkadaşlar yazdıkça yazasım geliyor cidden oldukça etkili bir romandı ama yeter diyelim. Hepimize iyi okumalar dilerim..
304 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Başlıq kitabın qısa məzmununu əks etdirir məncə. Bir ata düşünün qızlarının "kiçik"nöqsanlarında belə onların haqlı olduğunu düşünəcək şeylər tapır, onların xoşbəxtliyi üçün onları uzaqdan görməyə çalışır, onlar borca düşmüş "sevgililəri" üçün  ağlamasın deyə onların borcu üçün əlində-ovucunda olan qəpik-quruşunu çıxardıb verir. Düşündünüz? Mən düşünə bilmədim. Belə bir sevgini heç xəyallarımda belə canlandıra bilmədim. Kitab ortalarına kimi çox sıxıcı gəlirdi mənə,bu qədər nəyi bəyənilib deyirdim. Amma sonu məni çox sarsdı və anladım nə üçün bu qədər sevildiyini.  Goriot Babanın qızlarını haqlı görmək üçün, xoşbəxt görmək üçün elədiklərini və qızlarının atalarına "sevgilərini" bildirmək üçün elədikləri hərəkətləri oxuduqca dondum qaldım deyə bilərəm. Sonsuz sevginin qarşılığı bu olmamalıydı.
Kurumuş yürekler görmek mi daha ürkütücüdür, boşanmış kafatasları görmek mi, kim karar verebilir?
Honore de Balzac
Sayfa 15 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Goriot Baba
Baskı tarihi:
31 Aralık 2001
Sayfa sayısı:
268
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757413291
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Morpa Kültür Yayınları
Honore’de Balzac (1799-1850) Tours’da doğdu. Mantık ilişkisi içinde birbirine bağlanan olaylar tutarlı kahramanlar ve güçlü diyaloglarla, belirli kurallara uyan klasik roman türünün yerleşmesinde önemli rol oynamış ünlü Fransız yazarıdır.

Gerçekçilik akımının başyapıtı sayılan Goriot Baba adlı bu romanında aynı kahramanlara tekrar tekrar yer vererek roman dünyasına bir bütünlük ve tutarlılık duygusu katmıştır.

Kitabı okuyanlar 7,9bin okur

  • Gurbetçi Genç
  • ciiii
  • Cengiz İnan
  • Handenur Karakurt
  • aynur.d.
  • Serkan Yıldız
  • A.Ş
  • Aslıhan Durgun
  • Leyla
  • Meçhul

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (1)
9
%0 (1)
8
%0
7
%0.1 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları