·
Okunma
·
Beğeni
·
21,7bin
Gösterim
Adı:
Odysseia
Baskı tarihi:
2020
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257966986
Orijinal adı:
Ὀδύσσεια
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Zeplin Kitap
Kitap TanıtımıOdysseus, Truva Savaşı yüzünden memleketi İthaka’dan uzaklardadır. Truva düştükten sonra, Odysseus uzun ve destansı yolculuğuna başlar; bütün isteği İthaka’daki eşine ve oğluna kavuşabilmektir ama kendisinin kaderine bir türlü karar veremeyen tanrılardan dolayı, yolculuğu boyunca birçok tehlikeyle karşılaşacaktır. Batı Edebiyatı’nın en eski metni olan Odysseia M. Ö. 8. yüzyıl civarı yazılmış; yüzyıllardır birçok dile çevrilmiş ve çevrilmeye devam etmektedir. Odysseia şiddete, zenginliğe, yoksulluğa, iktidara, evliliğe, aileye ve sıla hasretine dair evrensel bir metindir.
504 syf.
İlyada bir olayın, Odysseia bir kişinin destanıdır. Odysseia destanının sürükleyiciliği daha fazla, ilyada'ya göre anlatım tekniği daha başkadır.

Troya Savaşı biteli on yıl geçtiği halde, İthake kralı Odysseus, yurduna dönmemiştir. Karısı Penelopeia'ya talip olan İthake ve komşu ülkelerin gençleri Odysseus'un sarayına yerleşmiş, varını yoğunu sürdürmektedirler.
Odysseus'un öldüğü söylentileri çoğalınca , oğlu Telemakhos babasından haber almak için Troya'dan dönmüş Akha önderlerine gider.
Anlatım değişir; Olympos'taki tanrılar yedi yıldır Kalypso'nun adasında tutuklu olan Odysseus'un yurduna dönmesine karar verirler. Bu süreçte Odysseus'un başından geçen serüvenleri anlatılır.
Odysseus İthake'ye gönderilir. Dilenci kılığında Eumaios'un kulübesine sığınır. Yolculuktan dönen oğlu Telemakhos'la buluşur ve gidip saraydaki talipleri öldürürler.
Destan da Odysseus ve Penelopeia'nın yirmi yıllık ayrılıktan sonra kavuşmalarıyla kapanır.
İlyada'da tanrılar hem ön planda hem üst plandadır. Yeryüzündeki olaylara karışmak için yeryüzüne inerlerse de, asıl konutları Olympos'ta yani gerçeküstü, gerçekdışı bir dünyadadır. Odysseia'da Olympos'u tanrılarıyla birlikte yoğun bir bulut sarmış gibidir. Zeus asıl ve doğrudan doğruya yönetici rolünü başka tanrılardır. Eylemi asıl yöneten onlardır.
504 syf.
·5 günde·10/10 puan·Ne Okusam'dan
Tanrıların en çok sevdiği uyanık odysseus, Senin çilen bitsin artık, kavuş çocuklarına, dikkat et kendine, poseidon kızmıştır sana dalgalar ve fırtınalar canavarlar....
Hiç bitmesini istemeceginiz türden bir eser, nasıl bitsin ki?? Sanki sen varsın o gemide. Canavarlar arkadaşlarını yerken odysseus un dökülen damlalar senindir.
Karisi pelepona ne demeli peki
10 yıl boyunca hali dokumak ve geceleri sökmek nedir. Nasıl bir çiledir bu . Tanrılar nasıl bir kader belirlemiştir ona .sanki bir lanet kaplamıştı heryeri .
Nereye gitse ölüm takipteydi.
Oflayarak okuyacağınız bir efsane. Bu troyaa kahramanı odysseus un hikayesi....
412 syf.
Troya Savaşı'nın gizli kahramanı Odysseus'un, savaştan sonra eve dönüş macerasının destansı, masalsı ve romanvari anlatımı şeklinde kısaca tanımlanabilir Odysseia. Birçok başlık altında Homeros'un bu harika eserini incelemeye çalışacağım.

i) Öncelikle; kurgusu çağdaş romanları akla getiriyor. Nitekim eser üzerinde çalışan uzmanlar, kurgusundan dolayi değişik görüşler belirtmisler hatta birtakım oynamalar yapmaya çalışmışlar. Eserin bu kurgusu şu şekildedir: eser sondan iki kol halinde başlayıp bu iki kolun eserin bitimine doğru birleşiyor ve final yapıyor. Şöyle ki; Troya Savaşı'nı Akhalar Odysseus'un tahta at ile şehre sızma planıyla on senenin sonunda kazanmışlar ve şehri yerle bir etmişlerdir. Ardında dönüş yolculuğunda fırtınaya yakalanıp savruluyorlar. Ama öncelikle biz gözümüzü Odysseus'un şehri İthake'de açıyoruz. Odysseus gideli uzun yıllar olmuş ve karısı Penelope'ye İthake beyleri evlenmek için talip olmuş, Odysseus'un sarayına adeta postu sermislerdir. Penelope ise onları oyalamak için eşini aratmayacak akıl oyunları yapmaktadır. Odysseus'un savaşa giderken kundakta olan oğlu Telemakhos büyümüş, delikanlı olmuştur lakin bu malını mülkünü yiyen taliplere karşı eli kolu bağlıdır. İşte Telemakhos'un bu sebepten babasıyla ilgili bilgi almak için Nestor ve Menelaos'un yanına gidişi ve onlardan babasının kahramanliklarini dinlemesi kollardan ilkidir. Sonra macerasının son durağında bir krallikta hoş bir şekilde ağırlanan, dertli ve yorgun Odysseus'un yanında soluğu alıyoruz. Bu da diğer koldur. Burada Odysseus macerasını diğerlerine anlatmaya başlıyor ve biz de okumaya başlıyoruz. Bu iki kol tanrılar eliyle İthake'de birlestiriliyor ve Odysseus ile oğlu intikamlari için mücadele etmeye başlıyorlar eserin bitiminde. Eser; destan, masal ve roman olma özelliklerinin hepsini barındırıyor gibidir. Odysseus'un eve dönüş macerasında yaşadıkları adeta bir masal dünyası gibi gelir. Hakim atmosfer destandir, öte yandan ise çokça karakter ve olayın birleşiminden oluşmuş sürükleyici bir romandir.

ii) Eser aslında kutsal kitap özelliği de barındırır. Biz 21. yy'da bu eseri mitolojik bir destan olarak okuyoruz lakin aynı eseri eski Yunan'daki insanlar bir kutsal kitap gibi okumuşlar ve kusaktan kusağa anlatagelmislerdir. Bu görüş benim başımdan çıkan bir sav değil birçok uzmanın savunduğu bir savdır. Esere dikkatle baktığımızda bu savın oldukça güçlü olduğunu bizler de görebiliriz.

Kitapta hakim atmosfer zaten kader ve Tanrılar etrafındadır. Her şeyin tanrıların elinde olduğu ve onlar ne dilerse yeryüzünde onların olabileceği mesajı yogun bir şekilde metinde vurgulamaktadır. Aynı zamanda insanların başlarına gelen kötü işlerden kendilerinin sorumlu olduğu da belirtilir. Tanrılar yağma edecek, kötü işler yapacak insanlara bu fırsatı verirler lakin sonradan onların içine huzursuzluğu da. İnsanlar bunlar karşısında her daim sabırlı olmalı, tanrılara karşı şükretmekte ısrarlı olmalı onlara sürekli kurbanlar vermeli, onların adını sık sık anmalilardir. Aynı zamanda insanlar dogruluktan, dürüstlükten ayrılmamalilar yani töreye sıkı sıkı uymalılardir. Zaten başlarına gelen kötülükler de töreye yani düzene uymamaktan ve baş kaldirmaktan gelmektedir. Tam bu noktada, baş kaldirmanin ve aynı zamanda cin fikirliligin, zekanın, kurnazlığın eski Yunan'da vücut bulmuş hali Sisifos'tan bahsedelim: Sisifos, hayatı kurnazliklarla ve tanrılara karşı suç işlemekle geçmiştir. Birisi onun sürülerini çalmış ama ineklerin ayaklarına koyduğu işaretlerle bu kişiyi yakalamıstir. Bu esnada bu kişi kızını evlendirmektedir. Sisifos bir yolunu bulup kızın yatağına girer ve onu hamile bırakır. Öte yandan Sisifos, Zeus'un yine bir çapkinligini ele vermiş ve bu yüzden Zeus tarafından yıldırımla cezalandırılmış ve Hades'e yani ölüler diyarına gönderilmiştir. Lakin Sisifos öncesinde eşine kendisine cenaze merasimi yapmamasıni salık vermiş. Ölüler diyarında bunu kullanarak Hades'i, kendisine cenaze merasimi yapmayarak ruhunun şad olmamasina neden olan karısını cezalandirmak için yeryüzüne çıkmaya izin almış. Tabi, Sisifos yeryüzüne çıktıktan sonra ölüler diyarına dönmeyi reddedip uzun yıllar yaşamis. Ama bir gün herkes gibi ölünce ölüler diyarına dönmüş olur. Zeus, bu kurnaz adam kafasını cin fikirlilige çalıştırıp da başımıza bela olmasın bir daha diyerek Hades'ten ona bir ceza vermesini ister. Ceza hepimizin bildiği üzere, ölüler diyarında Sisifos, bir kayayı tepeye çıkaracak ve tam zirveye çıkmışken kaya yeniden yere düşecek ve Sisifos sonsuza kadar kayayı bu şekilde tepeye çıkarmaya çalışacaktır. Bu arada bu kurnaz Sisifos bir kadını gebe bırakmıştı, işte o bebek şu an incelemesini yaptığım eserin kahramanı Odysseus'un ta kendisidir. Halk tabiriyle tam babasının oğlu yani Odysseus.

Eski Yunan'in 'kutsal' metinlerinde bir düzen tasvir edilir aslında: Olimpos'taki Tanrılar, yeryüzü ve içindeki insanlar ve yeraltı diyarı yani ölülerin ruhları. Tanrılar da kendi aralarında hiyerarşik yapıya sahiptir. Baş tanrı Zeus'tur. O da bu makamı savaşarak ve aklını kullanarak kazanmıştır. Yeryüzünde ise insanlar arasında da hiyerarşik yapı hakimdir. Bir kere köle kurumu oldukça aktiftir. Hatta eserde bir pasajda; köle olanların erdemlerinin tanrılar tarafından yarıya düşürülmüş olduğu söylenir. Feodal bir yapı hakimdir, zira Troya'ya savaşa farklı farklı şehirlerin kralları, krallar kralı Agamemnon'un çağrısı ile gelmiştiler. Toplumda sıkı bir ataerkil yapı hakimdir. Nitekim baş Tanrı Zeus da sık sık gelip kadınlara zorla sahip oluyorken, cemaatin ne olacağı üç aşağı beş yukarı belli oluyor. Agamemnon, Troya savaşı dönüşünde kan davalisi olduğu biri ve eşinin tuzağına düşüp öldürülmüştür. Odysseus'a ölüler diyarında feryat eden Agamemnon, karısının yaptığı bu iğrenç olayın lekesinin tarih boyu her kadının -ne kadar iyi ve namuslu olurlarsa olsun- üzerine kalmış bir leke olduğunu söyler. Sonra, metinde sık sık 'kızoğlankız' olmaya da vurgular vardır. Kızların dedikodulara mahal vermemesi gerektiği, hamarat bir kadının ovulmesi, kadının cinsel iştahından korkulmasi veya tehlikeli bulunulması izleniminin verilmesi diğer bu yönde verilebilecek örneklerdir.

Kutsal kitap derken bunun içinde bir örf ve adetlerin bulunduğu unutulmasin. Zira zaten kutsal kitaplar da bu özelliği barindirabiliyorlar. Bunlardan; cenaze merasimine verilen önem akla geliyor hemen; öyle ki Odysseus'un yanına ölülwr diyarinda, ilk olarak Kirke'nin adasında damda yatarken oradan düşüp ölen bir adamının ruhu gelip, buradan çıktığında Odysseus'un adaya dönerek cenaze merasimini yapmasını ve böylelikle ruhunun huzura kavusturulmasini ister. Misafirperverlik diğer dikkat edici bir özelliktir. Eser boyunca sık sık buna vurgu yapılıyor; öyle ki bir misafirin karnı doyurulmadan ve o yeterince dinlenmeden nereden gelip nereye gittiği, kim olduğu dahi sorulmuyor. Misafire kötü davrananlar kötü görülüyor. Keza aynı durum aynı seviye kadar olmasa da dilencilere muamele için de geçerli diyebiliriz. Dilencilere iyi davranilmasinin iki nedeni var gibi gözüküyor: Birincisi onların tanrı misafiri oldukları yani tanrının onları gonderdigi, ikincisi de tanrıların sık sık dilenci kılığında insanlar arasında gezdikleri inancidir. Diğer değerli görülen sınıf ise ozanlardir. Zira ozanlarin önemi şudur; tanrıların ve insanların destanlarini, agitlarini dillendirerek onların ölümsüz olmasını yani hikayelerinin çağlar boyu aktarılmasını sağlarlar. Hem de belki bu sebeptendir; ozanlara ilham perilerinin(musalar) geldiği inancı hakimdir. Eserde sık sık gözümüz çarpan bir erdem, sözünde durmaktir. Öyle ki yoksulluk bile insanın sözünde durmasına ve doğru sözlü olmasına engel olmasın denilir. Tabiki, bir eve dönüş macerasında vatan sevgisi, özlemi; sılaya özlem de merkezde bulunmaktadır. Öyle ki İlyada'da önemli bir seçimle karşı karşı kalan karakter Akhilleus'tu. Odysseia'da ise Odysseus'tur. Odysseus, Tanrıça Kalypso'nun adasında yedi sene kalır. Kalypso, kendisiyle kalırsa ölümsüz olacağını söyler yok giderse ise ölümlü olarak hayatına devam edecek, ailesine kavusacaktir. Odysseus vatanına, ailesine dönmeyi tercih eder.

iii) Eser bir kral veya yönetici nasıl olmalıdır, bunun mesajını vermektedir. Bu kralın özellikleri; dogruluktan şaşmamasi, halkını bey gibi yaşatmasi; halkına ev, aile ve iş sağlayabilmesi, tanrılara saygılı ve bağlı olmasi, töreye sıkı sıkıya bağlı kalması, çevresindekilere danışmasi, aklı ve düşünce gücü yüksek olması yani kararlarını düşünerek akliyla planlar, stratejiler yaparak alması örnek olarak verilebilir metinden. Yani Odysseus ideal kral olarak sunulmaktadir Homeros tarafından. İncelemenin başında da Troya Savaşı'nın gizli kahramanı o demiştim. Zira bunda sıkışan her durumda aldığı kararların ve bulduğu çözümlerin, savaşın aslında başlamasina olan payı da vardır. Bunlar yanısıra da diğer iki kahraman yani Akhilleus ile Hektor nihayetinde öldüler. Ancak Odysseus ise hayatta kalmayi başarmıştır. Yine ikisi daha çok kas gücüyle ön plana çıkarken Odysseus daha çok akıl gücü ile kendini gösterir ve akıl gücü, kas gücünden üstündür; çünkü insanın hayatta kalmasını sağlar diyebiliriz. Tabi, akla öldüler ama kahraman olmalarını bu değiştirmez denilebilir. Doğrudur ama Homeros'un iki eserinde de aslında vurgulanan iki temel unsur 'barış' ve 'hayat'tir; bu ikisi savaş ve ölümden yeğ tutulur. Bu savı, Odysseus'a ölüler diyarında Akhilleus'un, Odysseus kendisine şanlı bir şekilde ölmesini övünce verdiği ibretlik cevapla(#59928368)
ve eserin başka pasajlarinda halkiyla barış içinde yaşamanın öneminin övülmesi gibi kısımlarla destekleyebiliriz. Bunlara ek olarak eserde ÖLÜ İNSAN = DÜŞÜNMEYEN/ DÜŞÜNEMEYEN İNSAN eşitliği kurulmaktadir.

iv) Eser, Ataerkil ile Anaerkil düzenin çatışması şeklinde de okunabilir. Bunu, Odysseus'un macerasında birinde bir yıl diğerinde yedi yıl esir(imsi) kaldığı iki adanın sahibi Anaerkil yapının tanrıçalari olan Kirke ve Kalypso'nun geçtiği kısımlar ile destekleyebiliriz. Bu iki tanrıçanın Anadolu'nun ana tanrıçası Kybele ile ilişkili olduğu belirtilmiş sözlüklerde. Odysseus önce Kirke'nin adasına yolu düşer. Orada Kirke onun adamlarını domuza dönüştürür. Odysseus, Athena'dan aldığı yardımla onu alt eder ve Kirke de ona aşık olur ve bir yıl mutlu şekilde yaşarlar. Yani ataerkil düzene sahip Yunan Panteonu, anaerkil düzene sahip Anadolu ana tanrıçalarına karşı Odysseus'a yardım etmiş ve onu buradan kurtarmıştir. Maceranın sonlarına doğru Odysseus, Kalypso'nun adasına düşer. Orada Kalypso onu alıkor ama ona gayet iyi bakar. Kalypso onu kendisine eş olarak alır ve yedi yıl bu şekilde yaşarlar. Ancak mutsuz Odysseus'a yardım yine Yunan Panteonundan hatta baş tanrı Zeus'tan gelir. Zeus'un Odysseus'u bırakması ýonündeki emri Kalypso'ya gelince Kalypso önemli bir tirad verir; adeta isyan eder bu ataerkil tanrılara:

"Amma da kıskançsınız, tanrılar, yazık size!
Çok görürsünüz bir erkekle yatmasını bir tanrıçanın
sevdiği erkeği koca diye almasını, açıkça..."
der ve devamında bu tanrıların yaptığı benzer işleri de bir bir sayar.

Erkek bir kahramanın iki defa anaerkil denilenilecek tanrıçalarin eline düşmesi ve buna her defasında son veren ataerkil Olimpos tanrıları, bir nevi tehlike olarak veya nahoş görülüyor diyebiliriz Kirke ve Kalypso özelinde anaerkil yapı.

v) İnsan - Doğa çatışması: Odysseus'a macerasında en çok zorluk çıkaran hatta başlıca zorluk çıkaran denizlerin Tanrısı Poseidon'dur. Odysseus, tepegozlerin diyarında onun oğlu olan tepegozun gözünü kör etmiş ve bu tepegöz de babasından Odysseus'un evine donememesini veya dönecekse de bin türlü cefa çekerek dönmesini istemiştir. Poseidon da bu yüzden eser boyunca Odysseus'a cektirmedigini bırakmaz. Odysseus az önce ifade ettiğimiz gibi ideal kraldır ve en büyük özelliği aklını çok iyi kullanmasidir. Nitekim insan olmayı düşünmekle özdeşleştirilmisti. Haliyle de Odysseus'u bilinçlenen insan olarak görüp, insanın insan olduğundan beri doğaya karşı verdiği zararları; Poseidon'un (doğanın) oğlunun gözünün kör edilmesi şeklinde anlatılmasi olarak anlayabiliriz. O zamandan beri de doğaya karşı insanın amansız mücadelesi devam etmektedir.

vi) Aşk unsuru da var tabiki, eşini yirmi sene bekleyen, çıkan talipleri akıl oyunlariyla oyalayan Penelope ile ölümsüz olmayı elinin tersiyle itip, türlü zorluklar karşısında yilmayip akıl oyunlarıyla eşine dönmeye çalışan Odysseus'un aşkı... Ayrıca bu ikisinin ilişkisi; tencere yuvarlanmis kapağını bulmuş sözündeki gibidir.

vii) Son olarak dikkatimi çeken iki pasaj vardı, aklıma başka birkaç metni getiren:

"söylenenleri ANLIYORUM, gelişti göğsümde YÜREĞİM."

"ve koca DİREKLERİ omuzlarında taşır
YERİ GÖĞÜ birbirinden AYIRAN DİREKLERİ"


iyi okumalar...
456 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10 puan
Tüm faniler arasında kurnazlıkta ve akılda en önde gelen şanlı kral Odysseus mu dersin yoksa tüm faniler arasında güzellikte ve sabırda en ön de gelen, İthake çevresindeki topraklara ün salmış güzeller güzeli kraliçe Penelopeia mı? Peki İthake kralı Odysseus'un ve kraliçesi Penelopeia'nın özelliklerini birbir alan şanlı varis Telemakhos'a ne demeli.

20 yıl sabırla eşini bekleyen bunun da yanında tüm İthakeli taliplerini yıllarca kandıran Penelopeia'nın, Paris'in Helene'yi kaçırmasıyla yıllarca sürecek savaşın başlaması(İlyada destanı) ve bu savaşın en ön saflarında Agamemnon, Menelos gibi Sprata, Mykene krallarıyla savaşan Odysseus'un, çocuk yaşta babasının gidişini gören, 20 yıl sonra yiğit ve genç bir delikanlı olduğunda annesinin taliplerinin getirdiği yıkımdan bıkıpta İthake kralı şanlı Odysseus hakkında bilgi aramaya çıkan Telemakhos'un uzun soluklu bir hikayesi bu destan.

300'e yakın tanrıyı bu kitapta okuyacak, öğrenecek ve unutacaksınız. Lakin üzülmeyin yaklaşık 20-30 tanesi kesinlikle aklınızda kalacaktır. Şüphe yok ki bunlardan bir tanesi zeka tanrıçası Zeus kızı Athene olacaktır. Çünkü destanın anlatıldığı 12 bin dize boyunca sizi hiç bırakmayacak, tam nereye kaybolduğunu sorduğunuzda Odysseus ve ailesine yaptığı yardımlarla karşınıza çıkacaktır.

Son olarak şunları söyleyebilirim ki, inancınıza, dininize bu anlatılan mitolojik özellikler ters düşebilir, metafizik ötesi Yıldırım atmalar, 3 başlı ok atmalar ters düşebilir lakin sakın unutmayın; yaşam boyunca başka birilerinin hayatını yakından görebileceğiniz, tek gerçek(her ne kadar kurgu da olsa), akıllı ve bir o kadar da karmaşık şey olan kitaplardan bir tanesi bu da. En azından ben bu karmaşıklığa, akıllılığa ve gerçekliğe bayılıyorum.
504 syf.
·13 günde
Neredeyse bütün batılı düşüncenin yazılı ve yazısız kaynağını oluşturan İlyada ve Odysseia kitaplarını okumayı tamamladım çok şükür :)) İlyada'yı okumak zaten başlı başına bir eziyet ama o okunmadan da Odysseia anlaşılmayacağı düşünüyorum konular bağlantılı olduğu için.

Peki, neden okudum bu kitapları ?
Öncelikle batı literatürünün beslendiği en başlıca kaynaklar bunlar...
Inançlarının kaynağı da bu kitap, yani ibadet etme şekillerini vesaire bunlara göre yapıyorlar.
Amerikan filmlerinin vazgeçilmez tanrılarının asıl hâllerini görmek de enteresan bir deneyim olacaktı benim için...
Ve son olarak bazı fikirleri hoşuma giden bir filozof var onun tavsiye ettiği bir kitaptı.

Farklı din anlayışlarını merak edenler okuyabilir . Hem okurken de bir yandan savaş ve aksiyonun olduğu bir destan okumuş olursunuz. Ve bu destan bilinen ilk destanlardan olduğu için de insanların o çağdaki hayat tarzı ,anlayış ve daha birçok konuda bir fikriniz olabilir. Iyi okumalar .
456 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bana göre dünya edebiyatındaki efsane ve masalların kaynaklığını rol edinmiş; anlatımının güzelliğiyle okuyucuyu sarıp sarmalayarak onu kendine bağımlı yapan bir yapıt.
Ilyada’nın en önemli karakterlerini içerdiği için Ilyada’yı okumadan bu yapıtı okumak çok büyük eksiklik olur.
456 syf.
·Puan vermedi
Ilk hikâyeci tarih yazıcılarından olan Herodotos ile birkaç yıl önce sürekli karıştırdığım Homeros' un, Antik Yunan mitoloji kitaplarından biri.
Kahraman Odysseus'un anavatanına dönüşünde yaşadığı maceraları destansı dil ile anlatılmış. Içinde maceralar ile ilgili epik şiirler de mevcut.
Mitoloji ile ilginiz varsa okuyacağınız kitaplar arasına ekleyebilirsiniz. :)
456 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Avrupa Edebiyatı’nın kurucusu büyük ozan Homeros'un yazdığı İlyada'nın devamı niteliğinde olan destana adını veren kahraman Odysseus’un diğer adıyla yiğit Ulysses’in Troya Savaşı sonrası ülkesi İthake'ye dönüşünde başına gelenleri konu alır. İlyada Destanı bir olayı; Troya Savaşında yaşanan aşk,ihanet,kahramanlık,ölüm,rekabet,hırs gibi konuları , Odysseia Destanı bir kişiyi; Truva’nın düşmesinden 10 yıl sonra zeki,güçlü,kurnaz Odysseus’un evine dönünceye kadar yaşadığı maceraları, engelleri anlatan epik bir destandır. Bu destandaki olaylar Truva Destanındaki olayları izleyecek şekilde anlatılmış , birbirini tamamlayıcı özellikte aktarılmıştır.
Odysseia 'da geçmiş ile şimdiki zaman arasında gidip gelerek anlatılan olaylar, modern edebiyatta bilinç akışı tekniğinin öncüsü olarak kabul edilir.
456 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Kibir ve öz benliğe olan şiddetli sevginin, takdir etme duygusunu köreltecek noktaya erişmesiyle ne kadar büyük felaketler çıkabileceğini görmemizi sağlayan bir tablo çiziyor gözümüzde, ayrıca sadakatin ne kadar kırılgan bir erdem olduğunu da gözler önüne seriyor. Ara sıra tekrarlara düşüyor ama ağızdan ağıza anlatılan bir destan olduğu için tekerrürler zaten beklenen şeyler. Haricinde dili ve anlatış biçimi arkaplanına dair ön bilgi edinilmezse biraz ağır gelebilir. Çok fazla isim içermekte olduğunu da belirtmekte fayda var.(Evet çok çok fazla) Tek eksi vereceğim yanı orjinal dilindeki estetik yapının çeviride korunamamış olmasıydı.
412 syf.
·44 günde·9/10 puan
"Erken doğan gül parmaklı Şafak görününce"
Başlamadan önce bir destan ve eski yazımlı olmasından dolayı sıkalacağımı düşündüğüm bir kitaptı ama elimden bırakamadım. Destanın devamını merakla okudum. Osysseus'un maceraları ve uzun süren çilesi. Gerçekten güzel ve okumaya değer.
456 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10 puan
Odysseia bitti. İlyada'nın hemen peşine okumak istemiştim ama 3 yıl sonra anca okuyabildim. Kitap, Troya Savaşı'ndan ancak 10 yıl sonra vatanına dönebilen Odysseus'un bu 10 yılda başından geçenleri ve ülkesi İthake'ye döndükten sonra düşmanlarından intikam alma çabasını konu alıyor. Odysseus karakterini İlyada'da sevmediğimden dolayı bu kitabı beğenmeyeceğimi düşünüyordum ama aksine kitabı çok beğendim. Kitabın yazım tekniği bazı yerlerde İlyada'nın bile önüne geçtiği için sevmediğim ana kararkterli bir kitabı çok sevdim. İlyada'yı daha çok seviyorum ama iki kitabı kalite olarak birbirine denk buldum.

İlyada ve Odysseia okullarda zorunlu olarak okutulmasını en çok istediğim eserlerin başında geliyor. Kitapların yazarı Homeros'un Anadolu kökenli birisi olduğundan dolayı bu eserler bizim kültürel mirasımız ama Milli Tarih Anlayışı'mızda ülkemizin Pagan ve Hristiyan dönemleri yok sayıldığı, görmezden gelindiği için bu iki esere Yunanlılar tek başlarına sahip çıkıyorlar.
"Ama yine de insan acıya dayanabilir,
gündüzleri kaygılı gönülle ağlayıp uyuyabilse geceleri,
çünkü uyku bir örttü mü gözkapaklarını insanın
unutturur iyiyi de, kötüyü de, her şeyi."
Homeros
Sayfa 343 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Gitmek istemeyen bir konuğa soğuk davranmak da bir, gitmeye can atanı zorla alıkoymak da...Kalmak isterse ağırla , gitmek isterse bırak gitsin...
Homeros
Sayfa 255
"Gerçi hepimizin payıdır ölüm,
Uğursuz ecel ölüm döşeğine serince insanı,
Tanrılar bile uzaklaştıramaz ölümü onun başından."
Homeros
Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Tanrılar vermez insana bütün güzel, iyi şeyleri,
boy bos ve akıl ve söz ustalığı toplanmaz bir adamda.
Tanrı kimine güzellik vermemiştir ama
bakarsın bir konuşur, bütün gözler ona döner,
ölçülü sözleriyle sevdirir kendini halka,
bakarlar ona her geçtiği yerde tanrı gibi.
Kimi de güzellikten yana tanrılara benzer ama,
bir konuşması vardır, berbat mı berbat."
Homeros
Sayfa 131 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Erkekle kadının bir çatı altında
anlaşması kadar güzel, tatlı ne var,
çatlatır düşmanlarını, dostlarını sevindirir,
kendileri de mutluluk içinde yaşar."
Homeros
Sayfa 107 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Ne diye insanlar tanrılardan bilir birçok şeyi!
Sanırlar bütün belalar bizden gelir,
oysa kaderin dışında acı yığar başlarına
kendi kendileri, kendi taşkınlıkları."
Homeros
Sayfa 4 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Şu uğursuz karnımız yüzünden nice dertler çekeriz biz insanlar, oradan oraya sürünmeler, acılar, kaygılar hep onun yüzünden.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Odysseia
Baskı tarihi:
2020
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257966986
Orijinal adı:
Ὀδύσσεια
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Zeplin Kitap
Kitap TanıtımıOdysseus, Truva Savaşı yüzünden memleketi İthaka’dan uzaklardadır. Truva düştükten sonra, Odysseus uzun ve destansı yolculuğuna başlar; bütün isteği İthaka’daki eşine ve oğluna kavuşabilmektir ama kendisinin kaderine bir türlü karar veremeyen tanrılardan dolayı, yolculuğu boyunca birçok tehlikeyle karşılaşacaktır. Batı Edebiyatı’nın en eski metni olan Odysseia M. Ö. 8. yüzyıl civarı yazılmış; yüzyıllardır birçok dile çevrilmiş ve çevrilmeye devam etmektedir. Odysseia şiddete, zenginliğe, yoksulluğa, iktidara, evliliğe, aileye ve sıla hasretine dair evrensel bir metindir.

Kitabı okuyanlar 2.512 okur

  • Murat Küçükkaya

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları