Çevirmen:
Hasan İlhan
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·%17 (60/342 syf.)·
ilginç bir kitap. Franz Kafka nın çok değişik bir anlatım biçimi var. Kitap beni sarmadı.Çok sıkıcıydı. Direndim bitmesi için ama baktım olmuyor yarım bırakmak zorunda kaldım.
ŞatoFranz Kafka · Alter Yayıncılık · 201412,3bin okunma
Puan vermedi·342 syf.··
2020 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2020 14:03
Eser alip götürmek istiyor fakat yazı karakteri küçük olduğu için bu eseri fazlası ile etti altında bırakmış. Kurgu ve içerik bakımından problem yok yine de son açıkta bırakan durumlar sergisi... Keyifli okumalar...
ŞatoFranz Kafka · Alter Yayıncılık · 201412,3bin okunma
Kafkaesk
8/10
·360 syf.··
2024 80. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2024 20:36
l Kafka'dan okumuş olduğum bu eser, Yarım kalmış bir kitap. Kafka'ya 1917 yılında Tüberküloz tanısı konur, Eseri 1921-22 yılları arasında yazmaya başlar. 1924 yılında vefat eder. Yarım kalmış bu romanı Kafka'nın yakın arkadaşı Max Brod tarafından neşredilen eseri Şato, Dava kitabı ile ilişkilendirilebileciği gibi, başlı başına ele alınmaya değer bir yapıttır. l Eser, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun modern ulus devletlere ayrışmasının ertesinde kaleme alındığından, muhtevasında geleneksel otoritenin nasıl bir düzene evrileceği hususunda sorgulamalar barındırarak, K. isimli bir kadastrocunun şato tarafından görevlendirildiğini iddia etmesi üzerine gittiği köyde karşılaştığı esrarengiz bir kont, ona ait bir şato, diktatörce eğilimler gösteren ve hiyerarşi gölgesi altındaki çok sayıda bürokrat içerisinde şato'ya ulaşma gayreti gözler önüne serilmektedir l Kafka, tıpkı Dava adlı kitabında olduğu gibi Şato'da şeffaflıktan yoksun, işlemeyen kurumlar ile otorite ve bürokrasiyi hicvederek, politik ve sosyolojik açıdan modern insanın köyden kente göçüyle köküne, memleketine yabancılaşmasını ve hiçbir yere ait olamayışını; yine modernleşme ile beraber ivme kazanan sınıflar arası eşitsizlik ile yozlaşan toplumsal dengeye atıfta bulunmakta, psikolojik açıdan ise bireyin iç dünyasındaki çatışmaları sembolik olarak resmederek, iç dünyayı dış evren ile harmanlayarak yazıya dökmektedir. l Şato okuyucusu, eserin muammalarını çözmek adına her nevi karmaşa, ikilem ve müphemliğin arasından yolunu bulmaya çalışacak, 'aktif' bir okuma seyrine dalarak, alt metni çok zengin, çok katmanlı bir kitap olan Şato ile devletin ve bürokrasinin çetrefilli yapısına, statü sahibi insanın erişilmezliğine beraber eşlik edecek, öte yandan hiyerarşik sistemi oluşturan tabakaların birbirlerinden ne
İnceleme
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma
Kafkaesk...
9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2023 98. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2023 13:39
Karamsarlığı, yalnızlığı, varoluş sancıları, umutsuzluğu, yaşadığı topluma yabancılaşması, yahudi oluşu ve şanssızlığı ile Franz Kafka… Üç kız kardeşini nazi kamplarında kaybeden, aşktan yana şansız olan ve üç defa nişanlanan, anksiyete bozukluğu ile mücadele eden, babasının baskısı ile büyüyen, eğitimini bile bu yönde değiştiren, gündüz boş vakitlerinde uyuyup gecelerini yazmaya ayıran, eserlerinde metaforik anlatımı benimseyen, tüberküloz hastası, hayatı boyunca kendini “zavallı ve yararsız” hisseden, yazar Franz Kafka… Şaheser olarak tanımladığı ilk eseri Yargı için, “beden ve ruhun eksiksiz açılımı” diye bahseden Kafka, aslında bütün eserlerini bu cümle üzerine temellendirmiş. Franz Kafka, 1922 yılında tüm yazılarını ölümünden sonra imha etmesi için bir mektupla birlikte en yakın arkadaşı Max Brod’a gönderir. Mektupta günlüklerinin, mektuplarının, el yazmalarının, eskizlerinin okunmadan yakılmasını ister. 1924 yılında Kafka vefat eder. Max Brod okuduğu bu yazıları derleyip toparlayarak 1925 yılında “Dava” kitabını yayınlatır. Kafka’nın yazılarının orijinalleri Prag’taki Kafka Müzesi’nde sergileniyor. Kafka, tüberküloz hastalığından dolayı işten erken emekli olduğu dönemde, kendini tamamen yazmaya adar ve bu dönemde “Şato” kitabını kaleme alır. Bu kitabında gecenin bir vakti, karla kaplı ıssız bir köye Şato tarafından kadastrocu olarak atanan Bay K.’nın hikayesini okuyoruz. Bay K.’nın topluma kendini kabullendirme çabasını, bürokrasi ile mücadelesini, okuyoruz. Bay K.’nın otorite ile mücadelesini okurken satır aralarındaki o sıkışmışlık duygusu biraz okuyucuyu boğuyor ama kitap bırakılmıyor. Kafka eserleri içerisinde en çok yarım bırakılan eserin Şato olmasının temel sebebi sanırım bu. Ulaşılmaz bir hedefin boş ve umutsuz arayışıdır, Şato kitabı. Franz
Edebiyat
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma
7/10
·360 syf.··
2025 192. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2025 11:18
Şato – Franz Kafka Şato, Kafka’nın insanın sistem karşısındaki çaresizliğini en yoğun hissettiren romanlarından biri. K.’nın şatoya ulaşma çabası, baştan sona bir belirsizlik ve engellenmişlik hâliyle ilerliyor. Ne kurallar net, ne muhataplar gerçek anlamda ulaşılabilir. Bu da okurda sürekli bir tedirginlik duygusu yaratıyor. Roman boyunca asıl mesele şatoya varmak değil; varamamak. K. ne kadar çabalarsa çabalasın, her adımda daha karmaşık bir bürokrasinin içine çekiliyor. Kafka, burada bireyin kendini kanıtlama ihtiyacını ve sistemin buna nasıl kayıtsız kaldığını çok güçlü bir şekilde gösteriyor. Ancak Şato kolay okunan bir kitap değil. Tekrar eden diyaloglar, uzayan konuşmalar ve bitmeyen bekleyiş hissi zaman zaman yorucu olabiliyor. Yine de bu zorluk, anlatılan duygunun bir parçası gibi. Okur da tıpkı K. gibi sabırsızlanıyor, sıkışıyor ve bir türlü ilerleyemediğini hissediyor. Şato, bana insanın sürekli bir yere ait olma ve kabul edilme arzusuyla yaşadığını düşündürdü. Ama bu arzu, çoğu zaman karşılık bulmuyor. Kafka’nın dünyasında umut var gibi görünüyor ama hiçbir zaman tam olarak somutlaşmıyor. Bitirdiğimde içimde kalan şey, cevapsız sorular ve bitmeyen bir eksiklik hissi oldu.
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma
Kitap bitmedi, bitemedi...
Puan vermedi·272 syf.·
2026 57. kitabı
Çünkü Şato’ya ulaşmak ya da o sistemi çözmek imkansızdı. Çünkü yarım kalmasının sebebi sadece Kafka’nın hastalığı veya ömrünün yetmemesi değildi; bu felsefi olarak da bitirilmeye mahkûm bir kitaptı. Kafka bu kitabı 1920’lerin başında yazdı. O günden bugüne köprünün altından çok sular aktı, teknolojiler gelişti, sistemler dijitalleşti ama özdeki o soğukluk ve labirent yapısı hiç değişmedi. Eskiden kağıt evrakların arasında kayboluyorduk, bugün dijital ekranların, e-devlet kapılarının, onay kodlarının ve telesekreterlerin arkasına saklanmış bir Şato var. Güç yine aynı güç, sadece maskesi değişti. İnsan yine sistemin karşısında aynı mecburi çaresizlikle bekliyor. Bu yüzden de kitap bitmedi, çünkü o düzenin yarattığı çaresizliğin insanlık tarihinde bir sonu yok. Kafka da, sonunun olmadığını bildiğinden romanı üç noktayla, yarım kalan kelimelerin ortasında o büyük boşlukla bıraktı, olamaz mı? Bizim için en somut kanıt bu olabilir: K. o kapıdan içeri girmedi ya da köyden tamamen çekip gitmedi. Bugünün dünyasından Şato'ya bakınca ona bürokrasi deriz, devlet deriz ya da insanı ezen herhangi bir kurumsal çark deriz. Ne içindeyiz, ne dışında kalabiliriz. İnsanı yutan o ruhsuz, devasa sistemlerin ta kendisi. Bitebilir mi... Çevirmen İlknur Özdemir önsöze şu cümleyle başlıyor: "Şato’nun, edebiyatın anlaşılması zor yapıtları arasında yer aldığı kuşkusuz." ve şöyle bitiriyor: "Kafka’nın yapıtları kuşkusuz kendi kişisel nevrozunun simgelerini taşıyor... Yapıtları, günümüz toplumunda çoğunluğun değilse de pek çok kişinin hissettiği bir şeyi ifade ediyor: başka insanlara temelden duyulan bir güvensizlik, kişinin kendi değeri konusunda içini kemiren kuşku, bireyin başkaları tarafından takdir edilme ve tanınma hakkı. Şato gerçekten okuyan insanı boğabilir. Çünkü kitapta göze çarpan
Alıntı
ŞatoFranz Kafka · Yapı Kredi Yayınları · 201912,3bin okunma
5/10
·320 syf.··
2025 52. kitabı
https://1000kitap.com/gonderi/278832149 Kitabı okurken hissettiğim tam da buydu. Belki Kafka severler bana kızacak ancak kitabın ana teması ( gereksiz yoğun bürokrasinin, kutsallaştırılmış kurumların ve liyakatsizliğin devlet mekanizmasını neredeyse işlevsiz hale getirmesi durumu) dışında neredeyse hiç beğenmediğim bir eser oldu. Aşırı yoğun ve sıkıcı gündelik diyaloglar sıradan oldukları halde önemli gösterilmeye çalışılmış gibiydi ve tarif edilen mekanlar ile beraber absürt bir görüntü canlandırıyordu kafamda. Bu hali ve baş karakterinin K şeklinde adlandırılması ile bana Orhan Pamuk'un KAR romanını anımsattı sık sık. Ayrıca anlatılıp anlatılmalıdığı bile belli olmayan hikaye ortasında ama hiç bir yerde bitiyor olması da eseri benim için tatmin edicilikten çok uzağa koyuyor. En nihayetinde okuduğum en yorucu ve sıkıcı eser olabilir.
ŞatoFranz Kafka · Felsefe Kulübü Yayınları · 201612,3bin okunma
#bürokrasi #otorite #sistemlemücadele
Puan vermedi·360 syf.··
2023 8. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2023 13:39
ŞatoŞato Franz KafkaFranz Kafka Franz Kafka’nın okunması kolay olmayan ve yarım kalmış romanlarından bir tanesi Şato. Ağustos 1917’de Kafka’ya tüberküloz tanısı konmuş, 27 Ocak 1922’de Şato’yu yazmaya başlamış fakat tamamlayamadan 3 Haziran 1924’te ölmüştür. Yarım kalmış bu roman ,1926 yılında Kafka’nın yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlanmıştır. Kafka bu romanında modern bürokrasi ve bunun toplum üzerindeki etkilerine farklı bir pencereden bakmaktadır. Roman K.’nın şato tarafından kadastrocu olarak atanmasıyla başlar. K.’nın istediği , işini yapabilmektir. Fakat daha ne olduğunu anlayamadan , şatonun bürokratik düzeneğinin dişlilerine takılıp kalır ve hiçbir ilerleme gösteremez. K. hiç durmadan ve usanmadan otoritenin merkezi şatoya ulaşmaya ve kendisini ifade edebilmeye çalışmaktadır; ancak roman boyunca bunu başaramayacaktır ne yazık ki. Aslında Kafka’nın romanlarındaki kahramanları , tıpkı kendisi gibi ikilemler ve belirsizlikler arasında yolunu bulmaya çalışan, umutsuzca bir yol arayışı içindedirler. Kafka kendi özel hayatında da birkaç kez nişanlanmış ancak bu nişanlılık dönemlerini evlilikle sonlandıramamıştır. Romanlarında da tıpkı kendi özel hayatında olduğu gibi hep bir çıkışsızlık hali vardır. Franz Kafka yaşadığı dönemi çok iyi analiz etmiş bir yazardır. Romanlarında ele aldığı sorunlar yalnızca yaşadığı dönemin sorunları değil, bugünün dünyasının da sorunlarıdır. İyi okumalar…
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2025 42. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 16:58
Kafka’nın Şatosu, nüfus müdürlüğünde sıra beklemek gibi bir roman. Numaran yanıyor ama memur yok, herkes “birazdan gelir” diyor. Ana karakter K. köye ölçücü olarak gelir ama bir türlü şatoya giremez. Bizim mahalle ağzıyla: “Gardaş, adam kapıda kaldı, içeri almadılar.” Ama işin entelektüel tarafı çok daha derin. Şato, görünürde bir yönetim merkezi ama aslında sisin, belirsizliğin, otoritenin kendisi. Yasaları var ama görünmez, yöneticileri var ama ortada yok. Modern insanın hayatla, sistemle, anlamla mücadelesini sembolize ediyor. K.’nın kapıda bekleyişi, aslında hepimizin “hayatta içeri alınma” arzusunun bir metaforu. Atmosfer desen, tam Kafka işi: bitmeyen kar, kasvetli sokaklar, donuk yüzlü insanlar. Okurken eline battaniye alasın geliyor. Romanın yarım kalması da cuk oturuyor: Çünkü aslında hayatta da “tam son” diye bir şey yok. Hep kapının önünde, biraz üşüyerek bekliyoruz.
ŞatoFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201712,3bin okunma
Kapısı Açılmayan Dünya
3/10
·385 syf.··
2025 47. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2025 19:58
Franz KafkaFranz Kafka ’nın ŞatoŞato romanı, ilk bakışta bir olay anlatıyormuş gibi görünse de aslında klasik anlamda bir “hikâye” anlatmaz. Romanın merkezinde K.’nın şatoya ulaşma çabası vardır; fakat bu çaba bir yolculuktan çok, insanın otoriteyle, sistemle ve kendi varoluşuyla olan mücadelesine dönüşür. Bu nedenle kitap, olaydan çok duygu, atmosfer ve düşünce üzerine kuruludur. Romanın içeriği özellikle bilinçli biçimde belirsiz bırakılmıştır. ŞatoŞato nedir, gerçekten var mıdır, K. neden kabul edilmez, kurallar neden değişkendir. Franz KafkaFranz Kafka bu soruların hiçbirini kesin olarak cevaplamaz. Çünkü ŞatoŞato , bir mekândan çok bir semboldür: ulaşılmak istenen düzen, kabul görme arzusu, hatta Tanrı’ya ulaşma çabası olarak bile okunabilir. K.’nın sürekli beklemesi, yanlış anlaşılması ve engellenmesi; modern insanın bürokrasi, otorite ve anlamsız kurallar karşısındaki çaresizliğini simgeler. Üslup açısından bakıldığında Kafka’nın dili bilinçli olarak tekdüze, uzun ve tekrarlarla doludur. Bu stil, okuyucuda sıkışmışlık hissi yaratır. Diyaloglar çoğu zaman sonuçsuzdur; karakterler konuşur ama anlaşamaz. Cümlelerin dolambaçlı yapısı, romanın atmosferini güçlendirir: okur da tıpkı K. gibi bir türlü sonuca ulaşamaz. Bu yüzden roman yalnızca okunmaz, aynı zamanda deneyimlenir; okuyucu da o bürokratik labirentin içine çekilir. Franz KafkaFranz Kafka ’nın büyüklüğü de burada ortaya çıkar. Şato okuru rahatlatmak için yazılmış bir roman değildir; aksine huzursuz etmek için vardır. Olayın anlaşılmaması çoğu zaman metnin zayıflığı değil, yazarın bilinçli tercihidir. Kafka dünyasında anlam açıkça verilmez; okurun onu araması gerekir. Bu yüzden bazı okurlar romandan büyük bir tat alırken, bazıları mesafe hisseder. Bu çok doğal bir durumdur ve Franz KafkaFranz Kafka’nın değerinden hiçbir şey eksiltmez. Tam tersine, onun edebiyatının
Roman
ŞatoFranz Kafka · Erz Yayınları · 012,3bin okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.