*İnsanlar ülkelerinin geleceğine dair taşıdıkları kişisel sorumluluğun bilincine varmazlarsa ülkelerin kalkınması ve refaha kavuşması da mümkün olmayacaktır.
*Herkes yaşam koşullarının ağırlığından , karşılaştığı zorluklardan ve hayatın düzensizliğinden bahsedip dert yanıyor fakat hayatı düzene sokmak ve daha yaşanılır kılmak adına kimsenin birşeyler yaptığı yok.
*Onlara nasıl çalışacaklarını, fakir olmalarına rağmen kendilerinin ve çocuklarının sağlığını nasıl koruyabileceklerini öğretin! Eşler birbirine nasıl davranmalı, çocuklar nasıl yetiştirilmeli, mutlu bir aile nasıl olunur? Bunu öğretin!
*“Çocuklarla konuşmuyor, hayatlarının nasıl geçtiğini sormuyorlar. Zaman bulunca biraz okşayarak, ellerine bir oyuncak veriyor ve ‘Çocuklar, şimdi gidin ve kendiniz oynayın.’diyorlar. Bu, aslında ‘Gözümden kaybolun, ne yaparsanız yapın, yeter ki bizi rahat bırakın.’ demektir.”
*İstediğiniz kadar mükemmel kanunlar yapın, seçimleri mevzuatları oluşturun, siyasi ideolojilerin mucizevi güçlerine inanın, çocuklarınız iyi terbiye görmeden hayata atılırlarsa ne kadar iyi bir hukuka sahip olursak olalım toplum hayatımız sönük ve sefil olacaktır.
*Halkın bütünü için hiçbir zorunlu temel yasa yoktur ve olamaz, hatta toplum sözleşmesi bile.
*Özgürlüğünüzden çok, kazancınızı düşünürsünüz, yoksulluktan korktuğunuz kadar kölelikten korkmazsınız.
*Birini öbürüne üstün tutmaktan istediğiniz kadar övünün, bence bu insanlık duygusu değil, korkaklıktır daha çok.
*Ne olursa olsun, bir ulus kendine temsilciler seçer seçmez, özgürlüğünü de, varlığını da yitirmiş olur.
*Dünya yüzündeki bütün ulusların haklarında, beğenilerinde ağır basan doğa değil, kamuoyudur.