Sokrat ve Bandıran Otu
"Ondan ya fikirlerini halkın önünde inkar etmesi ya da ölmesi istendiğinde o ölümü seçti. Bununla birlikte saygı duyulan, soylu bir beyefendi olduğu için mahkeme, ona ölüm cezasının uygulanmasında dilediği yöntemi seçme hakkı tanıdı. Onun ilk tercihi baldıran çayıydı."
Sayfa 44·Kitabı okuyor
Alıntı
... Eski Yunan felse­fesini de çok severdim. Bilhassa Sokrat’ı anlatmaya ve belleğime yerleştirmeye çalışırdım. Şimdi de inanıyorum ki, Sokrat ve onun talebesi Eflatun ve Eflatun’un talebesi, Büyük İskender’in hocası Aristo tüm ‘Beni İsrail’ peygamberlerinden üstündür. Bugün de incelendiğinde, tüm bu peygamberler, bu saydığım üç filozofun fikirlerini dejenere edip mantık dışı kendi fikirlerini insana em­poze etmişlerdir denilebilir. Ortadoğu’nun bugünkü geriliği ve keşmekeşliği bu mantıksız teolojik fikirlerin eserleridir.
Sayfa 46 - Aram Yayınları, 4.Baskı: Nisan 2016·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Sokrat insanlığa felsefeyi, Aristo ise bilimi verdi," der Re­nan. "
Sayfa 80·Kitabı okudu
Üstadım ve ben... Bu esere ne yüzle el attığımın vesikası da ondan: "Kuru sıkı pohpohçular... Pohpoha bakmam kıymeti yok! Benim hayatımı yazabilecek tek insansın... Tek kelimemin bile israf olmadığına inandığım tek sen varsın; Sokrat ve Eflatun gibi... Eflatun eserlerinde hep Sokrat'ın fikirlerine yer verdi; ondan öğreniyoruz!"
Sayfa 14
Alıntı
Karısı Ksantippe'ye göre, Sokrat, bir işe yaramaz tembelin biriydi.
Sayfa 18·Kitabı okudu
MEŞHUR ÜÇLÜ: SOKRAT, EFLÂTUN ve ARİSTO...
(...) İBDA Mimarı’nın erilmez bir tecrid inceliği içinde, hikmetinin menbaını Salih Aleyhisselam’a bağladığı Sokrat, Eski Yunan medeniyetinin genel eğilimlerinin hiçbirine inanmayan bir adamdır. Ne halkın put gibi bağlandığı efsanenin tanrılarına, ne felsefecilerin gittikçe kuru bir gevezeliğe dönen “sofistik” atılımlarına, ne şuna, ne buna… Bileği bükülmez fikir cüssesiyle o kadar çok yanlışa savaş açar ki, sonunda bu yanlışlar birleşir, onu yanlışlar kanununun duvarına toslatır ve idam ettirirler. Onun en iyi talebesi Eflatun, hocasının idamından duyduğu hüzünle, on sene kadar bir münzevî hayatı yaşar; Yunanistan’ın çeşitli bölgelerini, Anadolu’yu ve Mısır’ı dolaşır. Bu on sene sonunda, hocasının fikirlerini yaşatmaya, onları, felsefe tarihinin ilk büyük külliyatı olarak tarih meydanına dikmeye karar verir. Gelir, Atina’nın meydanında “Akademya”sını kurar; hocasının fikirlerini dünyanın her köşesine yayacak, çağlardan çağlara aktaracak talebeler yetiştirmeye başlar. ??Bu talebelerden en ünlüsü Aristo’dur. Aristo, Eflatun’dan aldığı fikir derslerinin, bir müddet sonra zihninde başka şekiller almağa başladığını farkeder. Bunu farkettiğinde “Akademya”dan ayrılır, kendi yolunu çizer, kendi mektebini, “Lise”yi kurar ve kendi felsefesini geliştirir.** __Aristo’nun da büyük bir talebesi vardır: Büyük İskender veya Makedonyalı Aleksandr… Ama bu talebe, bir filozof olmayacak, bir imparator, bir fatih olacaktır. Önce, dağınık bir hâlde bulunan bütün Yunan ülkesini birleştirir, sonra Anadolu’ya geçer, oradaki bütün kuvvetleri yener. Peşpeşe mağlub edip tarihten sildiği düşmanları arasında, 100 yıl önce Yunan milletini son nefesine kadar ezmiş olan Büyük Fars İmparatorluğu da vardır. Mısır, Suriye, Mezopotamya, İran eline geçer. Daha uzaklara gitmek ister, Hindistan
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998 Feyyaz Aksakal imzasıyla), ESKİ YUNANDA FELSEFE -II-.
Akademya Yazıları