Rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı Ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı Asırlardır köhne barınaklarda Küflenen, çürüyen çığlıklarımı At vuruldu; içim paramparça Rüveyda Gölgelerin ardına sakladım kusurumu Sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin Ben burda damla damla eriyip akıyorum Yine de, bırakamam yerlere gururumu İstenmediğim yeri usulca terk ederim Hâtıra kalsın diye bırakır da ruhumu Mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim
"Bazen bunu neden yaptığını anlamıyorum," dedim açıkça. "Neden benimle uğraştın ki? Damla gibi kollarına koşmaya hazır olan bir kızla birlikte olup hayatına devam edemez miydin?" Ege başını yavaşça iki yana sallarken hafifçe güldü. Hemen ardından bakışları yanımızdaki pencereden dışarı, gökyüzüne kaydı. Yıldızlar ışıl ışıldı, dolunay tüm görkemiyle kendini sergiliyordu. "Eğer," dedi usulca. "Gözünü parlaklığıyla kör eden ay ışığıysa yıldızlar senin için cılız birer mum alevinden ibarettir."
Sayfa 391 - İndigo Yayınları·Kitabı okuyor
Polisiye
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Sen ışıksın,” diye cevap verdi usulca. “Ve parladığın zaman, tüm gücünle parlıyorsun.”
Sayfa 317 - Pegasus Yayınları·Kitabı okudu
Biraz bekle Aron geçecek.
“Büyüyorsun. O yüzdendir belki," dedi usulca. "Bazen bana öyle geliyor ki, dünya en çok o zaman sınıyor bizi; biz de içe dönüyoruz, kendimizi dehşetle izliyoruz. Bununla da kalmıyor, herkesin ruhumuzu okuduğunu sanıyoruz. O zaman pislik çok pis oluyor, saflık pırl pırıl bembeyaz. Geçecek Aron. Biraz bekle, geçecek. Söylediklerim seni pek teselli etmiyor, çünkü inanmıyorsun, ama başka bir sey gelmez elimden. Hiçbir şeyin sana şu anda göründüğü kadar iyi ya da kötü olmadığına inanmaya çalış.”
Sayfa 535·Kitabı okuyor
"Yalancı," dedi usulca ve bunu söyleme şekli, yüzüne tekrar bakmama neden oldu. Gözlerime bakan koyu gözlerinde bir rekabet vardı, dudaklarına yayılan yaramaz gülümsemesinde de. Eğer bana başka biri öyle baksaydı, bunu fazlasıyla flörtöz bulabilirdim. Ama bu Charlie'ydi. Bu sadece yarışmanın heyecanıydı. Değil mi?
Sayfa 198·Kitabı okuyor
…” At vuruldu; içim paramparça Rüveyda Gölgelerin ardına sakladım kusurumu Sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin Ben burda damla damla eriyip akıyorum Yine de, bırakamam yerlere gururumu İstenmediğim yeri usulca terk ederim Hâtıra kalsın diye bırakır da ruhumu Mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim.”