“Korkarım ne demek istediğimi anlamadın,” dedi usulca Martin. “Söylemek istediğim şey şu: Beni seviyorsan, beni reddedecek kadar az sevdiğin güne göre, nasıl oluyor da şu anda beni daha çok seviyorsun?”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Derler ki; insan büyük bir acı yaşayınca yüreğinde kırk mum yanarmış. Acılar iyileşip, kabuk bağladıkça her gün bir tanesi usulca söner, diğerleri gününü beklermiş.
Mumlar ömür gibi azaldıkça yürek soğumaya başlar, acılar unutulmaya yüz tutarmış. Ta ki son muma dek. Yüreğinin izbe derinliğinde son bir tanesi kaldığında ise o acı seni terk etmezmiş. Acının yaktığı mum, son nefesini verene kadar yüreğinde yanmaya devam edermiş.
Düşlerimde uzun uzun yolculuklar yapmak var şu sıralar.
Dünyanın bir başka şehrinde, bir başka sabahına gözlerimi açma isteğim var.
Bazen son hızda, bazen usulca yolumda durmadan ilerleyesim var.
Herkesten, her şeyden kaçarcasına, en önemlisi de kendimden kaçarcasına gidesim var!
Telaşa sokmadan ruhumu, "Kim giderse gitsin artık benden," diyesim var.
Verilen değerleri geç anlayanlara gelince... Biraz geç olmadı mı, diye de sorasım var.
Bulutların üzerinde gezercesine, ruhumu sonsuz boşluklara emanet etmeliyim mesela.
Kimseye minnet duymamalı ruhum, kimse hapsetmemeli beni beklentilerine.
Şarkılarım olmalı mesela yanımda, dinlediğimde beni mutluluğa sevk eden.
Dosta gelince, bir selamımla geçinebilecekse dursun dünyamda, yeter.
Sırtımda çok bıçak yarası var, şimdi yalnızlığı istemem normal bu yüzden.
Öyle böyle değil işte; kendimle baş başa kalıp ruhumu dinleyesim var.
Şiir - Edibe Toğaç
@edibetogac