Erhan Afyoncu

Erhan Afyoncu

8.0/10
139 Kişi
·
384
Okunma
·
49
Beğeni
·
2.912
Gösterim
Adı:
Erhan Afyoncu
Unvan:
Türk Tarihçi, Akademisyen ve Yazar
Doğum:
Tokat, 1967
Erhan Afyoncu (d. 1967, Tokat), Türk tarihçi, akademisyen ve yazardır.

İlk ve ortaöğrenimini doğum yeri de olan Tokat'ta gördü. Liseyi tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Eğitimi Bölümü'ne başladı. Mezun olduktan bir yıl sonra aynı bölümde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1997'de doktora yapan Afyoncu, 2000 yılında yardımcı doçentliğe, 2008 yılında ise doçentliğe yükseldi. 2001 yılında Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümüne geçiş yaptı.

2007 yılında 24 televizyonunda Geçmiş Zaman Olur Ki adlı haftalık bir tarih programına katılmaktaydı. Habertürk televizyonunda Murat Bardakçı ve Pelin Batu ile birlikte Tarihin Arka Odası adlı bir tarih programı yaptı. Ayrıca ilk sayısı 30 Mayıs 2010'da çıkan ancak 22 Mayıs 2011'de yayın hayatı son bulan 'Murat Bardakçı ile Haberturk Tarih' dergisinde de pazar günleri yazdı. Ayrıca derginin akademik koordinasyonu görevini üstlenmişti. 2011 yılında Show TV'de yayınlanan Muhteşem Yüzyıl adlı dizinin ilk sezonunda tarih danışmanılığını yapan Afyoncu, dizinin ikinci sezonunda tarih danışmanlığını bıraktı.

Halen Bugün gazetesinde Çarşamba ve Pazar günleri köşe yazıları yazmaktadır.

11 Nisan 2012 tarihinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine getirilmiştir.
Baron de Tott'un hatıraları Avrupa'da Türkler'le ilgili en çok okunan kitaplardan biri olması dolayısıyla, Osmanlılar hakkında olumsuz düşüncelerin yayılmasına vesile oldu.
Kimi günah diye matbaanın gelişine engel olundu derken, kimi de hattatların boykotundan gelmedi der. Ancak gerçek çok basittir; matbaa okumadığımız için gelmedi.
Erhan Afyoncu
Sayfa 413 - Yeditepe Yayınevi
Avusturyalılar, Türkler tarafından kullanılmasın diye şehrin varoş binalarını ateşe vermişlerdi. Ancak birkaç kıvılcım diğer binalara gidince yangın büyüdü ve şehrin tamamına yayıldı. Halkta büyük bir panik başladı. Bir Türk casusunun ortalıkta dolaştığı dedikodusu yayıldı... Bu sırada askerlikten kaçmak için kadın kıyafetine girmiş bir gencin kafasındaki peruğun düşmesiyle halk onu Türk casusu zannederek genci parçaladı.
Erhan Afyoncu
Yeditepe Yayınevi. Padişah IV. Mehmed- Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
Baron François de Tott, uzun süre Osmanlı topraklarında kalmasına rağmen, Türkler'i pek sevmezdi. Yazarın Hristiyan taassubu yüzünden, hatıralarında Osmanlı İmparatorluğu hakkında olumsuz düşünceler bulunur. Yazar hatıralarında yer yer yalan da söyler.
Erhan Afyoncu
Sayfa 439 - Yeditepe Yayınevi
Köprülü ailesi, Çandarlılarla birlikte Osmanlı tarihinde en çok sadrazam çıkarmış ailedir. Köprülü ailesinden 6 sadrazam çıkmıştır... XX.yüzyıl Osmanlı tarihçiliğinin önemli isimlerinden ve Demokrat Parti'nin kurucularından M.Fuad Köprülü de bu ailedendir.
( Bu konuda farklı görüşler de var tabi.. )
Erhan Afyoncu
Sayfa 326 - Yeditepe Yayınevi
III. Selim zamanında Avrupa'nın önemli merkezlerinde devamlı kalacak ikametgah elçilikleri açıldı. İlk ikametgah elçiliği 1793'te Londra'ya açıldı ve ilk elçi Yusuf Agah Efendi'ydi.
Erhan Afyoncu
Sayfa 456 - Yeditepe Yayınevi
XVIII. yüzyıldaki Osmanlı-İran mücadelesinin en ilginç yönü askeri değil, mezhep tartışmalarıdır.
( Nadir Şah, İran'ı aldıktan sonra buradaki Şia anlayışını sona erdirip Caferiliği ilan ediyor. Osmanlı'dan da Caferiliğin 5. mezhep olmasını istiyor bunun için mücadeleler ediyor fakat amacına ulaşamayacağını anlayınca vazgeçiyor. )
Erhan Afyoncu
Sayfa 427 - Yeditepe Yayınevi
Kanuni kuşatmanın uzaması üzerine :
" Bu kale benim yüreğimi yaktı. Dilerim Hakk'tan ateşlerde yana "
demişti.
" Ben tebaamdan Müslümanlar'ı camide, Hristiyanlar'ı kilisede ve Musevileri havrada ayırt ederim. "
Erhan Afyoncu
Sayfa 496 - Yeditepe Yayınevi
Rüstem Paşa, Kanuni Sultan Süleyman'ı ülkede bir tek din olmasını ve faydadan çok zarara sebep olduklarına inandığı Yahudiler'i ülkeden kovmaya ikna etmek isteyince, padişahın veziriazamına verdiği dersi, İstanbul'da Avusturya elçiliğinde din görevlisi olan Stephan Gerlach şöyle anlatır;
Sultan Süleyman, beyaz ve sarı yapraklar bir çiçek koparmış ve paşaya bu çiçeği beğenip beğenmediğini sormuş. Paşa da elbette beğendiğini, çünkü onu bu biçimiyle yaratanın Tanrı olduğunu söylemiş. Bu sefer Sultan Süleyman çiçeğin bütün sarı yapraklarını yolmuş ve paşaya şimdi nasıl bulduğunu sormuş. Paşa da cevap olarak çiçeğin artık bütünlüğünden yoksun ve renksiz olduğunu söylemiş. Padişah bir başka çiçek koparmış ve onun da beyaz yapraklarını yolmuş, sonra da az önceki sorusunu yinelemiş. Paşa gene aynı cevabı vermiş. O zaman padişah demiş ki: "Madem çiçeklerin renkli olmalarını bir mükemmeliyet olarak kabul edip bundan hoşlanıyorsun, neden Tanrı'nın yaratmış olduğu insanların da çeşitliliklerini kabul etmiyorsun? Bir çiçekte ne kadar renk olursa, o kadar güzel görünür. Tıpkı bunun gibi Türkler beyaz, Müslümanlar yeşil, Rumlar mavi, Ermeniler beyaz, kırmızı ve mavi veya siyah renklerin karışımı, Yahudiler sarı renkte sarık kullanırlar. Bu renklilik nasıl hoşa gidiyorsa, Tanrı da dinlerin çeşitliliğinden hoşlanır."
'Sorularla Osmanlı İmparatorluğu' kitabı bütün bir şekilde Osmanlı dönemini kapsamıyor. Bu nedenle ders çalışmak amaçlı kullanmayınız. Lakin alınan belli başlı konulardan oluşan sorular ile tarih bilginize bilgi katıyorsunuz.
Hiç tarih bilgisi olayan biri için uygun bir eser değil fakat tarih bilginiz var ise keyifle okuyacağınız kısmen de olsa tarafsız bir yapıt olduğunu düşünüyorum.
Keyifli okumalar..
İstanbul'un kapısı Sultanbeyli veya Sutanbeyliği veya Sultanbeyli Çiftliği.
İstanbul'u fethetmeden, öncelik Kocaeli'de. Bu yüzden de bu stratejik noktanın alınması gerek. Sultanbeyli'nin (Aydos Kale'sinin) fethedilmesiyle başlayan ve cumhuriyet dönemi Sultanbeyli'si ile devam eden yarısından fazlası belge olan güzel bir kitap.
fazla ayrıntıda boğmadan, anlaşılabilir ve sıkılmadan kolayca okunabilir bir seri...herkese tavsiye ederim...özellikle kaynaklarla hazırlanmış olması ve yazarın olaylar hakkında yorum yaparken bilgiye dayalı ve duygusal olmayacak şekilde yorum yapması bir tarih kitabında bulunması gereken bir kural olması gerektiğini düşünüyorum.
17.yüzyılın en tartışılan konulardan biri olan kadınlar saltanatının en bilinen ve en güçlü ismi Mahpeyker Kösem Sultan.Gercekten birçok işi direk kendisi yönetmiş veyahut yönlendirmiş ve bir hükümdar edasıyla dışarıdan bakınca olumsuz duran fakat Osmanlı soyunun devamlılığı ve iktidarı için oldukça sağlam adımlar attığına şahit oluyorsunuz.Bunu verdiği yazılı emirlerde ve yazışmalarda görebiliyorsunuz.Fakat ne yazık ki girdiği ikili ilişkilerde -mesela Turhan Sultan ile girdikleri mücadele gibi-birçok devlet adamının kendi yanlarında olması için birçok ihtiraslara ve ayak kaydirmalara sebebiyet verebilmisler.Sırf kendi adamları mevkilere gelsin diye yapılan mücadelelerde devlet kurumları oldukça yıprandığını (yıpratıldığına)şahit oluyoruz.
Yazarın bu eseri Sorularla Osmanlı Imparatorluğu isimli eserinin tekrarı niteliğindedir.Ancak ilk eseri kadar kapsayıcı ve tatmin edici değildir.Neden yazıldığını anlamak bir hayli güçtür.Ilk kitabını şiddetle tavsiye ediyorum.Ancak bu eseri için aynı şeyi söylemeyeceğim..
Son derece güzel bir tarihi eser. Kitap bize Osmanlı Devleti ile ilgili olarak bilmediğimiz pek çok şeyi anlatıyor. Bildiğimizi sandığımız pek çok şeyin de aslında ne kadar farklı olduğunu anlatıyor. Sabetay Sevi gibi bir karakteri de detaylı bir şekilde anlatıyor. Kitabın tek sıkıntısı Osmanlı'dan imparatorluk olarak bahsetmesi. Tarih sevenlerin mutlaka okuması gerekenlerden.
Devlet kimdi, kim için vardı, daha kim için devam etmeliydi, devam etmesi için kimler gerekiyordu? Kendini devlet zannedenlerin çıkardıkları isyanları yaptıkları darbeleri bu kitapta fazlasıyla bulacaksınız en başından sonunda kadar hem de! Ayrıca bugüne fazlasıyla ışık tutuyor.
"Aslanlar arasından bir tarihçi çıkmadıkça av hikayeleri avcıları övecektir."
Yılların hakimiyetini masa başında kaybetmiş, bir çoğu içinterni çoktan kaçırmış bir milletin çocuklarıyız. Atalarımıza düşman olduğumuzu anlamadan okuduğumuz tarihçiler avcı torunu mu bilmiyorum. Fakat biz av değil aslan torunuyuz.
Tarihimizi objektif bir şekilde akademik bir dille yazmaya özen gösteren Erhan Afyoncu'nun son dönem köşe yazılarının güzel bir derlemesi olmuş "Son Dünya Düzeni".
Bu kitapta; Ortadoğu, Afrika, Anadolu, Avrupa'da bağrından onlarca devlet çıkaran Osmanlı'nın nasıl dünyayı yönettiği açık bir şekilde görülmekte.
Sultan Süleyman dönemi hakkında bilgisi olmayan bir insanı aydınlatabilecek bir tarih kitabı. Ancak bir tarihçi dili ağır kullanmamaya karar verdi diye bu kadar az referans göstererek tartışmalı yorumları kesinlikli bir şekilde aktarmamalı diye düşünüyorum. Zaten bir padişahın popüler kültür malzemesine dönüştüğü dönem içerisinde yüzeysel bilgiler içeren bu kitabın çıkmasının tek derdinin para kazanmak olduğunu düşünüyorum. Elbette bir yazarın amaçları arasında bu da yer almalı ama kitapta tarihe getirilen yorumlar arasında kendine has ve başka tarihçiden duyamayacağımız tek bir tane bile yok.
Fetih'in magazin tarafını ele almış biraz. O nedenle de okuması hem keyifli, hem akıcı. Zaten anlatım dili hep rahat okuma sağlamıştır Erhan Afyoncu'nun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erhan Afyoncu
Unvan:
Türk Tarihçi, Akademisyen ve Yazar
Doğum:
Tokat, 1967
Erhan Afyoncu (d. 1967, Tokat), Türk tarihçi, akademisyen ve yazardır.

İlk ve ortaöğrenimini doğum yeri de olan Tokat'ta gördü. Liseyi tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Eğitimi Bölümü'ne başladı. Mezun olduktan bir yıl sonra aynı bölümde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1997'de doktora yapan Afyoncu, 2000 yılında yardımcı doçentliğe, 2008 yılında ise doçentliğe yükseldi. 2001 yılında Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümüne geçiş yaptı.

2007 yılında 24 televizyonunda Geçmiş Zaman Olur Ki adlı haftalık bir tarih programına katılmaktaydı. Habertürk televizyonunda Murat Bardakçı ve Pelin Batu ile birlikte Tarihin Arka Odası adlı bir tarih programı yaptı. Ayrıca ilk sayısı 30 Mayıs 2010'da çıkan ancak 22 Mayıs 2011'de yayın hayatı son bulan 'Murat Bardakçı ile Haberturk Tarih' dergisinde de pazar günleri yazdı. Ayrıca derginin akademik koordinasyonu görevini üstlenmişti. 2011 yılında Show TV'de yayınlanan Muhteşem Yüzyıl adlı dizinin ilk sezonunda tarih danışmanılığını yapan Afyoncu, dizinin ikinci sezonunda tarih danışmanlığını bıraktı.

Halen Bugün gazetesinde Çarşamba ve Pazar günleri köşe yazıları yazmaktadır.

11 Nisan 2012 tarihinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine getirilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 49 okur beğendi.
  • 384 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 211 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları