Gökçe, bir alıntı ekledi.
22 May 12:36 · Kitabı okudu

O halde, tarihçi ve sosyologların, Allah'ın koyduğu, mutlak ölçüye uygun olarak, islâmı bir din saymaları doğrudur. Onlar bu noktada aldanmamışlardır. Fakat, onların aldandgığı nokta bundan sonra başlar. Onlar, İslama
din demekle yetinmemişler, din olmayan, belki dine benzeyen, şüphesiz insan ruhundaki dine mahsus yeri haksız olarak zapt ve gasp etmiş bir takım bâtıl inanış sistemlerine din adını vermişlerdir, işte yanıldıkları nokta buradadır.

İslam, Sezai Karakoç (Sayfa 8)İslam, Sezai Karakoç (Sayfa 8)
Merve, bir alıntı ekledi.
22 Oca 12:47

Dünyaya yeni inmiş ve çocuklarımıza televizyon, radyo, sinema, gazete, dergi, çizgi roman ve kitap yoluyla neler sunduğumuzu araştırmaya girişmiş bir uzaylı, onlara cinayet, tecavüz, acımasızlık, batıl inanış, budalalık ve tüketim öğretme kararı aldığımızı düşünecektir.

Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı, Carl SaganKaranlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı, Carl Sagan
Mehmet D., Usta ve Margarita'yı inceledi.
 20 Oca 17:57 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

-Söyle, şeytan var mı yok mu?
-Ah tabi ki yok. Bunlar boş inançlar.
-Öyle mi? Emin misin bundan?
-Kesinlikle, akşam yemeğini nerede yiyeceğimden ne kadar eminsem bundan da o kadar eminim.
Şeytan bir kahkaha attı (tabi sinirinden). En sevmediği şey varlığının kabul edilmemesiydi ve ilk hamlesini yaptı; kafa kesmedi, racon kesti.

Komünizmde inançsızlık esastır. Stalin Rusya'sında da din yavaştan ortadan kaldırılmaya çalışılmakta, kiliselere kilit vurulmakta, insanlar ateizme zorlanmaktadır. İşte bu minvalde kitabın ilk eleştirisi dinsizliğe yapılır. Hem de çok acımasızca.

Şeytan varlığını sert bir şekilde gösterdikten sonra eğlenceyi başlatır. Kara büyü, vampir, uçan süpürge, çıplak kadınlar, kelle almalar, bahar baloları... İşte karşınızda M.Bulgakov'un sihirli kaleminden yükselen hiciv sanatının başyapıtı Usta ile Margarita.

Leyla ile Mecnun dizi setinden kopmuş da gelmiş bir senaryo tadında, Mecnun'la astral seyahate çıkmışçasına yer yer kahkahalarla kopmalık kesitler sunan, şeytan ve ekibinin absürt komedi kıvamındaki bu büyülü gerçekçiliğine hepiniz hoşgeldiniz.

Para insanı kul eder, köle eder, esir eder ve sonunda rezil eder. Woland efendimizin öncülüğünde çıkacağımız ahlak yolculuğunda maddeye tapan zavallı insancıkları göreceksiniz. On ruble için birbirlerini ezen, bedava elbise için saç baş yolan ve hatta bedava olmasa da black friday kapsamında indirim çılgınlığında tüketimin dibine vuran kapitalizmin velinimeti zavallıları seyre dalacaksınız.

Her köşe başını işgal etmiş bolca dayıya sahip liyakatsızları, makam mansıp* sevdası (* yanlış bir kullanım, aynı anlama gelen iki kelime zaten) yüzünden asılsız ihbarlarla üstlerinin koltuğuna göz diken doyumsuzları, ölen yeğeninin dairesine yerleşebilmek için yüzlerce kilometre uzaklardan koşup gelen miras avcısı hayırlı akrabaları ( Sovyet Rusya'da bir dairede bir ailenin kalması lüks bir durum. Özellikle büyük dairelerde bir kaç aile birlikte yaşatılır. Komünizme giden yolda aile kavramını yok etmenin ilk adımları ) göreceksiniz.

Ahlaken yozlaşmışlığın yanında bir de iradesini teslim etmiş korkak bir toplum oluşmuştur. Hatta bu korkaklığı en büyük ahlaki çöküntü olarak gösterir Bulgakov. Kendisini de korkaklar kervanına kattığını unutmayalım. Stalin'in baskıcılığına boyun eğmiştir. İncelemesini okuduğunuz bu kitabı gizli gizli yazmıştır.

Zamanda ve mekanda yolculuk eden büyük şeytan Woland Türkiye'ye de uğrar mı? Ateşiyle buraları da yakıp geçer mi? Cübbeli Ahmet yanmayan kefen satar mı? Hatipoğlu şeytanı anlatırken du'lu geçmiş zamanı terk eder mi? Adnan hocanın ekibine kara bir kedicik daha katılır mı?

Kitabın kapağında da dikkatinizi çekmiştir kara kedi. Nedir, ne yapar bu romanda? Kara kedimiz şeytanın yardımcılarından birisi ve adı da Behemoth'tur. Behemoth İncil'de geçen su aygırına benzer bir yaratıkmış ve ancak Tanrı tarafından durdurulabilirmiş. Şeytanın yardımcısı olması nedeniyle uygun bir düşünce olabilir. Benim şahsi düşüncem ise isminden ayrı olarak, bizim toplumda sıklıkla gördüğümüz kara kediye dair batıl inançlar. Rusya'da da benzer bir inanış olabilir ve Bulgakov buradan hareketle toplumla dalgasını geçmiş diye düşünüyorum.

Kara kedi demişken dizisinde de çok sevimliydi kerata. Evet dizisi var bu güzel eserin. Benim gibi kitabı okurken karakterleri kafasında şekillendirmekte zorlanan okurlar kitapla eş zamanlı olarak seyredebilirler. Kitapla bire bir olmuş. Ruslar, bir edebi eser diziye çevrilirken nasıl katledilir öğrenememişler.

İsmini sıklıkla duyduğum fakat içeriğini ve incelemesini daha önce hiç okumadan başladığım bu eser beni müthiş derecede şaşırttı. Klasik bir yergi bekliyordum. Öyle değilmiş meğerse. Zaman zaman ahlaki seyahatlere çıkarıp derin düşündüren zaman zaman da kahkaha attırıp kopartan bu anadan üryan kara mizahı okumaya tüm 1K yoldaşları davetlidir.

Erim Asya, bir alıntı ekledi.
28 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ezilenlerin dinde teselli bulduklarını ileri sürmekle, istibdada karşı her türlü nefret duygusunun ortadan kalkacağını sanmak ciddiyetten uzak bir tutum sayılabileceği gibi, dinin bazen bâtıl inanış zincirleri içinde en çetin kölelik şartlarına ve insanın hayvandan da aşağı bir dereceye inmesine yol açan bir şekil alabileceği de unutulmamalıdır.

Hukuk Felsefesinin Prensipleri, Georg Wilhelm Friedrich Hegel (Sayfa 211)Hukuk Felsefesinin Prensipleri, Georg Wilhelm Friedrich Hegel (Sayfa 211)
Gökhan Türk, Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı'ı inceledi.
19 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

'Hoş sohbet, zeki ve meraklı Bay Buckley, modern bilim hakkında hiçbir şey duymamıştı. Evrenin harikalarına doğal bir ilgisi vardı. Bilimsel bilgi edinmeyi istemişti. Ama ona ulaşmadan önce, bilim şöyle bir süzgeçten geçiriliyordu. Kültürel motiflerimiz, eğitim sistemimiz, iletişim medyamız bu hale getirmişti onu. Toplumda kabul gören savlar, sahte ve yanıltıcı olanlardı. Buckley'e gerçek bilimi ucuz ve taklitlerinden ayırt etme yöntemi hiç öğretilmemişti. Bilimin nasıl işlediğinden tümüyle habersizdi.
'Dünyada bilim adamlarının kabaca yarısı, en azından yarı zamanlı olarak, askeri güçler için çalışıyor.'
tespiptinde bulunuyor Carl Sagan. Hemen ardından bir gerçeği daha dillendiriyor;
'Tıp ve tarım alanında ki gelişmeler, tarihte adı geçen tüm savaşlarda yitirilenden çok daha fazla sayıda insanın yaşamını kurtardı.'
ve sonuç;
'Bilimi iki yanı keskin bir kılıç gibi düşünmek gerekli.'
Sagan müthiş tespitlerine devam ediyor;
'Dünya' ya yeni inmiş ve çocuklarımıza televizyon, radyo, sinema, gazete, dergi, çizgi roman ve kitap yoluyla neler sunduğumuzu araştırmaya girişmiş bir uzaylı, onlara cinayet, tecavüz, acımasızlık, batıl inanış, budalalık ve tüketim öğretme kararı aldığımızı düşünecektir. Doğrusu bu çabayı gerçekten gösteriyor, büyük ölçüde de başarılı oluyoruz. Çocuklara bilimsel düşünce ve umut aşılamaya çalışsaydık nasıl bir toplum olurduk?'
Şöyle bir düşünecek olursak Carl Sagan' ın kitabının adını belirlerken hiç de aşırıya kaçmadığını farkedeceğiz. Atlantis, Koca ayak, dünyanın etrafında sivrisinek gibi dolaşıp duran Uzaylılar, Cadılar, İfritler, Bermuda Şeytan Üçgeni, günlük basın ve medyayla servis edilen Sahte Bilim, Hayaletler, Fal, Astroloji ve tüm bu saçmalıkların karşısında Bilim.
Okudukça cahilliğimizi keşfedeceğimiz bir eser.

İmam-ı Gazali
"Gençliğimden itibaren 50 yaşımı aştığım bu ana gelinceye kadar, bu engin denizlerin derinliklerine dalmaktan hiç geri durmadım. Coşkulu denizlere çekingen korkaklar gibi değil, cesur kimselerin dalışı gibi daldım, gördüğüm her meselenin üzerine atladım. Her zorluğun içine apansız girdim. Her fırkanın inanış ve fikirlerini inceliyor, her grubun tuttuğu yolun inceliklerini ortaya çıkarmaya çalışıyordum. Araştırdığım fırkaların hak veya batıl, sünnete uygun veya bidat sahibi olmaları konusunda ayrım yapmıyordum. Bâtınîlik yolunu tutmuş her fırkanın, bu düşünceyle ne hedeflediklerini öğrenmeye çalıştım. Zâhirîlik yolunu tutmuş olanların, bununla neler elde ettiklerini ortaya çıkarmaya gayret ettim. Felsefe yolunu tutmuş olanların, sahip oldukları felsefeyi bütün esaslarıyla öğrenmeye özen gösterdim. Hiçbir kelam alimini dışarıda bırakmadan kelamdaki yöntemini ve mücadelesini öğrenmeye çaba gösterdim. Bütün gücümle ne kadar sufi var ise onun sufiliğindeki sırları öğrenmeye, ne kadar abid var ise bu ibadetleriyle neler kazandığını araştırmaya çalıştım. Bütün zındıkların, Allah’ın varlığını ve sıfatlarını kabul etmeyenlerin, bu inanış veya inkarlarının arkasında yatan sebepleri titizlikle araştırdım. Her şeyin hakikatini öğrenmeye karşı duyduğum susamışlık; baştan ve gençliğimden beri tuttuğum yol ve benim bir hasletim olmuştur. Bu hasletler, Allah tarafından benim yaratılışıma ve hamuruma katılmış özelliklerdir; benim seçimim ve tercihim değildir. Bunun sonucunda çocukluğumun coşkulu çağlarından itibaren taklit bağlarından sıyrıldım ve büyüklerimizden miras kalan sırf taklide dayalı inanç esaslarından koptum. Çünkü Hristiyan çocuklarının hepsi bu din üzere yetiştiklerini, Yahudi çocuklarının sürekli bu dinin esaslarına göre büyüdüklerini, Müslüman çocuklarında istisnasız İslam dini üzere yetişmekte olduklarını görmekteydim. Yaratılıştan gelen asli hakikati ve ana baba ile hocalar aracılığıyla kazanılan sonraki inanç esasları ve taklit unsurlarının hakikatini öğrenme konusunda içimde büyük bir istek oluştu. Taklit, başlangıçta birtakım telkinlere dayanmaktaydı. Bunların da hangilerinin hak ve batıl olduğu konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktaydı. Kendime şöyle dedim: Benim istediğim, her şeyin gerçek yüzünü öğrenmektir. Öyleyse önce bilginin gerçek yüzünün ne olduğunu öğrenmekle işe başlamam gerekir."

Yusuf, bir alıntı ekledi.
28 May 2017

17. yüzyıla ait kayıtlarda ölü bedenin gücüne dair korkunç bir inanış yer alır. Söylenene göre, cesedin burnunun kanamaya başlaması odada bir katilin olduğuna işaretti. Hatta şüphelenilen bir katil varsa cesede dokundurulur ve tekrar kanama olursa katilin suçu kanıtlanmış sayılırdı.

Kara Kediler Kem Gözler Modası Geçmiş Batıl İnançlar Kitabı, Chloe RhodesKara Kediler Kem Gözler Modası Geçmiş Batıl İnançlar Kitabı, Chloe Rhodes
Ranagashicik, bir alıntı ekledi.
15 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

batıl inanış
Eskilerde bir katilin kurbanın cesedine dokunduğunda cesetten kan akacağına yönelik yaygın bir inanış vardır. Dolayısıyla o dönemde polis memurları, göründüğünden daha fazlasıyla etkilenen, tepki veren herkesi zorla tutup kafaya dokunduruyor, kafadan kan akıp akmayacağına bakıyorlardı.

Ölüler Sır Saklamaz, Nigel McCreryÖlüler Sır Saklamaz, Nigel McCrery
Duygu Kr, Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler'i inceledi.
18 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Jan-Philipp Sendker, tatil için bulunduğu Myanmar’dan çok etkilenmiş ve ilk romanının burasıyla ilgili olacağına karar vermiş. Yıllar içinde de bir çok defa ziyaretler de bulunmuş.Bir gün Burmalı halkın batıl inançlarından etkilenerek bir astrolojiste gitmiş. “Kitabım başarılı olacak mı?” diye sormuş ve “Endişelenme. Büyük bir başarıya sahip olacak.” cevabını almış. Ve kitap hiç bir reklam yapılmadan, kulaktan kulağa tavsiyelerle bir yıl içinde 300.000 adet satılmış. Kitabı okumama vesile olan hikaye bu. Bir aşk hikayesi gibi gözükse de felsefe ve derin bir inanış sizi farklı bir dünyaya götürecek.