Brunello, bir alıntı ekledi.
20 saat önce · Kitabı okuyor

Biçim, belli bir zamanda sağlanan dengenin ortaya çıkışıdır. Öz’ün ayrılmaz özellikleri devinim ve değişimdir. Öyleyse, yaptığımız bir yakınlaştırma olsa bile, biçimi tutucu, Öz’ü ise devrimci olarak tanımlayabiliriz.

Sanatın Gerekliliği, Ernst Fischer (Sayfa 123)Sanatın Gerekliliği, Ernst Fischer (Sayfa 123)
Ahmet Biçer, bir alıntı ekledi.
Dün 11:45 · Kitabı okuyor · Beğendi

Türk aydını her mevsim bir başka meçhulün sevdalısı. Geçen asrın ortalarında ıslahatçıdır, sonra ihtilâlci olur, sonra inkılâpçı. Ve tarih, 27 Mayıs'tan bu yana yeni bir kahramanın zaferine alkış tutar: Devrimci. Artık iki hücreli bir mahpesteyiz; hücrenin biri devrimcilerin, öteki gericilerin.

Mağaradakiler, Cemil Meriç (Sayfa 111 - İletişim Yayınları)Mağaradakiler, Cemil Meriç (Sayfa 111 - İletişim Yayınları)
Ramazan, Bir Gün Tek Başına'yı inceledi.
 23 May 23:54 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Vedat Türkali, içseslerin yoğunluklu olduğu bu romanında; 60 dönemini, küçük burjuva kişiliğiyle orta yaşlı devrimci! abimiz Kenan'ı, burjuvaya karşı kişiliğiyle genç, korkusuz bir devrimci olan Günsel'i, en açık en gerçek haliyle anlatmıştır.
Roman Kenan ve Günsel'in yasak aşkı üzerinden yön buluyor.

Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
23 May 15:25 · Kitabı okumayı düşünüyor

Aziz Nesin'in Galip Amca'sı
Bir Cuma günü de beni başka bir camiye götürdü.
Öğle namazından sonra bir adam Kur'an okudu.
Çok güzel okumuş. Babam o adamla tanıştı, bizim eve getirdi.
Adı: Galip, Ali Galip... Benim Galip Amcam oldu...

Galip Amcam bir roman: Arapça, Farsça, Fransızca
ve yüksek matematik bilen, şiirler yazan bir rüfaî ve kadirî dervişi...
Zamanına göre çok devrimci, ilerici bir adam olduğu için,
ne hocalarla, ne şeyhlerle uyuşabilirdi; buyüzden işi gücü de yoktu.
Hem de hattat'tı, hem de beste yapardı, hem de marş bile bestelerdi.

Beni Galip Amcam okuttu. İlkin ondan okuma - yazma öğrendim,
sonra Arapçaya başladık; Emsile, Bina, Maksut...
Sekiz yaşımda hafız oldum...
(...)
Büyük Cami'de Kur'an okumuştum yine bigün...
Benimle konuşan müezzin,
— Cuma namazına neden gelmiyorsun?
Cuma günü bu cami meleklerle dolar,
bu kubbede melekler uçuşur... dedi.

Uçuşmak eylemi, kafamda kuş çağrışımı yarattı.
Melekleri, süslü, güzel, kocaman, uzun ve
renkli kuyrukları olan somut kuşlar sandım.

Ondan sonra gittiğim cuma namazlarında hep sordum:
— Galip Amca, melekler nerde?
Galip Amcam, meleklerin görünmediğini anlattı.

(...)

Artık okul yok. Galip Amcam okutuyor beni.
Mahalle Mektebi'ne göndermiyorlar.
Geredeli Derviş Ali Galip, Kasımpaşa'nın Çürüklük Tekkesinde
bir küçücük odada yatıp kalkıyor, küçük, pis, tahtakurulu bir oda...
Bu odada O'ndan ders alıyorum.
«Hüsn-ü hat» öğreniyorum, yani güzel yazmak, kaligrafi...
Hesap, hendese, (aritmetik, geometri) öğreniyorum.
Arapça dersine başladık:
«Nasara, yansıru, nasran ve hüve nasırun, vezâke
mansurun... Lem yansur, lemma yansur...
(...)
Patlıyorum, boğuluyorum...
Çocukluğumu hiç yaşamadım.
Çember çevirmedim, zıpzıp, bilya alamadım elime.
Uçurtma uçurmadım. Elbende, sobe, körebe, birdirbir,
uzuneşek, kovalamaca oynamadım... Hiç, hiçbişey...
Çocuk olmuş tek günüm yok yaşamımda...
Oysa öyle severdim ki koşup oynamayı...

Ders biter. Galip Amcamın odasından çıkarım.
Çürüklük'ten Kasımpaşa'nın Yahyakâhya mahallesindeki
evimize giderken yollarda, arsalarda, çayırlarda oynaşan
çocuklara özenle, imrenerek bakardım.

(...)

Galip Amcam nargile tiryakisi.
Dadandığı kahvaneler var.
Kimileyin dersleri de kahvanede yapıyoruz.

Günde beş saat, altı, yedi saat kahvedeyiz.
Altı yaşında bir çocuğun çilesi bu...
Öğleleri çayla simit yiyoruz.
Pek seyrek olarak babam o sabah Galip Amcama
elli kuruş vermişse, piyazcıya gittiğimiz de oluyor.
Uzunyol üstünde, Büyük Cami karşısında
Hasan Efendi'nin bahçeli, küçücük kahvesi...

Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez, Aziz Nesin ("MELEKLER" - "DALGA GEÇMEK" - "YARABBİ ÇOK ŞÜKÜR")Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez, Aziz Nesin ("MELEKLER" - "DALGA GEÇMEK" - "YARABBİ ÇOK ŞÜKÜR")
Don Quijote, bir alıntı ekledi.
23 May 14:56 · Kitabı okuyor

Tıpkı petrolü olmayan, altını olmayan, kauçuğu olmayan ve dolayısıyla düşmanın şerrinden emin olan bir ülke gibi, kokusu ve bir özelliği olmayam İslâm da düşmanın şerrine karşı rahattır.

Kendini Devrimci Yetiştirmek, Ali Şeriati (Sayfa 19 - fecr yayınları)Kendini Devrimci Yetiştirmek, Ali Şeriati (Sayfa 19 - fecr yayınları)
Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
23 May 13:16 · Kitabı okumayı düşünüyor

MELEKLER
"Beşbuçuk yaşımda olacaktım,
babam bir ramazan gecesi beni evimizin az ilerisindeki
camiye teravih namazı kılmaya götürdü.
— Önündeki büyükler ne yaparsa sen de öyle yaparsın! dedi.

Teravih namazı bu, kıl kıl bitmez...
En arkadaki safın gerisindeydim.
Yattık, doğrulduk, kalktık...
Yattık, doğrulduk, kalktık...
Kaçıncı rekâttaysa ben bir secdeye varışımda,
başımı halıya dayayıp bir daha kalkamamışım, uyuyakalmışım...

Namaz bitince, beni camide aramışlar da bulmuşlar.
Babam kucağına alıp eve getirdi.
Bunu sonraları sıksık anlatır gülerdi.

Bir Cuma günü de beni başka bir camiye götürdü.
Öğle namazından sonra bir adam Kur'an okudu.
Çok güzel okumuş. Babam o adamla tanıştı, bizim eve getirdi.
Adı: Galip, Ali Galip... Benim Galip Amcam oldu...

Galip Amcam bir roman: Arapça, Farsça, Fransızca
ve yüksek matematik bilen, şiirler yazan bir rüfaî ve kadirî dervişi...
Zamanına göre çok devrimci, ilerici bir adam olduğu için,
ne hocalarla, ne şeyhlerle uyuşabilirdi; buyüzden işi gücü de yoktu.
Hem de hattat'tı, hem de beste yapardı, hem de marş bile bestelerdi.

Beni Galip Amcam okuttu. İlkin ondan okuma - yazma öğrendim,
sonra Arapçaya başladık; Emsile, Bina, Maksut...
Sekiz yaşımda hafız oldum...
Hafız oluşuma babam çok seviniyor, benimle
övünüyor, annem de buna çok kızıyordu.

Cübbe giydirdiler, başıma sarık sardılar.
Kasımpaşa'da Uzunyol yanındaki Büyük Cami'de
öğle namazlarından sonra Kur'ân okurdum,
beni dinleyenler ağlarlar, tecvit bilmeme de şaşarlardı.

Büyük Cami'de Kur'an okumuştum yine bigün...
Benimle konuşan müezzin,
— Cuma namazına neden gelmiyorsun?
Cuma günü bu cami meleklerle dolar,
bu kubbede melekler uçuşur... dedi.

Uçuşmak eylemi, kafamda kuş çağrışımı yarattı.
Melekleri, süslü, güzel, kocaman, uzun ve
renkli kuyrukları olan somut kuşlar sandım.

Ondan sonra gittiğim cuma namazlarında hep sordum:
— Galip Amca, melekler nerde?
Galip Amcam, meleklerin görünmediğini anlattı.

Annemin, kızkardeşimin ölmemesi için yakarışlarını
duymayan 'Tanrının Melekleri' görünmüyordu demek ki..."

Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez, Aziz NesinAziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez, Aziz Nesin
Caner Tuncer, Biz'i inceledi.
23 May 00:08 · Kitabı okudu · 12 günde · 8/10 puan

BİZ'İ NEDEN OKUDUM? BANA GÖRE ESERİN DİLİ NASIL?

BİZ'i, George Orwell'ın "1984" ve Ursula K. Le Guin'in "Mülksüzler" eserlerini okumaya başlamadan önce, bu iki büyük yazarın çok beğendiği ve övdüğü, aynı zamanda bu iki yazarın bu kült eserlerini yazarlarken Zamyatin'in "BİZ"inden esinlendiklerini öğrenmem sonucu okumaya karar verdim. Türünün ilk örneklerinden olmasının da epey bir etkisi oldu.
Okuyacağım ilk bilim-kurgu, ütopya-distopya eseri olması sebebiyle zorlanacağımı biliyordum. Kitabı bana göre uzun sürede bitirmemin sebebi arka arkaya 1 saatten fazla okuyamamam oldu. Bunun başlıca sebebi de belirttiğim gibi bu alanın içinde yeni olmam, yeni bir tarzla karşılaşmam. Ancak bunun dışında; yazarın, her ne kadar bende büyük hayranlık uyandırsada, sık sık kullandığı şairane betimlemeleri oldu. Zaten okunması güç olan bir eserin, benim adıma daha da zorlaştığını söyleyebilirim bu hususta. Ancak bu anlatımın kalitesi okurken zorlanmama ve verdiğim fazladan saatlere değdi diyebilirim.
Benim size tavsiyem zihniniz mümkün olduğu kadar dinginken, sakin bir kafayla okumanız.

KİTAP İÇERİĞİ İLE İLGİLİ (özet niteliğinde)

Ana karakterimiz D-503 numarasına(ismine) sahip bir matematik mühendisidir. Kitaptaki anlatıcı kendisidir. Kitaptaki bütün olayları kendi kalemiyle, kendi ağzıyla günlük gibi kaydetmektedir. "İNTEGRAL" adı verilen, devletin en büyük projesi olan bir uzay gemisini yapmakla yükümlüdür. (kitapta insan sözcüğünü kullanmıyorlar, numara diye hitap ediyorlar.) D-503 gibi binlerce numara "TEK DEVLET" adı verilen bir devlette yaşamaktadırlar. Tek Devlet'i ise, İyilikçi adında bir insan yönetmektedir.
Bütün numaralar topluğu, İyilikçi'nin koyduğu, bize göre aşırı akılalmaz gelen, kurallara uymakta, karşı gelmemekte, "sen" "ben" gibi bencil ifadeler kullanmamakta ve bunun yerine kitabın ismini aldığı "BİZ", kullanmakta, duygusal düşüncelere ve duygulara sahip olmamaktadırlar.
Bu kurallardan bazıları; "Yeşil Duvar" ile örülmüş devletin sınırlarından çıkmamak, hiçbir uyuşturucu madde ve tütün kullanmamak, saat 22.30'da uyuyor vaziyette olmak ve asla sokaklarda bulunmamak, yeteneğin olan işi yapmak zorunluluğunda olmak(tamamen iyilikçi ve tek devlet adına hizmet etmek şartıyla), özgür bir biçimde dilediğin kişiyle dilediğin zaman dilediğin yerde dilediğin kadar cinsel münasebette bulunmamak, en sık 2 günde 1, daha önceden numarasını devlet tarafından üzerine kaydettirdiğin bir karşı cinsle saat 21.00-22.30 aralarında cinsel birliktelik yaşayabilmek vs...
Karakterimiz D-503, başlarda bu kuralları ve yeni sistemi, Tek Devlet'i sonuna kadar destekliyor, savunuyor. Tarih öncesi dediği, yani bizim dönemimizden bahsettiği, dönemlerin yönetim sistemlerini yeriyor ve bir türlü bu özgürlüğümüze anlam veremiyor.
D-503, numarası üzerinde kayıtlı olmayan ve başlarda nefret duygusunu hissettiği bir kadın numara olan Devrimci I-330'a olan aşkıyla, o dönemin en büyük hastalığına, yani bir ruha sahip oluyor. Sevdiği ve savunduğu yönetim ile aşkı arasında kalan ve istisnai bir biçimde iptidai bir kalbe sahip olan D-503, zamanla bu kararsızlık içerisinde delirmeye başlıyor.

ESER HAKKINDA Kİ DÜŞÜNCELERİM/GÖRÜŞLERİM

Rus yazar Yevgeni Zamyatin, bu eserinde dönemin Sovyet Rusyası'nı ezber bozan bir eserle oldukça etkili bir biçimde eleştirmiş ki, bu eseri yazar Zamyatin hayattayken Rusya'da sattırılmamış. Dönemin Sovyet Rusyası'nda sosyal ve ideolojik düzeni içerisinde mevcut sistemin karşıtı olan devrimci kişiliğini Zamyatin, benzer bir entropik düzen içerisinde ki kitabın ana karakteri D-503'le bizlere ve bütün dünyaya yansıtmak istemiş. Kitabı açıkçası çok rahat bir dönemimde okumadığım için istediğim kadar verim alamadım ama aldığım kadarıyla, düşünce açısından bana çok şey kattığını söyleyebilirim.

DESTİNA ÖYKÜ, Edebiyat Heveslisi Gençlere Tavsiyeler'i inceledi.
22 May 21:40 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Charles BAUDELAIRE - Edebiyat Hevesli Gençlere Tavsiyeler

Fransız edebiyatının devrimci kalemi Baudelaire, edebiyat bahçesindeki tecrübe meyvelerini edebiyat sever gençlerle paylaşıyor.

Esin kaynaklarını, çalışma yöntemlerini, şöhretin getirdiği handikapları, eleştirilerle göğüs göğüse çarpışmak ve başarılı bir kalem olmak için uygulanması gereken yöntemleri adım adım, samimiyetle aktarıyor.

"Eleştiri", "Şiir" ve "Ücretler" bölümleri çok farklı ufuklar açtı bende. Okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

Diyor ki Baudelaire;

“Okuyacağınız tavsiyeler tecrübenin meyvesidir; deneyim denen şey belli bir miktar hatayı içinde barındırır; bu hataların hepsi (veya neredeyse hepsi) zamanında işlenmiş olduğundan, umuyorum ki benim tecrübem de hataların her biriyle doğrulanacaktır.”

Herkese keyifli okumalar edebiyat sever güzel insanlar.

Burcu'dan, bir alıntı ekledi.
22 May 18:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Biliyorsun "Biz devrimciler, ayrı bir kumaştanız" ve bizim canımızdan bile aziz olan bir şey varsa o da devrimci onur ve namustur. Bu bahiste taviz vermektense ölmeyi tercih ederiz.

Cemal Süreya’ya Mektuplar, Ahmed Arif (Sayfa 109)Cemal Süreya’ya Mektuplar, Ahmed Arif (Sayfa 109)
Ot Adam, bir alıntı ekledi.
22 May 18:31 · Kitabı okuyor

Başlangıçta devrimci bir hareket ve orijinal bir fikir ve proje olan din, "din adamları kurumu"nun donuk ve katı çerçevesinde muhafazakar bir ruha bürünüyor, taşlaşıyor; tıkanıklığın, hareketsizliğin ve geçmişin koruyucusu oluyor ve gelecekten korkuyor.

İslam Nedir Muhammed Kimdir, Ali Şeriati (Sayfa 36)İslam Nedir Muhammed Kimdir, Ali Şeriati (Sayfa 36)