Çok keyifli başlayıp bit artık dedirterek biten kitap. İkinci yarı gereksiz uzatılmış gibi hissettim.
Matematiği çok severim; paradokslar, mantık oyunları da başta beni çok cezbetti, google’a girip çıkarak okudum kitabı ama bir noktada hep “iki nokta arasında sonsuz nokta varsa herhangi bir şey nasıl bitirilebilir?”in farklı versiyonları dönüp durmaya başladı, e haliyle sıkıldım.
Cehennem fikri güzeldi, ilk katları okumak keyifliydi ama bir noktada özensizleşti gibi gelmeye başladı.
Gerçekten iyi aktarıldığını düşündüğüm tek nokta kadınların akademide yaşadıklarıydı, onda da Alice’in enayiliğine sinirlenmekten ana fikre odaklanamadım.
Çok anlam yüklemeden keyfi okunabilecek bir kitap olduğunu kabul ediyorum ama bir bestseller olacağına inanacağım kadar sevmedim.
KatabasisR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2025640 okunma
Oldukça temel seviyede “Müslüman ömrünü nasıl boşa geçirmez?”i anlatan bir kitap. Benim beklentim daha farklıydı bu yüzden (istediğim ölçüde) faydalanamadım.
Kendine Geç KalmaEsra Kalpakçı · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 2021195 okunma
BAYILDIM!
Müthiş katmanlı bir kitap: düz kurgu+komedi olarak okuyabilirsiniz , Faust ve Hristiyan inancıyla karşılaştırmalı okuyabilirsiniz veya Stalin dönemi eleştirisi olarak bakabilirsiniz. Hangi yaklaşımla bakarsak bakalım hayal kırıklığı yaratmayacak bir kitap.
Ben okurken tesadüfen denk geldiğim bu siteyi (masterandmargarita.eu/en/index.html) sürekli açık tuttum, hiç tahmin etmediğim sahnelerin hiç tahmin etmediğim detayları incecik göndermelere sahipmiş. Stalin döneminde Stalin'i eleştirmek de ancak böyle mümkün olurdu sanırım.
Kitapla ilgili tek pişmanlığım döneme çok hakim olmayıışım sanırım. Eğer bir gün Sovyet Rusyasını araştıracak olursam mutlaka geri döneceğim bu kitaba.
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
Hacettepe’de Serkan Hoca’nın bir nörofizyoloji dersine girsem ders sonunda zevkten ağlardım herhalde ama bu kitap popüler bilim den ziyade popüler bilim kitabı olduğu için okuduğumdan keyif alamadım.
Beyin nasıl işler, hangi bölüm ne yapar hiiçç fikri olmayanlar sevebilir tabii, ben nöro komitesi aldığım için beklediğimi bulamadım.
Ekleme: kadın mı erkek mi beynine sahip olduğumu belirlemek için sadece parmaklarıma bakmak bana fazla onedio-vari geldi, yalan yok.
Dostoyevski'nin en iyi kitabı gibi bir iddiada bulunmam mümkün değilse de yazarın "öteki benlik" prototipini (hele ki 25 yaşında!!) yaratması hasebiyle önemli bir kitap.
"İyi insanlar dürüst yaşar, iyi insanlar hilesiz yaşar ve hiçbir zaman benzerleri olmaz."
Kitabın özünü en iyi yansıtan cümlenin bu olduğunu düşünüyorum çünkü iyi ve dürüst insanlar neyse o'durlar, iki insan değildirler, maskeyi gerçekten de sadece maskeli baloda takarlar ve bunu dillendirme gereği de hissetmezler.
Zavallı, pek zavallı Golyadkin ise, söylememe izin verin sevgili efendim, düşmanlarınca! aşağılandığı bir gecede,bana kalırsa canına tak eden küçük Golyadkin'in varlığına artık münferit bir kişi olarak devam etme kararı almasıyla sabır taşı gibi çatırt! diye ortadan ikiye ayrılıyor ve birken iki oluyor.
Bir sanat eserini yorumlamanın tek bir doğru yolu yoktur, bilirsiniz. Ben de kitabın asıl temasının "kişilik bölünmesi" ya da "çoklu kişilik bozukluğu" değil, olmak istenen / olunan kişiliklerin çarpışması olduğuna inanıyorum: Yalaka, işbitirici, sırnaşık küçük Golyadkin'e karşı gururlu, şaşkın, mesafeli büyük ve halis Golyadkin.
Büyük! Golyadkin'in başta dostu, sonra baş düşmanı olan küçük! Golyadkin'e karşı orijinalliğini ve "ahlaken doğruluğunu" kanıtlamak, onu yenme çabası da aslında bürokratik toplumda bireyin idealize edilen , kendisini başarıya ulaştıracak olan kimliğe karşı kendisi olarak var olma savaşının anlatımı kanımca.
Son olarak da kitabı Storytel üzerinden Sercan Gidişoğlu seslendirmesiyle dinlediğimi belirtmiş olayım. Sercan beyin diksiyonun düzgünlüğü, cümlelerinin anlaşılırlığını bir yana koydum (çünkü zaten olması gereken başlıca şeyler bunlar) her bir karaktere ayrı ses, tonlama, ağız/lehçe/şive atayarak müthiş bir dinleme keyfi sunmuş.