Totem ve Tabu

·
Okunma
·
Beğeni
·
25,8bin
Gösterim
Adı:
Totem ve Tabu
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053923583
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sayfa Yayınları
240 syf.
Bu kitapta Freud yine aynı Freud. Zaten kendisiyle çelişmediği için bilim adamı sıfatını muhafaza edebiliyor(!)
Freud ilkel toplulukların ölüm ve doğaüstü olayların karşısındaki hatta doğada var olan yıldırım düşmesi, şimşek çakması, hastalıklar karşısındaki bilgisizliklerinin totem ve tabularını nasıl oluşturduklarını anlatmıştır.
Bu kitaptaki tespitler daha çok Afrika ve Avusturalya'da bulunan kabileleri temele alarak yapılan tespitlerdir. Freud'un abarttığı kadar vahşi ve cahil insanlar yoktur orada. Freud da biliyordu ki temele aldığı kaynaklar bir abartı yığınından ibaret.
Afrika ve Avusturalya'yı sömüren Avrupalılar kendi sömürülerini meşrulaştırmak için bilim adamlarının ağzı ile yaptığı açıklamalardan öte bir şey değil.
Hani bilirsiniz günümüz emperyalistleri bir ülkeye girmek istediğinde o ülkeye demokrasi ve bilim, ilim götürmek için girdiğini söyler ya işte aynı durum burada da geçerli.
Bu açıdan Freud'un bu kitapta söylediği bilimsel şeyler çoğunlukla doğru olsa da ve bize yeni bilgiler sunsa da aslında söyleyecekleri şeyi temellendirdiği örneklerin tamamı yanlış.

Şimdi diyeceksiniz ki "Ama tv programlarında görüyoruz, hala bu tip kabileler var işte!"
Evet, ben de görüyorum; Onların yüzündeki boyaları, yaptıkları dansları, tamtamlarının sesini bende duyuyorum. Tuhaf tuhaf yakarışlarını, takılarının tuhaflığını...ben de görüyor, duyuyorum.
Çağın ilmi ile önceki çağları anlamak çok zor emin olun. Mesela "Mısır Piramitlerini cinler yaptı" ya da "Uzaylılar gelip yapmış" diyoruz çoğunlukla.
Neden mi böyle diyoruz? Çünkü o dönemin ilmine sahip değiliz de ondan.

Bu kitabı günümüze uyarlarsak. Yani Freud’un kabilelere baktığı gibi sığ bir gözle, uzaktan kendimize bakarsak;
Yas yerindeki dövünmelerimize, ağıtlarımıza, dans topluluklarındaki yüz ve vücut boyalarımıza, sarkıcıların danslarına, halk oyunlarımıza, meydandaki heykellere, miting alanındaki bağrışmalarımıza, taktığımız piercinglere, "dikkat çimlere basmayın!" gibi tabelalarımıza...vesaire baktığımızda - iyi niyetli bir bakışla bakmış olsaydık bile- sizce ne düşünürüz Allah aşkına!

Sizi sıkılmaktan kurtarıp tek bir örnekle açıklayayım;
“çimlere basmayın!" yazısına bizden sonra gelecek neslin şunu deme ihtimali yok mu?
“Demek ki çimlere tapıyorlar ya da çimleri kutsal olarak görüyorlar" Evet, bu ihtimal var!
Daha nice örneklerle örneklendirebiliriz...

ÖZETLE:
Evet bu kitabı okuyun ama içinde bahsedilen tarihi bilgilerin tarihsel bir gerçekliğinin olmadığını bilin.
Haddim olmayarak bu kitabı nasıl okumanız gerektiğini söyleyeyim:
"Varsayın Freud'un bahsettiği kabileler gerçek değil de Freud hayali hikayeler üzerinden bir şeyleri daha anlaşılır kılmaya çalışıyor. Tıpkı Oedipus ve Elketra Komplekslerinde olduğu gibi..."
Emin olun bu bakış açısıyla bakarsanız Freud'un söylemek istediğini daha iyi anlarsınız. Ve günümüze de uyarlarsanız; mevcut dünyada totem ve tabuların daha fazla artmış olduğunu göreceksiniz.
Zira Freud'a göre totemler ve tabular çoğunlukla eski çağlarda kaldı, günümüzde terk edildi!

Saygılar...
240 syf.
·26 günde
Totem ve Tabu'yu ilk eline aldığımda sadece tarihi bir içerikle karşılaşmayı umuyordum. Fakat kitabı okudukça yanıldığımı fark ettim. Içinde felsefe ve psikolojiyede çokça yer verilmiştir. Tarih öncesinde yaşamış olan insanların inançları, kültürleri müthiş bir şekilde ele alınmış ve aktarılmıştır. Ibadet şekilleri anlatılmış ve bu şekilde ibadet etmelerinin altında yatan psikolojik nedenler anlatılmaya çalışılmış. Ve bana göre başarılı da olunmuş.
Umarım kitabı okuyacak olan herkes benimle aynı hisleri paylaşır...
220 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
Freud’un, “yazdıklarım arasında en iyisi” diyerek nitelediği Totem ve Tabu, ilkel çağlarda yaşamış insanların ilişkilerini, inançlarını psikanalitik yöntemle analiz eder. Kitapta hiç alışkın olmadığımız kadar bilim insanlarının ismi geçmektedir. Bu bilim insanları sosyolog, biyolog, etnolog ve antropolog ağırlıklıdır. Freud’un bu kadar çeşitli meslek gruplarından insanların araştırmalarını, bulgularını ve yorumlarını kitaba alıp, bunlara psikanalitik bir anlam yükleme çabası takdir edilmelidir.

Freud, bir şey yasaklanıyorsa, onu arzulayan birileri vardır mantığından hareket ederek; babayı ortadan kaldırma ve yasaksevi (ensest) olaylarına karşı konulan katı kuralları değerlendirir. Demek ki bu iki durum, toplumsal (ya da kabilesel) açıdan ciddi boyutlara ulaştı ki, kanunlarla korunmak durumunda kaldı. Peki neden? der Freud. Neden bu iki durum her çağda insanlara yasaklandı? Normal bir insanı öldürünce de ceza alırız ancak neden özellikle baba? Mesela neden enişteyi öldürmek, ayrı bir ceza tanımı içerisinde yer almıyor da yalnızca baba yer alıyor?
Herkesin bu sorulara vereceği cevap farklı olabilir ancak Freud bu sorulara cevap olarak tek bir şeyden bahsediyor;
Oidipus Kompleksi!!!
Bu kompleksin her bireyde yeniden doğduğunu düşünmüyor Freud. Köklerimize kadar geri gidip atalarımızdan kalan izleri takip edersek, bu izlerin Oidipus Kompleksine etki ettiğini göreceğimizi söylüyor.

Babaya karşı duyulan bu öfkenin, çocuklara yaptırdığı yamyamsı eylemin sadece bireyselliği değil, aynı zamanda toplumsallığı da etkilediğini düşünerek, ahlak kuralları hatta din kurallarının da buradan hareket ettiğini söylüyor. Sahi, İslam Dini’ne göre dünyada yaşam ne zaman başlamıştı?

Bütün bunları yazdıktan sonra kehanette bulunuyor Freud “bu kitap, insanların uykusunu kaçıracak”

Şimdi kitabı bölüm bölüm ele almak istiyorum;
1-İlkellerin Ensest Korkusu
Bu bölümde ilkel olarak nitelenen insanların psikolojisi ile psikanalizin ortaya koyduğu nevrotiklerin psikolojisinin benzerliklerini ele alıyor. Bunu ne ile yapıyor? TOTEM!
Avustralya yerlilerinin hayvanlar aracılığıyla yaptıkları totemi ele alarak, nevrotiklere ulaşıyor. Nevrotiklerin ruhsal yaşamındaki çocuksu izleri takip eden Freud, totemizmle bağlantısını ortaya çıkarıyor. Zaten libidonun, bilinçdışında ensest ketlenmeleri de nevrozlara neden olmuyor muydu?

2-Tabu ve Duyguların Çiftedeğerliliği

Tabunun tanımından ziyade, özelliğini ifade etmek gerekirse; hem tedirginlik hem de saygı uyandırması diyebiliriz. Şeytani güçlerin korkusundan doğup şeytanlaşmışlardır. İşte bunlara bakarak psikanalitik anlam verirsek, bu şartlara en uygun kişileri tek bir başlık altında toplayabiliriz; Obsesif Nevrozlular.

Burada vicdanı da tanımlayan Freud, Obsesif Nevrozluların, zalim vicdanları yüzünden yasakları ihlal ettikleri takdirde kötü bir olayın gerçekleşeceğine inanmalarına rağmen yasakları ihlal etmelerinin gerekçesini bildirir; HAZ!

Çiftedeğerlilik konusunda ise, yıllar önce yayımladığı bir vakayı, daha önce hiç tanışmadığı hukukçu Schreber’in vakasındaki hezeyanları dile getirerek, bunların karşılığının ilkellerde krallar, rahipler, regl dönemindeki kadınlara duyulan saygı ve tedirginliği ifade eder. (İlkeller, regl dönemindeki kadınlara saygı duyuyorlarmış...)

O ana dek vicdan ve suçluluk duygusu kavramlarını netleştiremeyen Freud, tabuları keşfettikçe bu kavramları da netleştirir ve açıklar. Nevrotiklerdeki vicdanın, içsel kınama olduğunu söyleyerek, ilkellerin tabularındaki vicdanın buyruğuyla benzeştirir.

Peki nevrotiklerle ilkellerin farkı nedir? İlkellerdeki tabu toplumsal oluşum iken nevrotiklerdeki tamamen nevrozdan kaynaklanmasıdır.

(Yaklaşık 10 yıl sonra, 1923 yılında Superego kavramıyla bu durum daha da netleşecektir.)

3-Animizm, Sihir ve Düşüncelerin Mutlak Gücü
Bu bölümde tarih boyunca insalığa hakim olan üç dünya görüşünü açıklar;
-Animizm (Mitoloji)
-Din
-Bilim

Animizmi ilkel psikoloji olarak ele alıp, sihir olayını ise bu psikolojinin bir tekniği olarak yorumlar. Bir de büyü vardır ki, ruhları etkilemektedir.
Cinsel dürtülerin nesne halini alması ama bu nesnenin kendi benliği olması duruma narsisizm dersek, ilkellerdeki durumunu da entelektüel narsisizm olarak, nevrotiklerde ise gerileme ya da takılma olarak yorumlamamız gerekmektedir. Bu konuyu daha anlaşılır kılmak için Fare Adam vakasını örnekleyen Freud, animizmde dünyayı dolduran ruhların ve şeytanların, bireyin duygularını yansıtmalarından başka bir şey olmadığını dile getirir. Bu da bizi tekrar Schreber’e, yani iç ruhsal süreçleri, kendisi dışında sanmaya götürür.

4-Totemizmin Çocukluktaki Tekrarlanmaları

Bu bölümde ise başka bir vakayı kullanır; Küçük Hans’ın at korkusu. Çünkü totemlerde kullanılan varlık da hayvanlardır. Bunları nasıl ilişkilendirir? Darwin’in kökensel bir ilk sürünün varlığı düşüncesini kabul ederek...

Bu noktada yaptığı yorumu aynen aktarmak istiyorum;
“totemizmin iki temel buyruğu, yani totemi öldürme ve aynı totemden bir kadınla evlenme yasağı, babasını öldürüp annesiyle evlenen Oidipus’un işlediği iki suçla ve çocuğun kökensel iki arzusuyla içerik olarak kesişmektedir. Bu arzuların bastırılmaması ya da yeniden uyanması belki de tüm nevrozların çekirdeğidir.

Din hakkında da ispatlara girişen Freud, babaya karşı çiftedeğerliliğin en uç noktasının din olduğunu söyler. Baba ortadan kaldırıldıktan sonra yüceltilir ve kabilece kutsallaştırılır. Buradan hareketle, babaya karşı duyulan bu suçluluk duygusunun, kuşaklarca miras olarak aktarıldığını savunur.

Faust’tan da alıntı yapan Freud, kitabı bitirmeden önce nevrotiklerle ilkeller arasındaki ayrımı açıklığa kavuşturur; “nevrotiklerde eylemin ketlenmiş ve onun yerine düşünce geçmiştir. İlkellerde ise tam tersi, eylem düşüncenin yerini almıştır.”

Kitabın son cümlesi ise motto niteliğinde;
“başlangıçta eylem vardı.”
240 syf.
·3 günde·9/10 puan
Freud, kültürün çıkış ve oluşum aşamalarını; aile, toplum, din, ahlâk ve sosyal yaşam üzerinden geniş kapsamlı irdeleyerek buyruğumuzun karanlık kaynaklarını aydınlatmayı şiar edinmiş.

İlkel insanların nasıl yaşadıklarını, kendi aralarında ve doğa ile ilişkilerini nasıl geliştirdiklerini, ilkel ve vahşi topluluklardan beri süregelen sosyolojik fenomenleri, insanların neye tapındıklarını nedenleriyle beraber teorilendirip psikolojik yönleriyle inceliyor. Tabu düşüncesinin en derin köklerine ve totem inancının kaynağına kadar gidiyor. Antropolojik ve etnolojik araştırmalardan yola çıkarak insanlığı açıklamak için psikanalitik yöntemlerini kullanıyor pek tabii ki.

Freud'un büyük gözlemleri pek çok bakımdan düşündürücü ve sorgulatıcı olmasına rağmen benim için zorlayıcı bir kitap olmadı, verdiği örneklemeler ile dili gayet anlaşılır kılmış. Çok eski çağlardan gelen ahlâk kurallarının etkilerini analiz etmedeki başarısı su götürmez bir gerçek.

İlgililerine tavsiye edilir.

Spoiler

Tabuya insanlığın yazılmamış en eski yasası derler. Tabunun tanrılardan daha eski olduğu ve bu eskiliğin dinden önceki bir döneme kadar gittiği herkes tarafından kabul edilmiştir. Yasakçı tabuları bulunmayan hiçbir kavim ya da hiçbir uygarlık aşaması görülemez. Tabunun temeli bilinçdışında güçlü bir eğilimin istediği yasak bir edimdir. Birçok tabu yasağının ilk biçiminden uzaklaşmış, yer değiştirmiş, bozulmuş olduğunu açıkça bilmemiz gerekir.
240 syf.
Erkek çocuklar özellikle kendilerini kanıtlama güdüsü edinmeye başladıkları dönemde ilk rakip olarak babalarını seçerler.

İnsan, ilk iletişimini/etkileşimini aile ile gerçekleştirip geliştirdiği için Freud'da ilk olarak birey-aile ilişkisini ele alarak totem ve tabunun oluşumunu anlatır. Bu iletişim/etkileşim ağının oluşumunu ailenin erkek bireyi üzerinden değerlendirmesi ise ilkel toplum örneğini değerlendirdiği içindir. Gelelim içeriğine; gücün ana belirleyici olduğu ilkel toplumlarda savaşçı olan erkek cinsi olduğu için, aile ve toplum yapılanmasını yine erkek(baba) ve bu türün bir araya gelerek oluşturduğu konsensuslar üzerinden değerlendirir. (Bu noktada ilkel toplumların anaerkil yapısını es geçmiştir)

Genç erkek; çalıştırılma, evden uzaklaştırılma gibi alınan karar ve uygulamalar karşısında kendini kanıtlayamama, rakibi olarak belirlediği baba figürünü yenememe durumu içerisinde kalmaktaydı. Bu süreç, genç erkeğin yetişkin olmaya başladığı dönemde yavaştan el değiştirmeye başlamış ve üretim, güç genç yetişkine geçmiş finalde de söz hakkı yetişkin erkeğe verilmiştir.

Freud bu noktada ''En çok sevgi duyulan kişi aynı zamanda en çok nefret edilen kişidir.'' tespitiyle yetişkin erkeğin bu egemenlik dönemi sırasında yaşayacağı değişimi de ele alarak artık babasını anlamaya ve ona karşı sonsuz bir sevgi duymaya başladığını anlatır. Yetişkin erkek baba olduktan sonra ise o geçiş döneminde yerini bırakacağı kişiyi görür çocuğunda ve bu durum yetişkin erkekte babasını kutsal kabul etme evresi yaratacaktır.

Artık baba rakip iken "... bir totem, sonsuz sevgi karşısında bir tabudur" der Freud.

Pişmanlıklar, babaya karşı yapılan başkaldırının bir hata olduğu düşünceleri babaya duyulan sevgiyi öyle bir seviyeye çıkarır ki artık baba ''tanrı'' olarak görülür. Tıpkı devlet gibi, yine bu noktada 'tanrı yüceltilmiş bir babadan başka bir şey değildir.' der Freud.

Totem-tabu ilişkisini böylesine müthiş bir şekilde kaleme almış olan Freud'u mutlaka okuyun derim.
240 syf.
·36 günde·7/10 puan
Freud'u sevmeyen çoktur. Neden? Kabul edilmesi zor birçok şeyi ortaya koyabilmiş, araştırıp açıklamaya kalkışmış. İçimizde tutunca ya da üstü kapalı yaşadığımızda her şey olması mümkündür ama bunlar su yüzüne çıkartılıp konuşulduğunda rahatsız eder. Neden tabuları, o dokunulmaz o kirli hissedilen şeyleri kendimize zulmedercesine öğrettik? Sınırları kendimiz çizmedik mi? Hayatta kalmanın, varolabilmenin şartında var sanırım tabular, totemler. Bir şeye inanmadan hayatta kalamayız. Aile, toplum, insanlarla dolu hayatta insan varsa tabu var. Kendimizi yormak yerine kabullenmekten yanayım. İyiyle kötüyü ayırt etmek adına sınırlarımız olmalı. Olaylar doğru ya da yanlış değil, bizim onlara yüklediğimiz anlamlar doğru ve yanlışı oluşturuyor. İyi okumalar, güzel haftalar diliyorum.
240 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Antropoloji, kuşkusuz okumayı en sevdiğim ve en çok ilgi duyduğum konu. Hayatını, insan psikolojisini anlamaya adayan ve psikanalitiğin doğuşuna öncülük eden Freud ise hayranlık duyduğum isimler arasında. Antropoloji, psikanalitikle sentezlenince ortaya muazzam sonuçlar çıkmasının muhtemel olduğunu tahmin edebiliyordum ancak beklediğimden çok daha fazlasını bulduğumu söyleyebilirim.

Bu noktada bir uyarıda bulunmak istiyorum, daha evvel bu konuda herhangi bir kitap okumamış ve ilkel toplumlara aşina olmayan okurlar için anlaşılması güç bir kitap olabilir. Benim övgülerim merak uyandırııp sizi okumaya teşvik ederken, lütfen bu uyarıyı da göz önünde bulundurun.

Kitapta, ileri gelen birkaç antropologun ve özellikle Frazer'ın yazılarından (genellikle ünlü eseri Altın Dal'dan) alıntılar yer alıyor. Freud, kendinden önce yapılmış bu incelemeleri yeniden ele alıp psinalitik çerçevede inceliyor ki bu da ortaya çarpıcı sonuçlar çıkarıyor. Konuya ilgi duyanlara mutlaka okumalarını öneririm.
270 syf.
·Puan vermedi
Totem ve Tabu kitabını okumak eski zamanlarda bile bilinç altı gücünün sırrını bize sunuyor. O dönemde bir şey tabu haline getiriliyor ve o tabuyu kim yıkarsa mahfolur inancı hakim herkeste. Yani bir kitle psikolojisi mevcuttur, bu kitle psikolojindeki ruhsal olayların, bir bireyin ruhsal yaşamında yer alan ruhsal olaylar ile aynı olduğunu kabul edebiliriz. Kitapta yer alan bir hikayede kralın yemek artıklarını yemek yasaktır yiyen kişi güçten düşer halsizleşir ve sonra da ölür diye bir tabuları vardır. Güçlü dinamik genç bir erkek açtır yiyecek bulmak için uğraşır ve çöpün yanında yemek artığı bulup iştahla yer, bunu gören biri o kralın yemek artıklarıydı niçin yedin der... genç, güçlü ve dinamik olmasına rağmen bunu duyunca birden halsizleşir güçten düşer ve titremeye başlar öyle köyüleşir ki ertesi günde ölür. Demek ki kendimizi neye şartlandırırsak bilinçaltımıza neyi yerleştirrsek onu yaşarız. Bilinçaltının gücüne inanın ve madem bilinçaltımıza neyi yerleştirrsek onu yaşarız neden korku şüphe kötü şeyleri yerleştirelim ki. Bilinçaltımıza yaşamaktan mutluluk duyduğumuz güzel şeyler yerleştirelim şimdiden bu kitabı okumayı düşünen herkese iyi okumalar.
220 syf.
·9/10 puan
Totem ve tabunun psikanalize katkılarını ele alan güzel bir kitap. Toplumumuzda halen varlığını sürdürmeye devam eden tabularımızın olması konuyu daha iyi kavramamızı sağlıyor. Zaten Freud'u herkes okumalı diyorum. Hatta sadece okumamalı çok iyi anlamalı. İyi okumalar.
240 syf.
·36 günde·Puan vermedi
Dili biraz zorlayıcı bir kitap. Sindirilerek okunması gerekiyor. Aynı zamanda zihni de çok zorluyor. Ama buna rağmen keyif alarak okudum. Freud'un okuduğum ilk kitabı. Bu zamana kadar kuramlarından tanıdığım Freud'un ne eksiği ne fazlası vardı kitapta. Bazen konu tekrar ediyormuş gibi geldi sadece.
112 syf.
·2 günde·9/10 puan·Ne Okusam'dan
TOTEMLERİMİZ
İncelemeye başlarken isterseniz Freud'un ''Totem ve Tabu'' hakkında fikirlerini ve bu kavramların kökeni hakkında bilimsel verileri esas alarak değerlendirdiklerini masaya yatırmak yerine,evvela kelimelerin halk nazarında değerleri,ritüelleri ve yaygın olarak yanlış tanımları hakkında bilgi sahibi olalım,ardından konuyu Freud ve bilim nazarında enikonu değerlendirelim!

*Totem Ne Demek
Bu sözcüğün kökeni nerden gelmektedir, aslında gerçek anlamı ile totem ne demek gibi sorular aklınıza gelmiş olabilir. Bu nedenle bu kavram ile ilgili merak edilen her şeyi sizler için detaylı olarak anlattık. Bu kavram asıl anlamı ile Avustralya ve Kuzey Amerika’da yaygın olan bir inanç biçimidir. Ülkemizde bir çok kişi tarafından sapkınlık olarak nitelendirilen bu inanışta insanlar, hayvanları, ağaçları, taşları ya da herhangi bir nesneyi kutsal olarak benimsemektedir. Totem inancına inanan kişiler kutsal saydıkları nesnelerden bir takım isteklerde bulunurlar ve isteklerinin gerçek olması için onlara taparlar.

Aslında bu inanışı benimseyen kişiler için bir tür putlara tapma eylemi gerçekleştirdikleri yönünde nitelendirme yapabiliriz. Totem inanışın da bu dine mensup insanlar gerçekleşen dileklerini taptıkları nesne’nin gerçekleştirdiğine inanmaktadırlar. Batıl bir inanç olan bu kavram, ülkemizde ise bir inanış olarak düşünülmemektedir. Hatta totem yapan insanların bir çoğu totemin gerçekte bir inanç biçimi olduğunu bile bilmemektedir. Halk arasında bu tür eylemler tamamen takıntı olarak yapılan ya da şans ve uğur getirmesi amacı ile yapılan davranışlardır.

*Totem Nasıl Yapılır
Aslında herkesin kendisine özgü belirlediği bir takım totem çeşitleri vardır. Kimisi herhangi bir eşyayı uğurlu ya da şans getirici olarak görüp onu yanında taşıyarak isteklerine kavuşacağını düşünürse totem yapmış olur. Totemin bir başka yapılma türü ise gerçekleşmesini istediğiniz olay gerçek olana kadar belirlediğiniz bir davranışı yapmaktan kaçınmanız ya da özellikle belirli bir davranışı yapmanız gerektiğidir. Mesela tuttuğunuz takımın maçını izlemediğiniz de kazandığını düşünüyorsanız ve takımınızın kazanması için maçları seyretmiyorsanız bu da bir çeşit totemdir. Uğurlu bir kalem belirleyerek her sınava onla girmek ve bu kalemin başarılı olmanız da etkisi olduğuna inanmanız da toteme örnek gösterilebilir.



*Totem Çeşitleri Nelerdir
Sözlü Yapılanlar: Uğurlu geldiğine inanılan bir kelimenin defalarca söylenmesi şeklinde yapılan toteme sözlü totemler denilmektedir. Mesela karşılaşmak istediğiniz bir kişinin adını bütün gün içinizden ya da sesli olarak tekrarladığınız da o kişiyi göreceğinize inanmak.

-Eylemlerle Yapılanlar: Bu çeşit totemlerin iki türü vardır. İlk olarak herhangi bir eylemin yapıldığında uğur getirdiğine ve isteğin gerçekleştiğine inanılan totemdir. Sigara yakıldığında otobüsün daha erken geldiğini düşünmek bu çeşit totemlere bir örnektir. Diğeri ise herhangi bir eylemi yapmayarak istedğin gerçek olacağına inanmaktır. Sınav sonucunu kendisinin yerine arkadaşının bakmasını istemek de bu toteme örnek gösterilebilir.

-Düşünce ile Yapılanlar: Bu eylemler sadece düşünerek yapılmaktadır. Örneğin sevdiği kişiye kavuşmak için sürekli onu düşünmek.

-Birleşik Yapılanlar: Diğer totemlerin iki ya da daha fazlasının birlikte yapılmasına da birleşik totemler denilmektedir.

*Totem İnancına Göre Tapınma Nasıl Olur
Totem inancına inanan insanlar ülkemizdeki anlamı ile eylem yapmamaktadır. Hatta Totemizm’e inanlar, yani totemi bir din olarak benimseyenler yaptıkları eylemi totem yapmak olarak nitelendirmek yerine bir tür ibadet olarak görmektedirler. Onlar için totemin anlamı kutsallaştırdıkları objeye verilen isimdir. Toteme inananlar kutsal sayılan nesne sayesinde, yani belirledikleri totem sayesinde var olduklarına inanmaktadırlar. Totemlerinin onları kötülüklerden koruduklarını ve dileklerinin ancak onların isteği doğrultusunda kabul olacağına inanırlar. Başlarına gelen kötü olayları ise totemlerinin kendilerini cezalandırdığı yönünde yorumlamaktadırlar. Totemizm’e göre çeşitli ayinler düzenlenir. Bu ayinler ile totem inancı benimseyen kişiler, totemlerinden kendilerine yardım etmesini istemek için totemin etrafında şarkılar ve müzik eşliğinde dönerek dua ederler.

*En Çok Yapılan Totemler
Farkında olmadan aslında bir çoğumuz günlük yaşantımızda bir çok totem yapmaktayız. Kötü bir şey duyulduğunda kulağı çekmek ve tahtaya vurmak bile bir tür totemdir. Çünkü eski batıl inançlara göre tahta kutsal sayılmaktaydı ve bu şekilde tahtanın kendilerini koruduğuna inanılmaktaydı. Ayrıca kara kedi görüldüğünde uğursuluk getirdiğini düşünerek saçı tutmak da totem çeşitleri arasında bulunmaktadır. Burada kutsallaştırılan nesne ise saçtır. Merdiven altından geçmemek, ceviz ağacı altında oturmamak, 13 rakamını uğursuz saymak gibi anlamadan yapılan bir çok yaygın eylem toteme örnek olarak gösterilebilir. Bilinçli olarak yapılan yaygın totemler ise sınavlara uğurlu kalem ile girmek, maç izlerken uğurlu kazak giymek, bir iş görüşmesine giderken uğurlu bir kolye ya da saati takmak gibi yapılan davranışlardır.
KAYNAK:https://www.biobilgi.com/...e-demek-totem-nedir/


TABULARIMIZ
Tabu nedir?
Polinezya dilinde bir kelimedir. Genel olarak ilkel yerlilerin kutsal saydığı eşya veya şahıs, ya da hareketlerdir.

Bu yerlilerin inanışına göre tabu özelliği başkasına da geçer, mesela bir kimse, tabu sayılan bir puta dokunursa kendisi de tabu olur ve kutsallık kazanır. Etnologlar tarafından Polinezya dillerinden alınıp kullanılmaya başlanmıştır. "Kutsal" nesnelerde olduğu gibi çelişkili bir yapısı vardır, iki karşıt anlamı da taşır. Hem "kutsal" hem "kirlenmiş" şeyler tabu olabilirler. Örneğin "kirlenen" kişiler, nesneler "kutsal" olandan ayrı tutulmalıdır.

"Tabu" karşılığında birçok dilde kullanılan sözcükler de iki zıt anlamı birden taşırlar. Hastaları ve ölüleri toplumun geri kalanından ayırmak en eski zamandan beri bir gelenektir. Bazı tabular ise kadınlara, cinselliğe, doğuma veya belli olaylara yöneliktir. Dövüşte ölmüş bir horozu yemek, reisi silah altında olan bir evin erkek hayvanını öldürmek vb. Bazı tabular geçici, belli dönemler içinken bazıları süreklidir. Bazı kozmik ya da kutsal sayılan bölgeler, kimsenin yaklaşmaya cesaret edemediği yerler, bazı mezarlar gibi.

Bugün farkında olmadan uygulanan bazı gelenekler de tabulardan kaynaklanmıştır. Bazı bölgelerde hükümdar toprağa dokunmamalıydı, çünkü güçleriyle toprağın ölmesine neden olabilirdi; bu nedenle taşınmalı ya da halı üzerinde yürümeliydi. Evrensel bir tabu yoktur ancak tabu mekanizması her zaman aynıdır. Bazı nesneler, kişiler ya da bölgeler tamamen farklı bir ontolojik sisteme dahil olurlar ve bunlara dokunmak ontolojik düzlemde ölümcül sonuçlar doğuracak bir kırılmaya neden olur.

Bazı tabu örnekleri kaygı ve uzaklaşma yaratan, tuhaf, uğursuz, gizemli vb. olanların normal olanlardan ayrılarak tabu haline getirildiğini gösteriyor. Bu nesne, kişi ya da davranışlar aşağılanmaz, tersine bir değer atfedilir. Kızılderililerde, birçok Afrika kabilesinde, Şamanlarda kutsal güçlere sahip olan kişilerin itici görünüşe sahip, nöropat, sinirsel açıdan dengesiz ya da çirkin kişilerden seçilmesi gibi. Son olarak Sigmund Freud'dan bahsetmek gerekir.

Freud tabuların bilimsel bir analizini yapmış ve bu tür yasaklara karşı güçlü bilinçaltı güdülerle hareket edildiğini ortaya çıkarmıştır. Yasaklamada, toplumsal bir kurallar ve yaptırımlar alanıyla, bu kural ve yaptırımların daha çok “mistik" ya da "büyüsel-dinsel" bir nitelik taşıdıkları bir başka alan arasında bir ayrım yapmak genellikle çok güçtü. Örneğin yakınıyla yatma konusundaki evrensel yasakta (eskiden tabu deniliyordu) durum, böyleydi.

Yakınıyla yatma yasağının Lövi -Strauss, her türlü değiş tokuşun, dolayısıyla her türlü toplumun kurucusu olma özelliği taşıdığını ortaya koymuştu. Ancak Françoise Heritier, bütün toplumlar için yakınıyla yatma yasağının, yerel kişi (kan, ruhlar vb.) ve toplumsal ve “mistik” kalıtım kuramlarıyla sıkı bağlılaşımını da orrtaya koydu. Nitekim Taboo (1956) adlı yapıtında etnolog Franz Steiner, tabu kavramıyla son derece benzeşmez nesnelerin adlandırıldığını ileri sürdü ve bunları şöyle sıraladı:

1. bir ayin anlamı taşıyan bütün saygı gösterme mekanizmaları;
2. tehlikeli durumlarda gösterilmesi istenen özgül ve kısıtlayıcı davranışlar;
3. bu tehlikedeki bireylerin korunması;
4. bu tehlikedeki, dolayısıyla tehlikeli (antropolog Mary Douglas’ ın gösterdiği gibi, kirlenme durumunda) bireyler toplumunun korunması.

Sözlükte "tabu" ne demek?
1. Kutsal sayılan kimi insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinsel inanç.
2. Yasaklanarak korunan (nesne, sözcük, davranış).
3. Tekinsiz.

Tabu kelimesinin ingilizcesi
adj. forbidden to use, forbidden to say, prohibited, banned (also taboo)
n. prohibition, ban (also taboo)
v. forbid, prohibit, ban (also taboo)
Köken: Fransızca

Tabu ne demek? (Ekonomi)
(Taboo) Kelimenin aslı Polinezya diline dayanır. Türkçe’ye Fransızca’dan geçmiştir. Kutsal sayılan kişi veya varlıklara dokunulmasını, bunların kullanılmasını yasaklayan, aksini yapanların büyük felaketlere uğrayacağı düşüncesine dayanan dini inanç.
KAYNAK:https://www.nedir.com/tabu

Evet,halk nazarında genel inanışlara ve tanımlamalara göre ''Totem'' ve ''Tabu'' kavramlarının bizdeki karşılığı bu!
Peki Freud bu iki kavramı nasıl ele almış,onu inceleyelim.
Kitabı incelemeye başlayabiliriz.

Freud,kavramları ele alırken epey geriye,ilkel toplumlara rotayı çevirmiş.İlkel toplumların sahip olduğu inanışlar üzerine tarih bilimcilerin de fikirlerini ve gözlemlerini kaynakça belirterek,psikanalizden aldığı yardımla kitabı inşa etmiş.
Kitabın bana göre bilhassa iki temel konuyu esas aldığını düşünüyorum.
1-Oidipus kompleksi(Ne olduğunu anlatacağım!)
2)İlkel kabileler arasında benimsenen totem ve tabuların;o zamandan bu zamana değin dinlerin,ahlakların,sanat anlayışlarının ve toplum bilincinin ortaya çıkmasında başat unsur olması.Biraz daha sadeleştirerek anlatayım: Şu an hayatımızı şekillendiren üst kimlik ve üst güç diyerek kabul ettiğimiz ne varsa o günlerden yadigar,ilkel insanlardan emanet...

Kitaba dair totem ve tabu nedir?
''Bununla birlikte “tabu” dendiği zaman bundan, bu gizemli kendine özgülüğün taşıyıcısı ya da kaynağı olan bütün kimseler, yerler, şeyler ya da geçici durumlar anlaşılır. Bu kendine özgülükten doğan yasak da tabudur. Sonuç olarak sözcük anlamıyla, tabu dendiği zaman bir de olağanüstü kutsal, aynı zamanda da tehlikeli, kirli ve gizemli olan her şey anlaşılır.

Wundt’a göre, tabu düşüncesinde “bazı şeylerden korkmayı anlatan âdetler ve bu âdetlere karşılık olan tapınma düşünceleri ya da davranışları vardır.” Başka bir yerde der ki: “Sözcüğün genel anlamına göre, tabu deyişiyle âdetlerin, göreneğin ya da yasaların koyduğu yasakları, bir şeye dokunmamayı, bir şeyi kullanmak amacıyla almamayı ya da bazı sözcükleri ağza almamayı anlıyoruz…” Yasakçı tabuları bulunmayan hiçbir budun ya da hiçbir uygarlık aşaması görülemez.''
Kitapta yer verilen tabu örneklerinden biri: ''Karısını yitirmiş olan bir adam, karısının yerine başka bir kadını koyma isteğinden korunmak zorundadır; dul kadın da isteğe karşı koymalıdır. Kocasız kaldığı için başka bir erkeğe karşı istek duyabilir. Oysa yerine geçirme yoluyla isteklerin doyurulması, yas tutmada gözetilen ereğe uymaz ve ölünün ruhunun öfkelenmesine yol açar.''

Kitabın yer verdiği totem tanımı nedir?

''Totemizmin Avustralya, Amerika ve Afrika’nın bazı ilkel insanları arasında dinin yerini alan ve toplumsal örgütlenmenin temelini oluşturan bir sistem olduğunu öğrenmiştik. Totemle birey arasındaki bu bağlılığın iki yana da karşılıklı yararı vardır; totem insanı korur, insan da eğer bu totem hayvansa öldürmeme, bitkiyse kesmeme ya da toplamama yoluyla çeşitli biçimlerde ona saygı gösterir.

Bir totem boyunun üyeleri kardeş ve kız kardeşlerdir, birbirlerine yardım etmek ve birbirlerini korumak zorundadırlar; klanın bir üyesi bir yabancı tarafından öldürülürse, öldürenin boyunun tüm üyeleri bu cinayetin hesabını vermek zorundadır ve ölenin boyu tam bir dayanışmayla akıtılan kanın temizlenmesini ister. Totem bağları bizim bugünkü aile bağları üzerine düşüncelerimizden daha güçlüdür; ilkeller aile bağlarıyla bağlı değildiler; çünkü totem kural olarak anadan kalıtım olarak geçer, başlangıçta baba kalıtımının hemen hemen hiç önemi yoktu.''

Toteme dair bir örnek:''Totem hayvan, ata hayvan sayılır. Öyleyse totem hem bir topluluk adı, hem de bir soy adıdır ve soy adı olmak açısından bu adın aynı zamanda mitolojik bir anlamı da vardır. Totemizmin kökeni sorunu şu biçimde de anlatılabilir: İlkel insanlar, kendileri ve boyları için hayvan, bitki ve cansız eşya adlarını seçmişlerdir.
KAYNAK:https://sirazduvari.com/...-tabu-sigmund-freud/

Şimdi Oidipus kompleksi nedir onu anlayalım ve yapbozun parçaları birleşsin.Sonra Freud'a göre tanrı dediğimiz kavramın,üst gücün nasıl ortaya çıktığını fark etmiş olacağız!
''Oidipus kompleksi ya da Oedipus karmaşası, Sigmund Freud'un kurucusu olduğu psikanalitik teoriye göre karşı cinsteki ebeveyni sahiplenme ve kendi cinsinden ebeveyni safdışı etme konusunda çocuğun beslediği duygu, düşünce, dürtü ve fantezilerin toplamı.

Freud'a göre her çocuğun ilk aşkı karşı cinsteki ebeveynidir. Erkek bebeğin sürekli annesine şımarması, babasının annesiyle ilgilenmesinden rahatsız olup ağlaması veya araya girmesi örnek olarak verilir.

Erkek çocuk genellikle evde güçlü bir otoritesi olan güçlü rakibi babadan çekindiğinden her iki ebeveynden de uzaklaşmak zorunda olduğunu hissederken, annesinden çekinen kız çocuk hayran olduğu güçlü babasına daha çok yaklaşır.''
KAYNAK:https://tr.wikipedia.org/wiki/Oidipus_kompleksi

Yani bu mantığa göre bu kompleksi yaşayan bütün çocuklar yetişkinlikleriyle beraber anne ya da baba olduklarında,anne ve babayı kutsallaştırır ve bu düşünceyle baba tanrı olur, anne tabiat ana!
Tanrı düşüncesiyle beraber dinler,dinlerle beraber de ahlak!
Kitapta da bahsedilen budur!

İncelemenin sonuna gelirken,Freud'un ortaya attığı düşüncelerinde mühim olanın kesinkes bu fikirlere inanılması yahut inanılmaması değil,üzerine kafa yorulması gereken çok değerli bilimsel tezler olduğunu düşünüyorum.
Kitap,Freud'un okuduğunuz ilk kitabıysa ağır gelebilir.Ciddi zihin işçiliği ve not alışkanlığı isteyen bir kitap,bunu göze alarak okumanızı tavsiye ederim.Aksi taktirde okumak için okuyacaksanız sıkılırsınız,önceden araştırma yapmadan okumayı da göze almayın derim,anlayacaklarınız ve yorumlayacaklarınız epey kısıtlı kalır.
Herkese şimdiden keyifli okumalar
Ölülerin yaşayanlar üzerinde egemen olduklarına inanıldığını biliyoruz. Fakat ölülerin aynı zamanda
düşman sayıldığını söylersek buna şaşarsınız...
.
Bir gün dönüp geçmişe baktığınızda, mücadelelerle geçen yılların hayatınızın en güzel yılları olduğunu fark edeceksiniz.
.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Totem ve Tabu
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053923583
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sayfa Yayınları

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları