Bengü

Bengü
@ucgengezegen
Yaşasın papatyalar canım papatyalar seviyorum sizleri.
Düşün çıkmazı kar.
Puan vermedi·415 syf.·
2020 5. kitabı
Eskiden kar her yağdığında aklıma, Cenap Şahabettin’in Elhan-ı Şita (Kış Nağmeleri) şiiri gelirdi; artık Ka ve Kars da gelecek. Kitabı okumaya başladığımda uzun zamandır karın yağmasını bekliyordum ben de çoğu insan gibi. Okurken ufacık kar kırıntılarına tanıklık etsem de içimden geçenleri yazmak için daha fazlasına ihtiyacım vardı ve nihayet bugün istediğim yoğunlukta bir kar manzarası gördüm. Düşüncelerimin ve duygularımın karın yağışıyla birlikte zihnimi böylesine istila ettiğini fark edip de kitapla ilgili bir şeyler yazmaya başlamasam olmazdı. Kar, yolda başlayıp yolda biten bir kitap oldu benim için. Ben de tıpkı Ka gibi yola çıkmıştım ve manzaraları seyrederken bilincimin akışına kapılmıştım. Gerçi benim gittiğim yer Ka’nın aksine bildiğim bir yerdi ama olsun önemli olan yolda olmaktı. Romanda her ne kadar siyasi olaylar anlatılsa da benim ilgimi çeken karakterlerin ruhsal değişimi ve romanın yazılış biçimi oldu. Bu sebeplerle eserin daha çok şahıs kadrosu ve üslup özelliklerine değineceğim. Ka, İpek, Muhtar, Kadife, Lacivert, Necip, Fazıl ve nicesi… Her birinin ruhsal gelişimi roman boyunca devam ediyor. Tabii en çok esas kahramanımız Ka , bu ruhsal değişimin ve sorgulama eyleminin başını çekiyordu. Kimse tarafından tam olarak anlaşılamayan Ka, Kars’ta geçirdiği üç günlük süre zarfında FD’nin şarkısında da söylediği gibi, kendini arıyorken olmaktan korktuğu yerlerde buluyordu ve ona olan oluyordu : “ Şiir geliyordu.” Kurguya kendini de romancı Orhan olarak ekleyen Pamuk: “Başkasının acısını, aşkını, anlamak ne kadar mümkündür? Bizden daha derin acılar, yokluklar, eziklikler içinde yaşayanları ne kadar anlayabiliriz? Anlamak eğer kendimizi bizden farklı olanın yerine koyabilmekse dünyanın zenginleri, hâkimleri, kenardaki milyarlarca
Edebiyat
KarOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202517,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şiirsel Bir Romanın İzinde
Puan vermedi·384 syf.·
2018 51. kitabı
Virginia Woolf’un “Şiir olmayan bir şey edebiyata niçin girsin. “ sözleriyle başlamak istiyorum bu şiirsel romanı anlatmaya . Şiirsel roman demişken sahi nedir bu şiirsellik? Bizi böylesine büyüleyen , gerçekleri açıklamak yerine imâ eden , sezdiren düşsel bir duygu denizi mi? Bir edebi eseri okurken beni en çok etkileyen şey işte bu duygu denizinin dalgalarına kapılıp gitmek oluyor. Bu yüzden: “Hikâyede konuşurum ,şiirde susarım “ diyen Tanpınar’ı , “Her hakikat yaşamak için bir maskeye ihtiyaç duyar, hakikatin yüzüne takacağı maske de şiirden başkası değildir .” diyen Joseph Conrad’ı ve tabii ki “ Hikâye dediğiniz şey kelime kusarak değil , kelime yutarak yazılır.” diyen Hasan Ali Toptaş’ı fazlasıyla seviyorum. “Kelime kusmak” yerine “kelime yutmak“ın tercih edilmesi şiirselliğin tercihiyle alakalı gibi görünüyor . Bu noktada Haşim’in “Şiir bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır .” ifadesini de hatırlatmak gerekiyor. Tüm bu ifadelerden ,şirin sadece kendi başınayken değil bir düzyazı metninin içindeyken de sezgi yoluyla - susarak- duygularımızı bir şekilde harekete geçirdiğini anlıyoruz. Her ne kadar edebiyatın diğer yazınsal türlerinde eser vermiş olsa da Puşkin’in şairlik yönü her zaman daha ön planda olmuş ve modern Rus edebiyatının kurucusu olarak kabul edilmiştir. Puşkin’in yaşamı, onun gözüpek tavırları ve asla baskıya boyun eğmeyişi neticesinde sürgünlerle geçmiştir. “Yevgeni Onegin “i de yazmaya zaten Güney Rusya sürgünü esnasında 1823’te başlamıştır . Bu şiirsel romanı sekiz yılda tamamlayan şair , kendi romanındaki genç şair Lenskiy ile aynı trajik yazgıyı paylaşacağını hissetmiş midir acaba? Puşkin, “Yevgeni Onegin”de daha önce denenmemiş bir tarz ortaya koyarak pek çok yazara ilham kaynağı olmuştur diyebiliriz .Hatta Dostoyevski’nin, “Rus
Edebiyat
Yevgeni OneginAleksandr Puşkin · Yapı Kredi Yayınları · 20201,130 okunma
Bir acı alay kitabı
Puan vermedi·135 syf.·
2018 15. kitabı
Bir ömre yüzlerce eser sığdırmış Türk edebiyatının en velut yazarlarındandır Aziz Nesin. Hakkında açılmış onlarca dava, haksız yere hapis yatma ve “bir kesim “ tarafından tecrit edilme... Tüm bunlar onu üretmekten mahrum etmemiş ,aksine kendisi mizah oklarını incelikli eserleri vasıtasıyla muhataplarının benliğine nokta atışıyla isabet ettirmeyi bilmiştir. Yazarımız , mizah ile ilgili görüşlerini ise şöyle dile getirmiştir: “ Mizah deyince halk yararına işlevi olan görevci mizahı anladığımı baştan söylemeliyim. Beni mizah yazarlığına iten etken, o günkü ortamın koşullarında. Kısaca şunu söyleyeyim :Genellikle yoksunluk ve yoksulluk, yaşamından gelen bir kızgınlık ,öfke bir hınç alma biçimidir mizah...” Bu görüşleri ışığında, toplam on sekiz öyküden oluşan “Bay Düdük” hakkında birkaç söz söyleyeceğim. Kitabımız , aynı zamanda eserin de adı olan Bay Düdük ile başlıyor.Bana kalırsa en dikkat çekici öykü de bu. Sebebi ise, öykünün toplumumuzda hiçbir vasfa sahip olmadan bir yolunu bulup işini rayına koyan insanları ve bu insanlara sırf makam mevki korkusundan çanak tutan sevgili insancıklarımızın hazin durumunu anlatması.( Her çağın sorunu değil mi zaten güce tapınmak... )Bu öykü, bir düdüğün -eğer öttürmesini bilirsen -nelere kadir olabileceğini bir çırpıda gözler önüne seriyor. Yine kitabın en dikkat çekici bir diğer hikâyesi olan Yeşil Şapkanın Evrakı , devlet kurumlarında işlerin nasıl “işlemediğini” tam anlamıyla sarcasm denilen acı alay tekniği ile lafı eğip bükmeden , korkmadan cesurca dile getiriyor . Fişe Giren Çıkmaz’da ise bir kere adın polis kaydına geçtiğinde fiziki mahkumiyetten kurtulsan dahi ölene kadar psikolojik mahkumiyetten kurtulamayacağın anlatıyor.
Bay DüdükAziz Nesin · Nesin Yayınları · 20182,105 okunma
Kimliğin Anahtarı Kılavuz
Puan vermedi·136 syf.·
2018 8. kitabı
Bilge Karasu'yu okumak bir tenhalığın içinde yön duygusunu kaybetmiş bir vaziyette sonsuz sayıda savrulmaya benziyor. Kaybolmaktan korkmayan okuyucular, onun metinlerinde anlam arama mücadelesini kendi lehine çevirmeyi başarıyor. Aslında yazarımız bu eserinde bizlere kimliğinin anahtarını, benliğinin "Kılavuz"unu sunuyor.Yön duygusunu kaybeden okuyucuya, Oğuz Atay misali "Ben burdayım sevgili okuyucum, sen nerdesin?" diye sesleniyor. Peki bu sesi işitmek onu duymamız ve anlamlandırmamız için yeterli oluyor mu? Bu sorunun cevabını sevgili Edip Cansever : "Anlaşılmak! -değil mi ama- sanki kimsenin olamaz" dizeleriyle , "anlamak" eyleminin güçlüğünü "anlaşılmak" eyleminin ise ulaşılmazlığını tarif ederek veriyor . Eserin başkişisi Uğur'un benliğinde var olan tüm duyguları düşleri vasıtasıyla ortaya çıkması sanki Karasu'nun usunun bir yansıması olarak bizlere sunuluyor. Eserin başından sonuna dek buhrandan,gerilimden,korkudan ve gizemden ibaret bir tablo imgeliyoruz. Yılmaz'ın Uğur'a hediye ettiği Goya tablosu gibi. Sahi, tablonun altında yazdığı gibi usun uykuya dalması canavarlar mı üretiyor? Uğur'un usunu meşgul eden düşleri , onun durmak bilmeyen "abuklamaları" yaşamı boyunca keçilerinin peşinden giderek hayat oyununu yazma eylemiyle yeniden kurgulamasıyla mı anlam buluyor ? Bilge Karasu yaşasaydı ve onunla karşılaşma imkânım olsaydı ona zihnimin köşelerini her seferinde yeniden keşfetmemi sağladığı için içten bir teşekkür ederdim.
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,020 okunma
Tekdüzeliğin Gölgesinde Bir Palto
Puan vermedi·72 syf.·
2018 7. kitabı
Bu palto benim içimi acıttı! Yüzyıllar geçip coğrafyalar değişse de bazı insanların insanı insan yapan değerlerden ne denli yoksun olduklarını bir kez daha görmemizi sağlamış pek sevgili yazarımız Gogol. Kitabın başkişisi Akakiy Akakiyeviç’in adı soyadı bile bu kahramanın tekdüzeliği ne kadar içselleştirdiğini kanıtlar nitelikte. Kitapta hiçbir anlatılan tesadüfi değil.Olayların gerçekliği Gogol'un sarkastik anlatımıyla muhatabının yüzünde Petersburg'un soğuk rüzgarları kıvamında bir tokat etkisi yaratıyor. Yazarımızın bu eseri yazarken , kendisine anlatılan ve etraftakileri güldüren bir hikâyeden yola çıkmış olması da onun sıradanın ardındaki acı gerçeği görme yetisi konusunda ne denli başarılı olduğunu gösteriyor. Eser boyunca yazar anlatıcı okuyucuyla sohbet ederek modern anlatı geleneğinin kalıplarını aşıp anlatıya farklı bir üslup özelliği katmış bana göre . Biçem özellikleri bir yana bu kitap gerçekten kendiyle ve toplumla hesaplaşmak isteyenler için bulunmaz bir nimet... Okuyun sevgili okurlar .
Edebiyat
PaltoNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201746,3bin okunma