yağmur

yağmur
@yagmurdur
phd student
İstanbul
36 kütüphaneci puanı
214 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
6/10
·516 syf.··
2024 6. kitabı
her ne kadar türkiye sinema tarihiyle ilgili temel bir kaynak olarak görülüyorsa da eğer akademik bir sebep olmaksızın sinema tarihi okumak istiyorsanız kesinlikle bunu okumayın. (dümdüz arşiv okusam daha eğlenceli olurdu...)
Türk Sinema TarihiGiovanni Scognamillo (Jean Gennaro) · Kabalcı Yayınevi · 199872 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 153. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2020 16:49
Bu kadar güzel bir romanın bu kadar az okunması talihsizliğinden bahsetmek istemiyorum. Oldukça kısa bir eser olmasına rağmen bütün karakterler derinlikleriyle verilmişti ve her cümle okunmuş olmanın hakkını veriyordu. Yazarın bunun dışında sekiz romanı daha var, umarım bu eserleri de Türkçe’ye çevrilir. Aşağı yukarı yarım günü anlatan roman Lucien isimli “öğrenci”nin sabah evinden Haiti’nin bağımsızlığının 200. Yıldönümü için düzenlenen yürüyüşe gitmek için çıkmasıyla başlıyor. Düşüncelerinden Lucien’ın ekonomik olarak alt bir sınıftan geldiğini anlıyoruz, ne kadar akıllı ve zeki olursa olsun geçimini zar zor sağlıyor. Zihninde sürekli annesinin sözleri ve kardeşi “Ufaklık”ın öfkesi var. Yaşadıkları hayata tepki olarak abisi sivil itaatsizliği seçerken Ufaklık içgüdülerini, anarşiyi, sokağı, silahı seçiyor. Lucien’ın yaşadığı anla hatırladıkları o kadar güzel bir biçimde iç içe geçmiş ki okurken bunun bir hatırlama olduğunu düşünmüyorsunuz bile. Öbür yanda, yalnızca geçmişe duyduğu özlemle yaşayan bakkal ve onun kendini dünyadan soyutlayıp tanrıya adayan karısı var. Bir de tam bir burjuva aile örneği olan doktor/cerrah, karısı ve Lucien’ın özel ders verdiği sabah akşam oyun oynayan oğulları Alfred. Roman saat saat ilerlerken bu insanların da Ufaklık’ın da ne yaptığını öğrenmeye devam ediyoruz. Romanın sonunda ise zaman kavramı bulanıyor, herkesin saati, zamanı kendine göre, göreceli. Haiti’nin bütün ekonomik politik sorunları bu yürüyüşte ses bulurken gittikçe artan kalabalığa polis uyarmadan ateş açtığında insanlar ne yapabilir? Toplumun bir kesimini temsil eden her bir karakter için farklı bir bağımsızlık “kutlaması” gerçekleşiyor.
Edebiyat
Bağımsızlık KutlamasıLyonel Trouillot · Metis Yayıncılık · 200684 okunma
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2020 150. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2020 20:12
Aynı anda hem bu kadar politik hem de bu kadar kişisel olabilen bir roman daha okumuş muydum, bilmiyorum. Cardenas kendinden çok fazla şey koymuş romana, doğduğu şehri, okuduğu üniversiteyi ve muhtemelen pek çok anısını. Birçok farklı anlatım tekniği kullanması hem kitabı zenginleştirmiş hem de okumayı zorlaştırmış ama sanıyorum kültürel farklılıkların da etkisi vardır bunda. Roman, bir Cizvit lisesi olan San Javier’li üç arkadaşın lisenin bitişinden on iki yıl sonra Ekvador’un yaklaşan başkanlık seçimlerine aday olma fikri etrafında bir araya gelmelerini anlatıyor. Ama bunu anlatırken bu üç karakterin, hatta daha fazlasının, zamansız düşüncelerini okuyoruz. Seksenler ve doksanlar boyu, yöneticilerin yolsuzlukları ayan beyan ortada ve ülkenin yüzde altmışı fakirlik içinde yüzüyorken idealist gençlerin şansı olabilir mi? Bir yanda eski başkanın özel kalemi olan Leopoldo var ki bu başkanlık adayı olma fikrini ortaya koyan o, realpolitik’i en iyi anlayan da o. Diğer yanda Stanford’da ekonomi ve siyasete dair birçok şeyi farklı görmeye başlamış yıllar sonra ülkesinde dönen Antonio var, ve onlardan daha alt bir sınıftan gelen radyocu oyun yazarı Rolando. Ve üç karakterin de babalarıyla olan problemleri hayatlarında merkezi bir yer alıyor. Ama bu idealist görünen gençler gerçekten de o kadar iyiler mi? Gerçekten de o kadar fedakâr ve azimliler mi, dürüstler mi, masumlar mı? Ya diğer arkadaşları? Bütün bu anılar ve düşünceler akarken bir yandan da ülkenin siyasi yozlaşmışlığını, yoksulluğu, hırsızlığı, suçluları, suçluluğu okuyoruz. Çok eleştirel çok sarkastik bir dil. Kitaptan belli bölümleri alıntılamak çok zor çünkü hep bir bütünlük içinde gidiyor, bazen bir iki sayfayı toptan paylaşmak istedim çünkü başka türlü ne kadar etkileyici olduğu anlaşılmıyor. Bir yandan da bir
Devrim, YenidenMauro Javier Cárdenas · Timaş Yayınları · 201916 okunma
6/10
·272 syf.··
2020 145. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2020 22:45
Bu kitabın çok iyi fikirler içermesine rağmen iyi yazılmamış olduğunu düşünüyorum. Büyük bir beklentiyle başlamıştım çünkü ekolojik bir distopyanın epik kahramanlar olan köpekli çocuklar (bunlar da aslında sistemin dışında kalan sınıfsız da diyebileceğimiz sokak çocukları, mülteciler vs.) çok güzel ve orijinal bir fikir. Ama kitapta hikaye çocukların bakış açısından değil, doğa bilimci bir kadının bakış açısından geçmişe dönük olarak anlatılıyor. Bence en büyük sorun bu anlatım tekniği, her ne kadar Nuh tufan hikayesinin yeniden kurulması, Nuh'un gemisinin oturduğu rivayet edilen dağda sembolik olarak adem ve havva'nın sonlarını beklemesi fikir olarak çok güzel olsa da, sürekli geçmiş hakkında konuşmaları yordu ve sıktı. O an yaşanırken anlatılıyor olsaydı daha etkileyici olacağını düşünüyorum. Böylece belki bu kadar informatif diyaloglar ya da paragraflar olmazdı, romanın kurulduğu dünya kendini satır aralarında ele vermeli ama kitapta kadın ve adam belgesel anlatıcısı gibi olmuş. Ve çok çok fazla tekrara düşmüş gerçekten, editör bir şey dememiş mi bu konuda merak ediyorum. Elli altmış sayfa çıkarırım bu kitaptan ve hiçbir şey eksilmez. Yazar iklim krizine dikkat çekmek istemiş, bu konuda farkındalık kazandırmak istemiş, takdir ediyorum bu amacı çünkü iyi tezli roman da yazılabilir ama bence bu eser biraz fazla manifesto gibi. Bir de son olarak karakterin sürekli amneziye sebep olan virüs hakkında konuşmasını ama her şeyi fazlasıyla ayrıntılı olarak hatırlamasını çelişkili buldum. Genel olarak okunması kolay bir romandı bu yüzden yüksek bir beklentiyle başlanmazsa keyifli ve akıcı olabilir.
Köpekli Çocuklar GecesiOya Baydar · Can Yayınları · 2019443 okunma
Puan vermedi·1358 syf.··
Beğendi
·
2020 95. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2020 20:05
Kitapta bugün farklı bilim alanları olarak ayrılmış hemen her konuya dair bir şeyler yazılmış, hatta sanata dair de. Bildiği ne var ne yok anlatmaya çalışmış. Ancak ben burada sadece, bugün onun siyaset düşüncesine ve sosyolojiye yaptığı en önemli katkı olarak görülen konulardan bahsetmeye çalışacağım. İslam siyaset düşüncesindeki empirik yaklaşımın en önemli temsilcisi ibni Haldun olarak kabul edilir. (Toplumu düzenleyen ya da anlamaya yarayan kanun gibi genellemeler yapmaya çalıştığı için bilimsel diyenler de var.) Kendisi tarihçi gibi kabul edilebilir ama onun tarihi siyasetle iç içedir. Malikiler geleneği, özellikle Medine’deki kültürü çok önemsiyorlardı. İbni Haldun’un tarih vurgusunun kaynağı bu olabilir. 14.yy'da yaşayan Ibni Haldun, İslam’ın siyasi bir güç olarak gerilediği bir dönemde yaşadı, kültürel etkileri devam etse de ispanya’da Emeviler güçten düşmüştü, Asya’da ise Moğollar yüzünden devletler yıkılmıştı. Kendisi şehirdeki siyaset pratiğinin içinde de yer aldı, Bedevilerle de yaşadı. Bakış açısındaki realizm de bu deneyimlerden kaynaklandı diyebiliriz belki. Ama bir şekilde ondan sonra onun ekolünü ciddi biçimde takip eden pek olmadı (olduysa da bilinmiyor henüz.) Yüzyıllar sonra oryantalistler tarafından keşfedildiğinde gerçekten şaşırtıcı oldu, hala İbni Haldun modern bir figür müdür tartışması devam etmekte. (Ama bence Gibb’in dediği gibi, çok abartmaya da gerek yok, çalışmasının dayandığı aksiyomlar veya ilkeler, hemen hemen tüm Sünni hukukçuları ve sosyal filozoflarınkilerdir. Zaten Mukaddime’de de o kadar çok insana ismen atıf yapar ki bunu görmemek için kör olmak lazım.) Birkaç maddede özetlemek gerekirse İbni Haldun’un amacı yeni bir tarih anlayışı ortaya koymaktı. Ne olmalıdan ziyade ne oluyor'la ilgileniyordu (Rosenthal'a göre zaten İbni
Mukaddime (2 Cilt Takım)İbn-i Haldun · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 20181,732 okunma