Pasiflikleri yüzünden hayatın çatlaklarının arasından kayıp gitmiş olan çocukları düşününce hep hüzünlerim. Onlar büyürler, yaşlanırlar ve ölürler; asla gerçek anlamda birileri onlara dokunmaz, onlar da başkalarına derinden dokunmazlar. Pasiflikleri onları bir alacakaranlık kuşağı yaşam biçiminin içine hapseder. Bir yaşam ancak bu kadar trajik bir şekilde heba edilebilir. Pasif tavır, bir erdem değil, bir başarısızlıktır. Kötülükler aktif limitlerin yokluğunda gelişir. Pasif kişi, farkında olmadan kötülüğün tarafında yer alır çünkü buna direnemez.
Kim ki suda akıntıda sürüklenir, kim ki kendine daha yüce ilkeleri rehber edinmez, kim ki ideali yoktur,inancı yoktur, böyle bir insan yaşayan ve hareket eden bir canlı olmak yerine, hareket eden bir şeydir, bir yankıdır ama ses değildir. İç yaşamı olmayan bir insan bir barometrenin havanın sadık hizmetlisi olması gibi, çevrenin kölesidir.