"Tüm yazılmışlar arasında sevdiğim tek şey birilerinin kendi kanıyla yazdığıdır. Kanla yaz: Fark edeceksin ki kan ruhtur.'
-NİETZSCHE
Reis'e ait okuduğum 4. kitap oldu. Daha önce benim için şu ana kadar okuduğum en yalın kitabı olan ve içerisinde 638 aforizma bulunan İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap kitabından ziyade kullandığınız Facebook, Twitter, Instagram vb her mecrada gördüğünüz Nietzsche sözlerinin bir arada toplandığı bir kitap oldu.
Kitap içerisinde 295 aforizma bulunmaktadır. Elbette Nietzsche'nin her aforizması birkaç dakika düşünmenize neden olacak ve biraz da korkutacaktır. Okumuş olduğum 4 kitabında da kadınlar hakkında tespitleri veya bazılarının söylemi ile ağır cümleleri, nükteleri yer almakta. İnsanca Pek İnsanca kitabında uzunca değinmiştim aslında ama http://1000kitap.com/gonderi/35363289
Günah KEÇİSİ Salomé
Sanılanın aksine kadınlar hakkında söylemleri ki bu nedenle, sırf bu yüzden kitaplarına ön yargılı yaklaşan ve okumayı reddeden kadınların hedefi haline gelen Nietzsche'nin sahiden tüm öfkesi tek bir kadın yüzünden miydi? Koca bir hayır.
Nietzsche babasını genç yaşta kaybetmiştir ve bu nedenle içe dönük duygusallık yaşamış, dışarıya dönük soyutlanmıştır. Arkadaşları oyun oynarken, eve misafir gelirken kendisi hep bir köşeye çekilmeyi tercih etmiştir. Genç yaşından beri dini kitapları okur, içten bir şekilde benimserdi. Nitekim bu içtenlik çevredekileri kendisini dinlemeye yöneltti...
Neyse. Babasının ölümü sonrası ailede anne, teyze, kız kardeşi gibi kadınlar daha çok söz sahibi olmaya başlamış. Ağır duygusallık altında kalmaya zorlanan Nietzsche onlardan nefret ettiğini her ne kadar söylese de, içe dönük müthiş bir keder barındırır.
Kadınlar kendisini severdi, ilginç bulur, hoşlantı duyarlardı. Öyle ki
İyi akşamlar (veya günaydınlar). Etkinlik denen bir kılıfa ikinci kez bulaşıyoruz. Bu netice ile Orwell gibi distopya ve Kollektivizm üzerine hak, hukuk, eşitlik, adalet, özgürlük, devlet, kaos ve düzenin temelleri ilkesi gibi bir duayen adına Jack London 'oku' etkinliği yapmak istedik. İstedik mi? Kendinden çoğul mu bahsediyorsun? Tabii ki hayır. Çok değerli arkadaşım ve aynı zamanda London hayranı olan https://1000kitap.com/nodoubt ile.
Katılmak isteyen yorum kısmına sadece 'istiyorum' diye not düşmesi yeterlidir. Oku(yun), düşün(ün), sorgula(yın), karşılaştır(ın), farkında ol(un).
Not: Kitap içerisinde dikkatinizi çeken ve okunması gerektiğini düşündüğünüz alıntıyı bırakmanın yanı sıra, kitabı hakkında yapmış olduğunuz incelemeyi de bırakabilirsiniz. Keyifli okumalar...
Başlangıç tarihi: 1 Haziran
Bitiş Tarihi: 1 Ağustos
Kitaplar:
1- Demir Ökçe
2- Beyaz Diş
3- Martin Eden
4- Vahşetin Çağrısı
5- Bir Kuzey Macerası
6- Adem'den Önce
7-Deniz Kurdu
8-Demiryolu Serserileri
9-Uçurum İnsanları
10- Yıldız Gezgini
11- Suikast Bürosu
12- John Barleycorn
13- Ateş Yakmak
14- Meksikalı
YouTube kitap kanalımda Hayvan Çiftliği kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz: ytbe.one/yf0me602lnY
"Animal
You're an animal
Don't take anything less" Muse
70 yıllık bir fener.
Çok çabuk unuttuk ülkede olanları. Unutmak ve kanıksamak en sevdiğimiz şeyler oldu. "X kişi ne yapsa her zaman haklıdır." kafasından çıkmadığımız sürece bize her yer Hayvan Çiftliği'ydi.
İktidarın açıklamalarının sorgulanmaksızın kabul edilmesini sağlayan ve sürekli hırlayan köpeklerimiz kömür, köprüler, yollar, makarna ve din sömürüsü oldu.
Anlamasak bile kabullendik, çünkü anlamak ve sorgulamak için enerji sarf etmektense kabullenip Hülooğ demek, bize dayatılan şeyleri harfiyen kabul etmek daha kolaydı. Dönüşüm'deki böcek olduk en sonunda ve dönüştüğümüz rolü hiiiiç sorgulamadan başarılı bir şekilde oynadık.
Hayvan Çiftliği toplantıları gibi söylenen her şeyin bir gün mutlaka tamamen değişeceğini bile bile hep birilerinin mitinglerine gittik, vaatlerini dinledik, geleceğe dair ütopik hayaller kurduk bir distopyanın içinde olduğumuzu bile bile. Ama olmadı. Olumsuz olayların suçunu hep üstüne atabileceğimiz Snowball'larımız oldu. Rus uçağı düştü suç Snowball'undu. Çiftliğimize darbe yapıldı suç Snowball'undu. Yolda ayağımız takılıp düştü, nefesimiz sıkıştı, kahvemiz kalmadı ama suç hep Snowball'undu.
Cebren ve hile ile aziz Hayvan Çiftliği'nin, bütün domuzları zaptedilmiş, bütün ahırlarına girilmiş, bütün sürüleri dağıtılmış olduktan ve çiftliğin her köşesi bilfiil işgal edildikten sonra ne anlamı kaldı ki somut ayaklanmaların? Manevi ayaklanmalarımız olmadığı sürece, ilk ve daimi liderimiz Koca Reis'in yaptıklarını, her konuda eşitliği getirdiğini hatırlamadığımız sürece ne anlamı kalır her gün televizyonlar karşısında geviş getirmemizin?
Daha az
“Dürüst olmam gerekirse, atalarımızın pek övünülecek bir yanı yoktu. Demek istediğim, savaşlar ve bozulmuş bir gezegenle, bizi içinde bıraktıkları durum ortadaydı. Kendilerinden sonra gelecek insanları hiç umursamadıkları açıkça belliydi..”