O YOLDA
Geliyor sandığım gidiyor çıktı, Başlıyor umduğum bitiyor çıktı, Üstüne-üstüne gittim, ne gidiş, Altına-altına iniyor çıktı. Uyu büyü dendi, düşüme gittım, Haydi işe dendi, işime gittım, Yaşa yaşa dendi, yaşıma gittım, Yendiğim sandığım yeniyor çıktı. Bozguna benzeyor, saklasam olmaz, Eskiye yeniden başlasam olmaz, Yakıştırsam olmaz, yazmasam olmaz, Maviye boyadım, baktım mor çıktı. Sapsarı saçlarım vardı, aklaştı, Anılar üstüste bindi yükleşti, Bir büyük oyunun sonu yaklaştı, Tüm yanan ışıklar sönüyor çıktı. Gözünde bir ışık, çağırıyordu, Beşikte bir çocuk, bağırıyordu, Öyle bir düğündü, çan çalıyordu, Gel çanı sandım git çalıyor çıktı. Kimler kimler yoktu bizim kervanda, Birer birer indi hepsi bir handa, Savrulduk sap saman biz bu harmanda. Bir gidiş yoluydu, dönüyor çıktı.
Sayfa 36·Kitabı okuyor
yağmurun altında insanlar biçimsizdiler şimdi sen olsan ortalık şenlenecekti sanki birdenbire ışıklar yanacaktı oysa ben içimdeki kandili söndürecektim
Sayfa 15 - Bilgi Yayınevi·Kitabı okudu
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Korku salt dağları değil, kapıları, pencereleri, yürekleri de beklerdi. Işıklar karartılır, sesler kısılır, çocuklar yüksek sesle gülmesinler diye azarlanırdı. Parmaklar sürekli iki dudak üstünde, gözler ağızlara götürülen lokmaları saymakta. İnsanlar ölmeden ölmüş gibi yaparlarsa kara kuşun kanadı onlara değmeden geçebilir diye umarlardı."
Öte ışıklar arzusu
İşit beni yıldız bebeğim bebek yıldızım Esirgeme el uzatışını güçsüzlüğüme seçilmiş olan eline Zor yaşayanın teslimine! Az bir sevgiyle al beni gökyüzüne, o görkemli mabede yönetici çemberinin içine! Yıldız tutkunum sana.
O YOLDA Geliyor sandığım gidiyor çıktı, Başlıyor umduğum bitiyor çıktı, Üstüne üstüne gittim, ne gidiş, Altına-altına iniyor çıktı. Uyu büyü dendi, düşüme gittim, Haydi işe dendi, işime gittim, Yaşa yaşa dendi, yaşıma gittim, Yendiğim sandığım yeniyor çıktı. Bozguna benzeyor, saklasam olmaz, Eskiye yeniden başlasam olmaz, Yakıştırsam olmaz, yazmasam olmaz, Maviye boyadım, baktım mor çıktı. Sapsarı saçlarım vardı, aklaştı, Anılar üstüste bindi yükleşti, Bir büyük oyunun sonu yaklaştı, Tüm yanan ışıklar sönüyor çıktı. Gözünde bir ışık, çağırıyordu, Beşikte bir çocuk, bağırıyordu, Öyle bir düğündü, çan çalıyordu, Gel çanı sandım git çalıyor çıktı. Kimler kimler yoktu bizim kervanda, Birer birer indi hepsi bir handa, Savrulduk sap saman biz bu harmanda. Bir gidiş yoluydu, dönüyor çıktı.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Şiir
Gökyüzü pırıl pırıldı. İçinde bembeyaz uçuşan yıldızlara göre karanlıktı ama yine de pırıl pırıldı; sanki orada muazzam bir ışığı örtmekte olan kadife bir perde vardı, sanki parıldayan yıldızlar sadece o perdedeki delikler ve yırtıklardı, o anlatılmaz aydınlık da oralardan sızıp öyle parlıyordu. Gökyüzünü daha önce hiç o geceki gibi görmemiştim; öylesine parlak, öylesine çelik mavisi ve sertti, ama yine de kıvılcımlar saçıyor, ışıklar sızdırıyor, coşkuyla taşıyor, aydan ve yıldızlardan aşağıya akan ve bir yandan da için için yanan gizemli bir iç bölgeden geliyormuş gibi görünen ışıklarla kaynıyordu.
Sayfa 3