Çevirmen:
Reha Pınar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ana
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2017 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2017 00:00
Okurken çok zorlandığım kitaplardan biriydi. Üç ayrı yerden eş zamanlı okudum. Önce Dionis yayınlarının basımından okumaya başladım. Diyaloglar diyaloga benzemediği gibi biraz anlam kaymaları vardı. Onu bıraktım Haydarpaşa Garı Sahaf Festivalinden kapanan Öteki Yayınevi'nin 1993 baskısını aldım. O da hem cümle düşüklükleri, hem -emin değilim ama- çeviri yanlıslıkları ile (üç gün sonra yola çıkacaksın denilen kadının ertesi gün yola çıkması gibi) ve hem de basım hatalari ile oldukça zorladı beni. Ayrıca üçüncü bir kaynak olarak sağlama yapmak için(!) İlya yayınlarının e-kitap versiyonundan da yararlandım. Velhasılıkelam zor oldu. Araştırmalarım sonucu -okumadım ama- size YORDAM EDEBİYAT Zaven Biberyan çevirisini tavsiye edebilirim. Kitap ise mükemmel. İşçi sınıfı, devrimci hareket gibi konularda ders niteliğinde bir kitap. Eğer Türkiye devrimci hareketiyle ilgili ufacık bir bilgisi olan varsa görecek ki değişen en ufak bir şey yok. Özellikle Pavel'in mahkemede yaptığı konuşma, sosyalizm nedir, devrimci nasıl olmalıdır sorularına cevap niteliğinde. Mutlaka okunması.gereken bir klasik.
Edebiyat
AnaMaksim Gorki · Öteki Yayınevi · 201334,3bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2020 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2020 17:36
BİR BAŞKALDIRI VE UMUT ROMANI! “Gorki insanlar yaşadıkça yaşayacaktır. Çünkü yeryüzünün en büyük şairidir.” Nazım Hikmet Gorki’nin Sovyet Devrimi’nden önce 1906’da kaleme aldığı eser, çok büyük yankı uyandırmış ve iki yıl gibi kısa bir sürede pek çok farklı dile çevrilmiştir. Bu arada 1908-1909 yıllarında Türkçe’ye de çevrilerek tefrika edilmiştir. Gorki romanında Rus köylülerinin ve işçilerinin ağır yaşam koşullarını büyük bir öfkeyle harika betimlemeler içinde sunmuştur. Yalnızca betimlemelerle sunmakla kalmaz aynı zamanda kitapta sistem önerisinde tüm gerçekliğiyle gözler önüne sürer. Bu yeni sistem burjuva ve aristokrat kesimin karşısına dikilen ve o dönemin gençleri arasında yoğun tartışmalarıyla filizlenen bir sistemdi. Kitabın bu anlamıyla Sovyet Devrimi’nin oluşumunda öncül rol oynadığı hatta Gorki’nin yakın dostu olan Lenin’in isteğiyle bu kitabı kaleme aldığı söyleniyor. Kitabı okurken yazar bizi adeta taraf seçmeye mecbur kılıyor. Bir yanda mevcut sistem devam etsin diye elini kana bulamaktan çekinmeyen bir insan topluluğu bir yanda sevgi ve inançla haklarını aramaya çalışan bir tutam insan topluluğu. Evet kitaptaki bu insanlar sayıca azlar ama cesurlar. Kitap bize bu cesaretin nedenini söylüyor. Elbet bir bildiği var bu çocukların yoksa kolay değil genç yaşta ölmek ve tüm bu çocukların hatta Rus Devrimi’nin anası olan romanın başkahramanı Pelagea Ana. Alkolik ve dayak atan bir kocanın baskısı altında yaşama tutunmaya çalışan bir ana ve dönemin gençleri gibi sıradan hayatlar içinde körelip gitmekte olan bir oğul, Pavel. Rus Devrimi’nden hemen önceki dönemde milyonlarca işçi yoksul yaşamlarını alkol alemleriyle ve birbirlerine dalaşmakla renklendirmeye çalışmaktadır. Yoksullar kadınlı erkekli anlamsız ve amaçsız bir yaşamı sürdürüp gitmekte ve tüm bunları bir
AnaMaksim Gorki · Öteki Yayınevi · 201334,3bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2023 11. kitabı
Ana Maksim Gorgi'nin Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken, Benim Üniversitelerim eserlerinden sonra şimdi gelelim Ana'ya.. Pavel'in babası fabrikada ağır şartlar altında çalışan bir işçidir. Çok çalışır ama emeğinin karşılığını alamaz. Akşam işten eve dönüp geldiğinde patronlarına olan öfkesini karısından çıkarır durmadan, onu döver, hırpalar. Yanlız "Pavel'in babası mı?" bu durumda dersiniz. Tabii ki de hayır. Fabrikada çalışan işçilerin hemen hemen hepsi, akşam eve geldiklerinde içip içip karılarına şiddet uyguluyorlardır. Baba bir gün vefat eder. Artık tüm sorumluluk evin geçimi Pavel'in omuzlarına binmiştir. "Şimdi ne olacak?" dersiniz.. Bu kez babası ölünce, Ana'ya şiddeti Pavel mi uygulayacak? Gel zaman git zaman.. Pavel de babası gibi fabrikada çalışmaya başlar. Eve gelip tüm kazancını annesinin eline sayar. Annesine her gün nazik bir şekilde, hak ettiği gibi davranır. Ana şaşkındır. Benim oğlum, neden diğer gençler gibi değil? Neyse.. Pavel'deki bu değişimin kısa zamanda farkına varır. Oğlu gece geç saatlere kadar okuyor, bilinçleniyordur. Babasının ve çevresindeki işçilerin neden böyle proletaryanın kölesi durumunda izbe bir yaşam sürdüğünü anlıyor ve içerliyordur. Ana'sına der; Ana, babamın durumunu ben anlıyorum. İşten gelince onun neden öfkesini sana kustuğunu, yoğun iş yükü altında neden ezildiğini.. Evet evet hepsini biliyorum. Ana, babamın sana kustuğu öfke.. Hakkını alamadığı için.. Ana, yeni öğrendiklerini kanıksamaya çalışır. Peki şimdi ne olacak? Aklından sis perdesini kaldıran Pavel, "şimdi eli kolu bağlı mı duracak?" dersiniz. Hayır.. İşçi haklarının mücadelesi için kendisi gibi düşünen arkadaşlarını da yanına alarak haklarını kazanmak için büyük bir mücadeleye girişicektir. Bu hususta Pavel'e en büyük destek, oğlunu canı gibi seven Ana'dan
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 201834,3bin okunma
Aklı kanla söndüremezsiniz!!!
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2025 11:04
Ezilen, sömürülen, hakları çiğnenen işçilerin var olan düzene karşı çıkışını, ideolojin her ne olursa olsun zalimin değil mazlumun yanında, ezenin değil ezilenin yanında olup, hak, adalet, eşitlik ve özgürlüğün savunulmasını, en aydınınından en cahiline kadar bilinçlenip tek yürek olması gerektiğini dile getiren müthiş bir kitap. Pavel'in annesi Palegaya, kocası tarafından ezilmiş, dövülmüş ve hep boyun eğmek zorunda kalmış cahil bir kadındır. Kocasının ölümünden sonra da oğlu Pavel babası gibi davranmaya başlamıştır. Ama kısa bir süre sonra davranışları değişmiş. Kitaplara yönelmiş. Babasının ve babası gibi davranışlarda bulunanların ezilip sömürüldüğü için bu kadar sert, öfke dolu olduğunu anlamış ve daha iyi şartlara sahip olsalardı böyle davranmayacaklardı kanaatine varıp, varolan düzene başkaldırış hikâyelerini başlatmışlardır. Yasaklı kitaplar okuyorum ben anacığım. Bizlerin, işçi yaşamımızla ilgili gerçekleri yazdıkları için okumaları yasaklanan kitapları okuyorum. Herşeye boyun eğmeye alışmış olan Ana korkuyor oğluna zarar gelecek diye. Ama oğlu başımıza ne geliyorsa korktuğumuz için geliyor. Bizi yönetenler korkumuzdan yararlanıyorlar, bu daha çok korkutuyor bizi diyor. Ve Ana başlarda her ne kadar korkuyor olsa da sonrasında sadece Pavel'in annesi olmaktan çıkıyor diğer yoldaşların da anası, ablası, kardeşi oluyor. Oğlunu bu dava da yalnız bırakmıyor. Bir de şartlar değişince Ana oğlunun yerine geçip mücadelenin meşalesini devralıyor. Ana Palegaya her ne kadar cahil, herşeye boyun eğmiş biri olsa da verdiği mücadele, bir anne olarak oğlunun yanında yer alması ve cesareti takdire şayan. Pavele hakim soruyor: itiraf ediyor musunuz suçunuzu? Ve cevap veriyor; **Suçum neymiş ki, itiraf edeyim? Kimseyi öldürmedim, kimsenin bir
İnceleme
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 201834,3bin okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 15:01
Selamlar efenim! İnceleme biraz uzun olabilir ama anlatacaklarım önemli :) İşçi haklarını zaten biliyoruz, kitabı da anlatma sürpriz olsun ,başımızı şişirme derseniz . Buyurun, çıkışlar sağda :) Okumak isteyenler, girişler SOLDA efendim!!️️ Maksim Gorki'nin Ana (1906) adlı romanı, Rus edebiyatının ve sosyalist gerçekçiliğin önemli eserlerinden biridir. Kitap, devrim öncesi Rusya’daki işçi sınıfının yaşamını ve devrimci hareketin doğuşunu konu alır. Gorki, bu romanı Önce bir dergide bölüm bölüm yayımlanmış. Sonra yetkililer okumuş, kaşlar çatılmış, “bu ne anlatıyor böyle?” deyip yasaklamışlar. Çünkü bu romanın içinde sadece hikâye değil, fazlasıyla gerçek var. "Ana" - Kapitalizme karşı sessiz ama kararlı bir direniş (Ve anneler, aslında çok şey biliyor). Maksim Gorki’nin Ana adlı romanı, sadece devrimci bir anlatı değil; aynı zamanda kapitalizme ve sisteme karşı bir kadının yükselişi. Pelageya, her ne kadar ilk başta sıradan bir taşra annesi gibi görünse de, oğlunun devrimci faaliyetlerine tanık oldukça birdenbire sistemin çarklarını anlamaya başlar. Hani biz de hep “Annem anlamaz, işleri bilmez” deriz ya, işte Pelageya, “Anladım, o zaman ben de bu işin içinde varım!” diyerek devrime atılıyor. Yani anlayacağınız, bu romanda “Annene söyle devrim yapsın” düzeyindeyiz. Kapitalizmin günlük yaşamımıza hâkim olduğu şu dönemde, Pelageya’nın değişimi bir tür uyanış gibidir. Bir gün oğlunun gizli toplantılarından şüphelenirken, ertesi gün onu desteklemeye karar verir. Kapitalist düzenin baskılarına karşı verdiği savaş, aslında işçi sınıfının sistemin yükünü omuzlarında taşımasına ve buna karşı durmasına dair güçlü bir simgeye dönüşür. Ve evet, oğlunun devrimci mücadelesine katılmak, bir annenin de hayatını değiştirebilir. (Şimdilerde anneler oğullarına TikTok videolarını
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
"ANA!"
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2022 50. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2022 22:35
Kitabın incelemesini yapmadan önce ana olmanın ne demek olduğunu yazmak istedim. Beceremedim. Hiç bir sözcüğe sığdıramadım anneliği... Belli başlı kavramlarla sınırlanacak türden de değildi... En azından benim sözcük dağarcığımda anneliğin yerini tutacak bir söz yoktu. Yetersizdi hepsi. O yüzden de ben iyisi mi kitaptan ve kitapta ki anneden bahsedeyim sizlere. Kısa da olsa bir fabrika geçmişim olduğu için belki de bu kadar çok beğendim bu kitabı. Herkes bilir emek sömürüsünün en çok olduğu yerlerdir; fabrika, tekstil ve atölye türü yerler. Buralarda işçiler genelde karın tokluğuna çalıştırılır. Enerjilerini ve güçlerini de sonuna kadar sömürürler. Tüm bunlar müdürler ve şefler için geçerli değildir elbette onlar çok daha az çalışarak çok daha fazlasını kazanan kesimlerdir. Ve bir yerde böyle bir eşitsizlik söz konusuysa isyan kaçınılmazdır. Peki bu isyanın başlaması için neler gerekir? Elbette öncelikle kurbanlar gerekir, kendilerini tüm işçiler için kurban edecek kişiler; diğerlerinden daha zeki, daha çok okumuş, tüm gerçekleri görebilen, cesur kurbanlara ihtiyaç vardır. İşte burada Pavel, arkadaşları ve annesi taşın altına eline koyan kişiler oluyor. Pavel'in doğup büyüdüğü yerde insanlar fabrikada çalışarak geçimini sağlayan kişilerdir. Tabi buna geçim denilebilirse. İnsanlar fabrikada gün boyu çalışır, iş çıkışı alkol alırlar. Gençler birbirleriyle kavga ederler, büyükler oğullarını ve eşlerini döverler... Bunun tek bir sebebi vardır aslında. Fabrikada sabahtan akşama kadar yok pahasına ezilmek. Çalışanlar bu kinlerini, öfkelerini dışarıda ki kişilere kusuyorlar. En çok da en yakınındakilere. En kötüsü de bunun sebebini göremeyecek kadar kör olmaları. Fabrikada ezilmelerini de eşlerini ve çocuklarını dövmelerini de gayet normal ve olması gereken olarak
AnaMaksim Gorki · Oscar Yayınları · 201934,3bin okunma
7/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2021 28. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2021 15:00
"Yaşamın kaynağı sevgidir, kin değil." Kitabı okusanız da, okumayı düşünsenizde, hiç okumayacak olsanız da bu incelemeyi okumanızı tavsiye ederim çünkü kitabı okumak isteyenler için çok güzel bir ön hazırlık olacaktır. Sonrada paylaşıp daha fazla okura ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Herkese keyifli okumalar. Bizler kapitalist bir dünyada çırpınmaya çalışan sıradan insanlarız. Bu dünyada kapitalist adı altında bir sınıf çatışması var. Bu sınıfta; bir yanda asgari ücretle geçinmeye çalışan proletaryalar, diğer yanda proletaryaların kafasına vura vura parayla dans eden burjuvalar var. Bilmeyenler için açıklayayım: "Protelarya" işçi sınıfını temsil eden bir terimdir. "Burjuva" ise zengin işverenler grubunu temsil eder. Bu terimler ünlü filozof Karl Marx'dan çıkmıştır. Karl Marx, sanayi devriminde işverenler altında ezilen işçiler için "sosyalizm" adında bir akım meydana getirir. Yani, sosyalizm kapitalist sisteme karşı açılan bir savaştır. Buraya ayrı bir virgül açalım. Sosyalizm'in yanında bir de Komünizm var. İkisininde birbirinden farkı çok azdır ve ikiside sanayi devriminde işçilerin isyanı olarak ortaya çıkmıştır. Bunların detaylarına girmeye gerek duymuyorum, isteyen internetten araştırabilir. Sonuç olarak, Karl Marx aynı zamanda Komünist'tir de. Dolayısıyla 1848 senesinde arkadaşı Engels’le birlikte bir "Komünist Beyannamesi" yayınlar. Bu beyannamede bütün dünya işçileri birleşmeye çağırır ve birleşen işçilerden, kapitalist ekonomik düzene devrim yoluyla son verilmesi istenir. Kaçak yollarla yayınladığı bu beyanname, daha sonları "Komünist Manifesto" adıyla kitap haline gelir ve yıllandıkça önemli kitaplar arasında yerini alır. Yanisi dostlar, Karl Marx'ın Komünist Manifesto'sunu bu kitaptan önce veya sonra okursanız mevzuyu çok güzel pekiştirmiş olursunuz.
1000Kitap
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 202534,3bin okunma
Ana - Gorki (Kütüphanemin en başındaki Kitap)
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2023 34. kitabı
Bu kitabı üniversitenin ilk senesinde okumuştum. Ufkumu açan, düşüncelerime, hayata bakış açıma temel oluşturan bir kitap. Çalıştığım yerde yönetici olmama rağmen hak arayanlara her zaman sempati duymama neden olan kitap. Beni derinden etkileyen ve kitabın başından sonuna kadar unutulmaz bir duygu seli yaşatan bir kitap oldu. O yüzden de bu kitabı okumak tüm insanlar için elzem olmalı..... Bir insan ya da insan toplulukları eğer haklarını aramıyorlarsa o insanlar veya ülke kaybetmeye mahkumdur. Çalışmanım karşılığı ücrettir eğer ücretler yeterli değilse yasal çerçevede bu hak aranmalıdır. bu hak arama sadece ücretle de sınırlı olmamalı her alanda bu yapılabilmelidir. Bende ki bu düşünceye ilk sebep olan kitaptır... Kitaba gelecek olursak ''Ana'' kitabının konusu Palageya(Ana) adındaki kendine güveni olmayan, sürekli itilip kakılan, sarhoş kocasından dayak yiyen bir kadının mevcut şartlar değişince oğlunun(Pavel) davasını ölümüne savunan bir annenin mücadelesini anlatıyor bu kitap. Pavel işçi haklarının olmadığı bir fabrikada çalışır, çalışma şartları nedeniyle işçi haklarına olan ilgisi daha da artar. Okuduğu yasaklı kitaplar ile artık baş kaldırması gerektiğini düşünür ve işçi haklarını anlatan gösteriler yapar. Bunun üzerine tutuklanır. Annesi artık oğlu adına mücadele etmeye başlar, bildirileri herkese yayarak insanların bilinçlenmesini sağlar. Özellikle oğlu hapisteyken Ana'nın yürütmüş olduğu hak arama mücadelesi gerçekten insanın içine işliyor. Bir anda kendisi halk kahramanı olur fakat bunun da bedeli sürgün olur. Son olarak her şeyin anlatıldığı bir bildiriyi Moskova’ya gidip dağıtmayı düşünür ama trende yakalanır. Her ne kadar trendekiler onu korumaya çalışsa da jandarma kadını döverek öldürür. Hala bu nadide eseri okumamış arkadaşlar varsa şiddetle
Edebiyat
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2021 13:48
    Maksim Gorki Ana kitabını 1906'da sürgünde bulunduğu yıllarda kaleme almıştır. Ve Ana kitabı ilk başta bölümler halinde bir dergide yayınlanmaya başladığı halde Rusya'da oldukça büyük yankı uyandırmış ve yasaklanmış hatta dergi kapatılmıştır. Yazıldığı dönem ve dile getirdiği gerçeklerle Ana kitabı toplumcu gerçekçilik akımının başyapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. Nitekim bunu okuduğunuzda ruhunuza kadar hissediyorsunuz. Anlatılanlar ile, 2021 yılında olmamıza rağmen sadece aş için bile insanların ne denli mücadele ettiğine tanık olunca, hala değişmeyen yanlış şeylerle  ruhunuz daralıyor, kalbiniz sıkışıyor.      Kitapta okuduğumuz dönem 1905 öncesinin işçi sınıfının bir portresi niteliğinde. Eser, fabrikada zor şartlar altında çalışan iscilerden biri olan Pavel'in ve arkadaşlarının Çarlık Rusya'sına karşı olan özgürlükçü fikirlerine ve devrimci hareketlerine ilk başta büyük bir korkuyla yaklaşsa da, sonradan onun ilkelerine sahip çıkarak devrim meşalesini taşıyan kadınlardan biri olan annesi Pelageya'nın hikayesi anlatılmaktadır.    Ana ilk başta korkmaktadır cubku kendisi hayatta o zamana kadar kocasının ve toplumun baskılarına boyun eğmiş, sesini çıkarmamış birisi. İçinde bulunduğu durum kendisine zorla kabul ettirilmiş, bu da onu sessizlestirmiş. Bu yüzdendir özgürlük, eşit haklar gibi ilk kez duyduğu kavramlara olan korkusu. Çünkü ilk kez durumunu sorgulamaya itmiş acaba daha iyi bir yasam mümkün mü diye düşünmeye başlamıştır. Ama zamanla onları dinledikçe anlamaya başlar ve verdikleri mücadeleye yürekten inanarak bu direnişin bir parçası olmaya karar verir. Daha güzel ve iyi bir hayatın mümkün olabileceğine inanarak bu yolda gençlerle birlikte yürümeye başlar.     Kitapta beni zaman zaman sıkan ve yoran tek şey bazı duyguların ve durumların biraz
Edebiyat
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 202534,3bin okunma
Puan vermedi·505 syf.··
2025 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 22:50
Hikaye çok sade başlıyor. Yoksul, korkak, suskun bir anne Pelageya... Hayat onu fazla hırpalamış, o da sesini kısmayı öğrenmiş. Ama oğlu Pavel’in fikirleriyle birlikte onun dünyası da yavaş yavaş değişecek...1900' lü yılların Çarlık Rusya' sında geçen  olayları konu alan kitap sadece işçi sınıfının sömürülüsünü, ağır şartlar altında çalışmalarını,  adaletin (her zaman olduğu gibi) zenginlerden yana oluşunu,  yoksul halkın ezilisini anlatmaz aynı zamanda  bir annenin, bir insanın, hatta bir toplumun yavaş yavaş gözünü açmasını anlatır.  Gorki' nin anlatımı sade ve abartısız.. Yorulmadan ve sıkılmadan okuduğum bir dönem romanı oldu. Esasında güncel bi kitap da diyebiliriz.  Gorki' nin kendi hayatı da yokluk ve mücadele içinde geçtiği için yazdıkları son derece sahiciydi. Politik bir mücadeleden ziyade güçlü bir dönüşüm hikayesi okudum.  Okuyup kapattıktan sonra bile insanın içinde konuşmaya devam eden kitaplardan biri daha. İnsan galiba  en çok sevdikleri için degisir ve bir kadının kalbinde filizlenen cesaret koskoca bir düzeni sorgulatır.
AnaMaksim Gorki · İlya Yayınevi · 201234,3bin okunma

Yazar Hakkında

Maksim GorkiYazar · 96 kitap
Aleksey Maksimoviç Peşkov, en çok bilinen adı ile Maksim Gorki, Sovyet Rus yazar, sosyalist gerçekçi yazımın öncüsü politik eylemcidir. 1892 yılında Tiflis'te, Kafkasya Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça'da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan Çelkaş adlı öyküsü ile ünlendi. Ardından Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız öyküsü yayınlandı. Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. Gorki'nin 1898 yılında yayınlanan ilk kitabı Hikâye Denemeleri (Очерки и рассказы) çok beğenilir ve yazarlık kariyerinin başlangıcı sayılır. İlk romanı Foma 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun felsefik tartışmalara girmesi romanlarının başarısını düşürür. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı Ana en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında St. Petersburg'da yaşar. Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır. Çarlık tarafından kontrol ve baskılara maruz kalmıştır. 1901'de Fırtına Kuşunun Türküsü isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti. Gorki birçok devrimci ile tanıştı. Lenin'le tanıştığı 1902 yılından itibaren aralarında yakın bir arkadaşlık oluşmuştur. 1902 yılında Rusya Edebiyat Akedemisi'ne seçilir. Ancak Çar II. Nikolas buna izin vermez. Anton Çehov ve Vladimir Korolenko bu tavrı protesto eder ve Akademiden ayrılır. Başarısız olan 1905 Rus Devrimi sırasında Peter ve Paul Kalesi'nde kısa bir süre daha hapis kalır. Gorki Güneşin Çocukları adlı oyununu yazar. Oğlunun Mayıs 1935'teki ani ölümünü takiben Gorki de, 1936 yılında Haziran ayında öldü. Her ikisinin de ölümü şüphe altındadır. Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Gorki'nin cenaze töreninde tabutu taşıyanlar arasında Stalin ve Molotov da yer alacaklardır. 1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki'nin NKVD başkanı Yagoda tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.