Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 11. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2024 00:00
Dokuzuncu dereceden memur Yakov Petroviç Golyadkin'i anlatıyor. Bir gün kendisinin tıpatıp aynısıyla karşılaşan Golyadkin'in yaşadığı travma, eseri psikolojik olarak onunla olan rekabetini anlatıyor gerçekten bu kitap efsane okurken her sayfasında bizzat kahramanın yanında gibi hissettiren heyecanlı ve merak uyandıran bir kitaptı benim için .. ÖtekiÖteki Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski
ÖtekiFyodor Dostoyevski · İthaki Yayınları · 201930,4bin okunma
Öteki
Puan vermedi·240 syf.··
2023 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2023 02:09
Kitabın ana karakteri, Golyadkin adında bir memurdur. Golyadkin, paranoya ve sanrılarla boğuşan bir karakterdir. Hikaye, onun kendisine benzeyen bir ikizin ortaya çıkmasıyla başlar. Bu ikiz, Golyadkin'in hayatına müdahale etmeye ve onu yıpratmaya başlar. Golyadkin, kendi içinde iki ayrı benlik arasındaki çatışmalarla mücadele eder. İkizi, ona zarar vermeye çalışırken, Golyadkin kendi akıl sağlığının da tahrip olduğunu fark eder. Kendisine olan güvensizliği ve sürekli bir takip altında olduğunu hissetmesi, onu giderek daha da huzursuz hale getirir. Roman ilerledikçe, Golyadkin, çevresindeki insanların da ona karşı komplo kurduğuna inanmaya başlar. Kendi kimliği ve gerçekliği hakkındaki şüpheleri artar ve bu da onu çılgınlığa doğru sürükler. Yazar, karakterin parçalanmış benliği ve içsel çatışmaları, insanın kendi kendisiyle mücadelesini anlatır. Kitapta, insanın toplum içindeki yerini bulma ve kabul görme arzusu, insan ilişkilerinin karmaşıklığı ve bireysel kimlik sorgulamaları gibi temalar da işlenir. Dostoyevski,insan zihninin derinliklerine inerken, okura insan doğasının kırılganlığını ve karmaşıklığını göstermektedir. Keyifli okumalar.
Kitap İncelemeleri
ÖtekiFyodor Dostoyevski · İthaki Yayınları · 201930,4bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2023 36. kitabı
ÖtekiÖteki Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski Varoluşçu yazar Dostoyevski dedemizin 1846 yılında 25 yaşındayken yazdığı bir kitap Öteki. Kitapta Yakov Petrovic Golyadkin isimli bir memurun varoluşçuluğa yakışır bir biçimde anlatıldığını görüyoruz. Golyadkin, bugünün tabiriyle anksiyete sahibi birisi. Düşünürken bile düşünen biri. Öyle ki bu diline de yansıyor. Çok düşünen insanlarda gördüğümüz konuşurken cümle kurmayı unutma, sürekli aynı şeyleri tekrarlama gibi özellikler Golyadkin'de mevcut. Dosto reis, Golyadkin'i anlatırken aslında insanın diğer insanlar arasında yer edinmesini, insanın bir şeylere ait hissetme ihtiyacını gözler önüne seriyor. Golyadkin bir gün kendisine tıpatıp benzeyen biriyle karşılaşıyor. Bu kişi kendisinin zıttı. Golyadkin'in olamayacağı bir kişilik. Daha girişken, atılgan biri. Belki de öyle anlatılmasa da olmak isteyeceği kişilik mi acaba? Bazı insanlar içlerinde farkında oldukları bir zıt karakter taşır ancak bunu göstermezler. Çoğu içsel konuşmaları bu kişiye yönelik veya onunladır. Dosto'nun karakter olan Öteki ile anlatmak istediği belki de bu. Peki bu içimizdeki öteki gerçek olsaydı, kanlı canlı bir kişi, nasıl olurdu ve neler yaşardık?
Dünya Klasikleri
ÖtekiFyodor Dostoyevski · İthaki Yayınları · 201930,4bin okunma
Düşünsene senden bir tane daha olduğunu...
8/10
·188 syf.·
2022 5. kitabı
-Spoiler İçermez- Bir kitabın Dostoyevski'ye ait olduğunu gösteren emareler nelerdir; •Karakterler ya fakir ya da ruhen hastadır •Kitabın alt metni derin psikolojik konular barındırır •Ana karakter herkesten çok kendiyle konuşur, iç seslendirme tekniğine bol bol başvurulur •Ana karakterin kendiyle ilgili bitmez tükenmez bir kavgası vardır, en büyük düşmanı kendisidir •Kitaba tadını tuzunu versin diye bir kaşık, hayır hayır yarım bardak, bir su bardağı diyelim biz ona, ırkçılık eklenir, başta Almanlar olmak üzere birkaç millet yer yer topa tutulur Gelelim kitaba... Ana karakterimizin adı Yakov Petroviç Golyadkin. Kendisi 9.dereceden bir memur. Kitabı okumaya başlar başlamaz bir sıkıntısı olduğunu hissettiğimiz karakterin, doktoruyla konuşmasına da şahit olduktan sonra hasta olduğuna emin oluyoruz. Teşhis koyacak konumda olmamakla birlikte okumamın başlarında sosyal fobisi olduğunu, okumaya devam edince şizofreni hastası olduğunu düşündümse de, sitedeki incelemeleri okuyunca doppleganger sendromu denen şeyden haberdar oldum... *Bilgi köşesi* Sosyal fobi: Diğer insanlarla etkileşimi içeren toplumsal durumlarda ortaya çıkan kaygı bozukluğudur. Rahatsızlık diğer insanlar tarafından olumsuz değerlendirilme ve küçük düşme korkusundan kaynaklanır. Şizofreni: Bireylerin gerçekliği anormal olarak yorumladıkları, gerçek ile gerçek dışını birbirinden ayıramadıkları zihinsel bozukluğa verilen isimdir. Şizofreni, halüsinasyonlar, sanrılar ve günlük işleyişi bozan son derece düzensiz düşünme ve davranışların kombinasyonlarından meydana gelebilir ve bireyi bütünüyle etkisiz hale getirebilir. Doppelganger: A spirit that looks exactly like a living person, or someone who looks exactly like someone else but who is not related to that person (bunun Türkçe güzel bir tanımını
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
10/10
·255 syf.··
Beğendi
·
2024 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2024 20:22
Kahramanımız Goldyatkin kendi olmaktan memnun değildir,kendinden kaçmak istemektedir hiç birşeyin farkında olmadan şizofreni yaşamaktadır. İşte tam orada öteki ile tanışır. Birey olma yönünde ilerlemeye çalışmak ve karşımızda toplumsal mantıksızlıklar vardır. Birey olarak buna ne kadar uyum sağlayabiliyoruz işte artık sosyal asosyal kavramıda burada karşımıza çıkıyor; ve toplumda ben değil ,mecburen öteki oluveriyoruz. Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski bize insanlardaki derin ruhsal acıları,duygu değişimlerini anlık olarak mükemmel veriyor. Kitap bana direk Dövüş KulübüDövüş Kulübü filmini aklıma getirdi maalesef kitabını okumamıştım. Filmi izleyip beğenenler direk okuyabilir. Filimdeki kurgu kadar olmasada oldukça iyi. Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski sevenler es geçmesin zaten. İyi okumalar.
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 201930,4bin okunma
Hepimizin içinde bir "öteki" vardır!
9/10
·188 syf.··
2022 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2022 00:00
“Bay Goldyatkin yalnızca kendinden kaçmak istemiyor, bir daha geri dönmemek üzere ortadan kaybolmak istiyordu” (s.46). Ne zaman Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski’nin bir kitabını okumaya başlasam derin bir nefes alırım. Zira onun kahramanlarının hikâyesi üzerinden insan ruhunun dehlizlerinde dolaşmak ve dolaşırken şahit olunanlara dayanmak o kadar kolay olmuyor. O bir insanın kalbinde ve ruhunda yaşadığı/yaşayabileceği gelgitleri, acıları, ıstırapları ve hastalıkları öylesine etkili bir şekilde ortaya koyuyor ki ister istemez kendinizle yüzleşmekten kaçamıyorsunuz. Kendinizle yüzleşirken de sınırlarda dolaşıyor ve haliyle yorgun düşüyorsunuz. • • • Dostoyevski’nin “Ezilenler”den sonra henüz 24 yaşındayken kaleme aldığı “ÖtekiÖteki”yi okurken de benzer duyguları yaşadığımı söyleyebilirim. Romanın kahramanı Bay Golyatkin, 9. dereceden sıradan bir devlet memuru olarak görev yapıyor. O, etrafındaki insanlara kendini kabul ettirebilmek için sürekli toplumsal konumunu daha iyi gösterme çabası içerisine giriyor. Ama toplum tarafından dışlanıyor. Nitekim onun hikâyesi üst kademeden insanların arasına kendini kabul ettirmek için gittiği bir davetten kovulmasıyla başlıyor. Sonrasında ise içindeki “öteki”yle karşılaşması ve bu karşılaşmada yaşadığı gelgitler, mücadeleler, hezeyanlar, sanrılar ve paranoyalarla devam ediyor. • • • Yunus EmreYunus Emre’nin “Bir ben vardır bende benden içeru” dediği gibi doğrusu hepimiz iç dünyamızda bir “öteki”yle yaşıyoruz aslında. Çocukluğumuzdan itibaren “bireysel benlik” ve “toplumsal benlik” olmak üzere iki benlik geliştiriyoruz. Günlük yaşamımızda bu benliklerimiz uyum ve barış içerisinde geçinip gittiği sürece çok da sorun yaşamıyoruz. Ne zamanki bu benliklerimizden biri, özellikle de toplumsal benliğimiz, bireysel benliğimizi bastırmaya ve yok etmeye çalışırsa, işte o zaman
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
Öteki, Doppelgänger ve Lacan
9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2021 16:09
Nerden başlayacağımı bilemiyorum… Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski öyle bir kitap yazmış ve öyle gerçekçi bir psikolojik tahlil yapmış ki kendisinden sonra gelen yazarları, psikologları hatta tüm insanlığı derinden etkilemiştir. Bir çılgınlık yapıp böylesine büyük bir yazarı kronolojik sıralama ile okumaya karar verdim. Henüz yazdığı ikinci kitabı olmasına rağmen ne denli doğru bir karar verdiğimi bu kitabında anladım. Şimdi ise biraz içeriğe geçelim. Her şeyden önce bir terimden bahsetmek istiyorum sizlere; Doppelgänger. Etimolojik olarak Almanca kökenli olup, Doppel (double) çift kelimesine gänger ise (walker) yürüyen kelimelerine gelmektedir, Türkçe’ye ‘’çift-gezer’’ olarak çevirebileceğimiz edebi bir terim. Avrupa mitolojisinde canlı bir insanın kendisine tıpatıp benzeyen görüntüsüdür, birnevi bir canavardır doppelgänger. Dostoyevski’nin 1846 yılında kaleme aldığı ÖtekiÖteki adlı kısa romanında, düştüğü sefalet ve karşılıksız aşk içinde deliliğe sürüklenen Golyadkin karakteri kendisinin başaramadığı her şeyi başaran ve kendisine her anlamda ikizi gibi benzeyen bir insanla yani bir doppelgänger'i ile karşılaşır. Doppelgänger bu kitapta başarılı bir motif olarak karşımıza çıkıyor. Romanın başlangıcında 9. Dereceden memur olan Golyadkin’in kendisinin hastalığı hakkında endişeli olan ve tehlikeli derecede antisosyal biri olduğunu düşünen Doktor Rutenşpits ile konuşması bizi karşılar. Doktorumuz Golyadkin’e biraz ‘’sosyalleşmesini’’ tavsiye eder. Ve kahramanımız da bunu denemeye karar verir, ama başarılı olabilecek midir? Burası tam bir muamma. Ki zaten aşağılık duygusu ile sosyal baskıların doğurduğu hastalıklı bir ruh hali olan Golyadkin, toplumda kendine bir yer edinemez ve bu durumu kendine zulüm haline getirir. Muzdarip olduğu psikolojik sıkıntının en nihayetinde delirir ve bir tür kişilik
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2018 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2018 02:17
Kitapla ilgili anlatmak istediklerim öyle dağınık dağınık ki bir araya toparlamayı başarabilirsem incelemenin altından kalkabileceğim. Adım adım kendime not tutar gibi yazmayı deneyeyim. Kitapla ilgili elimizde olan veriler; - Öncelikle kitabı Varlık Yayınları -Nihal Yalaza Taluy çevirisi ile okudum, başarılı buldum okurken garip kelimeler ya da cümleler çıkmadı karşıma ya da cümleleri anlamakta zorlanmadım. - Dostoyevski'nin yazdığı 2.kitabı... - İnsancıklar ile yakaladığı büyük çıkış sonrası yazdığı bu kitap hiç beğenilmemiş. (Dostoyevski'nin düşmanlarının kurduğu tuzak olabilir mi?) (Nasıl pişmandırlar şimdi, böyle popüler olacağını düşünemedikleri için.) - Kitapla ilgili meşhur dövüş kulübü benzetmesi sebebiyle bütün kitap boyunca bunun ortaya çıkacağı sahneyi beklerken okumamın tadı kaçtı diyebilirim. - Dostoyevski neden edebiyatın peygamberi kabul edilir sorusunun cevabını bulabileceğimiz bir kitap olabilir bu, çünkü 19.yy da kişilik bölünmesi ve şizofreniyi böyle işleyebilmesi gerçekten saygı duyulası. Daha Freud portakalda vitaminken, Dosto psikanalizin temellerini atmış diyebiliriz. Memur Goladkin bir gece davet edilmediği doğum günü balosuna zorla sızıp, yaka paça dışarı atılınca kendisini bir böcek gibi hissederek yeraltındaki bir fare deliğine tıkılmak ister. (Evet evet biliyorum.) Balo günümüz tabiriyle sosyetik bir partidir, Goladkin ise sıradan, normal bir memurdur. Fakat o çevreye kendini kabul ettirmek istemektedir. Bu yüzden yaşadığı yerden taşınıp sosyete mahallesinde ev tutmuştur, hatta saygın kimseler gibi kendisine bir uşak tutar, kupa arabasıyla gezintiler yapıp pahalı dükkanları ziyaret eder ve alıcıymış gibi pazarlık yaparak gövde gösterisinde bulunur. O kadar ki büyük paraları cüzdanı şişkin gözüksün diye bozdurur. :) Gel gelelim yine de
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 201830,4bin okunma
İki ezeli rakip : Öz ve Öteki...
9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2022 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2022 21:27
Yaşam boyu, insanın vereceği en çetin şavaş, kendi kendisi ile olan savaşıdır.. Bir insanın kendi kendine yapabileceği kötülük kadar başka kimse yapamaz demişler, öyle güzel özetlenmiş ki bu söz kitabımızda, şaşırıp kalacaksınız.. Bu kadar da olmaz diyeceksiniz.. Bir insanın kendi ile savaşı bu raddeye gelebilir mi diyeceksiniz.. Aslında kendimizi hiç bilmediğimizi bile farkedeceğiz.. İçimizde iki insan var, bir tanesi evet gerçek benliğimiz, değerlerimizin, yargılarımızın en has haliyle barındığı ruhumuz, öz benliğimiz.. İkincisi ise yaşamdan ve toplumdan olumsuz etkilenen, evet bende öyle olabilirim diyen ruhumuz, öteki benliğimiz..(Nefs/Nefis) Çünkü, maalesef ki bunu söylemek istemezdim, yaşam adaletsizdir, herkes bir yolunu bulup, kılıfına uydurup bir yol tutturmuş ve gitmektedir.. Bakıyorsunuz, ya hu, bu insanlar bunları vicdanları rahat şekilde nasıl yapıyor ve başarıyor, bende bir denesem ve yapsam ne kaybederim, kaybetmek şöyle dursun, baksanıza herkes kazanıyor.. Bende kazanayım!... Bir adım atar ve işte savaşınız o anda başlar.. O iki ruh şahlanmıştır artık, uyuyan, bugüne kadar varlığını hissetmediğimiz, rahatını hiç bozmadığımız asıl benliğimiz kılıçlarını kuşanır ve kendini savunmaya alır.. Çünkü benliğin, ruhun leke alsın istemez.. Sen iyi bir insansın der ve mücadelesini, ömür boyunca sürdürmeye devam eder.. Ama tabi diğer o nifak tohumu yenilgiyi hemen kabul edecek mi? Asla..! Yine o da ömür boyu bizi yemeye, inceden inceye işlemeye devam edecektir.. Çünkü bir kere karıştı bu işe, kök saldı.. Diğer asıl temiz ruhumuzun bizde hep varoluşu bir alışkanlık hali olmuş ve etkisini yüzeysel olarak fazla hissetmesekte, gücü çok büyüktür.. Örneğin; Eşinize ya da sevgilinize akşam mesaiye kalacağınızı söyleyip, aslında öyle olmadığı ve öğrenmesini istemediğiniz
Psikoloji
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
Dostoyevski
Puan vermedi·188 syf.··
2021 45. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2021 07:36
Kitap alışılan dostoyevski eserlerine göre daha sade bir dille yazılmış. Kitap kahramanımız Yakov Petroviç Golyadkin'in hayatından kısa bir kesiti anlatıyor. Bay Goldaykin in yüzleşmek istemediği ve içinde bastırdığı yanlarını taşıyan diğer kişiliği ile tanışmasını ve buna bağlı yaşanan olayları konu almaktadır. Aynı zamanda kahramanımızın inanmak istemediği ve nefret etiiği gerçeklerle yüzleşmesini anlatıyor. Sonu itibariyle çok soru işareti kaldı aklımda ama genel olarak kitap hoşuma gitti. Arkadaşıma tekrardan önerisi için teşekkür ediyorum ve roman sever herkese kitabı öneriyorum.
1000Kitap
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.