Biz, insanlar da canlılardanız, canlıyız. Bizi ötekilerden ayırt eden, bizi ötekilerden üstün yapan türlü özellikler'imizden biri, başlıcası, bizim marifet sanat sahibi, sanat eserleri yaratmaya muktedir oluşumuzdur. Biliyorum, sanatkar eserini, tabiat gibi düşünmeden, bir karar vermeden, oynarcasına değil, tabiatı taklit ederek de değil, tabiatla, tabiatta tasarladığı duygularına bin bir düşünceden, bin bir endişe ve didinmeden sonra hünerli elleri ile renk ve şekil vererek yaratır.
Tavsiye içinde hiciv :)
Squarzafichi'nin Petrarca'nın hayatıyla ilgili, bir çağdaşından, Joseph Brivius'dan naklen anlattığı anekdota inanabiliriz - Petrarca bir gün Visconti'nin sarayında iken ve bir sürü adam ve saray erkânı arasında, Galeazzo Visconti henüz bir çocuk olan ve daha sonra birinci Milano Dükü olacak oğlundan, orada hazır bulunanlardan en akıllı adamı bulup seçmesini ister. Çocuk kalabalığa bir süre bakıp her birini ayrı ayrı süzdükten sonra, kalabalığın hayran bakışları arasında, Petrarca'nın elinden tutup onu babasına götürür. Çünkü tabiat insanlar arasındaki bu seçkin kimseye asaletinin damgasını o kadar açık bir şekilde vurmuştur ki onu bir çocuk bile ayırt edebilir. Bu yüzden akıllı, basiretli yurttaşlarıma, eğer bir daha sıradan bir kimseyi büyük bir dâhi diye ilan etmek isterlerse, bunun için Hegel gibi, tabiatın, yüzüne en anlaşılır harflerle ve kolayca okunabilecek bir yazıyla "sıradan kimse" damgasını bastığı biraheneci kılıklı birisini seçmemelerini öneririm.
Sayfa 93
Reklam
Bulmak
Bir an kayboldun gibi! Yaşadım kıyâmeti Yoruldun ama buldun ey kalbim emâneti. Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma. Çiçeğe durdu kalbim, içtim parmaklarından Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından. Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde, Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde. Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş. Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine Kapılıp gidiyorum saçının sellerine. Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar. Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın, Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın. Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi. Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım.
Alıntı
Yollar bizden bir izdir, Ne duysak sesimizdir. Ne görsek benzer bize. Hiç şaşmayan bir saat Gibi işler tabiat, Uyarak kalbimize.
Şiir
Kaza ve kader bu hüviyetsiz, isimsiz küçük cesedin agzindan o meşum gece kuşuna şu cevabı veriyordu: "Dünyaya gelişimle anneme bir piç dogurtmuş oldum.Büyük nenemi katil ettim.Kendim maktül düştüm.Eğer vücudumun husülü bir cinayet ise bunda üç faili-i müşterek vardır.Babam,anam,tabiat..Beni niçin öldürdüler?Ey sevdazedeler! Aşkınızın vereceği mahsule namus ve kanun sahifelerinde yer hazırlamadan evvel birbirinizin âgûşuna atılmayınız ..." Bu söze uzaktan kahkaha kuşları gülüştüler...
Sayfa 103·Kitabı okudu
İnsan nasılsa tabiat da öyledir. Hayatı güzelleştiği, fikirleri berraklaştığı ölçüde, tabiatı güzel ve berrak görür.
Sayfa 86·Kitabı okuyor
Psikoloji
Reklam
Reklam