Magda Szabo

Magda Szabo

Yazar
8.8/10
51 Kişi
·
82
Okunma
·
11
Beğeni
·
1.379
Gösterim
Adı:
Magda Szabo
Unvan:
Macar Yazar
Doğum:
Debrecen, Macaristan, 5 Ekim 1917
Ölüm:
19 Kasım 2007
Magda Szabo 1917 Debrecen doğumludur. Macaristan'ın önde gelen yazarlarındandır. Latin ve Macar edebiyatı eğitiminin ardından öğretmenlik yaptı ve kültür bakanlığında çalıştı. Yazmaya şiirle başladı. 1949'da Baumgarten ödülüne layık görüldüyse de ödül verildiği gün, politik nedenlerden geri alındı. Aynı yıl bakanlıktaki işinden kovuldu. 1949-1958 yılları arasında sakıncalı yazar olarak bir ilkokulda öğretmenlik yapmaya zorlandı. 1958'de yayınlanan ve büyük başarı kazanan ilk romanı Fresco'yla bu zorunlu sessizliği kırdı. Bu tarihten sonra ulusal ve uluslararası ün kazandı, ödüller birbirini kovalamaya başladı.

Yapıtları otuzdan fazla dile çevrilmiş olan yazarın Yavru Ceylan adlı romanı 1972'de E yayınlarınca yayınlanmıştır.
- Anne ! diye bağırdı ilk kez . Anne! Baba!
(...)
Ona kimse cevap vermedi. Ölüler konuşmaz.
Magda Szabo
Sayfa 240 - Kanat Yayınları
Ama resmi , onunla bağlantılı bütün düşünce ve anılarla süslenmiş olarak zihninde canlandırıyordu. Resim sakatlanmıştı bugün, yalnızdı; değirmen eksikti.
Magda Szabo
Sayfa 30 - Kanat Yayınları
Hiç kimseyi çılgınca sevmeyin çünkü kaybedersiniz, er ya da geç. En iyisi asla hiç kimseyi sevmemek çünkü o zaman hiç kimsenizi parçalamazlar ve siz de hiçbir vagondan aşağı atlamazsınız
Çekmeceleri kapattı, esrarengiz bir şey yoktu içlerinde, elli yıllık ortak yaşamdı, bu masum öte beri hiçbir sır barındırmıyordu. Ne kadın resimleri vardı , ne kurutulmuş çiçekler, ne de gizli yazışmalar.
Magda Szabo
Sayfa 40 - Kanat Yayınları
Iza'nın emeği kaplıca merkezinin taşları için çimento vazifesi görmüştü - Dekker öyle söylemişti.
Magda Szabo
Sayfa 57 - Kanat Yayınları
"Bazen de insanların yitirdikleri kimselerin mezarlarından onları çok sevdikleri ve öyle görmek istemedikleri için uzak durdukları da olurdu. "
Bir kez anneme yalnız korkup korkmadığını sormuştum. Sadece gülümsemekle yetindi, ben de dönüp ayakkabılarımı fırçalamaya başladım. İnsan bazen ne kadar saçma sorular soruyor. Annem bundan sonra hiçbir şeyden korkmazdı . Babamın öldüğü gece , bütün korkularını yaşamış, daha sonrasında ise bu duyguyu kaybetmişti.
Magda Szabo
Sayfa 119 - yky
“Ben sana aittim ama sen benim değildin; kollarımın arasındayken bile benden uzaksın. Bazı geceler seni sarsarak uyandırıp parolayı zorla ağzından almak, sana kavuşmak için nereye gitmem gerektiğini nihayet söyletmek gelirdi içimden.”
Magda Szabo
Sayfa 220 - Yapı Kredi
224 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Magda Szabo...."Magda Szabo'yu keşfettiyseniz altın bir balık yakaladınız demektir.Yazmakta olduğu bütün kitapları alın,ileride yazacaklarını da ." demiş Hermann Hesse... Hermann Hesse ile aynı düşünüyormuşum demek ki bulabildiğim 4 kitabını da aldım ve ilkini okudum. :)
Macar toplumunda bir aile ve bizim topluma çok benziyor. 20.yy da geçiyor olay 2.dünya savaş sonraları...Ve anne kutsallığı...Bu kitap eğer anneniz yaşıyorsa eminim ki ona daha da sıkı bağlanmanızı sağlayacak...
224 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Muhteşem bir kitap okudum ve ben bu kitabı neden daha önce okumadım diye hayıflandım.

Macar yazar Magda Szabo babasını kaybeden güçlü, özgür, kendinden emin, kararlı bir kadın olan Iza’nın dul kalan annesini taşradaki yaşantısından alıp kendi şehir hayatına katmasıyla birlikte yaşadıkları kuşak çatışmasını anlattığı bu muhteşem romanı, sade, gösterişten uzak ama bir o kadar akıcı ve edebi bir dille kaleme almış. Kitabın insani yargıların, bireysel kaygı ve kararların çağın isterlerine göre nasıl değiştiğini gösteren sosyolojik yönünün yanında insan ruhunun değişkenliği ve kırılganlığını da yansıtan psikolojik bir yanı da var. Empatinin gücünü, ikili ilişkilerdeki hassas dengeleri öyle güzel anlatmış ki şahsen okurken acaba bu durumda ben olsam ne yapardım diye kendi kendime defalarca sordum. Ayrıca kitabı okurken Macar gelenekleri ve kültürü hakkında da epey bir şeyler öğreniyorsunuz.
Keyifli okumalar...
248 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Kitabın konusu belliydi, eşini kaybeden yaşlı taşralı bir kadının, doktor kızı tarafından beraber yaşamaları için şehirdeki evine getirilmesinin ardından, şehirde yeni ve alışık olmadığı bir yaşama başlayan kadının dramını, birbirlerini anlayamamalarını okuyacaktım, meğer çok az biliyormuşum, beni bu denli alt üst edeceğini tahmin edememiştim. Kitabı okurken yaşananları hissediyor, okuduğunuz alandan çıkıp izanın yanına gidiyorsunuz.
Son olarak ise; Şefkatli görünmenin ardındaki bencillik, empatisizliğin vahşeti kitabın bana kuvvetle hissettirdikleri. Aralıksız okuma isteğine kapıldığım kitabın bir anda sonuna geldiğimi fark ettiğimde göz yaşlarım hazırda bekliyor, anne ve babasını yitirmiş neredeyse herkesten duyabileceğimiz “yaşıyorlarken kıymetini bilin, sarılın” sözleri hatırıma geliyor.
232 syf.
·5 günde·8/10
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Kronolojiye uymaksızın , bir aktristin kendi ağzından yaşadıkları anlatılmakta. Aynı zamanda o dönemde yaşanan savaş ve zorlukları da gözler önüne serilmekte.
Diğer iki kitabına göre okumakta zorlandığım bir kitap oldu. Zamanın karışık olması, karakterlerin isimlerine çok yabancı olmam (çoğu zaman kadın mı erkek mi diye düşündüm) okuma süremi de uzattı. Bu olumsuzluklarına rağmen okunmasını önerebileceğim bir kitap.
216 syf.
·3 günde·9/10
Son zamanlarda Szabo nun kitaplarini her yerde görmeye baslamıstım. Bu kitap sayesinde yazarla tanıştım. Anlatımını degisik ve etkileyici buldum. Diger kitaplarını da okumaya karar verdim.
Bu kitapta Budapeşte de Katalin Sokaginda yaşayan üc ailenin yollarının kesişmesi ve Nazilerin gelmesiyle dağılan hayatları anlatılmakta.
260 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Bir yandan sanki Magda Szabo kendi başından geçen bir şeyi anlatıyormuş gibi canlı, diğer yandan böylesi değerlere sahip olan Emerenc gibi insanların gerçekte yaşamış olmalarının imkansızlığından mütevellit gerçek dışı bir kurgu. Emerenc herhalde son dönemde kurgu eserlerde karşılaştığım en merak uyandıran, ilgi çekici, nevi şahsına münhasır karakterlerden biri olmalı. Sabun köpüğü değerleri allak bullak eden, kendi kendimize tekrarladıkça doğru olduğuna kendimizi inandırdığımız yapay değerlerimizi hor gören ve aslında buna da hakkı olan, güçlü göründüğü kadar gizemli bir karakter.

Belirli noktalarda kurgunun hızı düşse de ve yazarın bazı bölümleri sanki uzun aralarla yazmış olduğu izlenimi uyandıran ufak kopukluklar yaşansa da keyif ve ibret alarak okuduğum bir romandı. Tavsiye edilir.
248 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
“Iza’nın şarkısı” bitti. Yazarın okuduğum ilk kitabı, beni çok etkiledi, kalemi, kurgusu, verdiği mesajlar…
Doktor İza boşandıktan sonra, Budapeşte’ye yerleşir ve orada bir yaşam kurar kendisine. Yılda birkaç kez taşraya ailesini görmeye gelir.
Iza Babasını kaybedince Annesini de alıp Budapeşte ye evine getirir.

Hayat ikisi içinde zorlaşmaya başlar, Iza eski düzenini ararken, kocasının ölümü ile yaşlı kadının tüm hayatı alt üst olur.
Kızının hayatına dâhil olmaya çalıştıkça, daha da yalnızlaşır…
Büyük Şehir taşra hayatından çok başkadır. Artık birçok şeyi elektronik makineler, ev işleri içinse yardımcı kadınlar vardır. Artık ona ihtiyaç yoktur!!!!
Yazacak o kadar çok şey var ki bu kitap ve bu hikaye için.

Okurken boğazım düğüm düğüm oldu, gözyaşlarımı birçok yerde tutamadım.
Sanırım Annemin de benimle yaşıyor olması, beni iki kat daha fazla etkiledi okurken..

Biz bir şeyleri daha iyi yapmak isterken, yaşlı Annelerin istediklerinin ne kadar başka olduğunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermiş yazarımız.
Finali ise hiç beklemediğim şekilde bitti…
İnanılmaz etkilendim, kendi adıma gereken mesajları aldım diyebilirim. Kesinlikle herkes okumalı, tavsiye ediyorum.

Kitap tan bir cümle ile yorumu bitirelim:
'' Korkunç bir şey bu, diye düşünüyordu yaşlı kadın, benimle yaşamakta bu kadar zorlanması, ona bu kadar yük olmam korkunç.
248 syf.
·Beğendi·10/10
İsimsiz annenin sayıklaması bu. İşlevsizleştirilen; doğup büyüdüğü kentinden, içinde yaşadığı evinden, eşyalarından koparılan ve hayatla bağını kaybeden annenin çırpınışı. Herkes için her şeyin en iyisini düşünmek hastalığına kapılmış olan Iza’nın son oyuncağı, hayatlarının ortasına olanca mükemmelliğiyle çöreklenerek acı çektirdiği pek çok insandan biri. Duygulardan arınmış/arınmaya çalışan, ruhsuzluğuyla ışıldayan bir kadının, hayata dair planlarına kesip biçerek dahil etmeye çalıştığı ve mutsuz ettiği insanlardan sadece biri.

Iza’nın bencilliği öyle kemikleşmiş ki, ölüm anında bile aklına ilk gelen kendi acısı oluyor. Uçurumun kenarına ittiği, hayatını renksiz bir duvara dönüştürdüğü annesi öldüğünde düşündüğü ilk şey yine kendi yalnızlığı… Peki Iza neden böyle biri?
248 syf.
·3 günde·9/10
Szabo nun okudugum ikinci kitabı. Ilki olan Katalin Sokagı da , bu kitap da beni çok etkiledi.
Üstelik bu kitap , bir doktorun yaşamını konu alıyordu ve kendi hayatımdan bir çok anlar da bu kitaptakilerle çakışıyordu. Kitabın çogu yerinde , ben de anılara daldım ve babamı kaybettikten sonra annem benimle yasamaya başladığında, Iza ile aynı hataları yapmamıs olduğumu umdum. Bu kitabı annemi kaybetmeden okumuş olmayı çok isterdim. O zaman belki de yaptıgım her seyi, söyledigim her kelimeyi bir süzgecten daha geçirme şansım olurdu.
Babası ölen Romatolog Dr Iza , annesini yalnız bırakmamak icin yanına alır ve Budapeşte de birlikte yaşamaya başlarlar. Eşinin ölümüne kadar evdeki her işi, her detayı kendi basına halleden Etelke, Iza nın evine gelir gelmez , Iza nın koruması altına girer. Evdeki düzeni bozulacak ve bunun yanı sıra annesi yorulacak diye Etelke nin bir kahve bile yapmasına izin vermeyen Iza acaba doğru mu yapiyordur?
Arka kapakta yer alan, Herman Hesse nin Szabo icin söyledigi bir cümleyi paylaşmak isterim;
" Magda Szabo yu kesfettiyseniz altın bir balık yakaladınız demektir. Yazmakta olduğu bütün kitaplari alın, ileride yazacaklarını da. "
260 syf.
·Beğendi·10/10
Magda Szabó KAPI

60 yaşındaki Emerenc hayatını kapıcılık yaparak,ev işlerine giderek sürdüren bir insan.Kuralları olan şöyle ki kendisiyle çalışmak isteyen insanlardan referans isteyen bir insan.İlkeli,Çalışkan,başına buyruk,mesafeli ve bilge biri Emerenc.Yanında çalıştığı yazarda dahil olmak üzere yaşamında o kadar çok yüreğe dokunmuş ki,her açılan bir kapının arkasından Emerenc’in tutumundaki anlaşılmaz gizem çözülüyor.Emerenc sadece insanlara değil hayvanlara da yardım eden biri onlarla çok güçlü bir bağ kurabiliyor.Okudukça hem Magda Szabó’ya hem de yarattığı karakter Emerenc’e hayran oldum.Çok katmanlı bir kurgunun içinde çok yoğun duygular eşliğinde okunan bir kitap.Kitabın sonunda yaşanan olaylar sonucunda da insanlar kendi yaşamlarını kendi istekleri doğrultusunda sonlandırmalı mı gibi,en doğru biçim ne olmalı diye epey bir düşündüm.

Son olarak, kapının öteki yüzü kişinin kendine özel dünyası.O kapı kişi tarafından ister sonuna kadar açılır,ister aralık bırakılır ya da hiç açılmaz.

Kim yalnız değil ki? Bilmek isterdim doğrusu. Hatta biriyle birlikte yaşayanlar bile yalnız, sadece yalnız olduklarının bilincinde değiller o kadar!
ne var ki sevmeyi bilen öldürmeyi de bilmeli.
Ateşin sırrını ondan öğrendim her şeyin bir sırrı vardır közün bile.
Emerenc’in Hayatta inandığım tek bir şey varsa oda zamandı, onun kişisel mitologyasında Zaman, Ömür boyunca yaşanan olayları öldükten sonra herkesin getirdiği çuvallara sırayla doldurup duran ebedi bir değirmenci gibiydi.
Sizin aklınız basit olan hiçbir şeyi almıyor, sürekli arka kapıdan girmek istiyorsunuz, oysa kapı ön tarafta
birine verebileceğiniz en büyük hediye onun acı çekmesine engel olmaktır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Magda Szabo
Unvan:
Macar Yazar
Doğum:
Debrecen, Macaristan, 5 Ekim 1917
Ölüm:
19 Kasım 2007
Magda Szabo 1917 Debrecen doğumludur. Macaristan'ın önde gelen yazarlarındandır. Latin ve Macar edebiyatı eğitiminin ardından öğretmenlik yaptı ve kültür bakanlığında çalıştı. Yazmaya şiirle başladı. 1949'da Baumgarten ödülüne layık görüldüyse de ödül verildiği gün, politik nedenlerden geri alındı. Aynı yıl bakanlıktaki işinden kovuldu. 1949-1958 yılları arasında sakıncalı yazar olarak bir ilkokulda öğretmenlik yapmaya zorlandı. 1958'de yayınlanan ve büyük başarı kazanan ilk romanı Fresco'yla bu zorunlu sessizliği kırdı. Bu tarihten sonra ulusal ve uluslararası ün kazandı, ödüller birbirini kovalamaya başladı.

Yapıtları otuzdan fazla dile çevrilmiş olan yazarın Yavru Ceylan adlı romanı 1972'de E yayınlarınca yayınlanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 82 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 106 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.