Güldeniz Alp

Puan vermedi·167 syf.··
2021 8. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 00:44
Ankara, mon amour! Ne güzel kitaptın... Seni bitirmek istemedim. Ankara’da geçen bir çocuklukla yazılan birinci bölüm bitip, üniversite Ankarası’na açılan ikinci bölüme geçince, bir başka şehirde geçen çocukluğumun, Ankara’ya ayak bastığım an arkamda kalışına gittim yavaşça. Hayatın ikiye ayrılışını, sonra çift yaşayışlılığımı, eve dönmek için gün sayıp beklenen tatilleri ve eve gidince tatilin bitmesini ve Ankara’ya kavuşmayı bekleyişimi andım her sayfanda. “Ne çok Ankara varmış geçmişinde.” dedim kendi kendime. Ankara’ya sonradan gelenin Ankarası, orada doğup büyüyenin Ankarası’na benzemez. Sonra bir gün Kuğulu parktan çıkıp Kızılay’a doğru yürümeye başlarsın. Herkesin Ankarası o yürüyüşte eşitlenir, sabitlenir. Hangi yaşanmışlıksa o yolu yürüten, kişi ile Ankara’yı bir kılar, başka şehirden Ankara’ya geleni bağrına basar, orada büyüyen kadar Ankaralı yapar... Yavaş yavaş okudum seni, ikinci bölümünde Kızılay’da, Konur’da yürüyerek, otobüslerine binip yurda dönerek, atmışlı yıllarda geçen bir çocukluğun seksenli yıllardaki yükünü ikibinlerin Ankarası’ndan hissetmeye ve bugünden anlamaya çalışarak. İnsanın içine ılık ılık akan, içine çağdaş bir Sevgi Soysal doğuran bir anlatım. Özellikle üniversite hayatını Ankara’da geçirenler için... 10/10
Ankara, Mon Amour!Şükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20221,643 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·488 syf.··
2021 7. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2021 10:34
* Serinin ikinci kitabı Pia Mater’de birinci kitapta anlatılan hayatın nörolojik bağlarıyla birbirine bağlanmış olağanüstü isimli olağan karakterlerin öyküsü, 188. sayfadan itibaren daha yüce bir örgüye, öjeni düşüncesine nihayet bağlandı. Diğer bir tabirle yazar büyük resmi ikinci kitaba saklamış. * Meğer birinci kitabın tüm bu olay ve kişi örgüsü; bilim adamlarından oluşan, hiyerarşik yapılı, Homo-Neon isimli bir üst insan türünü yaratmak için bilim ve teknolojinin tüm imkânlarını seferber eden, devletler ve kurumlar içerisinde derin biçimde örgütlenmiş, Tapınak Şövalyeleri benzeri, Neon isimli bir gizli topluluğun hikâyesi, birinci kitabın Teslası olan Pia ve Alef de bu uğurda yapılan deneylerin esas özneleri imiş. Muhtemelen yazar da benim gibi Pia ve Fringe’in Oliviası arasındaki benzerliğin, hatta çocuklar üzerinde yapılan deneyler bakımından Stephen Kingvari anlatımının farkındadır. Bu bakımdan hikayenin bu noktada benim için orijinal tarafı kalmadı diyebilirim. *Yalnız Homo Neon öyle bir örgüt ki Nietszche’den tutun Mengele’ye kadar aklınıza gelebilecek birçok bilim insanı bu öjenik topluluğun üyesi. Üçüncü kitap henüz çıkmadı. Sırf başladığım için bitireceğim bir seri olacak. * Bu vesileyle benim başladığım kitabı bitirmek konusundaki saplantıma değinmekte fayda var. Mine Urgan şöyle der: "Karpuzu kestin. Baktın ki kabak. Gene de zorla yiyecek misin o karpuzu?" "Bu cümleyi duyduktan sonra başladığım her ne ise hoşlanmadığım yerde bırakmaya karar verdim. Kitabı da, insanı da..." * Hayat kısa… Başladığınız kitaplar veya insanlar kabak çıktıysa, Mina Urgan’ı dinlemenizi tavsiye ederim.
Edebiyat
Arachnoid MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 202011bin okunma
6/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2021 00:58
* Serkan Karaismailoğlu’nun nöro-roman üçlemesinin ilk kitabı olan “Pia Mater” sıradan olaylar etrafında yolu kesişen Tesla, Aren Urban, Meryam, Alef, Devin, Perit, Galen, İllias, Ezra gibi sıradışı adlara sahip karakterlerin gündelik hayatlarıyla başlıyor. * Kişilerin algılarına, tavırlarına; örneğin tat almanın insanda yarattığı hazzın beyinle olan ilişkisine, “aslında şimdi beyinde şöyle oluyor da ben bu yüzden böyle hissediyorum.” meyanında açıklamalarla ilerleyen kitabın ilk 200 sayfasını ittire ittire ancak 3 haftada okuyabildim. * Beklentim nöro-bilimin romana daha farklı yedirilmiş bir versiyonunu okuyacağım yönündeyken, insan davranışlarını kişilerin iç seslerinden nörolojik yapı taşlarına ayrılan bir mikroskoptan amaçsızca dinler hale geldim. * Ana karakterlerin normal olamayacak kadar sivri özellikleri, olağanüstü olamayacak kadar alelade yönleri var ancak nöro-bilimsel farkındalıklarının had safhada yüksek oluşu karakterlerin inandırıcılıklarına darbe vuruyor. Fantastik karakterlerin bilimsel kesinlik içine oturtulması nihayetinde zor bir deneme. * Sonraki 240 küsur sayfalık bölümü ise bir günde okudum. Bu bir günde bitirdiğim bölümde Süskind’in Kokusu’na hem kurgusal hem karakterler anlamında yüklü göndermeler var. Burada devreye Süskind’in “koku” kavramına ek olarak “Sinestezi” yani tatları, kokuları ve sesleri renk olarak algılama durumu ve biraz da polisiye-macera giriyor. Sanki Süskind’in Kokusu günümüz bilimsel ilerlemelerine nazire yapılarak baştan yazmış gibi. Bilimsel gerçekliklerin, tonlarca nörolojik ayrıntının, beynin yapısının bir romana yedirilmesi çabasını takdirle kabul etsem de, Alef’in bir karakter olarak Jean-Baptiste Grenouille’in yanından geçemeyeceği açık. Yine de ilginç bir kitap. Belki serinin ikinci kitabında aradığımı bulurum.
Edebiyat
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919,1bin okunma
Ütopik Bir Kaçış
Puan vermedi·124 syf.··
2021 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2021 00:11
Doppler, insanın doğaya kaçışının çok kısa bir introsu. Peki günümüz dünyasında bu mümkün mü? Doppler Norveçli; iki çocuğu, hamile bir de eşi var. Birdenbire ormanda yaşamaya karar verdiğinde, Sorumlulukları havada asılı kalıyor, ancak onu en çok kaygılandıran, yağsız süte, yani uygarlığın bu rafine ürününe olan bağımlılığı. Kolundan bacağından değil, midesinden bağlı bu işlenmiş süte ve avladığı geyiğin eti karşılığında sembolik bir trampa ekonomisi yaratıp bu ürüne erişim sağlayabiliyor. Ne yazık ki talebin arzı belirlediği bir dünyada yaşamıyoruz. Bizlere Suni ihtiyaçlar dayatılıyor, buna inanıp bu ihtiyaçlarımızı gideriyoruz. Yine de Coronavirüs salgını sürecinde biraz olsun temel ihtiyaç kavramı hatırlandı ve insanlar sağlıkları için veya devletlerin aldığı önlemler çerçevesinde tüketimlerini sınırlandırmak durumunda kaldı. Bu süreçten öğrenecek çok şeyimiz var, Doppler’in modern dünya kapitalizmini ve tüketim çılgınlığını eleştirerek doğaya kaçışı parmak ısırtan ama malesef ütopik bir bireysel durum. Norveç gibi refah düzeyi yüksek ve eğitimli toplumlarda mümkün olabilir ancak Türkiye bağlamında bu türden kaçışları pratiğe dökebilecek cesarete erişmek için toplumca alınacak çok yolumuz var. Öncelikle birey olabilme sorunumuz...
Edebiyat
DopplerErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 202412,6bin okunma
Masalcı
Puan vermedi·256 syf.··
2021 3. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2021 23:10
* 1936 yılında doğan ve 2010 yılında Nobel Edebiyat ödülünü kazanan Peru’lu yazar Mario Vargas Llosa “Sosyal değişimi ele aldığı eserlerinde “iktidar yapılarının haritasını çıkardığı, bireyin direniş, isyan ve yenilgisine dair keskin öngörüler” ortaya koyduğu için Nobel’le ödüllendirilmiş. ‘Masalcı’ aynen bu tanıma uyan bir anlatı. * Latin kültürüne duyduğum derin sevgiye karşın beni sonuna kadar saramayan kitabı bir bütün olarak ancak bitirdiğimde kavrayabildim. Sömürgecilik hastalığının masum amazonları bir salgın hastalık gibi sarışına bireysel başkaldırının ancak medeniyet içinden gelişi, karşıtlık için gereken bilinç düzeyine ulaşabilme sorunsalıyla insanı yüz yüze getiriyor. Zira Amazonlar’da yaşayan yerli halklar, kapılıp gittikleri bu istilacı zihniyete karşı koyamayacak kadar naif. * Hafif esriklikle yazılmış izlenimi veren, Peru’nun yerli kabilelerinin, kurmaca mı yoksa gerçek mi olduğunu anlayamadığım mit ve inanışlarından dem vuran, kabilelerin emperyalizmin, misyonerliğin etkisiyle yozlaşmasını anlatan kitap Yeryüzü, gökyüzü, ağaç, toprak ve insanın türlü fantastik ve renkli destanlarını barındırsa da, yerliler ile gerçek dünya arasındaki gergin ve negatif ilişki bir esrime törenindeki gibi kopuk. Buna karşılık medeniyetin içinden gelen kurtarıcı savaşçının karşıt bilinci oldukça yüksek. Kurtuluş malesef amazonların kendi özünden kaynaklanamıyor. Doğanın kıymetli varoluşuna ikna oluyor insan ama onun kötücül karşıtına yapılan eleştiri, destansı anlatımın içinde boğuluyor ve kayboluyor. Tıpkı Kitabın başında ortaya çıkan karakter ve hikayelerin kitabın ortalarında kayıp oluşu gibi... * Masallar arasındaki gerçekliğe odaklanılabilirse, okurken değil de bittiğinde keyif
Edebiyat
MasalcıMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 2019211 okunma