Şirin şen, bir alıntı ekledi.
Dün 10:00 · Kitabı okuyor

...Aristotales iknanın, üç unsurun temsil edilmesi ile oluştuğuna inanırdı: ethos, logos ve pathos. Ethos güvenilirliktir. Bizler; başarılarına, sıfatlarına, deneyimlerine vb. saygı duyduğumuz insanlarla hemfikir olmaya eğilim gösteririz. Logos, mantık, veriler ve istatistik aracılığıyla ikna aracıdır. Pathos ise duygulara hitap etme eylemidir.

Ted Gibi Konuş, Carmine Gallo (Sayfa 57 - Aganta Kitap)Ted Gibi Konuş, Carmine Gallo (Sayfa 57 - Aganta Kitap)

Kitapların arasında bu kitabı göremedim.

ARİSTOTALES / HAYVANLARIN HAREKETİ ÜZERİNE

Milattan önce 384 yılında Khalkidiko yarım adasında Stagira’da doğmuş . Babası Makedonya kralı Amyntas’ın İskenderin dedesinin doktorluğunu yapmış.

Kendisi Büyük İskender’in hocası olmuş. Bu sebeple Makedonya İstilası bittikten sonra Atinalıların gözünde şüphe duyulan biri haline gelmiştir.

Dinsizlik ithamı ile mahkemeye verilir 322 yılında Atina’dan ayrılır.

Bitkisel ruhun hareket kaynağı olmamasının en önemli nedeni , hareketten ayrılmaz olan “ imgelem ve iştahtan” yoksun olmasıdır.

Esra Koç, Aşkın Metafiziği'yi inceledi.
20 May 22:20 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

''Siz bilgeler, yüksek ve derin bilgili
Sizler ki derin düşünür ve bilir misiniz
Nasıl, nerede ve ne zaman, çiftleştiğini her şeyin
Niçin sevişildiğini, öpüşüldüğünü?
Siz ulu bilgeler, yüzüme söyleyin!
Kafa patlatın bakalım, bana ne olduğuna
Nerede, nasıl ve ne zaman,
Niçin başıma geldiğine bunların, hadi kafa patlatın!

Bu sözlerle aşkın metafiziği adlı kitabına başlangıç yapan Arthur Schopenhauer aşkı şöyle tanımlar: aşk, başta dizginlenebilir bir eğilimken sonrasında bir tutkuya tüm engelleri aşabilme gücüne ve tatmin edilmez bir duygu haline gelirse ölümü bile göze alabildiğine.

Schopenhauer; bu konuya neden felsefik bir yaklaşım getirdiğini ise şöyle ifade eder. Madem aşkın varlığından, gücünden eminiz bütün yazar ve şairlerin vazgeçilmez konusu aşkı neden bir filozof irdelemesin. Ayrıca aşkı konu olarak ele almasının nedeninin ona öncü olan düşünürlerin tezini çürütmek olmadığını, aşk konusunun onun dünyasına nesnel olarak dayatıldığını söyler.

Schopenhauer aşka dair düşüncelerini beş bölümde incelediği kitaba gelecek olursak;

Birinci Bölüm:
Bu bölümde aşk Schopenhauer 'e göre istediği kadar dünyevilikten uzak, saf tanımlansa bile o bireyselleşmiş cinsel dürtüdür. Birçok insan için zihinlerinin yarısını sürekli meşgul ettiği, en ciddi meselelerde kararları etkilediği, evrakların el yazmalarının arasına saç buklelerini yerleştirmeyi başardığı, en feci kavgaları körüklediği, bazen zenginliği bazen statü ve rütbeyi kendine kurban seçtiği, her şeyi yıkmaya çalışan, altüst eden bu tutkuyu önemli kılan tüm bu gayret ve süreçte yaşanılanlardır. Bu çabanın altında yatan neden ise cinsellik olsa da nesnel bir hayranlık olarak insana kendisini sunar. Bu bir savaş hilesidir. Tüm bu bireyler arasında uygun eşi bulma, seçme ayıklama, aşk oyunlarının amacı sadece bir şeye hizmet eder. Gelecek kuşağı (türü) meydana getirmek. Doğanın kişilere kamufle ederek sunduğu bu amaç doğrultusunda bireyler birbirlerine ne kadar uygunsa aralarındaki tutku o denli fazla, ortaya çıkacak türde o oranda sağlıklı genler taşır.

İkinci Bölüm:
Schopenhauer 'e göre iki cinsin inançları, düşünceleri, karakterleri ve zihinsel eğilimleri uyuşuyorsa aralarında cinsel sevgi etkisi olmaksızın bir dostluk kurulabilir. Ancak bunların evliliği çok mutsuz, doğacak çocukta zihinsel ve bedensel düzlemde uyumsuz olacaktır. Bunun tam tersi için düşünecek olursak cinsel tutku var, ancak uyum yoksa bunların evliliği de mutsuz olur.
İnsanın doğasındaki bencillik türün devamını sağlayacak bakış açısını bir yerde engeller. Fakat bireyin aklına bir şüphe kuruntu yerleştirilirse gerçek sadece tür için en iyi olanın onun için de iyi olacağı gibi görünür. Bu kuruntunun adı içgüdüdür. Cinsel hazzın tatmininde ise türün çirkinliğine, güzelliğine bakılmaz, hiç bir bağ yoktur bu bağlamda. Seçim tamamen ortaya çıkacak yeni türün tipinin olabildiğince katıksız ve doğru korunması ile ilgilidir. Buna göre herkes en güzel bireyleri, kendi varlıklarında türün katıksız olmasını sağlayacak bireyleri şiddetle arzu edecektir. Diğer bir nokta ise bu seçimde öteki bireyde kendi kusurlarını örtecek özellikler aramasıdır. Örneğin kısa boylu erkekler iri kadınları ararlar, sarışınlar esmerleri severler vb…
Erkek kendisine uygun güzellikteki bir kadına baktığında türün damgasını vurduğu o kadınla sürdürmek istediği türün tipinin korunmasına dayalı eğilimdir. Demek ki insanın içinde taşan hazza verdiği cevap bu çekimle ilgili değil, tür için iyiye yönelmiş bir içgüdüdür. İnsanın seçtiği kişiye ulaşmak için yaptığı tüm rezillikler şan, şöhret, para, onur vs. kaybetme pahasına katlandığı eziyetler doğanın her yerdeki bağımsız iradesine uygun olarak türe hizmet eder. Erkek ulaşmak için kırk takla attığı kadına ulaşınca türe hizmet ettiğini hissettiğinden evlilik dışı her olayda kötü yeni bir bireyin oluşumundan çoğu zaman iğrenir, engellemek ister. Ve o hazza ulaşınca aslında herhangi bir kadınla yaşayacağı hazdan farklı olmadığını görüp hezeyana uğrar. Kendisini aldatan, bireyin bilincine girmeyen türün irade gücüdür.
Aşkta erkek ve kadının doğası belirgin farklar taşır. Erkek doğası gereği vefasız, kadın ise sürekli sadakate eğilimlidir. Erkeğin aşkı doyum bulduğunda azalırken, kadının aşkı o andan itibaren artmaya başlar. Erkeğin gözü hep başka kadınlardadır. Kadın ise tek bir erkeğe sımsıkı sarılır. Bundan dolayı erkeğin eşine sadakati yapay, kadının ki doğaldır.

Üçüncü Bölüm:
Bu bölüm Schopenhauer ‘in aşkta bireylerin seçimlerinin altında yatan nedenleri incelemesini içermekte. Ona göre seçimlerde öncelikle yaşa bakılır. Doğurganlıktan dolayı 18-28 yaş arası idealdir. Güzellikten yoksun gençliğin gene de çekici olduğu ancak gençlikten yoksun güzelliğin çekici olmadığını ifade eder. İkinci bakılacak unsur sağlıktır. Sağlıklı olmayan bireyler hastalıklarını türe aktaracağı için tercih edilmemelidir. Üçüncü unsur iskelet yapısıdır. Kemik yapısı türün tipinin temelidir. Bu yüzden önemlidir. Dördüncü etken kadının belirli bir dolgunlukta olması ceninin beslemesi açısından önemlidir. Beşinci etken ise yüz güzelliğidir.
Kadınlar ise erkek güzelliğine çok az önem verirler. Erkeğin kuvveti buna bağlı cesareti cesur bir koruyucusu olması açısından önemlidir. Kadınlar kendi güzelliklerini aktaracakları için çoğunlukla çirkin erkekleri severler. Bir kadının bir erkeğin kültürüne, entellektüelliğine aşık olması gülünç bir iddiadır. Bir annenin çocuğuna güzel sanatlar vs. eğitimi vermesinin sebebi ise güzel kalça ve dolgun göğüsleri yapay yollardan destekleyen bir zekayı ortaya çıkarmaktır.
Ayrıca tüm bu etkenlere bakılırken her bir birey bedeninin her bir uzvundaki eksiklik ve zaafları karşı cinste düzeltilmesini kovalar, üstelik söz konusu parça ne kadar önemliyse bu arayışta o kadar kararlı ve ısrarlı olur.
Eğer bir adam çok çirkin bir kadına aşık olursa cinsellikten kaynaklıdır ve kendini eksik görmediği için türe aktarılacak özellikleri kendi tamamlayacağını düşünür ve bu çok üst mertebede aşıklık halidir.

Dördüncü Bölüm:
Eğer aşk bir kişiye yönelmiş ise bu kişiye kavuşamama durumunda dünyanın bütün nimetleri hatta hayatın kendisi bile değerini kaybedip intihara kadar gidebilir. Tür bireyden daha önemlidir. Bu yüzden sevenler çokça çabalar ve bu çabayı yüce ve haklı görür. Aşkın çoğu zaman kişiyi trajik, komik durumlara sokmasının nedeni aşık erkeğin ruhunu türün ele geçirmiş ve hakimiyeti altına almış olmasıdır. Türün istediği gerçekleşince kaybolup giden, geride kalan nefret edilen bir eşin mantığı böyle açıklanabilir. Çoğu zaman aklı başında bir erkeğin canavar ruhlu bir kadınla evliliği buna örnektir. Eskilerde bunu aşkın gözü kördür diye nitelendirir.
Aşk evliliğinde de uyumsuzluklar çıkınca yine mutsuzluk gelir. Bir İspanyol atasözü der ki ‘’ Aşk nedeniyle evlenen acılar çekerek yaşamak zorundadır. ‘’ Anne baba tavsiyesi ile evlilikte de değerlendirilmiş yönler başta mutlu etse de sonrasında sorunlu bir mutluluk olarak kalır. Bu durumda bir evlilik ya ortaya çıkacak türe ya da sadece bireyin çıkarlarına ters düşer.

Beşinci Bölüm:
Bu bölümde ‘’oğlancılığı ‘’ ele alan Schopenhauer oğlancılığı yolu sapmış içgüdü olarak tanımlar. Hem doğaya aykırı hem de tiksinti uyandırıcı bu içgüdü yozlaşmış insanların yapacağı tek tük rastlanacak eğilimken aksine dünyanın hemen hemen her yerinde yaygın ve modadır. O dönemin filozof ve yazarları ozanları da bu işe bulaşmışlardır. Platone ve stoacılar bu aşktan başka aşk tanımazlar. Asya ‘da Galliler ‘de hatta islam toplumlarında, hint çin toplumlarında da yaygın olan bu sapkınlığı ölüm cezasına çarptırılarak durdurmaya çalışılsa da gizli saklı varlığını korumaya devam etmiş.
Schopenhauer ‘e göre oğlancılık insanın doğasından kendiliğinden doğmakta fakat doğaya aykırı olarakta bir paradoks oluşturmaktadır. Bu paradoksu Aristotales ‘in çok genç ya da çok yaşlı kişilerin çocuklarının zeka ve bedenen geri olacağını bu yüzden çocuk yapılmaması gerektiği tezi üzerinden açıklamaktadır. Yaşlı erkeklerin çocuk meydana getirmemesi için var olan cinsel dürtülerinin genç oğlanlara yönelimi zayıf, çelimsiz, olgunlaşmamış türlerin meydana gelmesini önler. Yani doğa kendince böyle bir çözüm yolu bulur. Doğa iki kötüden daha az kötü olanı tercih eder ve yine türe hizmet etmiş olur.
‘’ Doğa sadece fiziksel olanı bilir ve tanır ahlaki olanı değil ‘’ … (syf 86)


Etkinlik kapsamında bu kitabı okuyarak Arthur amcayla tanışmamı sağlayan Quidam ‘a çok teşekkür ediyorum. Schopenhauer ‘in aşka dair felsefesini ince bir kitabı dört günde okuyarak, yürek çatlatan uzunluktaki incelememi de iki günde yazarak özümsediğimi düşünüyorum :)) Kitapta yer alan fikirlerin bir çoğuna katılmasam da Arthur amcanın akıl yürütmelerine hayran kalmamak elde değil.
Felsefe severlere keyifli okumalar...

Aysel Turan, Felsefenin Kısa Tarihi'yi inceledi.
17 May 22:59 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Felsefeye ilgi duyorsanız bu kitap bir başlangıç niteliğinde. Akıcı ve anlaşılır anlatımı sayesinde ünlü felsefecilerin hayatları ve dünya görüşleri hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Felsefe; hayatı sorgulamak ve ardından bir anlam arayışı olduğuna göre bu kitap bir başucu eseri olabilir. Sokrates, Platon, Aristotales, Descartes, Karl Max, Nietzche, Santre ve daha bir çok düşünür bu kitapta.

Tayfun, bir alıntı ekledi.
17 May 22:22 · Kitabı okudu · İnceledi · 2/10 puan

Mutluluk; küçük şeyleri fırsata çevirme becerisidir. #Aristotales

Bazı Yollar Yalnız Yürünür, Özgür Bacaksız (Sayfa 115 - Destek Yayınları)Bazı Yollar Yalnız Yürünür, Özgür Bacaksız (Sayfa 115 - Destek Yayınları)

Aristotales'e göre insan bir polis'in polites'i olduğu andan itibaren insandır.

ali bekdas, bir alıntı ekledi.
10 May 18:39

Bir aziz Aristotales'e göre cahil biridir. Öyleyse neden bir azizden öğrenecek daha çok şey olduğunu düşünüyoruz?

Gözyaşları ve Azizler, Emil Michel Cioran (Sayfa 35)Gözyaşları ve Azizler, Emil Michel Cioran (Sayfa 35)
Nuray~, bir alıntı ekledi.
09 May 23:56 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Büyük alimlerden biri de 8. yüzyılda yaşamış olan Cabir İbn-i Hayyan'dır. Esasında kimya bilimiyle başladı, ondan sonra da genişleterek tabiat olaylarıyla ilgilendi. Bu adam diyor ki bize: "Allah insana kainatın bütün sır perdelerini yırtacak kabiliyeti vermiştir!"

Yani beşer bu kainatta her sırrın çözümüne ulaşabilir. Aristotales ise tam tersini söylüyor: "Biz bunu yapamayız" diyor. Cabir İbn-i Hayyan öyle bir adam ki "kâinat, matematiksel ölçüler esasına göre yaratılmıştır" diyor.

Bilim Tarihi Sohbetleri, Fuat Sezgin (Sayfa 80 - Timaş yayınları)Bilim Tarihi Sohbetleri, Fuat Sezgin (Sayfa 80 - Timaş yayınları)

{Ç News}'te Bugün;
Merhabalar Efendim....!!!

Pazar Gününüze Edebiyat katmaya geldik...! Bugüne özel kahvaltı ile güne erken başlayanlarla, bir tek pazarım var uyuyacağım ben diyenler diye ikiye ayrılıyor bu grup. Tabi ki çalışanlar ve eşi'nin zoru ile dışarıya gidenleri ayrı tutuyoruz..!

Kahveleri hazırlayın, {Ç News} Yayında....!!

Günün Sözü:

"Arzu öyle bir şeydir ki, hiç doymak bilmez; bir çok insanların hayatı, arzuları doyurma yollarını aramakla geçer."

~Aristotales

Şimdi; Üç Edebiyat haberi, Üç İnceleme ve Üç Alıntı...!
Hazırsanız, haydi başlayalım....!

En Çok Okunan Ama En Az Anlaşılan Filozof: 26 Maddede Friedrich Nietzsche... Devamı için buyrunuz;

https://listelist.com/nietzsche/

Black Mirror'u kimler izliyor yerine, kimler izlemiyor ki diyelim.. Günümüz insanlarına yani bize çok güzel mesajlar yollayan dizinin yapımcıları bakalım neler demişler.. Röportaj için buyrunuz;

 https://kayiprihtim.com/...mcilariyla-roportaj/

Kundera’dan Küçük Bir Kafka-Hašek Karşılaştırması.. Güzel bir yazı... Okuyun diyorum;

 http://canyayinlari.com/...a-ek-karsilastirmasi

Haberlerimiz bitti... Şimdi sıra günün incelemelerinde;

Mete Özgür 'ün ->> #25684052

Rüveyda Hanım 'ın ->> #26109802

Esra D. 'nin ->> #28051267

"Özenle ve emek harcanarak yazılmış bu incelemeleri öneriyoruz... Her gün üç inceleme diyoruz.. Bu incelemeler kişisel beğenim karşılığında eklenmiştir..! İyi okumalar...!"

İncelemerimiz bitti. Şimdi sırada günün Alıntılarında;

Fox Mulder 'un bugün için seçtiği üç alıntı;

"Hiçbir mutluluk uzun sürmüyordu; bunu biliyordu."

Deniz Feneri, Virginia Woolf  #29246001

~

"Cehennem boşalmış, şeytanlar aramızda."

Kırlangıç Çığlığı, Ahmet Ümit #29246300

~

"Boş insanlar sıkı taraf tutar."

Ey Vatan, Osman Pamukoğlu #29246311

"Alıntıların sonlarında ki linklere giderek, asıl alıntı sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Desteği ve emeği için Fox Mulder'a Teşekkürlerimizle.."

Günün Şarkısını İliştirelim;
https://youtu.be/JctCuJuzuXs

Birlikteliğimizin bugün de sonuna gelmiş bulunmaktayız...
Pazar gününüz güzel geçsin, mutlu olunuz...

Hergün;
Üç Haber, Üç İnceleme, ve Üç Alıntı ile sizlerleyiz...

Sağlıcakla kalın....!

{Ç News}