Bir tohum, koca toprağa düştüğünde yabancıdır yağmura, güneşe, rüzgara ve belki ona kaderinden de ayrı o tomurcuk sancısı tek birşeyi fısıldar; Yaşamı... İnançla büyümeye başlar tohum, serpilir, filizlenir.. boy verir. Ve sonra tabiatına uygun, yazgısına uygun misalde bizim nitelendirdiğimiz isimlerde bir vücut olur. Şifa, lezzet ve Yaşam...
Elbette eksiğimiz çok ve bizler Dilhûn'un önderliğinde bir tohumuz, önyargılar, tüm engeller, olumsuz bakışlar dahil bu umman gibi toprakta.. Ama niyet, bir kader gibi temiz ve berrak. Ve biz o niyetle, o inançla fırtınalarıda hesaba katıp yürüyoruz ve yürüyeceğizde.
Gerçekten fikirleri olan, en keskin olsa dahi paylaşmalı fikrimce.. Zira bir tohumdan da hasıl olan gülü tanıyan eller onu çetin bir koparışla toprağından etse dahi yeni filizleri rüzgarından esirgemez. O yeni filizler ki vücut bulur.
Aksi durumda gerçek bir fikri olmayan, yağmursuz bir bulutun dahi yer tutmadığı sözleriyle, varlığıyla kalması kafidir.
Yıkmak kolaydır.
Ey fikir sahibi.. Senin tercihin hangisi?
Yüreğindeki, fikirlerindeki tohum ne alemde?
Ya ellerin, gül kokusunun gölgesi var mı?